Son Dakika: Bakan Şimşek'ten Emekli ve Memur Zammına İlişkin Açıklama
Emekli ve memur maaşlarına yapılacak zam, kamuoyunun gündeminde yerini korurken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bloomberg HT ve Habertürk'ün ortak canlı yayınına katılan Şimşek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarında enflasyonun temel ölçüt olarak dikkate alınmaya devam edeceğini belirtti.
Net bir zam oranı verilmedi
Şimşek, ücretli kesimin alım gücünün korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, memur ve emekli maaşlarının bugüne kadar her zaman en az enflasyon oranında artırıldığını, bu politikanın sürdürüleceğini ifade etti. Ancak Bakan, konuşması boyunca somut bir zam yüzdesi veya kesin bir maaş artışı rakamı paylaşmadı. Açıklamanın çerçevesi, maaş artışlarında enflasyonun esas alınmaya devam edeceği yönünde şekillendi.
Enflasyon tablosu: Ağustosta yüzde 31,51
Şimşek'in açıklamaları, güncel enflasyon verileriyle birlikte değerlendirildi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 3 Eylül 2026'da açıkladığı verilere göre yıllık tüketici enflasyonu ağustos ayında yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Aylık artış yüzde 1,84 olurken, on iki aylık ortalamalara göre artış oranı ise yüzde 31,79'a ulaştı. Şimşek, enflasyonda beklenenden daha fazla katılık ve atalet gözlemlendiğini, buna karşın dezenflasyon sürecinin devam ettiğini söyledi. Bakan, dezenflasyonun fiyatların gerilemesi anlamına gelmediğinin altını özellikle çizdi: <cite index="29-1">"Dezenflasyon fiyatların düşmesi değil, fiyat artışının yavaşlamasıdır."
Geçmişe endeksleme enflasyonu yukarıda tutuyor
Şimşek, enflasyonun beklenenden yavaş gerilemesinde geçmiş dönem enflasyonuna endeksleme davranışının etkili olduğunu belirtti. Özellikle kira, eğitim ve ücretlerde geçmişe endeksli fiyatlama alışkanlığının güçlü şekilde sürdüğünü, bu durumun yüksek enflasyon dönemlerinde daha da belirginleştiğini ifade etti. Bakan, aynı mantığın maaş artışlarında zaten var olan bir uygulama olduğuna da dikkat çekti.
Orta Vadeli Program'da yön değişmedi
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı (OVP) 6 Eylül 2026'da açıklamasının ardından ekonomik hedefler yeniden gündeme gelmişti. Şimşek, programın temel çerçevesinde herhangi bir değişiklik olmadığını, tahminlerdeki güncellemelerin ise küresel koşullardaki değişime bağlı olarak normal karşılanması gerektiğini belirtti. IMF, OECD, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası gibi kuruluşların da tahminlerini yıl içinde birden fazla kez revize ettiğini hatırlatan Şimşek, bunun yalnızca Türkiye'ye özgü bir durum olmadığını vurguladı.
Bütçe açığı hedeften iyi, enflasyonda sapma büyük
Şimşek, OVP'nin en bağlayıcı unsurunun bütçe olduğunu belirterek geçmiş yıllardaki bütçe performansını değerlendirdi. 2023'te yüzde 6,4 hedeflenen bütçe açığının yüzde 5,1'de, 2024'te aynı hedefe karşılık yüzde 4,7'de gerçekleştiğini aktaran Şimşek, 2026 için yüzde 3,5 olan hedefin ise yüzde 3,1 seviyesinde tutturulmasının beklendiğini söyledi. Buna karşın Bakan, programdaki en belirgin sapmanın enflasyon tarafında yaşandığını kabul etti; enflasyonda öngörülenin ötesinde bir katılık olduğunu ve dezenflasyon sürecinin daha fazla zamana ihtiyaç duyabileceğini ifade etti.
Büyüme ve cari denge değerlendirmesi
2026 yılı büyüme beklentisinin daha önce öngörülen yüzde 3,8'den yüzde 3,3 civarına çekildiğini belirten Şimşek, bu revizyonun büyük ölçüde dış koşullardaki olumsuz gelişmelerden kaynaklandığını söyledi. Cari işlemler dengesinde ise iyileşme olduğunu, dış borcun milli gelire oranının son üç yılda gerilediğini aktardı. Kuraklık, zirai don ve küresel çatışmalar gibi modellenmesi güç dışsal etkenlerin devre dışı bırakılması durumunda cari açık hedeflerine büyük ölçüde yaklaşıldığını belirtti.
Kur politikası ve ihracatçılara yönelik sinyal
Kur rejimine ilişkin değerlendirmesinde dalgalı kur sisteminin Türkiye için ideal model olduğunu yineleyen Şimşek, bu sistemin ekonomik şoklara karşı doğru tepki verilmesine imkân tanıdığını söyledi. Kur hareketlerinin enflasyona geçişkenliğinin yaklaşık yüzde 30-40 bandında seyredebildiğini belirtti. Bakan ayrıca enflasyonun tek haneli seviyelere gerilediği bir ortamda ihracatçılara yönelik zorunlu döviz satışı yükümlülüğünün kaldırılacağı sinyalini de verdi.
Somut örnekler: giyim ve kira enflasyonunda yavaşlama
Şimşek, ekonomi politikalarının bazı kalemlerde daha belirgin sonuç verdiğini örneklerle açıkladı. Giyim grubunda 2023'te yüzde 50'nin üzerinde seyreden yıllık fiyat artışının yüzde 13 civarına, kira enflasyonunun ise 2023'teki yüzde 109 seviyesinden günümüzde yüzde 40'lı seviyelere gerilediğini belirtti. TÜİK'in enflasyon hesaplama yöntemine yönelik eleştirilere de değinen Bakan, kullanılan metodolojinin Eurostat standartlarıyla uyumlu olduğunu savundu.
"Savaş olmasaydı enflasyon çok daha düşük olurdu"
Küresel gelişmelerin Türkiye'nin enflasyon görünümünü doğrudan etkilediğini belirten Şimşek, devam eden uluslararası çatışmaların etkisi dışarıda bırakıldığında yıllık enflasyonun yüzde 20-22 bandında olabileceğini ifade etti. Pirinç, pamuk, buğday ve mısır gibi temel emtia fiyatlarındaki küresel artışların da Türkiye'deki fiyat baskısını beslediğini vurguladı. Enflasyonun geçmiş yıllarda yüzde 65 ve yüzde 44 seviyelerinden bugünkü yüzde 31,5 seviyesine gerilediğini hatırlatan Şimşek, bunun programın sonuç verdiğinin bir göstergesi olduğunu söyledi.
Ana mesaj: Dezenflasyondan vazgeçilmeyecek
Bakan Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin ekonomi programının en büyük önceliği olduğunu, seçim sürecinde dahi dezenflasyon politikasından taviz verilmeyeceğini belirtti. Ekonomi programının dört temel ayağının dezenflasyon, mali disiplin, sürdürülebilir cari açık ve sürdürülebilir büyüme olduğunu yineleyen Şimşek, bu çerçevede bir yön değişikliği bulunmadığının altını çizdi. Enflasyonda hedeflenen seviyeye ulaşma sürecinin başlangıçta öngörülenden biraz daha uzun sürebileceğini de sözlerine ekledi.





