Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, Türkiye’nin rüzgâr enerjisi kapasitesinin doğal gaz ithalatını azaltarak ülke ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağladığını belirtti. Erden, mevcut mekanik rüzgâr kapasitesinin güncel enerji fiyatları üzerinden yapılan hesaplamayla yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık tasarruf imkânı sunduğunu söyledi.

Anadolu Ajansı (AA) Enerji Terminali Programı’na konuk olan Erden, Türkiye’nin elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının arttığını, rüzgâr enerjisinin de enerji arz güvenliği açısından stratejik bir konuma ulaştığını ifade etti.

Rüzgâr kapasitesi 15 bin 900 megavata ulaştı

Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün 126 bin megavat seviyesinde bulunduğunu belirten Erden, Ekim 2026 itibarıyla karasal rüzgâr enerjisinin elektriksel kurulu gücünün 15 bin 900 megavata ulaştığını açıkladı. Ağustos 2026’da elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 13’ü rüzgâr enerjisinden karşılandı.

Türkiye’nin rüzgâr enerjisi yatırımlarını özellikle 2009-2010 döneminden itibaren hızlandırdığını kaydeden Erden, geçen yıl dünya genelinde 165 bin megavatlık yeni rüzgâr kapasitesi devreye alınırken Türkiye’nin bu artışa 2 bin megavatla katkı sağladığını bildirdi.

Türkiye’nin küresel rüzgâr enerjisi kurulumlarındaki payının yaklaşık yüzde 1,2 olduğunu belirten Erden, bu oranın ülkenin dünya ekonomisindeki payının üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Her 1000 megavat 250 milyon dolar tasarruf sağlıyor

Rüzgâr enerjisinin ekonomik katkısına dikkat çeken Erden, kurulan her 1000 megavatlık yeni kapasitenin güncel enerji fiyatlarıyla doğal gaz ithalatını yıllık yaklaşık 250 milyon dolar azaltma imkânı sunduğunu belirtti.

Türkiye’nin 16 gigavatı aşan mekanik rüzgâr kapasitesinin doğal gaz ithalatında yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli taşıdığını ifade eden Erden, yerli doğal gaz üretiminin artması ve yenilenebilir enerji yatırımlarının genişlemesiyle uzun vadede enerji ithalat faturasının düşebileceğini söyledi.

Rüzgâr enerjisinin öneminin Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmaların ardından daha da arttığını vurgulayan Erden, bu kaynağın uluslararası enerji nakil hatlarına, kritik geçiş güzergâhlarına ve ambargolara bağımlı olmamasının Türkiye açısından arz güvenliği avantajı oluşturduğunu kaydetti.

Balıkesir’in de içinde bulunduğu sanayi hattı büyüyor

Türkiye’nin rüzgâr enerjisi alanındaki yatırımları, yerli üretim altyapısının gelişmesine de katkı sağlıyor. Erden, İzmir’den Balıkesir, Bursa ve Yalova üzerinden İstanbul’a uzanan hattın rüzgâr enerjisi sanayisinde önemli bir üretim kümelenmesine dönüştüğünü belirtti.

Özellikle yerli aksam destekleriyle gelişen sektörün, rüzgâr türbinleri, türbin bileşenleri ve ham madde üretiminde önemli bir noktaya ulaştığını ifade eden Erden, Türkiye’nin bu ürünlerin ihracatından yıllık 2-2,5 milyar dolar gelir elde ettiğini bildirdi.

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projelerinde kullanılan türbinlerde yerlilik oranının yüzde 65’e ulaştığını aktaran Erden, Türkiye’de 5 kule üreticisi ve 2 kanat üreticisinin faaliyet gösterdiğini, yeni yatırımlarla kanat fabrikası sayısının 3’e çıkmasının beklendiğini söyledi.

Jeneratör, motor, kule içi bileşenler ve kanat ham maddeleri üreten tesislerin farklı sanayi kollarına da katkı sunduğunu belirten Erden, rüzgâr enerjisi sektöründe yaklaşık 30 bin kişinin çalıştığını açıkladı. Erden’in verdiği bilgiye göre sanayicilerin yüzde 75’i önümüzdeki üç yılda yeni yatırım veya kapasite artışı planlıyor.

2035 hedefi 48 gigavat rüzgâr kapasitesi

Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine de değinen Erden, rüzgâr ve güneş enerjisinde 2035 yılı için belirlenen toplam 120 gigavatlık kurulu güç hedefini hatırlattı. TÜREB olarak bu kapasitenin 48 gigavatlık bölümünün rüzgâr enerjisinden karşılanmasını hedeflediklerini belirtti.

Türkiye’nin geçen yıl Avrupa’da en fazla yeni karasal rüzgâr kurulumu gerçekleştiren ikinci ülke olduğunu ifade eden Erden, kurulu güç bakımından altıncı, rüzgâr enerjisi sanayisinde ise beşinci sırada bulunduğunu kaydetti. Denizüstü rüzgâr projelerinin de sektörün büyümesine katkı sağlaması bekleniyor.

Erden, 2035’e kadar rüzgâr ve güneşte toplam 120 gigavatlık kurulu güce ulaşılabilmesi için her yıl yaklaşık 8 bin megavatlık yeni kapasitenin devreye alınması gerektiğini vurguladı.

Yıllık tasarruf 10-12 milyar dolara çıkabilir

TÜREB’in 48 gigavatlık rüzgâr kapasitesi hedefinin gerçekleşmesi durumunda, rüzgârdan elektrik üretiminin yaklaşık üç katına çıkması ve doğal gaz ithalatında önlenen tutarın yıllık 10-12 milyar dolar seviyesine ulaşması öngörülüyor.

Erden, bunun mevcut yaklaşık 4 milyar dolarlık tasarruf imkânına ek olarak yıllık 6-8 milyar dolarlık bir katkı anlamına geldiğini belirtti.

Bu hedefe ulaşılabilmesi için kapasite tahsislerinin yanı sıra elektrik şebekesi yatırımlarının artırılması, izin süreçlerinin hızlandırılması ve uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğini ifade eden Erden, Ulusal Enerji Planı kapsamında şebeke yatırımları için 24 milyar dolarlık finansman ihtiyacı bulunduğunu söyledi. Uluslararası finans kuruluşlarıyla yürütülen çalışmalar kapsamında imzalanan ve taahhüt edilen finansmanın ise 7,5-8 milyar dolar düzeyinde olduğunu bildirdi.

Elektrikli araçların yaygınlaşması, veri merkezlerinin büyümesi, yapay zekâ uygulamaları ve sanayide elektrifikasyonun hızlanmasıyla elektrik talebinin önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artacağını belirten Erden, bu gelişmelerin yenilenebilir enerji kapasitesinin genişletilmesini daha da önemli hâle getirdiğini kaydetti.

Kaynak: Anadolu Ajansı