ÜMMET ŞENGÜL


Yaz aylarında Balıkesir'de karasinek, sivrisinek ve haşere sorununun giderek büyüdüğünü geçtiğimiz günlerde bu köşede ayrıntılarıyla ele almış, mücadelenin yalnızca akşam saatlerinde araçlarla havaya ilaç püskürtmekten ibaret olamayacağını anlatmaya çalışmıştık. Bilimsel gerçek ortada... Haşereyle mücadelede başarı, sinekler milyonlarca birey haline geldikten sonra değil, henüz larva dönemindeyken başlıyor. Üreme alanları kontrol altına alınmadan, larva kaynakları ortadan kaldırılmadan yapılan erişkin sinek ilaçlamalarının kalıcı sonuç vermesi mümkün görünmüyor.

Aradan çok geçmedi. Bu kez aynı sorunu Balıkesir'in en önemli mesire alanlarından biri olan Değirmenboğazı'nda bizzat yaşadık.

Yazın kavurucu sıcaklarında denize gidemeyen, sahile ulaşma imkânı olmayan binlerce vatandaş için Değirmenboğazı, birkaç saatliğine nefes alınabilecek en önemli yeşil alanlardan biri. Serin ağaçların altında oturmak, çocuklarla vakit geçirmek, ailece piknik yapmak isteyenlerin ilk tercih ettiği yerlerden biri...

Üstelik içinde bulunduğumuz dönemde ateşli piknik yapmak yasak. Son derece doğru bir karar. Sıcaklıkların rekor seviyelere ulaştığı, rüzgârın etkisini artırdığı bu günlerde küçücük bir kıvılcım bile Değirmenboğazı'nı birkaç saat içinde küle çevirebilir. Allah korusun, Balıkesir'in oksijen deposunu kaybetmenin telafisi olmaz. Ateş yakmadan da piknik yapılır, mangalsız da güzel vakit geçirilir.

Ama insanın her saniye karasinek kovalamak zorunda kaldığı, sivrisineklerin sürekli ısırdığı, haşerelerin sofranın etrafında cirit attığı bir ortamda huzur bulması mümkün mü?

Asıl düşündürücü olan da bu...

İşin yalnızca sinek boyutu da yok.


Değirmenboğazı'nda dolaşırken insanı üzen başka bir manzarayla da karşılaşıyorsunuz. Piknik yapan bazı vatandaşlar ne yazık ki çöplerini toplamıyor. Yerlere bırakılmış poşetler, yiyecek artıkları, plastik şişeler, içecek kutuları, kâğıtlar ve sigara izmaritleri birçok noktada göze çarpıyor.

Bu görüntü hiçbirimize yakışmıyor.

Vatandaş ortak yaşam alanına sahip çıkmalı. Orası yalnızca bugün piknik yapanların değil, yarın gelecek insanların da hakkı. Herkes kendinden sonra gelecek olana saygı göstermek zorunda. Çöpünü toplayıp konteynere bırakmak bu kadar zor olmamalı.

Ancak madalyonun diğer yüzü de var.

Vatandaş kirletmesin ama belediye de temizlesin.

Ortak kullanım alanlarında düzenli temizlik yapılmadığında, özellikle organik atıkların bulunduğu noktalarda karasineklerin hızla çoğalması kaçınılmaz hale geliyor. Geçen yazımızda da vurgulamıştık; karasinekler organik atıkların bulunduğu alanlarda olağanüstü hızla ürüyor. Bu nedenle temizlik de haşere mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.


Sorunun en çarpıcı örneklerinden biri ise ONHANN Restoran...

Burası sıradan bir işletme değil. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin prestij mekânlarından biri olarak hizmet veriyor.

Düşünün...

Ailenizle birlikte kahvaltıya geldiniz.

Siparişinizi verdiniz.

Masaya oturdunuz.

Daha ilk dakikada davetsiz misafirler geliyor.

Onlarca değil, adeta yüzlerce karasinek aynı anda sofranıza konuyor. Peynirin üzerinde, reçelin üzerinde, ekmeğin üzerinde, çayın etrafında... Bir lokma alıyorsunuz, ardından sinek kovalıyorsunuz. Çocuklar rahatsız oluyor, yetişkinler huzursuz oluyor. Yemek yemekten çok sineklerle mücadele ediyorsunuz.

Restoranın kapalı bölümü bile sinekten geçilmiyor. Serinlik sağlamak amacıyla açık bırakılan kapılar elbette gerekli olabilir ama bu durumun sinek girişini engelleyecek önlemlerle desteklenmesi gerekmez mi?


Akşamları ilaçlama yapıldığı söyleniyor.

Ancak ortadaki tablo bunun yeterli olmadığını açıkça gösteriyor.

Hatta insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Gerçekten etkili bir mücadele yürütülüyor mu?

Çünkü etkili olsaydı vatandaş bunu hissederdi.


Geçtiğimiz yazıda da ifade etmiştik; önemli olan ilaçlama yapılıyor denilmesi değil, yapılan mücadelenin sonuç vermesidir. Sokakta, parkta, piknik alanında, restoranda vatandaş bunu hissedemiyorsa yöntemin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Bugün dünyanın gelişmiş kentlerinde mücadele, sinek uçarken değil; yumurtanın bırakıldığı noktada başlıyor. Larva haritaları hazırlanıyor, mazgallar, dere yatakları, fosseptikler, sulama kanalları, durgun sular ve organik atık alanları sürekli kontrol altında tutuluyor. Çünkü mücadele sineği öldürmek değil, sineğin doğmasını engellemektir.

Balıkesir'de ise vatandaşın ortak kanaati farklı.

"İlaçlama yapılıyor ama sinek eksilmiyor."

Bu cümleyi artık hemen her mahallede, hemen her ilçede duymaya başladık.

Bu nedenle yalnızca akşam saatlerinde araçlarla sokaklardan geçmekle yetinilmemeli. Larva mücadelesi güçlendirilmeli, temizlik hizmetleri artırılmalı, piknik alanları daha sık denetlenmeli, çöp toplama periyotları sıklaştırılmalı ve özellikle vatandaşın yoğun kullandığı sosyal yaşam alanları sürekli kontrol altında tutulmalıdır.

Çünkü Değirmenboğazı, Balıkesir'in vitrini...

ONHANN Restoran ise bu vitrinin en önemli yüzlerinden biri...


İnsanlar aileleriyle birlikte huzurlu bir gün geçirmek için geldikleri bu alanlarda sinek kovalamak zorunda kalmamalı.

Vatandaşın beklentisi çok büyük değil.

Temiz bir çevre...

Sağlıklı bir ortam...

Ve rahatça yemek yiyebileceği, nefes alabileceği sineksiz bir Değirmenboğazı.

Bunu sağlamak da hem belediyelerin hem de o alanları kullanan vatandaşların ortak sorumluluğudur.

Muhabir: ÜMMET ŞENGÜL