Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, küresel ekonomide üretim ve yatırımların yönünün değiştiğini belirterek, ekonomik ağırlık merkezinin Batı'dan Doğu'ya kaydığını söyledi.
Kacır'a göre Türkiye; Avrupa ile Asya arasındaki konumu, üretim altyapısı, teknoloji yatırımları ve dünya pazarlarına erişim imkanlarıyla bu dönüşümden pay alabilecek ülkeler arasında yer alıyor. Ancak bunun gerçekleşmesi yüksek katma değerli üretim, teknoloji ve yeni yatırımların artırılmasına bağlı.
"Yatırımın Yeni Odağı: Geleceğe Değer Üretmek Zirvesi"nde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, dünya ekonomisinde yaşanan değişimi ve Türkiye'nin bu yeni tabloda nasıl konumlanmak istediğini anlattı.
Kacır'ın açıklamalarının merkezinde, uzun yıllar dünya ekonomisine yön veren serbest ticaret düzeninin değişmeye başlaması vardı.
Jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve ülkelerin stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltma çabaları, üretimin nerede ve nasıl yapılacağına ilişkin hesapları da değiştiriyor.
Kacır, ülkelerin artık üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerini milli egemenliklerinin bir parçası olarak değerlendirdiğine işaret ederek şu ifadeyi kullandı:
"Üretimin ve yatırımın küresel haritasını baştan başa yeniden çizen bu dönemle birlikte küresel ekonominin ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor."
Peki Ekonominin Doğuya Kayması Türkiye'yi Nasıl Etkileyebilir?
Kacır'ın çizdiği tablo Türkiye açısından önemli bir fırsata işaret ediyor. Çünkü Türkiye tam da ekonomik ağırlığın değiştiği Avrupa-Asya hattının ortasında bulunuyor.
Küresel şirketlerin üretim merkezlerini ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde Türkiye'nin coğrafi konumu, lojistik imkanları, üretim kapasitesi ve Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara erişebilmesi yatırım çekme açısından avantaj oluşturabilir.
Ancak yalnızca coğrafi konum yeterli değil.
Kacır'ın açıklamalarında özellikle yüksek teknoloji ve yüksek katma değerli üretim vurgusu öne çıkıyor. Türkiye'nin değişen küresel ekonomik düzende daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için yalnızca daha fazla üretmesi değil; teknolojisi ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimdeki ağırlığını artırması hedefleniyor.
Bakan Kacır, Türkiye ekonomisinin 2000'li yılların başıyla kıyaslandığında farklı bir noktaya geldiğini belirterek, son 23 yılda milli gelirin 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükseldiğini söyledi.
Yeni dönemde ise yatırım politikasının teknoloji yoğun alanlara yönelmesi planlanıyor.
Bu kapsamda batarya, elektrikli araç, güneş hücresi, rüzgar türbinleri, çip, savunma teknolojileri, veri merkezleri, yapay zeka ve endüstriyel robotik gibi alanlara yatırım yapılması hedefleniyor.

Türkiye'nin Yeni Yatırım Planında Neler Var?
Kacır'ın verdiği bilgilere göre Türkiye'nin küresel dönüşümden daha fazla pay alabilmesi amacıyla kullanılan araçlardan biri HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı.
Program kapsamında 2030 yılına kadar 30 milyar dolarlık devlet desteğiyle yüksek teknoloji yatırımlarının hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı'nda da yeni bir dönem başlatıldı. Teşvik belgeli imalat sanayi yatırımlarını hızlandırmayı amaçlayan uygulamada stratejik projelere doğrudan kaynak sağlanacak.
100 milyon TL'nin üzerindeki diğer yatırımlarda ise yatırımın ilerleme seviyesi, organize sanayi veya endüstri bölgelerinde gerçekleştirilmesi ve yatırımcının AR-GE faaliyetleri gibi kriterler dikkate alınacak.
Bu projelere 1 yılı anapara ödemesiz, toplam 5 yıl vadeli ve TCMB politika faizinin yüzde 70'i düzeyinde finansman maliyetiyle kaynak sunulması planlanıyor.
Küresel ekonomideki değişimin Türkiye açısından bir diğer önemli boyutu ise yeşil dönüşüm.
Kacır, Dünya Bankası işbirliğiyle yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesi, Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi ve Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi kapsamında 1 milyar doların üzerinde finansmanın sanayicilere, KOBİ'lere ve yeşil teknoloji girişimlerine sunulduğunu belirtti.
Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu üzerinden ise sanayinin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030'a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlanması amaçlanıyor.
Kacır'ın anlattığı stratejinin bir başka ayağını teknoloji girişimleri oluşturuyor. Turcorn 100 Programı'yla büyüme potansiyeli taşıyan girişimlerin uluslararası pazarlara açılması desteklenirken, Terminal İstanbul'un tüm fonksiyonlarıyla 2027'de açılması planlanıyor.
Bakan Kacır, Türkiye'nin sahip olduğu avantajları ise coğrafi konum, lojistik imkanlar, nitelikli insan kaynağı ve 86 milyonu aşan nüfusun oluşturduğu büyük iç pazar üzerinden değerlendirdi.
Özetle Kacır'ın çizdiği tabloya göre küresel ekonominin Doğu'ya yönelmesi Türkiye'ye otomatik olarak ekonomik kazanç sağlamayacak. Türkiye'nin bu değişimden ne ölçüde yararlanacağı; yeni yatırımları çekebilmesine, yüksek teknoloji üretimini büyütmesine, AR-GE kapasitesini artırmasına ve yeşil dönüşümü gerçekleştirebilmesine bağlı olacak.





