31 Mart 2024 yerel seçimlerinin üzerinden tam iki yıl geçti. Balıkesir için elde ne var sorusuna yanıt bekliyoruz. Bize göre iki yılın özeti, hayal kırıklığı... Siz ne düşünüyorsunuz?
31 Mart 2024… Takvim yaprakları hızla çevrildi ve bugün 31 Mart 2026. Yerel seçimlerin üzerinden tam iki yıl geçti. Dile kolay; 730 gün, 104 hafta… Şimdi önümüzde üç yıllık bir süre var. Ama mesele takvim değil; mesele, geçen zamanın içine ne koyabildiğimiz.
***
İki yılda Türkiye gündemi neredeyse tek bir başlık etrafında döndü. Belediyelere yönelik operasyonlar. Zimmet, rüşvet, irtikap… Dosyalar kabarık, haberler bitmiyor. Ama dikkat çekici olan şu: Bu operasyonların büyük çoğunluğu Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine yöneldi. Bu durumun kamuoyunda nasıl okunduğunu görmemek mümkün değil. Sokakta konuşulan şu: “Bu işin içinde siyaset yok mu?”
İktidar cephesi açısından tablo anlaşılır. Yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP’nin, genel seçimde de benzer bir başarı yakalama ihtimali, siyasi denklemi doğrudan etkiliyor. Bu yüzden yaşananların bir “yargı süreci” mi yoksa bir “siyasi hamle” mi olduğu sorusu, artık sadece muhalefetin değil, geniş bir kesimin zihninde.
Öte yandan Ekrem İmamoğlu örneği hâlâ hafızalarda taze. İstanbul gibi bir metropolün seçilmiş belediye başkanının, uzun süredir yargı süreçleriyle anılması, bir yıldır cezaevinde tutuklu bulundurulması.. Bu tablo, Türkiye’de siyasetin hangi sertlik düzeyine ulaştığını açıkça gösteriyor.
Özgür Özel ise bu atmosferde siyaset yapıyor. Bir yandan Meclis kürsüsünde, diğer yandan meydanlarda… “Millet iradesi” vurgusuyla düzenlediği mitinglerde, iktidarı doğrudan halka şikâyet ediyor. Sert, zaman zaman öfkeli ama kararlı bir dil… Çünkü karşısındaki tablo da yumuşak değil.
***
Gelelim yerelin içine, yani bize…
Bizim işimiz büyük fotoğraf kadar, kendi penceremize bakmak. Yani Balıkesir.
İki yıl önce büyük umutlarla göreve gelen Ahmet Akın ve ilçe belediye başkanları… Şimdi iki yıllık karneleriyle karşımızdalar. Açık konuşalım; bu iki yıl, öyle büyük projelerin, kalıcı eserlerin yılı olmadı. Daha çok “küçük dokunuşlar”, “makyaj tadilatları” ve bolca “anlatı” ile geçti.
Mesela şu logo meselesi…
Ahmet Akın, göreve geldikten sonra belediye logosunu değiştirdi. “Para harcanmadı” denildi. Ama Balıkesir’de yaşayan herkes biliyor ki, bir logoyu değiştirmek sadece tasarım masrafı değildir. O logonun basıldığı her yer para demektir: tabelalar, araçlar, afişler, kıyafetler, evraklar… Kısacası şehrin dört bir yanına yayılan bir maliyet zinciri.
Bu süreçte bol bol reklam izledik ayrıca. Her yapılan - yapılacak işin reklamı için daha büyük bütçeler ayrıldığı konuşuldu hep. İş yüz liraysa, reklam bin lira... Mesela Yakın Kart uygulaması başlatıyorsun; bunun duyurusu, reklamı, tanıtımına, kartla dağıtılacak destek bedelinden daha fazla harcıyorsun!
***
Bir diğer konu: satışlar…
Seçim meydanlarında “satmayacağız” denilen gayrimenkuller, iki yıl içinde tekrar satış listelerinde yer aldı. Öncekiler eleştirilmişti, şimdi aynı yöntem “zorunluluk” olarak anlatılıyor. Gerekçe hazır: SGK borçları, vergi yükü, maaşlar… Doğru olabilir. Ama o zaman sorar bu vatandaş: “Peki vaatler ne olacak?”
“Halkçı belediyecilik” dediğiniz şey, sadece eldeki varlığı satarak günü kurtarmak mı?
Su meselesi de ayrı bir başlık.
Balıkesir, Türkiye’nin en pahalı su kullanan şehirlerinden biri olmaya devam ediyor. Değişen yönetim, değişmeyen faturalar… Vatandaşın cebine dokunan en somut kalemlerden biri bu. Ve hâlâ ciddi bir iyileşme yok.
BASKİ tarafında ise tablo daha da düşündürücü. Büyük, kalıcı, uzun vadeli projeler yerine, günü kurtaran çözümler… Körfez bölgesinin arıtma sorunu hâlâ masada. Dün çözülmedi, bugün de çözülmüş değil.
Tarım?
Tohum dağıtımı, ürün alımları… Güzel, hoş ama yeterli değil. Çiftçinin asıl meselesi su. Sulama sorunu çözülmeden, verilen destekler pansuman etkisi yaratıyor. Yani sorun yerinde duruyor.
***
Bir de kadro meselesi var…
Seçim öncesinde “hazır ekip” vurgusu yapılmıştı. Ama iki yılın sonunda ortaya çıkan tablo, sürekli değişen bürokratlar, tartışmalı atamalar ve “ithal yönetici” eleştirileri. Bu kadar değişken bir yapıda istikrar üretmek zaten zor.
Ve elbette skandallar, iddialar…
Tutuklanan yöneticiler, soruşturmalar, adı farklı operasyonlarla anılan isimler… Bunlar sadece bireysel meseleler değil; doğrudan yönetim kalitesine yazılan notlar.
İşin ironik tarafı şu:
Belediyeler artık biraz da sosyal medya üzerinden yönetiliyor. Açılışlar, ziyaretler, sarılmalar, gülüşler… Ekranda her şey yolunda. Ama sahada vatandaşın karşılaştığı tablo o kadar parlak değil.
***
Merkez ilçeler…
Altıeylül ve Karesi…
İkisi de beklentilerin gerisinde. Biri ihalelerle, diğeri yönetim krizleriyle gündemde. Sürekli değişen kadrolar, tartışmalı kararlar… Halk memnuniyeti düşük.
Sonuç olarak…
İki yıl geçti.
Evet, kimse “hiçbir şey yapılmadı” diyemez. Ama yapılanların, verilen sözlerin ağırlığını taşıyıp taşımadığı tartışmalı.
Bugün 31 Mart 2026.
Artık üçüncü yıla girildi.
Ve şimdi en doğal hak:
Hesap sormak.
Ahmet Akın, ilçe belediye başkanları ve tüm yerel yöneticiler…
Çıkın ve anlatın.
Ne yaptınız?
Ne yapamadınız?
Hangi sözünüzü tuttunuz?
Hangisini unuttunuz?
Ve en önemlisi…
Bu şehir için gerçekten ne planlıyorsunuz?
Balıkesir bekliyor.
Selam ederim.





