Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği, Gömeç, Ayvalık, Kozak Yaylası ve çevresinde meydana gelen yangından en fazla etkilenen yerleşimlerden Bağyüzü Mahallesi'nde incelemelerde bulundu. Dernek üyeleri, bölgedeki üreticiler, çiftçiler, kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek yangının ardından yaşanan tabloyu yerinde değerlendirdi.
Ziyaret sonrası sosyal medya hesaplarından bir video paylaşan dernek, sahada karşılaştıkları manzaranın ağır olduğunu ancak bölge insanının geleceğe dair umudunu ve mücadele kararlılığını koruduğunu vurguladı.
Paylaşımda, yangında yalnızca ormanların değil, köyün hafızasını oluşturan zeytinliklerin, üzüm bağlarının, tüm canlı yaşamın ve yılların emeği olan fıstık çamlarının da büyük zarar gördüğü ifade edildi. Buna rağmen, bölgenin ortak akıl ve dayanışmayla yeniden ayağa kaldırılabileceğine olan inanç dile getirildi.
Dernek açıklamasında, yanan alanların önemli bir bölümünün özel mülkiyet statüsünde bulunduğuna dikkat çekilerek, ekolojik onarım sürecinin piyasa koşullarına ya da bireysel çabalara bırakılmaması gerektiği belirtildi. Ormanların ve tarım alanlarının toplumun ortak yaşam alanları olduğu vurgulanırken, doğanın iyileşmesine katkı sunmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğu kaydedildi.
"Dayanışma ağı kurulmalı"
Açıklamada, yangın sonrası yürütülecek çalışmaların yalnızca kısa süreli yardım faaliyetleriyle sınırlı kalmaması gerektiği belirtilerek, kır ve kentin birlikte hareket edeceği, ekoloji ve üretim odaklı uzun soluklu bir dayanışma ağının oluşturulmasının önemine işaret edildi.
Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği, yangından etkilenen diğer köylerde de doğanın ve bölge insanının ihtiyaçlarını takip etmeyi sürdüreceklerini belirterek, Kozak Yaylası için "doğa ve insan odaklı, dirençli bir yaşamı birlikte yeniden yeşertme" çağrısında bulundu.
Dernek açıklaması, "Kozak Yaylası kadar hayati değerdeki bir coğrafya için yıkan değil, yeşerten hayalleri birlikte kuralım." mesajıyla sona erdi.
AYVALIK KENT ÇALIŞMALARI DERNEĞİ'NİN TESPİTLERİ VE ÇAĞRISI
"2 Ağustos Pazar günü, Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği olarak Kozak Yaylası ve çevresi yangınından en çok etkilenen yerleşimlerden Bağyüzü’ndeydik.
Sahada gördüğümüz tablo ağır olsa da, çiftçilerle, üreticilerle, gençlerle, kadın arkadaşlarla yan yana geldiğimizde asıl hissettiğimiz duygu çaresizlik değil; yaşam alanlarımızı, üretimi ve geleceğimizi savunma iradesiydi.
Yalnızca “ağaç” değil; köyün belleği olan zeytinlikler, tüm canlı yaşam, üzüm bağları ve on yılların emeği fıstık çamları zarar gördü. Ancak varoluşumuzu ve geçimlik ekonomimizi ortak akılla, köklerinden yeniden var edecek güce sahibiz.
Yanan alanların büyük kısmının özel mülkiyet statüsünde olması, ekolojik onarım sürecini piyasa koşullarına veya yalnızlığa terk edemez. Ormanlar ve tarım alanları hepimizin yaşam alanlarıdır; doğanın iyileşmesine izin verme sorumluluğu da hepimizindir.
Bu süreç, anlık bir yardım refleksinin çok ötesinde; kır ve kentin omuz omuza vereceği, ekoloji ve üretim temelli, uzun erimli bir “dayanışma” ağının ilk adımı olmalıdır.
Yangından etkilenen diğer köylerimizde de doğanın ve insanın ihtiyaçlarının takipçisi olmaya, omuz vermeye devam edeceğiz.
Kozak Yaylası’nda doğa ve insan odaklı, yeni felaketleri beklemeyen dirençli bir yaşamı ortak aklımızla, dayanışmayla yeniden yeşertelim.
Kozak Yaylası kadar hayati değerdeki bir coğrafya için yıkan değil yeşerten bambaşka hayalleri birlikte kuralım."





