Türkiye'de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, vatandaşın mutfağında en sert etkisini gıda ürünlerinde gösteriyor. Kırmızı et fiyatlarının birçok aile için erişilemez seviyelere ulaşmasının ardından sofraların temel protein kaynağı haline gelen tavuk eti de artık aynı tehlikeyle karşı karşıya bulunuyor.


Bir dönem "en ekonomik hayvansal protein kaynağı" olarak görülen tavuk eti, bugün birçok markette her hafta değişen fiyat etiketleriyle tüketicinin bütçesini zorlayan ürünlerden biri haline geldi. Son olarak beyaz et sektörünün önde gelen firmalarına yönelik operasyonlar, gözaltılar ve denetim kayyumu kararları kamuoyunda yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.

Ancak tartışmanın merkezindeki soru hâlâ cevap bekliyor: Tavuk eti gerçekten üreticiler yüzünden mi pahalanıyor, yoksa üretimden market rafına kadar uzanan zincirin tamamı mı incelenmeli?


T A V U K3


Beyaz et operasyonunun perde arkası

Soruşturma kapsamında Türkiye'nin en büyük beyaz et üreticileri arasında yer alan çok sayıda şirkete denetim kayyumu atanırken, yöneticiler hakkında gözaltı kararları verildi. Soruşturmanın temelinde ise rekabet koşullarının ihlal edildiği ve fiyatların ortak hareket edilerek yükseltildiği iddiaları bulunuyor.

Devletin bakış açısından değerlendirildiğinde bu adım, gıda enflasyonuyla mücadele kapsamında atılmış önemli bir hamle olarak görülüyor. Çünkü tavuk eti, doğrudan milyonlarca tüketiciyi ilgilendiren temel gıda ürünleri arasında yer alıyor.

Ancak sektör temsilcileri ve bazı ekonomi çevreleri, olayın yalnızca rekabet ihlali boyutuyla ele alınmasının eksik bir değerlendirme olacağını savunuyor.


Tavuk eti neden pahalanıyor?

Beyaz et üreticilerinin uzun süredir dile getirdiği temel savunma, maliyetlerdeki olağanüstü artışlar üzerine kurulu.

Tavuk üretiminde kullanılan yem hammaddelerinin önemli bölümü dövize bağlı olarak temin ediliyor. Mısır, soya küspesi ve çeşitli yem katkılarındaki maliyet artışları doğrudan üretim giderlerini yükseltiyor.

Bunun yanında enerji fiyatları, işçilik maliyetleri, veterinerlik hizmetleri, lojistik giderleri, ambalaj maliyetleri ve finansman yükleri de üreticilerin sıkça dile getirdiği unsurlar arasında bulunuyor.

Üretici firmalar, tavuk fiyatlarındaki artışların büyük bölümünün maliyet baskısından kaynaklandığını ve fiyatların keyfi şekilde belirlenmediğini savunuyor.

Sektör temsilcilerine göre son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamında yalnızca tavuk değil, üretimin her aşaması zamlandı. Bu nedenle raf fiyatlarını yalnızca üreticilerin belirlediği yönündeki yaklaşımın gerçeği tam olarak yansıtmadığı ifade ediliyor.


T A V U K2


Market rafları yeterince inceleniyor mu?

Operasyonların ardından kamuoyunda en çok dile getirilen sorulardan biri de market zincirlerinin rolü oldu.

Bugün devletin ilgili kurumları marketlerde düzenli denetimler gerçekleştiriyor. Ancak bu denetimlerin önemli bölümü, ürünün o günkü alış ve satış fiyatı üzerinden yapılıyor. Başka bir ifadeyle, işletmenin fahiş fiyat uygulayıp uygulamadığı mevcut belgeler üzerinden değerlendiriliyor.

Fakat eleştiriler tam da bu noktada yoğunlaşıyor. Çünkü tüketici açısından asıl dikkat çeken konu, bir ürünün bir hafta önceki fiyatı ile bir hafta sonraki fiyatı arasındaki fark oluyor.

Market raflarında aynı ürünün birkaç gün arayla ciddi oranlarda zamlanması, vatandaşın gözünde yalnızca üreticilerin değil, perakende zincirlerinin de sorgulanması gerektiği yönündeki görüşleri güçlendiriyor.

Bu nedenle birçok ekonomi uzmanı, üretici firmalara yönelik soruşturmaların yanında büyük market zincirlerinin fiyatlama politikalarının da daha detaylı ve geriye dönük olarak incelenmesi gerektiğini savunuyor.


Üreticiler hedef tahtasında mı?

Sektörde konuşulan en önemli konulardan biri de soruşturmaların psikolojik etkisi.

Türkiye beyaz et sektörünün büyük bölümünü oluşturan firmaların aynı soruşturma kapsamında yer alması, bazı çevrelerde "sektör topyekûn hedefe mi konuluyor?" sorusunu gündeme getirdi.

Buna karşılık kamu otoriteleri, operasyonun herhangi bir firmayı hedef almak amacı taşımadığını, tamamen rekabet kurallarının korunmasına yönelik yürütüldüğünü vurguluyor.

Yine de sektör temsilcileri, kamuoyunda oluşan algının üreticileri zan altında bıraktığını ve henüz yargı süreci tamamlanmadan suçlu ilan edilmelerinin doğru olmadığını dile getiriyor.


T A V U K1


Rekabet ihlali gerçekten var mı?

Bugün soruşturmanın en kritik başlığı bu sorunun cevabında yatıyor. Eğer firmaların fiyatları birlikte belirlediği, üretimi ortak kararlarla yönlendirdiği veya piyasayı etkileyen koordineli hareketler içerisinde bulunduğu tespit edilirse, bu durum rekabet hukukunun ciddi şekilde ihlal edildiği anlamına gelecek.

Ancak bunun ortaya konulabilmesi için somut deliller, yazışmalar, ticari kayıtlar ve mali veriler üzerinde yapılacak kapsamlı incelemelerin tamamlanması gerekiyor.

Bu nedenle mevcut aşamada herhangi bir şirketin suçlu ya da suçsuz olduğu yönünde kesin hüküm vermek mümkün değil.

Soruşturmanın sonucunda ortaya çıkacak bulgular, hem sektörün geleceğini hem de Türkiye'deki gıda piyasalarının işleyişine ilişkin önemli bir referans oluşturacak.


Tavuk eti artık dar gelirlilerin gıdası olmaktan çıkıyor mu?

Asıl endişe verici tablo ise tüketici tarafında yaşanıyor.

Türkiye'de kırmızı et fiyatlarının ulaştığı seviyeler nedeniyle milyonlarca aile uzun süredir tavuk etine yönelmiş durumda. Tavuk, özellikle dar gelirli vatandaşlar için erişilebilir protein kaynağı olarak görülüyordu.

Ancak son dönemde yaşanan fiyat artışları, bu avantajı da ortadan kaldırmaya başladı.

Eğer tavuk eti fiyatlarındaki yükseliş devam ederse, Türkiye'de sağlıklı ve dengeli beslenme açısından yeni bir sosyal sorun ortaya çıkabilir. Çünkü protein kaynaklarına erişimin zorlaşması, doğrudan halk sağlığını ve yaşam kalitesini etkileyen bir mesele haline dönüşüyor.


T A V U K4-1


Çözüm üreticiyi suçlamak mı, zincirin tamamını incelemek mi?

Bugün gelinen noktada beyaz et sektörüne yönelik operasyonlar önemli bir kamu müdahalesi olarak değerlendirilebilir. Ancak fiyat artışlarının gerçek nedenlerini ortaya koyabilmek için yalnızca üretim aşamasına odaklanmak yeterli görünmüyor.

Yem üreticisinden lojistik şirketlerine, aracılardan büyük market zincirlerine kadar uzanan tüm tedarik zincirinin şeffaf biçimde incelenmesi gerekiyor.

Çünkü vatandaş açısından önemli olan, ürünün hangi aşamada pahalandığından çok, market rafına ulaştığında neden satın alınamaz hale geldiğidir.

Türkiye'nin önündeki asıl konu, suçlu aramaktan çok fiyatların hangi halkada yükseldiğini bütün açıklığıyla ortaya koyabilmektir. Aksi halde üreticiye yönelik operasyonlar sürerken, market raflarındaki etiketler değişmeye devam edecek ve vatandaşın mutfağındaki yangın büyümeyi sürdürecektir.

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU