Gazetemiz yazarı ve Balıkesir Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Hakan Topaloğlu ile insan hakları konusunda bir röportaj gerçekleştirdik.

BİLDİRGE VE TÜRKİYE İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda kabul edilmiş; ülkemizde ise Bakanlar Kurulu kararıyla 27 Mayıs 1949 yılında Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu tarih itibariyle Sözleşme’nin imzacısı olan ülkemiz, bu tarihten yıllar önce ve liderimiz Mustafa Kemal ile insan hakları, ulusal ve ekonomik bağımsızlık ve yurttaşların haklarını edinmesi ve kullanması konularında çağdaşı ülkelerden ileri, bilimsel ve keskin adımlar atmıştır. Kurtuluş Savaşı’nı verdiğimiz yıllarda Mustafa Kemal’in “Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı geçecektir. Mazlum milletler, zalimleri bir gün mahv ve yok edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal hale mazhar olacaktır.”  şeklindeki sözleri, insan hakları ve bağımsızlık konusunda ülkemizin öncü olduğunun kanıtıdır.

 İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ  10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün dayanağı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinin doğal yapısındaki onuru ile eşit ve devredilemez haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu, İnsan haklarını göz ardı etmenin ve hor görmenin, insanlığın vicdanında infial uyandıran barbarca eylemlere yol açtığını ve insanların korku ve yoksunluktan kurtulması, konuşma ve inanma özgürlüğüne sahip olacağı bir dünyanın ortaya çıkmasının sıradan insanların en yüksek özlemi olarak ilan edilmiş bulunduğunu, insanın zorbalık ve baskıya karşı son çare olarak başkaldırmak zorunda kalmaması için, insan haklarının hukukun egemenliğiyle korunmasının önemli olduğunu,…” şeklinde başlar ve 1.maddesi ile ise “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.” şeklinde haklara ve eşitliğe vurgu yapar. Bildirgenin imzası öncesi koşulları hatırlarsak; dünyamız 2.Dünya Savaşı yıkımını ve katliamları yaşamış ve dünya ülkeleri böylesine bir yıkımın etkisinden henüz kurtulmamış durumda iken bildirge gündeme getirildi ve ülkelerin imzasına sunuldu. Savaşın hemen ardından imzaya sunulan bildirgenin belli bir sınıfın çıkarlarını koruduğu eleştirisini almasının ve 6 ülkenin çekimser oyu, Suudi Arabistan ve Güney Afrika Birliği dışındaki ülkelerin oyları ile kabul edildi. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca, oylama sonucunda kabul edilmiş bir karardır. Bu nedenle, teknik hukuk anlamında "tavsiye" niteliğindedir; dolayısıyla da "bağlayıcı" niteliği yoktur. Buna karşın 360 kadar dile çevrilmiş ve imzacı ülkelerin iç hukuklarını bildirgeye uygun hale getirmelerinde esas alınan belgelerden biri olmuştur.

 İNSAN VE HAKLARI “İnsan haklarıyla insandır.” vurgusunu yapan Avukat Hakan Topaloğlu, haklar konusundaki sözlerini şöyle sürdürdü:             “Hak olgusu sosyolojik, politik ve dinsel anlamda her alanda vurgulanan ve önemsenen bir olgu olmuştur. Öznesi insan ve hatta insan ile birlikte tüm canlılar olan hakların bilincinde olmak ve haklarımıza sahip çıkıp hak mücadelesi vermek ise tıpkı nefes alıp vermek gibi bir zorunluluk. Haklarımız olmadan, haklarımıza sahip çıkmadan ve haklarımız için mücadele vermeden yaşamamız olanaklı değil. Bütün dinlerin kul hakkı diyerek önemsediği, bütün mücadelelerin onun adına verildiği haklar, özellikle yaşama hakkı ve insanın emeği, insan olarak var olmamızın bir koşulu. Örneğin günümüzde yaşadığımız ve adına hayat pahalılığı dediğimiz ekonomik sıkıntılar, işsizlik, çalışanların yetersiz ücretleri, işten çıkarılmalar, kira artışları, sağlık ve eğitimdeki sorunlar ve daha nice sıkıntıların temelinde insanın emeğine ve hatta yaşamasına yönelik hak ihlali niteliğinde saldırılar vardır. İnsanın insanca ve sağlıklı yaşaması ise, haklarına sahip çıkması ve hakları için emek vermesi ile mümkün olacaktır. Bu, dün de insanın önünde bir sorundu; bugün de çözülmesi zorunlu bir sorun olarak karşımızdadır. Hak mücadelesinin ise günümüz dünyasında insanın tek başına verebileceği bir mücadele olmadığı açıktır. Bu yüzden de bizim sivil toplum kuruluşları ya da kamu yararı için emek veren kuruluşlar dediğimiz meslek odaları, sendikalar, dernekler, insan hakları kuruluşları var ve bunların hepsinin temeldeki amacı insan haklarının önündeki engellerin tespiti ve kaldırılmasıdır. Barolar da bu kapsamda aslında bir insan hakları örgütleridir ve hukukun, savunmanın, avukatların bir çatısı olduğu kadar insan hakları önündeki engellerin tespiti ve hak ihlallerinin önlenmesi konusunda en ağır yükü üstlenen kurumlardır.”  

BALIKESİR BAROSU VE İNSAN HAKLARI “Yukarıda da belirttiğim gibi, Barolar sadece avukatların üyesi olduğu bir meslek kuruluşu değil; kamu hizmeti veren ve hukuk devletinin yaşamasında yargının bir unsuru olarak görev yapan adalet kuruluşlarıdır. Bu anlamda, barolarda kimlerin yönetimde olduğu ya da kimlerin görev yaptığı değil; avukatların meslekleri ve ülkeleri için neler yaptığı önem kazanmıştır. Balıkesir Barosu da bu tespitten yola çıkarak, kuruluşundan bugüne insan hakları mücadelesinde etkin olan ve söz sahibi bir kurum olarak dikkat çekmiş ve topluma öncü olmuştur. Balıkesir Barosu İnsan Hakları Komisyonu’muz da yeni başlayan dönemdeki çalışmalarında mesleğe, çevremize, ilimize, yurttaşlara ve elbette hayvanlara yönelik hak ihlalleri ve saldırılar konusunda tespit eden, müdahale eden ve mücadele eden bir görev üstlenmiştir. Bu kapsamda, Balıkesir Barosu’nun şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar için bir başvuru ve hukuki mücadele yeri olduğunu, hakkını savunmak adına avukat yardımı isteyen yurttaşlarımız için bir çatı olduğunu ve avukatların hak mücadelesinde hakkını arayan yurttaşların yanında olduğunu da hatırlatmak istiyorum.” “10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde Baromuz adına yaptığımız açıklamada da belirttiğimiz gibi; dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da biz avukatlar, kentimizdeki ve ülkemizdeki hak ihlallerini tespit eden, araştıran ve hak ihlallerine son verilmesi için mücadele eden yurttaşlar olacağız. İnsanın hakları ile insan olduğu gerçeğini bir kez daha yineliyor ve Balıkesir Barosu olarak İnsan Hakları Günü’nü sadece kutlanacak bir gün değil, haklarımızın bilincinde olunacağı ve hak ihlallerine yönelik mücadelenin dile getirildiği bir gün olarak kabul ediyoruz.”

Muhabir: Politika Gazetesi