Son günlerde ülkemizi etkisi altına alan güney rüzgarları hem yağış getirdi, hem de havayı biraz ısıttı. Fakat 50-75 km/saat hıza ulaşıp bir fırtınaya dönüşünce zarar da verdi. Edremit Körfezi’nin kuzey sahilleri de bu fırtınadan payını aldı. Bu bir doğa olayı ama insan eliyle yapılan hataları, kıyı müdahalelerini, açgözlü ve fırsatçı hamleleri de gözler önüne sermeyi beceriyor. Böyle günlerde deniz, binlerce yıldır kendisinden alınanı hırsla geri istiyor.

Malumunuz, hava olayları bu dönemde oldukça dengesiz. Mevsimsel dönüşüm kadar küresel iklim değişikliğinin etkisini de var. Şimdi yarından itibaren, fırtına kuzeybatıdan gelip epeyce serinletecek havayı. Bu sefer de Körfez’in güney sahilleri etkilenecek. Bu döngüye, rüzgarın yönü ve şiddeti konularına bir süre daha şahit olacağız önümüzdeki günlerde.


***

Aslında Körfez’de yaşanan son lodos fırtınasının, öncekilere göre daha etkili olduğunun da altını çizmek lazım. Normal bir lodos kabarması değildi. Sanırım tek seferlik, sıra dışı bir doğa olayı gibi de kalmayacak, devamını göreceğiz. Bu sefer dalgaların verdiği zarara, iki doğa olayının aynı anda oluşması sebep oldu. Öncelikle lodos çok güçlüydü. Körfez’deki dalga yüksekliği de 1 metreye kadar çıktı. Sonra bir süredir etkili olan alçak basınç sisteminin etkisiyle de, deniz seviyesi de 50 cm kadar yükselmişti. Bu ikisi bir araya gelince, fırtınanın da etkisiyle Körfez’in kuzey kıyıları 1,5 metreye varan ve hatta aşan dalgalara maruz kaldı. Yaşanan dalga aşmaları ve su basmaları ile yağışın şiddetle devam etmesi ve yağmur suyu sistemlerinin denize deşarjı yeterince yapamaması birleşince, sıkıntı büyük oldu.

Üstelik ne yazık ki, Körfez sahillerinde yapısal sorunlarımız da var. Ayvalık’ta her lodosta, yetersiz balıkçı barınakları ve kıyılardaki su basmaları öne çıkar. Burhaniye’de ve Edremit’te ise özellikle yazlık konutlar ve kıyılardaki işyerlerini su basar. Yağmur suyu ile kanalizasyon hatları da birbirine karışır ve sokakları kaplar. Durum berbat bir çevre sorunu halini alır ve insan sağlığını da etkiler. O nedenle her şiddetli lodos sonrasında, BBB İtfaiyesi ile BASKİ teyakkuz halindedir. Müdahale ederler ama günlerce de bu bölgelerden çıkamaz.


***

Bu kez de öncelik, fırtınanın enkazını ve denizden savurduğu yosunlar ile taşları kaldırma, mazgal ve su giderlerini açma, motorla suları çekilip tahliye etme işlerindeydi. Balıkesir B. Belediyesi başkanı, ilçe belediye başkanları, Edremit Kaymakamı, BASKİ’nin yöneticileri de sahaya inip tüm çalışmalarla ilgilendiler. Sahillerde konut ve işyeri sahipleriyle, sitelerde de halkla görüşüp geçmiş olsun deme ve şikayetlerini dinleme fırsatı buldular. Bu vesileyle de gördüler ki, deniz suyunun yükselmesinden olumsuz etkilenen epeyce bölge var Körfez’de. Tabii ki bunlar geçmişte de vardı ama iklim değişikliği faktörü, durumu daha da olumsuz hale getirme, kıyı kenar çizgilerini zorlama eğilimi gösteriyor günümüzde. Önümüzdeki yıllarda vatandaşların ve haliyle de yöneticilerin başını ağrıtacak bir sorun olacak bu konu.


***

Körfez’in pek çok sahilinde deniz erozyonu zaten vardır. Kıyı Kanunu çıkana kadar denize sıfır, neredeyse kıyı çizgisinde pek çok yazlık konutlar yapıldı. Bunların bir kısmını kışın dalgalar iyice zorlar. Önce bahçe duvarı, sonra bahçe toprağı, derken eve kadar gelip dayanınca o dalgalar, sahipleri korunmak için betonlar döktüler, koca kayalar yığdılar sahile. O kadar ki bazı bölgelerde kıyı çizgisi, sahil olmaktan bile çıktı. Demek ki kamu adına bir “dur diyen” olması gerekiyormuş noktasına geldi sonunda herkes ama epeyce de geç kalınmıştı. Bu durumun çilesini hala çeken sahillerimiz var. Balıkesir B. Belediyesi bunlara çözüm iddiası ile önceki dönem, üstelik de doğal SİT alanından kamyonlarla kum taşıyıp “dolgu” yaptı o türden sahillere ama deniz de ilk kış çekti aldı o dolguyu. Demek ki beton, kaya veya kum dolgu gibi bilim dışı çözümlerle, bir çare bulunamıyormuş. Hiçbir yönetici kendi aklına hayran kalıp, yetkilerini de iyice aşarak bu tür “önlemlere” başvurmamalıymış.


Tabii fırtına ve deniz erozyonuna karşı başka girişimler de oldu Körfez’de. Daha çok bireyler değil de turizm tesisleri yaptılar bunu ve devletten yardım istediler. Kıyı erozyonu altyapıyı etkiliyorsa Ulaştırma Bakanlığı, sahildeki tesisleri etkiliyorsa Çevre, Şehircilik Bakanlığı eliyle Körfez’de birçok deniz mahmuzu projesi gerçekleştirdi. Burhaniye sahillerinde bunları halen görebilirsiniz. Ancak Körfez’in sonu olan bölgede, derelerle taşınan toprağın yarattığı sığ ve balçık alanlar çoğaldıkça, deniz mahmuzuna da ihtiyaç kalmaz oldu. Havran Çayı ile Pina Deresi arasında kalan sahillerde, bu önleme gerek duyulacak bir gereklilik günümüzde artık yok. Fakat özellikle Altınoluk’da deniz mahmuzlarına büyük ihtiyaç var ve on yıldır sıkıntı yaşanan o bölge artık zorunlu müdahale gerektiğini de, son fırtına bir kere daha gösterdi.


***

Altınoluk’ta Balıkçı Barınağı ile Şahindere’nin denize döküldüğü bölüm arasında “bir kordon yapma” fikri, aslında bir seçim yatırımıydı. Hasan Özpolat reklam panolarına da afiş asarak bunu ilan etmişti ama Çevre İl Müdürlüğü, Bakanlık veya mensubu olduğu CHP’nin yetkili organlarından bir itiraz da görmedi. Tekrar seçilince, o sahilden kamyonlar dolusu kumu taşıtıp yerine toprak doldurttu.

Fakat Balıkesir Büyükşehir’e dönüştü o arada ve Altınoluk Belde Belediyesi kapanıp Edremit Belediyesi'ne bağlandı. Kıyılarda Büyükşehir yetkiliydi artık, bozulan doğal sahil de üzerlerine kaldı. Sahile dolgu yapılan o toprakları, daha ilk kış lodos alıp götürmüştü zaten. İşi teslim alan ama yok edilen sahili de geri getiremeyen AKP’li Büyükşehir başkanı Edip Uğur, ucuz ve mümkün bir çare aramaya girişti. Teknik kadrosunun bulduğu çözüme de uydu ve dalgalar gelip kıyıdaki bir sürü binayı yok etmeden, sahile tonlarca kaya döktürüp dolgu yaptırdı. Gerçi binalar kurtuldu ama sahilden bakınca deniz bile görünmüyordu artık. Kaya dolgu bir süre o şekliyle kaldı. Sonradan biraz alçaltıldı, Şahindere yönüne yeniden dolgular yapıldı ve sonunda o betondan kordon yaratıldı. Kordon’un süsleme işleri ise yine AKP’li Yücel Yılmaz tarafından tamamladı.


***

Böylece geldik şimdiki döneme. Eskiden o sahilde, denizin binlerce yılda getirip oluşturduğu bir kum seddi vardı. Fırtına dalgaları o istikamete yollasa bile, çok öteden o sedde çarpıp kırılarak geliyor ve hafifçe kıyıya ulaşabiliyordu. Kordon yapılınca, dalgalar doğrudan betona çarpar oldu. Önüne tekrar kaya yığıldı ama dalgaları yumuşatmaya yeterli olamadı. Sonuçta dalgayla aşan deniz, beton seddin öte yanına geçip oradaki havuz benzeri alanda birikir oldu kışın. Bir mühendislik hatası olan o “beton havuz”, hem denizin dalgaları, hem de yağmur sularıyla doluyor ve sular tekrar denize gidemiyordu. Her sene bu sıkıntı yaşanıyor ve kıyı orada bir sahil özelliği de taşımıyor artık. Kordon ile deniz arasındaki betonun üstüne çıkmak için merdiven, kayaların üzerine plastikten platform, önüne tekrar iskele konulsa bile, denize girecek sağlıklı bir alan yaratmak mümkün olamadı. Ayrıca her sene bu malzemelerin kışa girerken sökülüp, yaz başlamadan tekrar yerine monte edilmesi de ek bir külfet oluşturdu.


***

Bu nedenlerle, artık kalıcı bir çözümü hayata geçirmek lazım. Balıkesir’i yönetenler sorunu ve çözüm önerilerini bir dosya haline getirip, Çevre Şehircilik Bakanlığı’na iletmek ve o bölgeye acilen deniz mahmuzları yapılmasını talep etmek zorundalar şimdi. Yoksa her sene aynı şeyleri yaşayacağız. Bakanlığın görevi zaten bu iş, yerel belediyenin veya Büyükşehir’in imkanlarını aşıyor. Deniz topografyasına uygun şekilde 3 veya 4 mahmuz yapılırsa, o bölge kısa sürede kendini toparlayıp tekrar “normal bir sahil” haline gelecektir. Bunun usulüne, teknik özelliklerine de uzmanları karar vermeli zaten. Doğa binlerce yılda yaratmıştı o eski kumsalı, insan eliyle bozulunca öyle hemen "düzeltivermek" de ne yazık ki mümkün değil şimdi. “Bu sefer de atlattık fırtınayı” deyip ertelememek lazım bu işi. Yarınlara hazırlanmak için, önlem talepleriyle o Bakanlığın kapısını çalmak şart. Son fırtına da bunu gösterdi zaten herkese.

Muhabir: KUBİLAY S. ÖZTÜRK