26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın parti değiştirmesi üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Havutça, “Bir belediye başkanının parti değiştirmesi, kendisini seçen halkın siyasi iradesinin değiştiği anlamına gelmez” dedi.

“İzmir bir rozetle teslim alınamaz” başlığıyla açıklama yapan Namık Havutça, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesinin İzmir’in siyasi tercihinin değiştiği anlamına gelmeyeceğini savundu.

Havutça, açıklamasında “Cemil Tugay AK Parti’ye geçti diye İzmir AK Partili mi oldu? AK Parti, İzmir’i sandıkta mı kazandı?” sorularını yönelterek, belediye başkanlığının kişisel bir mülk olmadığını belirtti.

“BELEDİYE BAŞKANLIĞI KİMSENİN KİŞİSEL MÜLKÜ DEĞİLDİR”

Bir belediye başkanının parti değiştirmesinin, kendisini seçen halkın iradesini değiştirmeyeceğini ifade eden Havutça, “Belediye başkanlığı kimsenin kişisel mülkü değildir; halkın verdiği bir emanettir” dedi.

İzmir’in tarihsel ve siyasi kimliğine de vurgu yapan Havutça, “İzmir; kurtuluşun, Cumhuriyet’in, bağımsızlığın ve özgürlüğün kentidir. İzmirlinin iradesi siyasi transferlerle teslim alınamaz. Halk, iradesini yok sayanların demokratik hesabını sandıkta sorar” ifadelerini kullandı.

“YAŞANANLARI YALNIZCA CEMİL TUGAY ÜZERİNDEN TARTIŞMAK EKSİK KALIR”

Havutça, tartışmanın yalnızca Cemil Tugay’ın parti değişikliği üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek CHP’nin kendi siyasi anlayışını ve işleyişini de sorgulaması gerektiğini söyledi.

Partilerdeki karar alma süreçlerine ilişkin eleştiriler yönelten Havutça, “Tek adam anlayışı ne yazık ki siyasi partilere de sirayet etti. Koca örgütleri kişilerin peşine taktık. Örgütün emeğiyle makam sahibi olanların bazıları, kendilerini partinin üzerinde görmeye başladı. Üyelerin yıllarca verdiği emeği, halkın kendilerine duyduğu güveni unuttu” değerlendirmesinde bulundu.

“KİŞİLERİ TARTIŞIP AYNI YÖNTEMLERİ SÜRDÜRÜRSEK…”

CHP içindeki tartışmalarda sorumluluğun yalnızca belirli isimlere yüklenmesini de eleştiren Havutça, “Peki, birbirimizi suçlamakla, ‘Özgür Özel yaptı’, ‘Kılıçdaroğlu sorumlu’ demekle neyi çözeceğiz? Kişileri tartışıp aynı yöntemleri sürdürürsek yarın aynı sorunları başka isimlerle yaşarız” dedi.

Yaşananların ardından yalnızca hesap sormanın yeterli olmayacağını belirten Havutça, parti içi demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.

Havutça, “Elbette herkes kendi kararının hesabını vermelidir. Ancak hesap sormakla yetinmeyelim; bu sonuçları doğuran kuralları değiştirelim. Parti içi demokrasiyi kişilerin tercihine bırakmayalım. İlkelerimiz açık, bağlayıcı ve herkes için eşit olsun” ifadelerini kullandı.

“ADAYLARI ÜYELER SEÇSİN”

Parti içindeki aday belirleme süreçlerine ilişkin önerilerini de sıralayan Havutça, aday adaylığında parti üyeliği kıdeminin, örgüte verilen emeğin ve üstlenilen sorumluluğun esas alınması gerektiğini belirtti.

Havutça, “Parti yönetimlerinde, il ve ilçe örgütlerinde, belediye meclislerinde görev yapmış; örgütünü tanıyan ve örgütün tanıdığı insanların birikimi değerlendirilmelidir. Partide geçmişi ve emeği bulunmayanların yalnızca genel merkez tercihiyle aday yapılmasına son verilmelidir” dedi.

İl ve ilçe başkanlarının üyelerin doğrudan oyuyla belirlenmesini isteyen Havutça, milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclisi üyesi adaylarının da üye temelinde önseçimle belirlenmesi gerektiğini savundu.

“EMEĞİ VEREN ÜYELER, KARARI DA VERMELİDİR”

Örgütlerin yalnızca seçim dönemlerinde sahaya çıkan bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Havutça, parti üyelerinin karar süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Havutça, “Örgüt yalnızca seçim zamanı kapı kapı dolaşan, afiş asan ve sandık bekleyen bir güç olarak görülemez. Emeği veren üyeler, kararı da vermelidir” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda parti içi demokrasi ve sorumluluk vurgusu yapan Havutça, “Adayları üyeler seçsin. Seçilenler üyelere ve halka hesap versin. Seçenler de tercihlerinin sorumluluğunu üstlensin. Yetkiyi, görevi ve sorumluluğu birlikte taşıyalım” dedi.

Havutça açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Kimse partiden büyük değildir. Hiçbir makam halkın iradesinden üstün değildir. Söz, yetki ve karar üyelerde; sorumluluk hem seçenlerde hem seçilenlerde olmalıdır!”

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU