NAMIK HAVUTÇA
26. Dönem Balıkesir Milletvekili
Değişim Mücadelesinin Başlangıcı
Tarihin doğru tarafında durmak deniyor ya; gelin partinin yakın tarihine şöyle bir bakalım.
Değişim mücadelesi aslında 2017 yılında başladı. 3 Şubat 2018 Kurultayı öncesinde Muharrem İnce ile birlikte değişim talebiyle yola çıkanlar, siyasi geleceklerini düşünmeden, “Kaybedersek milletvekilliğimiz gider” kaygısına kapılmadan kendilerini ortaya koydular. Amaçları kişisel ikbal değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nde değişimi, yenilenmeyi ve parti içi demokrasiyi güçlendirmekti.
Kurultay kaybedildi. Ancak kaybedilen yalnızca bir kurultay değildi; değişim umudu, heyecanı ve parti içi demokrasinin güçlenmesine ilişkin beklentiler de ciddi şekilde yara aldı.
2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Sonuçları
Buna rağmen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce’yi oy birliğiyle aday gösterdi. Muharrem İnce, yaklaşık 50 günlük kampanya sürecinde 81 ili dolaşarak, çoğu gün birden fazla miting gerçekleştirdi. Bu çalışma, o dönem muhalefet adayları arasında en yoğun saha kampanyalarından biri olarak değerlendirildi.
Seçim sonuçları da bu tabloyu ortaya koyuyordu:
- Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı oyu: %30,64 (15,3 milyon oy)
- CHP’nin milletvekili oyu: %22,80 (11,1 milyon oy)
Aradaki fark yaklaşık %7,8 puan ve 4,2 milyon oydu. Bu sonuç, Muharrem İnce’nin yalnızca CHP tabanından değil, farklı toplumsal kesimlerden de destek alabildiğini gösteriyordu. CHP’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde o tarihe kadar ulaştığı en yüksek oy oranlarından biri elde edilmişti.
Tasfiyeler ve Liste Dışı Kalan İsimler
Ne var ki Muharrem İnce’nin yakın çalışma arkadaşları olan ve tamamı ön seçimle seçilmiş Şerafettin Turpçu, M. Hüsnü Bozkurt, M. Rıza Yalçınkaya, Bülent Bektaşoğlu, Bülent Öz, Devrim Kök, Mazlum Nurlu, Yakup Akkaya, Akın Üstündağ, Emre Köprülü ve Namık Havutça gibi milletvekilleri ile Tüzük Değişikliği ve Demokrasi Manifestosu çalışmalarında yer alan Necati Yılmaz ve Mevlüt Dudu dâhil olmak üzere birçok isim sonraki seçimlerde aday listelerine alınmadı.
Muharrem İnce de daha sonraki açıklamalarında, kendisine yakın milletvekillerinin liste dışı bırakılmasını eleştirmiş; ayrıca seçim gecesi CHP’nin seçim takip sisteminin çökmesini ve sonuçların kamuoyuna sağlıklı biçimde aktarılamamasını parti yönetiminin önemli bir zaafı olarak değerlendirmiştir.
Olağanüstü Kurultay Girişimi
Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Muharrem İnce öncülüğünde olağanüstü kurultay talebi gündeme gelmiş, kurultayın toplanabilmesi için gerekli olan 622 imzaya karşılık yaklaşık 630 noter tasdikli delege imzası toplandığı ifade edilmiştir. Ancak imzalarla ilgili yapılan değerlendirmeler sonucunda olağanüstü kurultay gerçekleşmemiş ve değişim talebi sonuçsuz kalmıştır.
Bu gerçeklerin partimizin üyeleri ve örgütleri tarafından bilinmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bugün bazı arkadaşlarımız bizlere “tarihin doğru tarafını” tarif etmeye çalışırken, geçmişte yaşananları da hatırlamak ve hatırlatmak zorundayız. Bunları yazmazsam hem arkadaşlarıma hem de kendime haksızlık etmiş olurum.
Cevap Bekleyen Soru
Bugün hâlâ cevap bekleyen soru şudur:
Tüzük Kurultayı’nda ön seçimin kaldırılmasına “hayır” diyen milletvekillerinin daha sonra liste dışı bırakılması kararını kim verdi ve bu karar hangi anlayışın ürünüydü?
Eğer o gün değişim başarılabilseydi, bugün CHP’nin ve Türkiye demokrasisinin çok farklı bir noktada olacağına inanıyoruz.
Parti İçi Demokrasi Tartışması
Referandum sürecinde mühürsüz oyların geçerli sayılması karşısında yeterli siyasal mücadeleyi ortaya koyamayanlar, yaşanan seçim yenilgilerine rağmen dönemin yönetimini sorgulamayanlar ve parti içi demokrasinin gerilemesine sessiz kalanlar bugün hâlâ partinin önemli kademelerinde görev yapmaktadır. Bazıları altı-yedi dönemdir milletvekilliği yapmayı sürdürmektedir.
Buna karşılık değişim talebini yükseltenlerin tasfiye edilmiş olması üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerçektir.
Nitekim daha sonra Muharrem İnce’ye, CHP’de akıl almaz bir saldırı ve karalama kampanyası başlatılmış; Muharrem İnce sonunda Kemal Kılıçdaroğlu ile yollarını ayırmak zorunda kalmış ve Memleket Partisi’ni kurmuştur. Sonrasını biliyorsunuz.
Bugün Gelinen Nokta
Bugün gelinen noktada mutlak butlan tartışmaları ve bunun yarattığı kutuplaşma nedeniyle at izi it izine karışmıştır. İki eksenli kamplaşma, gerçek sorunların ve parti içi demokrasi meselesinin konuşulmasını zorlaştırmaktadır.
Özgür Özel, bugün milyonlar açısından değişim iradesinin, iktidar umudunun ve yeni bir siyasal heyecanın temsilcisi hâline gelmiştir. Ancak yeniden kurultaya giderken CHP’nin de kendisini sorgulaması ve çözmesi gereken sorunları bulunmaktadır.
Değişim Nedir?
Değişim yalnızca isimlerin değişmesi midir?
Yoksa siyaset yapma anlayışının, kadro anlayışının ve parti içi demokrasinin de değişmesi midir?
Kişisel ikbal hesaplarını siyasetin merkezine koyan, geçmişin alışkanlıklarını yeni döneme taşıyan kadrolar gerçekten değişimin temsilcisi olabilir mi?
Partimizin geleceği açısından tartışılması gereken temel mesele budur.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçek sahipleri; üyelerimiz, örgütlerimiz ve parti emekçilerimizdir. Tüm üyelerimiz, örgütlerimiz ve partimizin demokrasiye inanan kadroları; partimizin kuruluş felsefesine, tarihsel köklerine, demokratik geleneğine ve üyelerin söz hakkına sahip çıkacaktır.
Unutulmamalıdır ki demokratik bir Türkiye’nin yolu, demokratik bir CHP’den geçer.





