Ege Denizi'nde Girit adası açıklarında meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki sarsıntı, gözlerin yeniden Batı Anadolu'daki fay hatlarına çevrilmesine neden oldu.
Sarsıntının ardından Eşme, Pamukkale ve Denizli hattında eş zamanlı devam eden sismik aktivite, bölgedeki jeolojik süreçlerin nasıl işlediği sorusunu gündeme getirdi. Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sismisitenin mekan ve zaman içerisindeki dağılımına dikkat çekerek bölgedeki yapısal deformasyona dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Uşak Fay Bloğunda "Deprem Tümörü" Riski
Prof. Dr. Osman Bektaş, 1970 Gediz depreminden bu yana Uşak Fay Bloğu çevresinde gelişen 6 ila 7 büyüklüğündeki 6 büyük depremin tesadüf olmadığını belirtti. Bloğun sınırlarında kümelenen bu sismik odaklanmayı "deprem tümörü" olarak tanımlayan Bektaş, yer kabuğundaki gerilim birikiminin tek bir noktayla sınırlı kalmadığını vurguladı.
Sismik Enerji Güneye, Denizli ve Afyon Yönüne Mi Taşınıyor?
Girit Bindirme Kuşağı ile Batı Anadolu arasındaki transfer zonlarının kırılma mekanizmasını değerlendiren Bektaş, açığa çıkan deformasyonun kuzeyden güneye doğru transfer edildiğini ifade etti. Bu süreçte enerji birikiminin Simav Fayı hattından güneye, yani Denizli ve Afyon eksenine doğru yeniden dağıldığı ihtimali üzerinde duruluyor.
Bektaş’a göre, bölgedeki risk analizlerinde sadece münferit depremlerin büyüklük ve sayılarına odaklanmak yetersiz kalıyor. Asıl kritik unsurun, sismisitenin zaman-mekan boyutunda Simav Fayı'ndan güneye doğru kayma eğilimi olduğunu belirten uzmanlar, Eşme-Pamukkale-Denizli hattındaki hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.





