Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı, üstün yetenekli çocuklara yönelik toplumda yaygın olan yanlış inanışların, çocukların potansiyellerini gerçekleştirmelerinin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu ifade etti.
Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Sayı, üstün yetenekli çocuklarla ilgili en yaygın mitlerden ilkinin, “üstün yetenekli çocuklar okulda başarılıdır” düşüncesi olduğunu belirtti. Bu inanışın gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Sayı, üstün yetenekli çocukların yaklaşık yüzde 66’sının okulda potansiyelinin altında başarı gösterdiğine dikkat çekti.
Bu durumun temel nedeninin, çocukların özelliklerine uygun eğitim ortamlarından yoksun olmaları olduğunu belirten Sayı, bu öğrencilerin zorlayıcı, esnek ve bireysel öğrenme hızlarına duyarlı eğitim modellerine ihtiyaç duyduklarını aktardı.
Üstün yetenekli çocukların yüksek notlar ya da dışsal ödüllerle motive olmadığını dile getiren Sayı, “Bu çocuklar için önemli olan, kendi iç standartlarına göre başarılı olmaktır. Anlamsız ve tekrar eden ödevlere karşı direnç gösterebilirler. Zamanlarını verimli kullanmak isterler. Bu nedenle onları anlayan bir okul, öğretmen ve sürdürülebilir bir eğitim ekosistemi şarttır.” ifadelerini kullandı.
“Duygusal olarak da desteklenmeliler”
Sayı, ikinci büyük yanılgının ise “üstün yetenekli çocukların yardıma ihtiyacı yoktur” düşüncesi olduğunu belirterek, bunun en riskli mitlerden biri olduğunu kaydetti.
En iyi sporcuların bile bir koça ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Sayı, üstün yetenekli çocukların da alan bilgisi güçlü, pedagojiye hakim, yaratıcı ve idealist öğretmenlere ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Öğretmenin yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda mentörlük rolü üstlenen bir rehber olması gerektiğini belirten Sayı, bu çocukların duygusal olarak desteklenmesinin hayati önemde olduğunu ifade etti.
Üçüncü mitin ise “üstün yetenekli çocuklar hayatta mutlaka başarılı olur” algısı olduğunu dile getiren Sayı, “Üstün yetenek etiketi beraberinde yüksek başarı beklentisi getiriyor. Oysa başarı yalnızca yetenekle değil; uygun eğitim, fırsatlar, ilgi, motivasyon ve duygusal destekle şekillenir. Bilimsel çalışmalar, üstün yetenekli çocuklarla diğer çocuklar arasında akademik başarı, psikolojik iyi oluş ve yaşam memnuniyeti açısından belirgin bir fark olmadığını göstermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Üstün yetenekli çocukların yüksek duyarlılık, güçlü adalet duygusu ve sıra dışı düşünme özellikleri nedeniyle duygusal olarak daha kırılgan olabildiklerini belirten Sayı, farklı düşündükleri için çoğu zaman anlaşılmakta zorlandıklarını ifade etti.
Sayı, “Üstün yetenekli çocuklar ideal öğrenci değildir. Doğru anlaşılmadıklarında potansiyellerinin altında kalabilirler. Üstün yetenekli çocuklar bu dünyanın değerleridir. Onları anlamak, desteklemek ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri ortamları oluşturmak hepimizin sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.




