İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bir lisede yaşanan ve iki sınıf arkadaşının bıçakla yaralanmasıyla sonuçlanan kan dondurucu olay, eğitim camiasını ve kamuoyunu derinden sarstı.
Olayın ardından başlatılan çok yönlü soruşturma, şiddetin sadece anlık bir öfke patlaması olmadığını, arkasında uzun süredir dijital mecralarda beslenen karanlık bir zihniyetin ve yapısal ihmallerin bulunduğunu gözler önüne serdi.
Olayın faili olan 16 yaşındaki A.Ç.'nin geçmişine ve dijital ayak izlerine dair ortaya çıkan yeni bulgular, davanın seyrini değiştirecek nitelikte.
Dijital Dünyanın Karanlık Yüzü: Katilleri Öven Paylaşımlar
Emniyet ve savcılık birimlerinin yürüttüğü titiz incelemede, şüpheli A.Ç.'nin sosyal medya hesapları didik didik edildi. Yapılan incelemelerde, 16 yaşındaki lise öğrencisinin geçmişte dünya genelinde ve Türkiye’de infial yaratan okul saldırılarını ve bu saldırıları gerçekleştiren kişileri öven paylaşımlar yaptığı tespit edildi.
Bu dijital izlerin ardından, şüpheli hakkında "suçu ve suçluyu övme" suçundan ayrı bir kamu davası açıldığı ortaya çıktı. Uzmanlar, gençlerin dijital dünyada maruz kaldığı radikalleşme dalgalarının ve şiddet içerikli popüler kültür ögelerinin, fiziksel şiddete zemin hazırladığına dikkat çekiyor.
Soruşturmada Kritik Eşik: Anneye Gözaltı Talimatı
Olayın ardından adli makamlar sorumluluk zincirini genişletti. Sadece failin eylemleriyle sınırlı kalmayan soruşturmada, 16 yaşındaki A.Ç.'nin eylemlerinde ve radikalleşme sürecinde ihmali olabileceği değerlendirilen annesinin de gözaltına alınması talimatı verildi.
Hukukçular ve çocuk psikologları, bu kararın emsal niteliği taşıyabileceğini belirtiyor. Ebeveynlerin çocuklarının dijital mecralardaki hareketlerini, ruh halindeki değişimleri ve radikal eğilimlerini yakından takip etme yükümlülüğü, bu tür trajik olayların önlenmesinde hayati bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.





