Bir damla kanla 30 saniyede sonuç: Yumurtalık kanseri için yeni test
Çankırı Karatekin Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nden akademisyenler, yumurtalık kanserinin tespitinde kullanılabilecek, bir damla kan örneğinden yaklaşık 20-30 saniyede sonuç verebilen biyosensör sistemi geliştirdi. Düşük maliyetli olması hedeflenen sistemin hem erken tanı hem de tedavi sürecinin takibinde kullanılması amaçlanıyor.
Yumurtalık kanserinin daha hızlı tespit edilmesine yönelik çalışma, Çankırı Karatekin Üniversitesi Fen Fakültesi Analitik Kimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Sezgintürk ve ekiplerinin çalışmalarıyla yürütüldü.
Akademisyenler, 2018 yılında TÜBİTAK 1001 Programı desteğiyle yumurtalık kanserinin erken teşhisine yönelik araştırmalara başladı.
Çalışmalar sonucunda, hastalıkla ilişkili biyobelirteçlerin eş zamanlı ölçülmesine imkan veren elektrokimyasal biyosensör sistemleri geliştirildi.
Bir damla kanla hızlı ölçüm
Geliştirilen sistemin en dikkat çekici özelliklerinden biri, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen geleneksel analizlere kıyasla çok daha kısa sürede sonuç verebilmesi.
Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç, sistem sayesinde bir damla kan örneğiyle ölçüm yapılabildiğini ve sonuçların yaklaşık 20-30 saniye içerisinde alınabildiğini belirtti.
Kamaç, geleneksel yöntemlerde sonuçların alınmasının daha uzun sürdüğünü, geliştirilen sistemin ise daha düşük maliyet ve daha hızlı ölçüm imkanı sunmayı hedeflediğini ifade etti.
Aynı anda 4 biyobelirteç ölçülebilecek
Araştırma ekibi, 2022 yılında kabul edilen ikinci TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında yumurtalık kanseriyle ilişkili 4 farklı biyobelirtecin aynı anda ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
Projede, yurt dışından temin edilen ve maliyeti yüksek olan test çubuklarının yerine ekip tarafından laboratuvarda üretilebilen elektrotlar geliştirildi.
Tek kullanımlık olarak tasarlanan elektrokimyasal panel sisteminin düşük maliyetli olması ve aynı anda birden fazla biyobelirtecin analiz edilebilmesi hedefleniyor.

Sadece erken teşhis için kullanılmayacak
Araştırma ekibine göre geliştirilen sistemin kullanım alanının yalnızca kanserin tespitiyle sınırlı kalması planlanmıyor.
Sistem, ilerleyen süreçte kanser tanısı konulan hastalarda tedaviye verilen yanıtın izlenmesi amacıyla da kullanılabilecek bir teknoloji olarak değerlendiriliyor.
Kamaç, sistemin ticarileşmesi halinde doktorların kendi kliniklerinde hızlı ölçüm yapabilmesinin, daha ileri bir aşamada ise ürünün eczanelerde bulunması durumunda hastaların evde ölçüm yapabilmesinin mümkün olabileceğini belirtti.
Ancak bu kullanım senaryolarının gerçekleşmesi için ürünün geliştirme, doğrulama ve ticarileştirme süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Patent başvurusu yapıldı
Araştırma ekibi, yumurtalık kanseri biyobelirteçlerinin tespitine yönelik geliştirdiği tek kullanımlık elektrokimyasal panel sistemleri ve elektrot üretim süreçleri için patent başvurularında bulundu.
Projenin nihai hedefleri arasında geliştirilen teknolojinin patent süreçlerinin tamamlanması ve ticarileştirilmesi bulunuyor.
Çalışmalar nörolojik hastalıklara da uzanıyor
Araştırmacılar yalnızca yumurtalık kanseri biyobelirteçleri üzerinde çalışmıyor. Ekip, nörolojik süreçlerin izlenmesi ve nörolojik biyobelirteçlerin tespitine yönelik çalışmalar da yürütüyor.
Doç. Dr. Kamaç'ın çalışmaları, 2023 ve 2026 yıllarında yüksek etki faktörlü uluslararası indeksli dergilerde yayımlanan araştırmaların ardından uluslararası bilim kuruluşu Sigma Xi Araştırma Bilimsel Onur Topluluğunun da dikkatini çekti.
Kamaç, Sigma Xi'ye tam üye olarak kabul edilmesinin çalışmalarının uluslararası düzeyde değer gördüğünü gösterdiğini ve bilimsel araştırmaları açısından önemli bir motivasyon sağladığını ifade etti.
Geliştirilen biyosensör sisteminin yumurtalık kanserinin tespit ve tedavi sürecinde kullanılabilmesi için araştırma ve ticarileştirme çalışmalarının sürdürülmesi planlanıyor.





