Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 21 Mayıs’ta aldığı ve CHP’de Özgür Özel dönemini hukuken askıya alan "mutlak butlan" kararı, başkent kulislerinde benzersiz bir satranç partisine dönüştü.

Mahkeme kararıyla zorunlu olarak yeniden genel başkanlık koltuğuna iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin, partiyi acilen seçime götürmek yerine süreci zamana yayacak çok stratejik bir hukuki formülü masaya yatırdığı sızdı.

Özgür Özel ve büyükşehir belediye başkanlarının sıklıkla dile getirdiği "en geç 45 gün içinde olağanüstü kurultay" çağrılarına kapıyı kapatan Kılıçdaroğlu cephesi, CHP'yi uzun süre kendi kontrolünde tutacak bir "Yargıtay kalkanı" hazırladı.


Kılıçdaroğlu Cephesinin Formülü: "Yargıtay Kararı Kesinleşmeden Sandık Kurulamaz"

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın paylaştığı kulis raporuna göre; Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın kurmay kadrosu, Özgür Özel yönetiminin mahkemenin iptal kararına karşı Yargıtay’a yaptığı temyiz başvurusunu kendi lehlerine bir avantaja dönüştürdü.

Kılıçdaroğlu cephesi, "Ortada henüz kesinleşmiş bir üst mahkeme ilamı yok. Özgür Özel ekibi davayı Yargıtay’a taşıyarak hukuki süreci devam ettirmiştir. Yargıtay’daki bu temyiz incelemesi resmi olarak sonuçlanıp karar kesinleşmeden, partiyi yasal riskler altında apar topar bir kurultaya götürmek imkansızdır" tezini savunuyor.

Süreç 2 Yıla Kadar Uzayabilir

Hukuk otoriteleri ve adliye koridorlarından sızan bilgilere göre, Yargıtay’ın siyasi parti kurultay iptalleri ve tüzük davalarındaki dosya inceleme süreçleri ortalama 1.5 ile 2 yıl arasında zaman alıyor. Bu durum, Kılıçdaroğlu'nun en az iki yıl boyunca CHP Genel Başkanlığı koltuğunda kalması ve partiyi olası bir erken seçime kendi kurmaylarıyla hazırlaması anlamına geliyor.

"Parti Meclisi Tek Kişiye İnse Bile Kılıçdaroğlu Yönetir"

Kılıçdaroğlu’na sadık olan üst düzey bir Parti Meclisi (PM) üyesinin yaptığı açıklamalar ise partideki yetki sınırlarının ne denli zorlanacağını gözler önüne serdi. Olağanüstü durumlarda genel başkanın mutlak iradesine vurgu yapan PM üyesi, delegeler imza toplasa bile bunun hukuken bypass edilebileceğini şu sert sözlerle ifade etti:

"Şu an partide mahkeme eliyle tescillenmiş olağanüstü bir durum var. Bu şartlarda genel başkan genişletilmiş kriz yetkilerine sahiptir. Delegelerin salt çoğunluğu imza toplasa ya da Parti Meclisi’nden karar çıksa dahi genel başkanın bunu uygulamama yetkisi vardır. Hatta istifalarla Parti Meclisi üye sayısı 40’ın altına düşse, kurul tamamen eriyip tek kişiye bile inse, genel başkan Yargıtay kararı kesinleşene kadar partiyi tek başına yönetme meşruiyetine sahiptir."


Özgür Özel’e İkinci Şok: Grup Başkanlığı Da Elinden Alınabilir

Kılıçdaroğlu cephesinin hamleleri sadece kurultayı ertelemekle de sınırlı kalmıyor. Eski liderin yakın çevresinden sızan en radikal iddia ise Özgür Özel’in TBMM’deki pozisyonuna yönelik oldu.

Kurmaylar, 38. Olağan Kurultay "mutlak butlan" ile sakatlandığı için o kurultaydan sonra şekillenen tüm meclis grubu görevlendirmelerinin de otomatik olarak kadük (geçersiz) kaldığını savunuyor. Kılıçdaroğlu’nun, bu hukuki boşluğa dayanarak Özgür Özel’in TBMM CHP Grup Başkanlığı görevini geçersiz saymayı ve görevden almayı ciddi şekilde değerlendirdiği öğrenildi.

Taban Teveccüh Göstermiyor: "AKP’ye Seçim Kazandırma" Korkusu

Kılıçdaroğlu cephesinin bu katı ve zamana yayılan stratejisi, Özgür Özel yanlıları ve parti tabanında çok büyük bir öfke dalgası yaratmış durumda.

Özel’e yakın milletvekilleri, bu erteleme formülünün arkasında iktidarın parmağı olduğunu iddia ederek, "Amaç cumhurbaşkanının görev süresini uzatacak anayasa değişikliği için CHP'yi içeriden kilitlemek" derken, sosyal medyada örgütlenen parti tabanı ise "Kemal Kılıçdaroğlu koltuk hırsıyla süreci uzatarak AKP’ye bir seçim daha kazandırmak üzere" diyerek eski lidere sert tepki gösteriyor.

Muhabir: Haber Merkezi