Küresel Enerjide Tarihi Kırılma: Güneş ve Rüzgar Nükleer Enerjiyi Geride Bıraktı!
Küresel enerji piyasalarında tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Yayınlanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu 2026 (WNISR 2026), yenilenebilir enerji kaynaklarının nükleer gücü tahtından indirdiğini ortaya koydu. Güneş ve rüzgar enerjisi, küresel elektrik üretiminde nükleer santralleri ilk kez aylık bazda geride bırakarak enerji dengelerini kökten değiştirdi.
Güneş ve Rüzgardan Tarihi Üretim Rekoru
Rapora göre rüzgar enerjisi Mart 2025’te, güneş enerjisi ise Nisan 2025’te aylık elektrik üretiminde nükleeri ilk kez geride bıraktı. Mart 2025 ile Haziran 2026 arasındaki her ayda rüzgar veya güneşten en az biri nükleer üretimi tek başına aşmayı başardı. Mart, Nisan ve Mayıs 2026’da ise iki kaynak da ayrı ayrı nükleer santrallerin toplam üretimini geride bıraktı.
Güneş enerjisi kurulu gücü 2025 yılında 510 GW artarak 2.383 GW seviyesine ulaşırken, rüzgar kapasitesi 159 GW artışla 1.291 GW oldu. Alternatif veritabanı IEA PVPS raporları ise güneş enerjisine 2025'te eklenen yeni kapasitenin 690 GW’a yaklaştığını ve toplam gücün 2,96 TW’a yükseldiğini belirterek farkın çok daha büyük olduğuna işaret ediyor.
Nükleer Enerjinin Payı 45 Yılın Dip Seviyesinde
Küresel nükleer santraller 2025'te 2.703 TWh elektrik üretmiş olsa da, toplam elektrik üretimi içerisindeki payı yüzde 8,8’e geriledi. Bu oran, son 45 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Çin dışındaki ülkelerde nükleer kaynaklı elektrik üretimi kan kaybederek 2006 yılının dahi gerisine düştü.
Son 20 yıllık periyotta nükleer reaktör sayısı Çin hariç tutulduğunda net 55 adet azalırken, dünyada inşa halindeki 73 reaktörün 37'sine yine Çin ev sahipliği yapıyor.
Batarya Depolama Sistemleri Büyümeyi Tetikliyor
Güneş ve rüzgar enerjisindeki dalgalanmaları dengelemek adına devasa batarya yatırımları devreye giriyor. 2025 yılında dünya genelinde 104 GW / 257 GWh yeni şebeke ölçekli batarya depolama kapasitesi kuruldu. Küresel depolama kapasitesinin yüzde 78'inden fazlasının son 3 yılda inşa edilmiş olması, yenilenebilir enerjinin şebekedeki sürekliliğini teminat altına alıyor.
Buna karşın nükleer endüstrinin geleceği olarak pazarlanan Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ise henüz ticari beklentileri karşılayabilmiş değil. Yüksek maliyetler ve uzun inşa süreleri nedeniyle SMR projeleri henüz istenen kitlesel yaygınlığa ulaşamadı.



