2026 FIFA Dünya Kupası’nda 24 yıl sonra sahne almaya hazırlanan A Milli Futbol Takımımızın 26 kişilik aday kadrosunda yer alan genç golcü Deniz Gül, samimi açıklamalarda bulundu.
Portekiz devi Porto'da sergilediği performansla dikkatleri üzerine çeken ve İsveç yerine Türkiye Cumhuriyeti forması giymeyi seçen milli futbolcu, aidiyet duygusunu ve çocukluk hayallerini paylaştı.
Milli takım kampında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan genç yetenek, saha dışındaki geleneksel yaşam tarzıyla da tam bir Türk gibi yaşadığını gözler önüne serdi.
"İsveç’e Minnettarım Ama Kalbim Hep Türkiye Diyordu"
Annesi İsveçli, babası Türk olan 21 yaşındaki santrfor, milli takım tercihini yaparken hiç tereddüt etmediğini belirtti. Çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini vurgulayan Deniz Gül, ay-yıldızlı formayı seçme sürecini şu sözlerle anlattı:
"Babam Türk, annem İsveçli ama babamın kökenine olan bağım her zaman çok daha fazlaydı. Dürüst olmak gerekirse, çocukluğumdan beri içimde hep Türkiye için oynamak isteği vardı. Kurallar doğrultusunda milli takım tercihimi değiştirme fırsatım doğduğu an, bunu hiç düşünmeden yaptım. İsveç’e bana kattığı eğitim ve futbol altyapısı için minnettarım ancak benim safım ve tercihim en başından beri belliydi."
Evindeki Kolonya Detayı ve Adana Kebabı Tutkusu
Kültürel bağlarını Avrupa'da yaşarken bile koparmadığını ifade eden genç golcü, günlük yaşamındaki hijyen ve gastronomi alışkanlıklarıyla gülümsetti. Portekiz’deki evinde Türk geleneklerini yaşattığını söyleyen Gül, "Portekiz'deki evimde bile kapımdan içeri girer girmez misafirlerin ve kendimin ellerini temizlemesi için bir kolonya bulunduruyorum. Bu tamamen Türkiye'ye özgü, harika bir gelenek" dedi.
Yurt dışında yaşarken en çok Türk mutfağını ve gastronometrik lezzetleri özlediğini dile getiren milli futbolcu, özellikle Adana kebabının dünyadaki herkes tarafından mutlaka deneyimlenmesi gereken eşsiz bir lezzet olduğunu savundu.





