Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezervlerinin 188 milyar doların üzerine çıkması ekonomi gündeminde dikkat çekerken, iktisatçı Mahfi Eğilmez rakamın tek başına yeterli olmadığını belirtti. Eğilmez’e göre asıl üzerinde durulması gereken konu, rezervlerin hangi kaynaklardan, hangi koşullarda ve ne pahasına biriktirildiği.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerinde son dönemde yaşanan yükseliş tartışılmaya devam ediyor. Rezervlerin 20 Ağustos itibarıyla 188 milyar doların üzerine çıkmasını değerlendiren iktisatçı Mahfi Eğilmez, artışın arkasındaki ekonomik mekanizmaya dikkat çekti.

Eğilmez, rezervlerin yükselmesinin önemli olduğunu ancak bu gelişmeyi değerlendirirken yalnızca toplam rakama bakılmasının yanıltıcı olabileceğini ifade etti.


Eğilmez Rezerv Artışının Arkasındaki Mekanizmaya Dikkat Çekti

Mahfi Eğilmez’in değerlendirmesine göre Türkiye’de döviz kurunun kontrollü hareket etmesiyle TL faizinin yüksek seviyelerde bulunması, tasarruf sahipleri açısından dikkat çekici bir getiri tablosu oluşturuyor.

TCMB’nin faiz indirimlerinin ardından yıllık TL mevduat faizinin yüzde 40 civarına gerilediğini belirten Eğilmez, vergi sonrasında net getirinin yaklaşık yüzde 34 seviyesinde oluştuğuna işaret etti.

Mahfi Egilmez


Döviz kurundaki yükselişin TL getirisinin altında kalması durumunda ise TL yatırımları dolar bazında da yüksek getiri sağlayabiliyor.

Eğilmez, söz konusu işleyişi özetle şu zincir üzerinden anlattı:

Kontrollü kur → yüksek TL faizi → dolar bazında yüksek TL getirisi → dövizden TL’ye geçiş → TCMB’nin döviz alması → rezervlerin yükselmesi.

Yabancı yatırımcıların bu getiriden yararlanmak amacıyla Türkiye’ye döviz getirebildiğini belirten Eğilmez, yurt içindeki kişi ve şirketlerin de ellerindeki dövizi satarak TL’ye yönelmesi halinde bankacılık sisteminde döviz likiditesi oluştuğunu ifade etti.

TCMB’nin bu dövizin bir bölümünü satın alması ise rezerv rakamlarının yükselmesini sağlıyor.

Mahfi


“Rezerv Artışı İle Dış Dengenin Güçlenmesi Aynı Şey Değil”

Eğilmez’in üzerinde durduğu kritik noktalardan biri de rezerv artışının kaynağı oldu.

Rezervlerin ihracattaki yükseliş, cari fazla veya kalıcı sermaye girişleri sonucunda artmasının ekonomi açısından çok daha güçlü bir tablo ortaya koyacağını belirten Eğilmez, yüksek TL faizi ve kontrollü kur nedeniyle oluşan kısa ve orta vadeli para hareketlerine ise daha ihtiyatlı yaklaşılması gerektiğini savundu.

Çünkü Eğilmez’e göre mevcut sistem ters yönde de çalışabilir.

Tasarruf sahipleri kurdaki yükselişin TL faizinden elde edilen getiriyi aşacağı beklentisine girerse dövizden TL’ye yönelişin yerini TL’den dövize geçiş alabilir. Böyle bir durumda rezerv birikimini sağlayan mekanizma, bu kez rezerv kaybına yol açabilecek bir sürece dönüşebilir.

Mahfi Egilmez-1


Kritik Nokta Sürdürülebilirlik

Mahfi Eğilmez’e göre mevcut durumda yüksek TL faizi yatırımcıyı TL’ye yönlendirirken, kontrollü döviz kuru da TL yatırımının döviz cinsinden getirisini cazip hale getiriyor. Merkez Bankası ise piyasada oluşan döviz likiditesinin bir bölümünü satın alarak rezervlerini artırabiliyor.

Ancak bu tablonun devam edip etmeyeceği; döviz kurunun TL faizine kıyasla nasıl hareket edeceğine ve tasarruf sahiplerinin mevcut getirinin sürdürülebileceğine ne kadar inanacağına bağlı olacak.

Eğilmez bu nedenle rezerv değerlendirmelerinde yalnızca “Rezerv ne kadar oldu?” sorusuna odaklanılmaması gerektiğini savunuyor. Rezervlerin kaynağının ve bu rezervleri oluşturmak için ortaya çıkan ekonomik maliyetin de hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.

Eğilmez ayrıca TCMB’nin faiz indirimlerinin amaçlarından birinin de söz konusu maliyetin azaltılması olduğunu değerlendirdi.

Muhabir: Haber Merkezi