Tahliye Taahhütnamesinde İstinaf Kararı: Kiracının Başvurusu Reddedildi
Tahliye taahhütnamesinin tarih bölümlerinin boş bırakılarak imzalatıldığını savunan kiracı, ev sahibiyle yaşadığı hukuk mücadelesinde istinaf aşamasında da istediği sonucu alamadı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, kiracının başvurusunu esastan reddederek ilk derece mahkemesinin tahliye kararını korudu. Kararda, tarihler sonradan doldurulmuş olsa bile bunun tek başına taahhütnameyi geçersiz kılmayacağı, iddianın somut delillerle desteklenmesi gerektiği değerlendirildi.
Avukat Gizem Gonce’nin aktardığı dosyada, kiracı belgenin kira sözleşmesiyle birlikte ve tarih alanları boşken imzalatıldığını ileri sürdü. Ancak bu savunmayı destekleyen yazılı bir belge sunulamadı. Uyuşmazlıkta tahliye taahhütnamesinin düzenlenme koşullarının yanı sıra icra takibi ve dava süreleri de incelendi.
Kira Uyuşmazlığı Nasıl Başladı?
Taraflar arasında 11 Temmuz 2019 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi imzalandı. Daha sonra uyuşmazlığa konu olan tahliye taahhütnamesinde düzenleme tarihi 12 Ağustos 2022, taşınmazın boşaltılacağı tarih ise 12 Temmuz 2023 olarak yer aldı.
Ev sahibi, kiracının taahhütnamede belirtilen tarihte evi boşaltmayı kabul ettiğini ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini savundu. Taşınmazın boşaltılmaması üzerine 17 Temmuz 2023’te icra takibi başlatıldı.
Tahliye emri 28 Temmuz’da kiracıya tebliğ edildi. Kiracı ise 31 Temmuz’da icra takibine itiraz etti. Ev sahibi, itirazın haksız olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurarak itirazın iptalini ve tahliye sürecinin devamını istedi.
Kiracı, Tahliye Taahhütnamesinin Boş İmzalandığını Savundu
Kiracının itirazında, belgenin hangi koşullarda imzalandığı önemli yer tuttu. Avukat Gizem Gonce’nin aktardığı bilgilere göre kiracı tarafı, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesiyle aynı anda, tarih bölümleri boş bırakılarak imzalatıldığını öne sürdü.
Savunmada, taahhütnamenin üzerinde yazan düzenleme tarihinde ev sahibinin Yunanistan’da, kiracının ise Edirne’de bulunduğu da dile getirildi. Kiracı ayrıca ev sahibinin kira bedelinde fahiş artış talep ettiğini, bu talebin kabul edilmemesi üzerine tahliye yoluna başvurulduğunu iddia etti.
Kiracı tarafı, belgenin geçerlilik koşullarını taşımadığını ileri sürerek davanın reddini talep etti. Ancak mahkeme değerlendirmesinde, bu iddiaların somut delillerle desteklenip desteklenmediği belirleyici oldu.
İlk Derece Mahkemesi Tahliyeye Hükmetti
Ev sahibinin açtığı davayı inceleyen ilk derece mahkemesi, kiracının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verdi. Mahkeme ayrıca icra takibinin devamına ve taşınmazın tahliyesine hükmetti.
Karara karşı istinaf yoluna başvuran kiracı, tahliye taahhütnamesinin düzenlenme koşullarına ilişkin itirazlarını üst mahkemeye taşıdı. Dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi ise ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmayı gerektiren bir neden bulunmadığı sonucuna vardı.
Tahliye Taahhütnamesinde Tarihlerin Sonradan Doldurulması
Dosyada öne çıkan hukuki meselelerden biri, tarih alanları boş bırakılarak imzalandığı ileri sürülen tahliye taahhütnamesinin sonradan tamamlanmasının belgeyi geçersiz kılıp kılmayacağı oldu.
Avukat Gizem Gonce’nin aktardığı karara göre, tarihlerin sonradan doldurulmuş olması tek başına geçersizlik nedeni sayılmadı. Belgenin kiralananın tesliminden önce alındığı veya tarihlerin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde yazıldığı yönündeki savunmanın kanıtlanması gerektiği vurgulandı.
Kiracı, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı tarihte imzalatıldığını ve daha sonra anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu ileri sürdü. Ancak bu iddiayı destekleyen yazılı bir belge dosyaya sunulamadı.
Bu nedenle uyuşmazlıkta yalnızca belgenin boş imzalandığı iddiası değil, iddianın hangi delillerle ortaya konulduğu da önem taşıdı.
Türk Borçlar Kanunu’nun 352. Maddesi Ne Öngörüyor?
Avukat Gizem Gonce, değerlendirmesinde Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi kapsamında tahliye taahhüdünün koşullarına da değindi.
Aktarılan açıklamaya göre tahliye taahhüdünün yazılı olması, kiralananın tesliminden sonra verilmesi ve kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı üstlenmesi gerekiyor. Kiralananın tesliminden önce veya ilk kira sözleşmesi kurulurken alınan taahhütler bakımından ise kiracının özgür iradesi önemli bir değerlendirme konusu olarak öne çıkıyor.
İncelenen dosyada kiracı, belgenin bu koşullara uygun hazırlanmadığını savundu. Ancak mahkeme, taahhütnamenin belirtilen koşullarda alındığı ve sonradan anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğu yönündeki iddiaların yazılı delille desteklenmediğini değerlendirdi.
İcra Takibi Ve Dava Süreleri De İncelendi
İstinaf incelemesinde yalnızca tahliye taahhütnamesinin geçerliliğine ilişkin itirazlar değil, tarafların yasal süreler içinde işlem yapıp yapmadığı da ele alındı.
Avukat Gizem Gonce’nin aktardığı bilgilere göre, taahhütnamede taşınmazın boşaltılması için belirtilen 12 Temmuz 2023 tarihinin ardından 17 Temmuz’da başlatılan icra takibinin bir aylık yasal süre içinde olduğu tespit edildi.
Kiracının 31 Temmuz’da yaptığı itirazın süresinde olduğu, ev sahibinin de itirazın iptali davasını yasal süresi içinde açtığı belirlendi. Mahkeme, ilk derece mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararını usul ve yasaya uygun buldu.
İstinaf Mahkemesinin Kararı Ne Anlama Geliyor?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, kiracının istinaf başvurusunu esastan reddetti. Böylece ilk derece mahkemesinin tahliye yönündeki kararı korundu.
Dosyada dikkat çeken nokta, tarihlerin sonradan doldurulmuş olmasının tek başına tahliye taahhütnamesini geçersiz kılmak için yeterli görülmemesi oldu. Kiracının belgenin hangi koşullarda imzalandığına ve sonradan nasıl tamamlandığına ilişkin iddialarını delillerle desteklemesi gerektiği değerlendirildi.
Bununla birlikte, bu kararın her tahliye taahhütnamesi uyuşmazlığında otomatik olarak aynı sonucun doğacağı anlamına gelmediği unutulmamalı. Her dosyada belgenin hazırlanma koşulları, tarafların iddiaları, sunulan deliller ve yasal süreler ayrı ayrı değerlendirilir.





