“BAŞLIK yanlış” diyeceksiniz hemen.. Değil!
Bilerek öyle yazdım.
Önceki yıllarda yemeli içmeli şenlikler, festivaller de gördük tabi.. En önemlisi, Yücel Yılmaz döneminin Kahvaltı Festivali… Otuz çeşit üründen oluşan ‘Balıkesir Kahvaltısı’nı da coğrafi işaretle tescillettik nitekim. Tabi yiyen varsa!
Yiyor musunuz?
“Haydi bu sabah çoluk çocuk Balıkesir Kahvaltısı yapalım” diyor musunuz hiç?
Serpmesini, tabldotunu, isteğe bağlısını falan söyleyip yiyorsunuz da.. “Biz Balıkesir Kahvaltısı alalım” diye sipariş veriyor musunuz?
Hayır!
Kağıt üstünde ve resmiyette öyle bir kahvaltı çeşidi olsa da, otuz çeşit ürünü bir masada servis eden işletmeleri var mı Balıkesir’in?
O sebeple, Yücel Yılmaz döneminin Kahvaltı Festivali güme gitmiş bir organizasyondur bence.
Unutuldu gitti; tekrarı yok.
***
DEVAMLILIK esası gereği şimdiki Büyükşehir Başkanı Ahmet Akın’ın, ‘GastroFest’ yerine, Kahvaltı Festivali’ni sürdürmesini beklerdiniz değil mi?
Neden tekrarı olmadı, neden kahvaltı üzerinden devam edilmedi?
Marka yaratılamıyor da ondan!
Ahmet Akın ne yaptı?
Ayvalık’ın geleneksel GastroFest’ine özenip; ve dahi Ayvalık’taki festivalden bir hafta önce, alel acele bir GastroFest yapıverdi.
Kimisi ünlü kimisi ünsüz şefler, gastronomi alanında yazan çizen zevat, yine yeme içme sektörünün temsilcileri, akademisyenler falan geldiler, şovlarını yaptılar, paralarını aldılar ve gittiler.
GastroFest alanını gezdiniz mi?
Cumartesi günü oradaki Avlu’daki hediyelik eşya mağazalarından annemize bir Anneler Günü hediyesi alalım diye gittiydik.. Bir saatten fazla arabayı park etmek için yer aradık. Tıklım tıklımdı Avlu. Daha çok, tadım yaptıran, eşantiyon veren stantların önünde biriken kuru kalabalık.. Bir de Master Şef’in olmazsa olmazı Danilo Zanna’nın dört peynirli pizza şovunu yaptığı platformun önü.. Mahşer yeri!
Protokolü ayırmışlar, koltukları, sandalyeleri onlar için sıralamışlar.. Protokolcülerle vatandaşın arasına demir bariyerler çekmişler…
Vatandaş ilgi göstermiş yani.
E ne yapsın bu şehrin insanları; hafta sonu, bulutlu ve yağmur atıştırmalı da olsa Mayıs sıcağı ısıtıyor.. Sosyalleşmek lazım, bir etkinlik varsa gidip izlemek, gezip dolaşmak lazım.
Yani gelenlerin yüzde doksan dokuzu, belki de tamamı bu şehrin insanı.
Sen, ben, bizim oğlan… Herkesin bildiğini, yeniden yeniden vatandaşın gözüne sokmanın çok anlamı yok.
***
HEDİYE paketimizi alıp, yandan yandan, en kestirme yerlerden otoparka ulaşmaya çalışıyorduk ki.. Önünden geçtiğimiz Manyas reyonundan seslendiler:
“Sayın basın; Manyas kelle peynirinin tadına bakmadan nereye gidiyorsunuz?”
Seslenen, Manyas Süt Üreticileri Birliği Başkanı Fevzi Karakaş’tı. Bu peynire coğrafi işaret başvurusunu yapan ve o işareti alıp tescilletene kadar çabalayan adamdı yani.
Sadece tatmak yetmezdi; bir kilo peynir aldık, buzdolabındaki diğer Manyas peynirlerinin yanına koyduk.
‘Diğerleri’ diyorum; çünkü bizim evde Manyas peyniri eksik olmaz!
Çocukluğumdan beri en sevdiğim peynir. Eski Manyas severim ayrıca; sert, tuzlu, bıçağı vurduğunda içinden peynirin yağı fışkıracak türde olanı…
***
KALABALIĞIN içinde ilerlemeye çalışırken, etrafımızı gözledik sürekli.
Hani, GastroFest denince daha modern, çok sağlam bir organizasyon, festival düzeni falan bekliyor insan. Bizimki Şamlı Panayırı havasında!
Tam bir panayır yeri olmuş Avlu… Bir de atlıkarınca, balerin, çarkılefek falan oluverse!..
***
ELLİ peynirli şehrin, ‘Elli Peynirli Şehir Balıkesir’ diye bir kitabı var meselâ. Yıllar önce Edip Uğur bastırmıştı.
Bu şehrin elli çeşit peyniri varsa, peynir diyarı olarak bilinen marka illerle yarışmalı.
O sebeple zaten, bir GastroFest düşünülüyorsa, bunu Balıkesir’in peynirleri ve süt ürünleri üzerine kurgulayalım önerisinde bulunmuştuk.
Dinleyen olmadı!
Ya da bir yıl peynir, bir yıl kırmızı et, bir yıl tarla ürünleri; ne bileyim işte Balıkesir’le birlikte anılan ve burada üretilen gıda ürünleri…
Hepsini içine katınca.. Bir de başka vilayetlerden gelip kendi mutfak kültürlerinin ürünlerini sunanların arasında kaybolunca.. “Bu GastroFest’ten bi cacık çıkmaz” diye düşünüyor insan.
Ama olsun; Başkanımız Ahmet Akın ve eşi Arbil Hanım; Master Şef Danilo ile dört peynirli pizza yaptı. İtalyan usülü pizza hamuruyla, Balıkesir’in dört çeşit peynirini harmanladı.
Birlikte hamur açtılar.. Peynirleri doldurdular. Üstüne maydanoz doğradılar.
İnsan bir dilim kesip tadına bakardı.. Yaptılar ama yemediler.
Artık kilosu beş yüz lirayı aşan peynirlerden alıp kendi pizzanızı yaparsınız evde.
***
BU GastroFest, Ahmet Akın için ‘GastroTest’ olsun… Ne yaptık, ne yapamadık, nerede hata yaptık, nerede öne çıktık; sesimizi duyurabildik mi, ulusal kanallarda, yaygın medyada yer bulabildik mi, falan filan.
..ve dahi bundan sonrası için yeni bir yol haritası!
Olacak mı, olmayacak mı, olmalı mı…
Bu bir test olsun…
“Ne yaparsak, Balıkesir’i daha çok öne çıkarırız, marka değeri yaratırız” diye düşünmeli Başkan.
“Benim Ailem” diyor, her fırsatta Balıkesir’i sporda, kültürde, şehircilikte, üretimde marka şehir yapmaktan söz ediyor..
Tabi her gelen aynı şeyi söylüyor da, Balıkesir’de imar genişlemesinin ötesinde değer olarak görülecek bir şey olmuyor.
İşte Başkan Akın şimdi o sekiz köşeli kasketini, veya şef takkesini önüne koyup düşünsün:
“Bu Fest, bir testti.. Durumu gördük, analiz ettik. Bir sonrakinde çok daha farklı bir organizasyona imza atalım…”
Bu soruya yanıt ararken, aniden ve bir başına karar vermesin tabi.
Şamlı Panayırı formunda bir Gastronomi Festivali organize eden ekibini de gözden geçirsin.
Balıkesir’i çok tanımayan, eskisini yenisini bilmeyen, şehrin hafızasından uzak yönetenlerin yapıp yapacağı bu kadar.
Açıkça söyleyeyim; Avlu’daki festival ortamını hiç beğenmedim.
Ahmet Akın’ın özel günlerde Cumhuriyet Meydanı’nda kurduğu Kadın Ürünleri Pazarı’nı andırıyor!
Katılımcılar bu festival ekseninde bir marka değeri yaratmaktan çok malını satıp para kazanmaya odaklanmış.
En çok da Avlu’daki çöp kirliliği ve kalabalıkların acımadan ezdiği çimlere üzüldüm!
Üç günlük festivalin ardından, günler sürecek bir temizlik çalışması ve belki de haftalarca devam edecek yeni çim ve bitki bakımı mesaisi başlayacak.
***
HİÇ Mİ beğendiğin, hoşuna giden bir şey olmadı mı; bu kadar da abartma diyeceksiniz.
Oldu, olmaz mı hiç!
Birlik Gazetesi’nin eski sahibi, muhabbetinden keyif aldığım Sıtkı Şeremetli ve ailesini bir köşede dondurma yerken gördüm; beş dakika ayaküstü sohbet edelim derken, iki saati tüketmişiz.
İyi ki gitmişiz festival alanına.. Şeremetlileri görmüyorduk nicedir; hasret giderdik.
Seni de çok çekiştirdik haa Ahmet Başkan; haberin olsun…
Selam ederim.




