Moskova’da Koku Kültürü Konuşuldu
Rusya'nın başkenti Moskova’da bulunan Rusya Devlet Kütüphanesi Doğu Edebiyatı Merkezi’nde, Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE) "Türk Sanatı Platformu Söyleşileri" kapsamında "Tarih Boyunca Koku Hafızası" konferansı gerçekleştirildi.
Etkinliğe Moskova YEE Koordinatörü Ersin Akbulut, Koku Kültürü ve Turizm Derneği Kurucusu, parfüm tasarımcısı ve koku uzmanı Bihter Türkan Ergül ile çok sayıda davetli katıldı.
İlk Parfümün İzleri Mezopotamya’ya Uzanıyor
Konferansta konuşan Bihter Türkan Ergül, parfüm tarihinin insanlık medeniyeti kadar eski olduğunu belirterek, ilk kokuların Mezopotamya ve Mısır’da dini ritüellerde kullanılan tütsülerle ortaya çıktığını söyledi.
Dünyanın ilk parfüm formülünün Mezopotamyalı Tapputi tarafından geliştirildiğini anlatan Ergül, Tapputi’nin çiçekler, yağlar ve çeşitli bitkilerden ilk parfümleri ve merhemleri üreterek hem kimya bilimine hem de parfüm sanatına önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Dinlerde ve Medeniyetlerde Kokuya Verilen Anlam
Tarih boyunca kokunun yalnızca estetik bir unsur olmadığını vurgulayan Ergül, Eski Roma’da kokuların günlük yaşamın ayrılmaz parçası olduğunu söyledi.
Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet’te kokuya yüklenen sembolik anlamlara da değinen Ergül, İslam kültüründe güzel kokunun özel bir yere sahip olduğunu belirterek, Hz. Muhammed’in güzel kokuyu sevdiğini ve Müslümanlara güzel koku kullanımını sünnet olarak bıraktığını ifade etti.
Rus Saraylarında Koku Zarafeti
Konferansta Rus Çarlığı dönemindeki koku kültürüne de yer verildi.
Ergül, saraylarda ve saray bahçelerinde kokuların büyük önem taşıdığını belirterek, Rus Çariçesi II. Katerina’nın Floransa’dan parfümcüler getirterek sarayda özel kokular geliştirilmesini sağladığını anlattı.
Osmanlı’da Kokuların Gizli Dili Vardı
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birinde Osmanlı dönemindeki koku geleneklerini anlatan Ergül, kokuların yalnızca hoş koku vermek için değil, aynı zamanda bir iletişim aracı olarak kullanıldığını söyledi.
Ergül, Osmanlı’da evlilik geleneklerinde kokuların önemli rol oynadığını belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Bir kızı istemeye gidildiğinde yanında zambak kokusu götürülürdü. Bu, kızın talip edildiği anlamına gelirdi. Misafirlere ikram edilen şerbette karanfil kokusu hissediliyorsa bu, kızın verileceği mesajını taşırdı. Karanfil bulunmuyorsa evde evlendirilecek kız olmadığı anlaşılırdı.”
Doğum yapacak kadınların şah damarlarına ve bileklerine gül yağı sürülmesinin de Osmanlı'daki önemli uygulamalardan biri olduğunu aktardı.
Kolonya Aslında Bir İlaçtı
Kolonyanın ortaya çıkış hikâyesine de değinen Ergül, bu ürünün ilk olarak tıbbi amaçlarla geliştirildiğini söyledi.
1789 Fransız Devrimi sonrasında kolonya kullanımının yaygınlaştığını ifade eden Ergül, dönemin koşullarında bazı parfümlerin sağlık açısından risk oluşturduğu düşüncesiyle kolonyanın tercih edilmeye başlandığını anlattı.
Kolonyanın mucidinin ise İtalyan parfümcü Johann Maria Farina olduğunu belirtti.
Her İnsan İçin Özel Parfüm Mümkün
Parfüm tasarım süreçleri hakkında da bilgi veren Ergül, bir parfümün alt, orta ve üst nota olmak üzere üç temel katmandan oluştuğunu söyledi.
Parfümün karakterini ve kalıcılığını büyük ölçüde alt notaların belirlediğini vurgulayan Ergül, her insanın ten yapısına uygun özel parfüm üretilebildiğini ifade etti.
İnsan duygularının da kendine özgü bir koku hafızası oluşturduğunu belirten Ergül, konferans sırasında arşivindeki özel koku örneklerini katılımcılara tanıtarak içerikleri hakkında bilgi verdi.
Katılımcılara Tarihi Bir Koku Hediye Edildi
Konferansın sonunda davetlilere, Bihter Türkan Ergül tarafından hazırlanan ve Rus Çariçesi II. Katerina’nın kullandığı rivayet edilen vadi zambağı ile gül karışımından oluşan özel koku hediye edildi.
Moskova’da büyük ilgi gören etkinlik, kokuların yalnızca bir duyusal deneyim değil, aynı zamanda kültürlerin, inançların ve toplumsal hafızanın önemli bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koydu.





