Yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, fikri mülkiyet hakları ve cezai sorumluluk gibi temel hukuki kavramların yeniden tartışılmasına yol açtı. Anadolu Ajansının “Yapay Zekanın Etik Sınavı” başlıklı dosyasında, yapay zeka kullanımının hukuki boyutları, üretilen içeriklerin telif haklarına etkisi ve olası ihlallerde sorumluluğun kimde olduğu ele alındı.


“ESER SAHİBİ ANCAK GERÇEK KİŞİ OLABİLİR”

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Çoğalan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun eseri doğrudan kişiyle ilişkilendirdiğini belirterek, sanat eserlerinin yalnızca gerçek kişiler tarafından üretilebileceğini ifade etti.

Çoğalan, gerçek bir eser ve eser sahibi söz konusu olduğunda telif hakkı korumasının devreye girdiğini vurgularken, yapay zeka ile üretilen içeriklerde ise komut veren kişinin yaratıcılığının belirleyici olduğunu söyledi. Eğer bu yaratıcılık yoksa, ortaya çıkan içeriğin “eser” niteliği kazanmasının tartışmalı hale geldiğini dile getirdi.


DEEPFAKE UYARISI: HEM VERİ HEM İTİBAR İHLALİ

Son dönemde kişisel veriler kullanılarak sahte fotoğraf ve videolar üretilebildiğine dikkat çeken Çoğalan, DeepFake teknolojisinin ciddi riskler barındırdığını belirtti. Bu yöntemle kişilere ait görüntülerin manipüle edilerek gerçekte yaşanmamış olayların gerçekmiş gibi sunulabildiğini ifade etti.

Bu tür içeriklerin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturabileceğini vurgulayan Çoğalan, “Bu durumda hem kişisel veriler hem de kişinin şeref ve haysiyeti ihlal ediliyor.” dedi.


“YAPAY ZEKA DEĞİL, ONU KULLANAN SORUMLU”

Türk Ceza Hukuku’nda failin yalnızca gerçek kişi olabileceğini belirten Çoğalan, yapay zekanın hukuki anlamda fail kabul edilemeyeceğini söyledi. İrade, kusur ve kast gibi kavramların yalnızca insana yüklenebileceğini ifade eden Çoğalan, şu değerlendirmede bulundu:

“Yapay zekanın kendisi değil, onu hukuka aykırı şekilde kullanarak içerik üreten ve yayan kişiler sorumlu tutulur. Teknoloji hızla gelişiyor ancak hukuk bu hızın gerisinde kalabiliyor. Bu nedenle yeni düzenlemeler kaçınılmaz.”


TELİF HAKKINDA KRİTİK AYRIM: TARZ MI, KOPYA MI?

Hacettepe Üniversitesi Fikri Mülkiyet Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Barış Gözübüyük ise yapay zeka içeriklerinin telif boyutuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Gözübüyük, bir eserin birebir kopyalanmasının açık şekilde telif hakkı ihlali olduğunu ancak bir sanatçının tarzının taklit edilmesinin her zaman ihlal sayılmayacağını belirtti. Üslup benzerliğinin telif ihlali oluşturup oluşturmadığının ise hukuken tartışmalı bir alan olduğuna dikkat çekti.


FARKLI HUKUK SİSTEMLERİ, FARKLI YAKLAŞIMLAR

Yapay zeka modellerinin telifli eserlerle eğitilmesi konusunda farklı ülkelerin farklı yaklaşımlar benimsediğini ifade eden Gözübüyük, Amerikan hukukunda bunun genellikle ihlal sayılmadığını, Kıta Avrupası hukukunda ise bilimsel araştırmalar için serbest bırakılabildiğini ancak ticari kullanımda eser sahibinin itiraz hakkı bulunduğunu aktardı.

Ayrıca bir kişinin sesinin yapay zeka ile kullanılması durumunda telif hukukundan ziyade kişilik hakları çerçevesinde değerlendirme yapılmasının daha doğru olacağını vurguladı.


“KOMUT VERMEK ESER SAHİPLİĞİ DOĞURMAZ”

Eserin temel unsurunun “hususiyet” olduğunu belirten Gözübüyük, teknik katkıların tek başına eser oluşturmayacağını ifade etti. Veri girişi ve algoritmik düzenlemelerin yaratıcı katkı sayılmadığını belirten Gözübüyük, bu nedenle yapay zeka çıktılarının çoğu durumda eser olarak kabul edilemeyeceğini söyledi.

Yapay zekaya verilen komutların eser sahipliği doğurup doğurmadığına ilişkin tartışmalara da değinen Gözübüyük, bazı görüşlerin ayrıntılı komutları yeterli gördüğünü ancak baskın görüşün bunu reddettiğini belirtti.

Bu tartışmanın merkezinde “black box” (kara kutu) problemi yer alıyor. Yapay zekanın girdilerle çıktılar arasındaki üretim sürecinin tam olarak anlaşılamadığını ifade eden Gözübüyük, bu belirsizliğin eser sahipliği iddialarını zayıflattığını dile getirdi.


HUKUKÇULAR UYARIYOR: TEKNOLOJİ HUKUKTAN HIZLI

Uzmanlar, yapay zeka teknolojilerinin gelişim hızının mevcut hukuki düzenlemelerin önüne geçtiğini belirterek, hem telif hakları hem de cezai sorumluluk açısından yeni ve kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı