Balıkesir’in içinden geçen ve kenti adeta ikiye bölen Çay Deresi, eski Balıkesirlilerin hafızasında başka bir isimle yer eder: ..oklu dere.” Bu isim romantik bir geçmişten değil, yıllarca bölgenin kanalizasyonunun dere yatağından akmasından, atık suların ve kötü kokunun yarattığı bir halk tanımından doğuyor. Yani burası doğal bir akarsu değil, aynı zamanda şehrin altyapı yükünü taşıyan sorunlu bir hat konumunda.


Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin kurucu başkanı merhum Edip Uğur, Çay Deresi’ni Avlu Balıkesir projesinin bir parçası olarak dönüştürmek istemişti. Avlu içinden geçen bölümde dere ıslah edilmiş, peyzaj düzenlemeleri yapılmış ve buraya doğal bir akarsu görünümü kazandırılmaya çalışılmıştı. Hatta Uğur’un hayali bir gün bu derede kayık yüzdürmekti.


Ancak gerçek farklıydı; Çay Deresi bir süs akarsuyu değil, taşkın deresiydi. Yağmur sele dönüştüğünde bu yatak, bölgenin sular altında kalmasını önleyen hayati bir tahliye hattı olarak işlev görüyordu. Nitekim dere kanalının Avlu’dan geçen bölümünde yağışlar ve atıklarla birlikte su zaman zaman kirli akmış, tıkanmalar yaşanmıştı.


1990’lı yıllarda merhum Sami Gökdeniz’in belediye başkanlığı döneminde açıktan akan kanalın üstü bölüm bölüm kapatılmıştı. O dönemden itibaren “dere üstünü kapatmak sel riskini artırır mı?” sorusu hep gündemde kaldı. Geçmişte birkaç kez derenin taştığı ve suların çevreye yayıldığı da hafızalarda yer etti.

Merhum Sabri Uğur döneminde ise üstü kapatılan bölümler vitrinleştirilmiş, ahşap kameriyeler ve oturma bankları yerleştirilmişti. Kent estetiği öne çıkmış, ancak dere yatağının hidrolik karakteri ikinci planda kalmıştı. Sonrasında uzun süre dere yatağına ciddi bir müdahale yapılmadı.


***

Bu tablo, Devlet Su İşleri’nin 2024 yılında başlattığı ıslah çalışmasıyla değişti. Bu süreçte köprüler yenilendi, dere yatağının iki yanına perde beton duvarlar yapıldı ve yan duvar dipleri ile dere tabanı betonla kaplandı. En çok eleştirilen nokta da bu oldu.

Su geçirgenliğini ortadan kaldıran beton tabanın, yoğun yağışlarda suyun toprağa süzülememesine, yüzey akışının hızlanmasına ve taşkın riskinin artmasına yol açabileceği dile getirildi. Buna rağmen şehir merkezinden geçen dere yatağı baştan sona betonla kaplandı. Üstelik açıkta kalan bölümlerin de büyük ölçüde kapatılması, sistemin daha riskli hale geldiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.


Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Mehmet Birol Şahin’in sözleri bu tartışmanın özeti niteliğinde oldu. Şahin, dere ıslahı adı altında yanların ve zeminin beton kaplanmasının ve üstünün kapatılmasının bir bedeli olacağını, beton tünellerin suyun toprağa karışmasını engelleyerek birikmeye ve sele dönüşmeye yol açtığını ifade etti.

Islah çalışmalarında suyun toprağa karışmasına izin verecek ve sürtünmeyle akışı yavaşlatacak taş döşeme gibi yöntemlerin kullanılması gerektiğini, derelerin betonlaştırılarak ıslah edilemeyeceğini vurguladı.


Ayrıca betonlaştırmanın dere yataklarını daralttığını, bunun da selin şiddetini artırdığını, doğal derelerde suyun bir kısmının emilerek yeraltı sularını beslediğini hatırlattı. Bu yaklaşım birçok uzmanın görüşleriyle de örtüşüyor.


***

Balıkesir’de son günlerde etkili olan yağışlar ise teorik uyarıları somut bir görüntüye dönüştürdü. Normal zamanda neredeyse kurumuş görünen dere, yağmurla birlikte hızla doldu ve neredeyse taşma noktasına geldi. Şu günlerde dere yatağından su gürül gürül akıyor. Daha kısa sürede, daha şiddetli bir sağanakta taşma ihtimali göz ardı edilemeyecek bir risk olarak ortada duruyor.

Peki dere taşarsa ne olacak? Aylarca süren ıslah çalışmaları, altyapı kazıları, yol ve kaldırım düzenlemeleri ve Edremit Caddesi’nde yaya ile araç trafiğini baştan sona değiştiren uygulamalar bir taşkınla birlikte anlamını yitirebilir. Devlet Su İşleri’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin ve BASKİ’nin yaptığı yatırımlar da ciddi şekilde sorgulanır hale gelebilir.


Bu mesele artık sadece bir proje eleştirisi değil; olası maddi kayıplar, can güvenliği ve şehir merkezinin su altında kalma riskiyle ilgili bir güvenlik meselesi. Bu nedenle milletvekillerinin, iktidar ve muhalefet partilerinin Balıkesir’deki temsilcilerinin ne düşündüğü önemlidir. Konu hem mülki idare çerçevesinde, hem de Büyükşehir Belediye Meclisi’nde ele alınmalı, hidrologlar, inşaat ve çevre mühendisleri, şehir plancıları ve akademisyenler dinlenmeli, mesele teknik verilerle ve şeffaf biçimde tartışılmalı.


Balıkesir halkı yapılan işlemin doğru mu yoksa başından beri hatalı mı olduğunu bilmek zorunda. Çünkü dere taşarsa bunun bedelini projeyi yapanlar değil, Balıkesir’de yaşayan insanlar ödeyecek. Çay Deresi bugün sadece bir dere değil, kentin geleceği açısından bir risk hattı. Bu risk, süsleme bankları ve beton duvarlarla değil, bilimsel yaklaşımla, doğru planlamayla ve kamuoyuna açık bir tartışmayla yönetilir.

İlgilisine selam ederim.

Muhabir: Tarık Sürmelioğlu