SPK’nın 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesinin ardından yüz binlerce yatırımcının en çok merak ettiği soru “Paramı geri alabilecek miyim?” oldu. Marmara Capital CEO’su Haydar Acun ise tasfiye kapsamındaki fonlara ilişkin yaptığı hesaplamayla dikkat çeken bir tablo ortaya koydu.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kararı sonrası yatırımcıların fonlardaki paralarının bir anda “yok olması” söz konusu değil.
Tasfiye sürecinde fonların portföylerindeki varlıkların nakde çevrilmesi ve oluşan nakdin yatırımcılara sahip oldukları fon payları oranında aktarılması öngörülüyor.
Ancak yatırımcıların sonunda ne kadar para alabileceği, fon portföylerinde bulunan varlıkların hangi fiyatlardan ve ne ölçüde nakde dönüştürülebileceğine bağlı olacak.
Tartışmanın düğümlendiği nokta da tam olarak burada.
Marmara Capital CEO’su Haydar Acun, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü ve portföylerindeki bazı hisse senetlerinin gerçek anlamda ne kadar nakde çevrilebileceğine ilişkin çarpıcı bir hesaplama yaptı.

Haydar Acun: 511 Bin Yatırımcının 24,5 Milyar Doları Bu Fonlarda
Haydar Acun'un verdiği rakamlara göre yaklaşık 511 bin yatırımcının 24,5 milyar dolarlık varlığı tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunuyor.
Acun, bu tutarın yaklaşık 20 milyar dolarlık bölümünün, doğrudan veya para piyasası fonlarındaki ters repo teminatları üzerinden dolaylı olarak, değerinin manipülasyonla yükseltildiğini öne sürdüğü yaklaşık 15-20 hisse senediyle bağlantılı olduğunu savundu.
Asıl dikkat çekici iddia ise bu 20 milyar doların ne kadarının gerçek anlamda nakde çevrilebileceği konusunda geldi.
Acun'a göre söz konusu hisseler yaklaşık üç aylık tasfiye sürecinde piyasada satılmak istendiğinde, özel bir alıcı bulunmaması halinde kağıt üzerinde görünen değerin tamamını tahsil etmek mümkün olmayabilir.
Acun yaptığı kaba hesaplamada, bu tutarın yalnızca yüzde 5 ila yüzde 10'unun nakde dönüştürülebileceğini öne sürdü.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde yaklaşık 20 milyar dolarlık kağıt üzerindeki değerden 1 ila 2 milyar dolar civarında nakit elde edilebileceğini hesapladı.
Ancak bu rakamlar yatırımcıların paralarının yüzde 90-95'ini kesin olarak kaybedeceği anlamına gelmiyor.

Söz konusu oranlar SPK tarafından açıklanmış resmi bir tahsilat veya kayıp oranı değil; Haydar Acun'un belirli hisselerin piyasada satılması senaryosu üzerinden yaptığı değerlendirmeden oluşuyor.
Peki Yatırımcı Parasını Çekebilecek mi?
SPK’nın açıkladığı tasfiye sistemine göre yatırımcılar açısından süreç klasik bir fon satış işlemi gibi yürümeyecek.
Fon portföylerinde bulunan varlıklar tasfiye sürecinde likidite koşulları dikkate alınarak nakde çevrilecek. Elde edilen nakit ise yatırımcıların mutabakat sağlanan hesaplarına sahip oldukları fon payları oranında aktarılacak.
Dolayısıyla yatırımcı açısından “fonumda görünen tutarın tamamını bugün çekeyim” şeklinde bir mekanizmadan ziyade, varlıkların satışı gerçekleştikçe ödeme yapılması esas olacak.
Tasfiye süreci için öngörülen azami süre ise üç ay.

Tera Portföy bünyesindeki fonların tasfiye işlemlerini Türkiye İş Bankası yürütürken; A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy'e ait fonların tasfiye işlemleri Ziraat Bankası tarafından gerçekleştirilecek.
Burada kritik nokta, ekranda görünen fon değerinin tasfiye sonunda yatırımcının eline geçecek tutarla mutlaka aynı olmak zorunda olmaması.
Fonun sahip olduğu varlıkların hangi fiyatlardan satılabileceği, sonuçta oluşturulabilecek nakit miktarını doğrudan etkileyecek.

Acun’dan “Yeddiemin Hesabı” Önerisi
Haydar Acun, yalnızca fon portföylerindeki varlıkların satılmasının yatırımcıların uğrayabileceği zararı karşılamak için yeterli olmayabileceğini savunuyor.
Acun'a göre tasfiye sırasında yatırımcıların başlangıçta yatırdığı para miktarlarının yatırımcı bazında belirlenmesi ve dağıtım yapılırken hakkaniyet açısından bu tutarların dikkate alınması gerekiyor.
Acun bunun yanında ABD'deki Madoff vakasının ardından uygulanan tahsilat süreçlerine benzer ayrı bir mekanizmanın Türkiye'de de değerlendirilmesini önerdi.
Buna göre fon tasfiyesinden bağımsız özel bir “yeddiemin hesabı” oluşturulması; yapılacak hukuki süreçler sonucunda manipülasyonda veya hukuka aykırı işlemlerde sorumluluğu bulunduğu kesinleşen kişi ve kuruluşların malvarlıklarından elde edilecek kaynakların yatırımcı zararlarının karşılanmasında kullanılması gerektiğini savundu.
Acun ayrıca sorumluluğu hukuken ortaya konulan lisanslı piyasa çalışanlarının sermaye piyasalarından men edilmesi, ilgili portföy yönetim şirketleri ve aracı kurumların faaliyet izinlerinin iptal edilmesi ve gerekli şartların oluşması halinde ilgili halka açık şirketlere yönelik borsa kotuyla ilgili yaptırımların değerlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Sonuç olarak yatırımcı açısından bugün için kesinleşmiş bir “şu kadarını geri alacaksınız” oranı bulunmuyor.
Fonlarda bulunan para doğrudan ortadan kaybolmuş sayılmıyor; ancak yatırımcıya ne kadar ödeme yapılabileceği, tasfiye kapsamındaki varlıkların ne ölçüde ve hangi fiyatlardan nakde çevrilebileceğinin ardından netleşecek.





