Fitch’in Türkiye analizindeki rakamlar dikkat çekti: Dolar/TL ve enflasyon için 2026 ve 2027 beklentileri ortaya çıktı
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin kapsamlı değerlendirmesinde Dolar/TL, enflasyon, döviz rezervleri, cari açık ve ekonomik büyümeye yönelik dikkat çeken tahminlerini açıkladı.
Fitch, Türkiye'nin rezervlerinde son dönemde toparlanma yaşandığına dikkat çekerken, yüksek enflasyon, sermaye çıkışı ihtimali ve seçimlere yaklaşırken ekonomi politikalarında yaşanabilecek değişikliklerin ülkenin ekonomik görünümü açısından risk oluşturabileceğini değerlendirdi.
Kuruluşun özellikle 2026 ve 2027 sonu için açıkladığı Dolar/TL ve enflasyon tahminleri, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyebileceğine ilişkin önemli bir gösterge olarak öne çıktı.
Fitch'in Dolar/TL tahmini belli oldu
Fitch Ratings'in analizinde en dikkat çeken başlıklardan biri döviz kuruna ilişkin beklenti oldu.
Kuruluş, Dolar/TL'nin 2026 yılı sonunda 51 seviyesine, 2027 yılı sonunda ise 60 seviyesine ulaşmasını beklediğini açıkladı.
Fitch'in tahmini, Türk lirasındaki değer kaybının önümüzdeki dönemde de devam edebileceği beklentisini ortaya koyarken, kur hareketlerinin enflasyon ve dış ticaret dengesi üzerindeki etkisi de önemini koruyor.
Enflasyonun düşüş hızına ilişkin dikkat çeken tahmin
Raporda Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddelerinden biri olan enflasyon için de yeni öngörüler paylaşıldı.
Fitch, 2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 30,5, 2027 yıl sonunda ise yüzde 23,5 seviyesinde olacağını tahmin etti.
Böylece kuruluş, enflasyonda düşüş beklemekle birlikte dezenflasyon sürecinin daha önce öngörülenden daha yavaş ilerleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Fitch'in tahminleri, özellikle önümüzdeki iki yıllık dönemde enflasyonun hangi hızla gerileyebileceği konusunda piyasaların yakından izleyeceği göstergeler arasında yer alıyor.
Türkiye'nin döviz rezervleri yükseldi
Fitch'in analizinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın rezervlerindeki değişim de önemli bir başlık olarak yer aldı.
Türkiye'nin brüt döviz rezervleri 23 Eylül itibarıyla 176 milyar dolara yükseldi. Böylece rezervler mart sonundan bu yana yaklaşık 25 milyar dolarlık artış gösterdi.
Swaplar hariç net rezervlerin ise 45 milyar dolar seviyesine yükseldiği belirtildi.
Fitch, rezervlerdeki toparlanmanın Türkiye'nin kısa vadeli dış finansman risklerini azaltan bir unsur olduğunu değerlendirdi. Ancak kuruluş, toplam rezervlerin İran savaşı öncesindeki yaklaşık 210 milyar dolarlık seviyenin ve benzer kredi notuna sahip ülkelerin ortalamasının altında kaldığına dikkat çekti.
Rezervlerde geçmişteki sert hareketlere dikkat çekildi
Fitch'in değerlendirmesinde Türkiye'nin döviz rezervlerinin son yıllarda dalgalı bir seyir izlediği ve ekonominin iç ve dış şoklara karşı kırılganlığını tamamen ortadan kaldırmadığı belirtildi.
Raporda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından yaşanan süreç ile İran çatışmasının başlaması döneminde gerçekleştirilen döviz müdahalelerinin rezervlerde önemli düşüşlere neden olduğu ifade edildi.
Fitch'e göre bu iki dönemde rezervlerde yaşanan kayıpların her biri yaklaşık 50 milyar dolar seviyesinde oldu.
Kuruluş, söz konusu gelişmelerin Türkiye'nin dış şoklara karşı rezerv tamponunun önemini yeniden ortaya koyduğunu değerlendirdi.
Yaklaşık 18 milyar dolarlık yatırım fonu tasfiyesi
Fitch'in raporunda finansal piyasalardaki gelişmelere de yer verildi.
Yaklaşık 18 milyar dolarlık yatırım fonunun tasfiye edilmesinin, geçmiş dönemdeki bazı düzenleyici eksiklikleri ortaya çıkardığı belirtildi.
Fitch, Merkez Bankası'nın likidite desteği sağlaması ve türev piyasalardaki teminat koşullarında yaptığı düzenlemelerin hisse senedi piyasasının dengelenmesine katkı sağladığını değerlendirdi.
Bununla birlikte kuruluş, yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin kredi notu üzerinde önemli bir değişiklik yaratmasını beklemediğini belirtti.
Cari açık için 2026 tahmini yüzde 3'e yaklaşıyor
Fitch'in Türkiye analizinde cari açık da önemli başlıklardan biri oldu.
Kuruluş, İran savaşının enerji fiyatları üzerindeki etkisi nedeniyle Türkiye'nin cari açığının GSYH'ye oranının 2026 yılında yüzde 3'e yaklaşacağını öngördü.
Türkiye'nin cari açığının GSYH'ye oranı 2025 yılında yüzde 1,9 seviyesindeydi.
Fitch, 2027 yılında petrol fiyatlarında gerileme yaşanmasının cari denge açısından olumlu etki oluşturabileceğini ancak ithalatın yüksek seyretmesinin cari açığın benzer seviyelerde kalmasına neden olabileceğini değerlendirdi.
2027'de büyüme beklentisi yükseldi
Fitch'in Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmesinde büyüme tahmini de dikkat çekti.
Kuruluş, 2027 yılında ekonomik büyümenin yüzde 4,3'e yükselmesini bekliyor.
Raporda, seçimlere yaklaşılırken ekonomi politikalarında belirli ölçüde gevşeme yaşanabileceği ve bunun iç talep ile ekonomik büyümeyi destekleyebileceği öngörüldü.
Ancak Fitch, geçmişte yaşanan hızlı politika değişikliklerinin oluşturduğu risklerin devam ettiğine de dikkat çekti.
Fitch'in Türkiye ekonomisi için öne çıkardığı riskler neler?
Fitch'in değerlendirmesinde Türkiye ekonomisinin önündeki riskler birkaç başlıkta toplanıyor.
Yüksek enflasyon, döviz kuru hareketleri, sermaye çıkışı ihtimali, enerji fiyatlarındaki değişimler ve seçimlere yaklaşırken ekonomi politikalarında yaşanabilecek değişiklikler, kuruluşun dikkat çektiği başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
Buna karşılık rezervlerdeki toparlanma ve net rezervlerde yaşanan yükseliş, Türkiye'nin kısa vadeli dış risklere karşı dayanıklılığını artıran gelişmeler arasında değerlendiriliyor.
2026 ve 2027 için rakamlar ne söylüyor?
Fitch'in yeni Türkiye analizinde özellikle Dolar/TL ve enflasyon için ortaya koyduğu rakamlar dikkat çekiyor.
Kuruluşun tahminlerine göre Dolar/TL'nin 2026 sonunda 51, 2027 sonunda ise 60 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Enflasyon için öngörü ise 2026 sonunda yüzde 30,5, 2027 sonunda yüzde 23,5 seviyesinde.
Cari açığın 2026'da GSYH'nin yaklaşık yüzde 3'üne ulaşabileceğini değerlendiren Fitch, 2027 yılında ekonomik büyümenin ise yüzde 4,3 seviyesine çıkmasını bekliyor.
Fitch'in açıkladığı rakamlar kesinleşmiş sonuçlar değil, kuruluşun mevcut ekonomik koşullar ve riskler üzerinden oluşturduğu tahminleri ifade ediyor. Önümüzdeki dönemde kur hareketleri, enerji fiyatları, rezervlerin seyri, para politikası ve iç talep gibi faktörler bu beklentilerin değişmesine neden olabilir.





