Galatasaray'da teknik direktör Okan Buruk’un oğlu Ali Yiğit Buruk’un PFDK’ya sevk edilmesi, futbol dünyasında "akreditasyon" ve "etik" tartışmalarının fitilini ateşledi.

Maç sonlarında hakem koridorlarında ve yedek kulübesinde sıkça görülen Ali Yiğit Buruk’un, kulüp bünyesindeki resmi statüsü ve yetkileri ilk kez bu kadar net sorgulanıyor.


Ali Yiğit Buruk’un Resmi Statüsü: "İdari ve Teknik Personel"

Hemen her maçta saha kenarında ve soyunma odası tünelinde görüntülenen Ali Yiğit Buruk’un, TFF kayıtlarına göre hangi sıfatla sahaya girdiği ortaya çıktı. Genç Buruk, kulüp tarafından "İdari/Teknik Personel" kartıyla akredite ediliyor. Bu kart, kendisine maç önü ve sonrasında kritik alanlara giriş yetkisi tanıyor.

📋 Tartışmaların Odağındaki Maddeler:

  • Resmi Görev: Kulüp içinde "scout" (gözlemci) olarak görev yaptığı ve bu kontenjandan tescil edildiği iddia ediliyor.
  • Maaş Bilmecesi: "Maaşlı eleman" statüsünde olup olmadığı ve eğer alıyorsa bu maaşın kim tarafından karşılandığı camia içinde en çok merak edilen sorular arasında.
  • Transfer Etkisi: Özellikle Singo transferinde babası Okan Buruk’u ikna eden isim olduğu ve teknik kararlar üzerinde ciddi bir ağırlığının bulunduğu konuşuluyor.

Ali Iyigt Buruk

Hakem Oğuzhan Çakır ile Yaşanan Gerginlik

Konyaspor maçının ardından hakem Oğuzhan Çakır’a yönelik sert ifadeler kullandığı temsilci raporlarına yansıyan Ali Yiğit Buruk, "sportmenliğe aykırı hareket" gerekçesiyle disipline sevk edilmişti. İddialara göre genç Buruk'un hakeme yönelik beddua ve tehdit içeren söylemleri, TFF Hukuk Müşavirliği'ni harekete geçirdi.


Ali Yiğit Buruk olayı, Türk futbolunda daha önce Fenerbahçe’de İsmail Kartal’ın oğlu Emre Kartal ile yaşanan benzer tartışmaları akıllara getiriyor. Teknik direktörlerin yakınlarını "profesyonel personel" gibi akredite ederek sahaya sürmesi, futbolun etik değerleri açısından ciddi bir soru işareti. Ali Yiğit’in sadece bir "oğul" değil, stratejik kararlarda etkili bir "figür" olarak konumlandırılması, Galatasaray içindeki profesyonel profesyonel hiyerarşiyi de tartışmaya açıyor. 15 günlük hak mahrumiyeti cezası sembolik kalsa da, "maaşlı personel" iddiası ve akreditasyonun kötüye kullanımı gibi konular, liyakat tartışmalarını körüklemeye devam edecek gibi görünüyor.

Muhabir: Haber Merkezi