Anadolu Ajansının “Küçük Yaş, Büyük Suç” başlıklı dosyasının ilk haberinde yer alan verilere göre Türkiye’de suça sürüklenen çocuk sayısı son yıllarda dikkat çekici biçimde yükseldi. Adalet Bakanlığı istatistikleri, 2024’te son 10 yılın en yüksek seviyesinin görüldüğünü ortaya koyarken, uzmanlar artışta sosyoekonomik koşullar, cezasızlık algısı ve suç örgütlerinin çocukları kullanmasının etkili olduğunu belirtiyor.
Her 4 Kişiden Biri Çocuk Yaşta
ANKARA (AA) – İsmet Karakaş / Hüseyin Cem Dağıstanlı imzalı Anadolu Ajansı dosya haberinde, Türkiye’de suça sürüklenen çocuklara ilişkin soruşturma dosyalarına yansıyan istatistikler ele alındı. AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, 85 milyonu aşan Türkiye nüfusunun 21 milyon 817 binini 0-17 yaş grubundaki çocuklar oluşturuyor. Bu oran, ülkede yaşayan her dört kişiden birinin çocuk yaşta olduğunu gösteriyor. Ancak aynı dönemde Adalet Bakanlığı verileri, suça sürüklenen çocuk sayısında kayda değer bir artışa işaret ediyor.
Son 10 Yılın En Yüksek Seviyesi 2024’te Görüldü
Resmî kayıtlara göre suça sürüklenen çocuk sayısı 2015’te 158 bin 560 olarak kayda geçerken, 2016’da 146 bin 737’ye, 2017’de 145 bin 210’a geriledi. 2018’de yeniden yükselişe geçen sayı 157 bin 96, 2019’da ise 161 bin 378 oldu. 2020 yılında Kovid-19 salgınının etkisiyle belirgin bir düşüş yaşandı ve sayı bir önceki yıla göre yüzde 25,8 azalarak 119 bin 769’a geriledi. Ancak bu düşüş kalıcı olmadı. 2021’de 134 bin 464 çocuğun suça karıştığı belirlenirken, 2022’de bu sayı yüzde 31 artışla 176 bin 128’e, 2023’te ise 177 bin 174’e yükseldi. Son 10 yılın en yüksek seviyesi 188 bin 926 ile 2024’te kaydedildi. 2025’te ise sınırlı bir düşüş yaşanarak sayı 186 bin 256 oldu. Böylece 2015–2025 döneminde suça sürüklenen çocuk sayısı toplamda yüzde 17,47 artış gösterdi.
En Sık Karşılaşılan Suç Tipleri
Veriler, 21 milyonu aşkın çocuğun yaşadığı Türkiye’de 2025 yılında suça sürüklenen çocuk oranının yaklaşık yüzde 0,88’e karşılık geldiğini ortaya koyuyor. Aynı yıl çocukların en sık karıştığı suçlar arasında kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit ve mala zarar verme öne çıktı. Bunların yanı sıra konut dokunulmazlığının ihlali, yağma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme ya da bulundurma, dolandırıcılık ve çocukların cinsel istismarı gibi suçlar da listede yer aldı.
“Cezasızlık Algısı Toplumda Güçleniyor”
Adalet psikolojisi üzerine uzun yıllar üniversitelerde eğitim veren Avukat Cemalettin Gürler, AA’ya yaptığı değerlendirmede özellikle pandemi sonrası dönemde suç oranlarında belirgin bir yükseliş yaşandığını belirterek durumu “korkunç” olarak nitelendirdi. Gürler, suça sürüklenen çocuk olgusunun tek bir nedene bağlanamayacağını ifade ederek sosyoekonomik yoksunluk, kültürel faktörler, medya etkisi ve hızlı para kazanma algısının bir araya gelerek çocukları suç ortamlarına ittiğini söyledi. Ekonomik uçurumlar, bölgesel kültürel farklılıklar ve sosyal çevre koşullarının da bu tabloyu beslediğini dile getirdi.
Gürler’e göre önemli bir paradoks da çocukları korumaya yönelik ceza infaz hükümlerinin bazı suç örgütleri tarafından istismar edilmesi. Gürler, “Çocuklarımızı korumak ve topluma kazandırmak amacıyla getirilen hükümler, suç örgütlerinin elinde suçluyu koruyan birer zırha dönüştü. Bugün toplumda en çok tartışılan konulardan biri de cezasızlık algısı” dedi.
Yaş Sınırı Tartışması ve Çarpıcı Bir Dava Örneği
Takip ettiği davalardan örnekler veren Gürler, Manisa’da 18 yaşını doldurmasına 4 ay kala pompalı tüfekle bir evi basarak iki kişiyi yaralayan ve bir kişiyi öldüren bir sanığın durumuna dikkat çekti. Gürler, failin suçu 4 ay sonra işlemesi halinde ağırlaştırılmış müebbet alacağını, ancak mevcut durumda daha kısa sürede tahliye olabileceğini belirterek, “Şahıs 5 yıl sonra aramıza dönecek” ifadelerini kullandı. Ailenin sosyal medyada yaptığı paylaşımların da suçun adeta meşrulaştırıldığı bir algı oluşturduğunu savundu.
Çeteler ve “Delil Karartma” İddiası
Gürler, suç örgütlerinin çocukları özellikle tercih ettiğini, cezaevine girip çıkan çocukların örgüt içinde konum kazandığını ve bazen havai fişekler, konvoylar ve müziklerle karşılanarak suçun adeta ödüllendirildiğini anlattı. Suça sürüklenen çocukların benzer giyim tarzlarının dışarıdan bir moda gibi algılandığını ancak bunun bir “delil karartma yöntemi” olabileceğini ileri sürdü. Benzer kıyafet ve görünüm sayesinde suç faili tespitinin zorlaştığını söyleyen Gürler, motosikletli kurye sisteminin de maske ve kask kullanımı nedeniyle suç örgütlerince istismar edilebildiğini ifade etti.
Sosyal Medya, Diziler ve Çözüm Önerileri
Gürler, sosyal medya ve televizyon dizilerinde mafya ve silahlı yapıların normalleştirilmesinin çocukların davranış kalıplarını olumsuz etkilediğini belirtti. “Polis yakalasın, hakim tutuklasın” anlayışının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Gürler, kültürel ortamın değiştirilmesi, çocuklara umut verecek sosyal alanların oluşturulması, ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, aile yapısının desteklenmesi ve değerler eğitiminin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Islah sisteminin de yeniden yapılandırılması gerektiğini dile getiren Gürler, bu sorunun çözümünün uzun vadeli olduğunu ve hasarın giderilmesinin 10 ila 20 yılı bulabileceğini ifade etti.





