Gazeteci Fatih Altaylı, Savcı Sayan'ın BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu hakkında dile getirdiği finansal işlemler ve şirket bağlantılarına ilişkin iddiaları gündemine taşıdı.
Altaylı, Sayan'ın sorularının araştırılması gerektiğini savunurken Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) açıklamasını da eleştirdi.
Savcı Sayan'ın gündeme getirdiği iddialar, Tera, Pusula Holding ve Katılımevim arasında gerçekleşmesi öngörülen şirket işlemleri ile olası finansman ilişkilerine odaklandı.
Sayan, Kavcıoğlu'nun Emre Tezmen'den Pusula Holding ve Katılımevim'in satın alınmasını isteyip istemediğini ve söz konusu şirketlerin finansal durumuyla ilgili belirli bir kredi taahhüdünde bulunup bulunmadığını sorguladı.
20 Milyar TL ve 35 Milyar TL İddiası
Savcı Sayan'ın sorularında, şirketlerin kurtarılması amacıyla 20 milyar TL temin edilmesi karşılığında Takasbank üzerinden 35 milyar TL kredi sağlanacağı yönünde bir söz verilip verilmediği gündeme getirildi.
Sayan ayrıca Kavcıoğlu'nun bir akrabasının Tera ve Pusula'da ortaklığı bulunduğunu öne sürdü.
Bu iddiaları değerlendiren Fatih Altaylı, daha önce Tera'nın Pusula ve Katılımevim'i satın almasına yönelik bir Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklaması yapıldığını, ancak satın alma işleminin gerçekleşmediğini belirtti.
Altaylı, söz konusu gelişmelerin Sayan'ın sorularının ciddiyetle ele alınmasını gerektirdiğini savundu.
Bununla birlikte, iddialara konu edilen kredi taahhüdünün verildiği veya Kavcıoğlu'nun yetkileri dışında bir işlem yaptığına ilişkin doğrulanmış bir bulgu ortaya konulmuş değil.
BDDK'nın Yanıtına Altaylı'dan Eleştiri
Fatih Altaylı, BDDK'nın iddialara verdiği yanıtı da değerlendirdi.
BDDK'nın iddiaların hukuki ve fiili dayanağı bulunmadığını bildirdiğini aktaran Altaylı, kurumun açıklamasını yeterli bulmadığını ifade etti.
Savcı Sayan'ın ise açıklamanın ardından geri adım atmadığını ve gerektiğinde emniyet ile istihbarat birimlerinin iddiaları araştırmasını istediğini belirtti.
Altaylı, Sayan'ın sorular yöneltmesini doğru bulduğunu dile getirirken tartışmayı basın özgürlüğü açısından da ele aldı.
Aynı iddiaları bir gazetecinin gündeme getirmesi ve BDDK'nın bu gazeteciyi dezenformasyon yapmakla suçlaması halinde çok daha farklı bir süreç yaşanabileceğini öne sürdü.
Altaylı'nın değerlendirmesinde öne çıkan nokta, kamu görevlileri hakkındaki iddiaların araştırılması talebi ile gazetecilerin benzer soruları yöneltme özgürlüğü arasındaki ilişki oldu.
Sayan'ın gündeme getirdiği suçlama ve soruların doğruluğu ise bağımsız bir inceleme veya resmi soruşturma sonucuyla ortaya konulmuş değil.





