Claude’un Enzim Keşfi Tartışma Yarattı: Yıllardır Çalışan Biyolog “Otonom Yapay Zekâ” İddiasını Sorguladı
Anthropic’in yapay zekâ modeli Claude’un yeni bir enzim sistemi keşfettiğini duyurması, bilim dünyasında yapay zekânın araştırmalardaki rolüne ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi. Söz konusu enzim sistemi üzerinde yıllardır çalışan Kopenhag Üniversitesinden biyolog Mario Rodriguez Mestre, elde edilen sonucun “otonom yapay zekâ keşfi” olarak tanımlanmasına temkinli yaklaşıyor. Mestre, Claude’un bulgularının kendi ekibinin yayımlanmamış araştırmalarıyla yakından örtüştüğünü belirtirken, yapay zekânın bu bilgilere nasıl ulaşmış olabileceği konusunda kesin bir yargıya varamadığını vurguluyor.
Claude’un Enzim Keşfi Nasıl Gündeme Geldi?
Anthropic’in 24 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre, Claude’un yaklaşık 950 yapay zekâ ajanından yararlanan sistemi, geniş bir DNA dizilimi veri tabanında RNA’dan DNA sentezleyen ters transkriptaz (RT) enzimlerinin yeni ve dikkat çekici örneklerini araştırdı.
Yaklaşık 21 saat süren çalışma sırasında ajanlardan biri, kendine özgü DNA yazılımı ve işlevi henüz bilinmeyen ek bir yardımcı proteini bulunan bir enzim sistemine ilişkin dikkat çekici sonuçlara ulaştı. Şirket, sistemin ayırt edici özelliklerinin Claude tarafından fark edildiğini belirterek gelişmeyi yeni bir enzim sisteminin keşfi olarak duyurdu.
Ancak aynı sistem üzerinde uzun süredir araştırma yapan biyolog Mario Rodriguez Mestre’nin değerlendirmeleri, bu keşfin ne ölçüde bağımsız bir yapay zekâ çalışması olduğu sorusunu gündeme taşıdı.
Yıllardır Aynı Sistem Üzerinde Çalışan Biyologdan Dikkat Çeken Açıklama
Kopenhag Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren Mestre, Claude’un ortaya koyduğu bulguların kendi araştırma ekibinin çalışmalarıyla çok yakından örtüştüğünü söyledi. Biyolog, benzerliğin yalnızca aynı protein aileleriyle sınırlı olmadığını, aynı virüslerde bulunan genleri de kapsadığını ifade etti.
Mestre’nin aktardığına göre, ekibinin araştırmaları Anthropic’in “ARTs” olarak tanımladığı sistemle ve kendilerinin “jumbotrons” adını verdiği, dev virüslerde bulunan özel genetik yapıyla örtüşüyor.
Bununla birlikte Mestre, Claude’un sonuçlara kendi araştırmalarından bağımsız biçimde ulaşıp ulaşmadığını kesin olarak bilmediğinin altını çizdi. Biyoloğun temel itirazı, çalışmanın doğrudan ve bütünüyle bağımsız bir yapay zekâ keşfi olarak sunulmasına yönelik.
Claude, Yayımlanmamış Araştırmalara Erişmiş Olabilir mi?
Tartışmanın en hassas noktalarından biri, Claude’un araştırmacının henüz kamuoyuyla paylaşmadığı çalışmalarından etkilenmiş olma ihtimali. Mestre, araştırmalarında Claude’u yoğun biçimde kullandığını ve bilimsel analizler ile yayımlanmamış çalışmalar hakkında modelle görüşmeler yaptığını belirtti.
Biyoloğun açıklamasına göre Claude, kullanılan uzantılar aracılığıyla araştırma ortamının bazı bölümlerine, Google Drive dosyalarına ve Slack mesajlarına erişebiliyordu. Bu durum, araştırma verileriyle bağlantılı yapay zekâ araçlarının erişim izinlerinin ne kadar dikkatli yönetilmesi gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.
Ancak mevcut açıklamalar, Claude’un söz konusu enzim sistemini Mestre’nin yayımlanmamış araştırmalarından öğrendiğini kanıtlamıyor. Biyolog da bu konuda kesin bir sonuca varamadığını belirtiyor. Dolayısıyla tartışmanın merkezinde doğrulanmış bir veri hırsızlığı değil, keşfin bağımsızlığı ve yapay zekânın erişebildiği bilgilerin rolü bulunuyor.
“Otonom Yapay Zekâ Keşfi” Tanımı Neden Sorgulanıyor?
Mestre’ye göre Claude’a verilen görev, ters transkriptaz enzimleri gibi belirli bir biyolojik problem alanıyla sınırlıydı. Modelin analiz ettiği veri kümesinin de daha önce uzmanlar tarafından hesaplanmış ve hazırlanmış olması, sonucun nasıl yorumlanması gerektiği konusunda önem taşıyor.
Bu açıdan bakıldığında yapay zekânın, araştırma alanını tamamen kendi başına belirleyip sıfırdan bilimsel bir keşif gerçekleştirmesiyle uzmanların tanımladığı bir problem üzerinde geniş veri kümelerini analiz ederek yeni sonuçlara ulaşması aynı şey değil.
Mestre, Claude’un söz konusu sonuca kendi çalışmalarından tamamen bağımsız biçimde ulaşmış olması durumunda bile süreci bütünüyle otonom bir bilimsel keşiften ziyade yapay zekâ destekli bilimsel çalışma olarak tanımlayacağını ifade etti.
Bu ayrım, yapay zekânın bilimsel araştırmalardaki katkısının nasıl ölçüleceği ve elde edilen başarıların kime atfedileceği konularında önem taşıyor.
Bilimsel Veriler Yapay Zekâ Şirketlerine Karşı Nasıl Korunabilir?
Tartışma yalnızca bir enzim sisteminin keşfiyle sınırlı değil. Araştırmacıların yayımlanmamış makaleleri, deney sonuçları, özel veri kümeleri ve henüz açıklanmamış fikirleri üzerindeki kontrolü de gündeme geliyor.
Mestre, yapay zekâ şirketlerinin araştırmacılara verileri üzerinde daha açık ve ayrıntılı kontrol imkânı sağlaması gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda şeffaf veri saklama politikalarının uygulanmasını, belirsiz varsayılan ayarlar yerine açık rıza alınmasını ve modellerin çıkarım sırasında eriştiği verilerle eğitim verilerinin birbirinden net biçimde ayrılmasını öneriyor.
Araştırmacıların yapay zekâ ajanlarının Google Drive, Slack ve benzeri bağlantılı hizmetlere erişimini ayrıntılı biçimde denetleyebilmesi de önem taşıyor. Özellikle henüz yayımlanmamış araştırmaların söz konusu olduğu durumlarda hangi dosyalara, mesajlara ve veri kaynaklarına erişim izni verildiğinin bilinmesi gerekiyor.
Özel Yapay Zekâ Sistemleri Bilim İnsanları İçin Önem Kazanabilir
Mestre, hassas bilimsel verilerle çalışan araştırmacılar açısından verilerin dışarıya aktarılmadığı özel yapay zekâ sistemlerinin ve kurumların kendi kontrolünde çalıştırdığı açık kaynaklı modellerin öneminin artabileceğine işaret ediyor.
Biyoloğa göre genomik araştırmalarda kullanılan verilerin önemli bir bölümü kamuya açık kaynaklardan elde edilse de bu durum, araştırmacıların bütün çalışma süreçlerini ticari yapay zekâ hizmetleriyle paylaşmasının risksiz olduğu anlamına gelmiyor.
Yapay zekânın bilimsel araştırmaların bir parçası haline geldiği ve bu eğilimin devam edeceği değerlendirmesini yapan Mestre, asıl meselenin bilim insanlarının yayımlanmamış çalışmalarını, gizli verilerini ve fikirlerinin kaynağı üzerindeki kontrolünü kaybetmeden bu teknolojiden yararlanabilmesi olduğunu vurguluyor.
Claude’un enzim sistemiyle ilgili çalışması da yapay zekânın bilimsel araştırmalara sağlayabileceği katkıların yanı sıra veri erişimi, araştırmacı emeği ve keşiflerin kime atfedileceği konularının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan bir tartışma olarak öne çıkıyor.




