Evimizdeki deplasman karşılaşmasında rakibimiz, geçtiğimiz hafta kendi sahasında şampiyonluk adaylarından Eskişehirspor’a çelme takan Uşakspor’du.

Uşakspor’un dikkat çeken bir istatistiği vardı. Oynadığı karşılaşmalarda öne geçmesine rağmen skoru koruyamayan ve galibiyete uzanamayan bir görüntü sergiliyordu. Balıkesirspor ise ikide iki yapmış, lige istediği başlangıcı gerçekleştirmiş ve yakaladığı ritmi devam ettirmenin hesaplarını yapıyordu. Bir tarafta çıkışını sürdürmek isteyen Balıkesirspor, diğer tarafta haftalardır aradığı galibiyeti bulmaya çalışan Uşakspor…


795255517 2148931935661515 6263756932577833656 N


Karşılaşma işte böyle bir atmosferde başladı.

Kalede Arda Akbulut tercihi dikkat çekerken, cezasını tamamlayan Akın Akman da ilk 11’deki yerini aldı. Ancak ilk düdükle birlikte iki takımın da maça istediği tempoda başlayamadığını gördük. Uşakspor, özellikle Balıkesirspor’un etkili ayaklarını durdurmayı hedefleyen bir anlayışla sahaya çıktı. Geride kalarak Emre, Akın ve Ali Sinan gibi rakip savunmanın dengesini bozabilecek oyuncularımıza yakın markaj uyguladılar. Bu anlayış ilk dakikalarda oyunun kilitlenmesine neden oldu.

Fakat zaman ilerledikçe saha üstünlüğü yavaş yavaş Balıkesirspor’un eline geçmeye başladı. Topa daha fazla sahip olan, rakip kaleye daha fazla yaklaşan ve pozisyon üreten taraf olduk. İlk yarıda “yüzde yüz” diyebileceğimiz tam beş pozisyon yakaladık. Ancak son vuruşlarda bir türlü aradığımız golü bulamadık.

Futbol bazen böyledir. Oyunun hâkimiyeti sizdedir, pozisyonları siz bulursunuz ama top bir türlü ağlarla buluşmaz. Rakip ise neredeyse pozisyona girmeden istediğini alır. İlk yarı da böyle bitti. Beraberlik…


İkinci yarıya daha istekli başlayan Balıkesirspor’un hesaplarını kaleci Arda’nın yaptığı hata bozdu. Uşakspor, Arda’nın hatasını iyi değerlendirdi ve aşırtma bir vuruşla öne geçti. İşte tam o anda Balıkesirspor’un karakterini gördük. Golün ardından paniğe kapılmak yerine oyuna yeniden ağırlığını koyan bir takım vardı sahada. Bir küçük dokunuşa ihtiyacımız vardı. O dokunuş da Polat Çetin hocadan geldi. Göktuğ’un yerine Sedat Yiğit Kurnaz’ın oyuna girmesi kısa sürede karşılığını verdi. Sedat’ın topla ilk buluşması golle sonuçlandı.

İşte futbol böyle bir oyun. Bazen haftalarca beklediğiniz hamle, birkaç dakika içerisinde bütün oyunun kaderini değiştirebilir. 1-1’den sonra Balıkesirspor’un özgüveni yeniden yerine geldi. Rakip ise yediği golün ardından fiziksel olarak oyundan düşmeye başladı. Savunma disiplinleri bozuldu, hatlar arasındaki mesafe açıldı. Balıkesirspor’un beklediği alan da tam olarak buydu. Geçiş oyunlarını daha rahat organize etmeye başlayan Balkes, rakip savunmanın arasındaki boşlukları çok daha etkili kullanmaya başladı. Ve sahneye Ali Sinan Gayla çıktı. Ali Sinan’ın golüyle Balıkesirspor skor avantajını eline geçirdi. Tribünlerde derin bir “oh” sesi… Sahadaki futbolcularda ise rahatlamanın yanında galibiyete olan inanç…


795808688 1726282195152523 2301830386253551187 N


Uşakspor artık beraberliği yakalamak için daha fazla risk almak zorundaydı. Risk aldıkça da Balıkesirspor’un önünde daha geniş alanlar oluştu. İşte o alanlarda sahneye kaptan Emre Gemici çıktı. Maç içerisinde kaçırdığı gollere adeta nazire yaparcasına birbirinin kopyası iki ayak içi vuruşla topu köşeye gönderdi. Emre’nin golleri sadece skoru farklılaştırmadı, gecenin de hikâyesini tamamladı. Balıkesirspor geriye düştüğü karşılaşmayı çevirmiş, rakibine dört gol atmış ve üçte üç yapmıştı. Üstelik bunu birbirinden farklı skorlarla gerçekleştirmişti.

Bu takımda yalnızca futbol kalitesi değil, reaksiyon verme gücü de giderek daha fazla dikkat çekiyor. Her ne kadar karşılaşma kâğıt üzerinde evimizde görünse de Aliağa’da yine bir deplasman atmosferi yaşadık. Atatürk Stadı’nın bakımda olması nedeniyle taraftarımızdan uzak kalıyoruz. Kendi evimizde oynayamıyoruz. Ama futbolcularımız bu dezavantajı sahaya yansıtmamaya çalışıyor. Uşakspor karşısında geriye düşen, buna rağmen oyundan kopmayan ve maçı çevirmeyi başaran Balıkesirspor’u bu nedenle ayrıca alkışlamak gerekiyor. Bunda hamle oyuncularının çokluğu, takımın fiziksel devamlılığı ve teknik heyetin zamanında yaptığı değişikliklerin önemli payı var.

Elbette bütün bu yapılanmanın arkasında bir yönetim emeği var. Mert Alper Acar başkanlığındaki yönetimin sezon öncesinde kurduğu kadronun bugün sahada karşılığını görmek, bir Balıkesirspor taraftarı olarak bizleri mutlu ediyor. Mert Başkan ve yönetimine ne kadar teşekkür etsek azdır. Fakat tam da burada futbolun saha dışındaki başka bir gerçeğine geliyoruz.

Şampiyonluğa koşan takımın göğsü neden boş? Balıkesirspor sahada üçte üç yapıyor. Gol atıyor. Maç kazanıyor. Geriden gelip karşılaşma çeviriyor. Tribünlerin ve Balıkesirspor taraftarının umutlarını yeniden yeşertiyor. Peki saha dışında ne oluyor? Kocaman bir sessizlik… Farkında mısınız? Şampiyonluk yarışının içerisinde olan bu takımın formasının göğsünde bir reklam veren yok. Evet, yanlış okumadınız. Sahada şampiyonluğa koşan Balıkesirspor’un formasında göğüs reklamı bulunmuyor. Elbette kulübe destek veren, yanında duran, imkânları ölçüsünde katkı sunan kişi ve kurumlar var. Onları ayrı tutmak gerekir. Ancak Balıkesirspor gibi şehrin en önemli marka değerlerinden birisinin daha geniş bir sahiplenmeye ihtiyacı olduğu da ortada.


800283239 1061977169775573 7893921359210956880 N


Bu takım yalnızca yönetimin takımı değil. Bu takım yalnızca futbolcuların ve teknik heyetin takımı da değil. Bu takım Balıkesirspor. Ve Balıkesirspor’un başarısı şehrin tamamını ilgilendiriyor. Bugün sahada elde edilen başarıların saha dışında aynı karşılığı bulmaması gerçekten düşündürücü. Bir takım düşünün… Üç maç oynuyor. Üçünü de kazanıyor. Her maçta farklı bir skor üretiyor. Şampiyonluk hedefi için ciddi bir mücadele ortaya koyuyor. Ama formasında şehrin bir markası yok. Bu tabloyu sorgulamak gerekiyor.

Balıkesirspor’un yıllardır yaşadığı en büyük problemlerden biri de bu değil mi zaten? Zor günlerde yalnız bırakılan, mücadele ederken yeterince sahiplenilmeyen kulüpler; başarı geldiğinde bir anda herkesin ilgi alanına dönüşüyor. Bugün takımın yanında olmayanların, yarın şampiyonluk ipi göğüslendiğinde ortaya çıkıp “Biz de vardık” demesini görmek istemiyoruz. Çünkü hafızamız var. Kim zor günde elini taşın altına koydu, kim kenarda bekledi, kim sadece işler iyi gittiğinde ortaya çıktı; bunların hepsi elbette hatırlanır. Bugün yapılması gereken, Balıkesirspor’un başarısını beklemek değil, o başarıya katkı sunmaktır. Bir reklam tabelası, bir forma sponsorluğu, bir maddi destek ya da farklı bir katkı… Bunların her biri kulübün sürdürülebilir yapısına katkı sağlayabilir.


795028204 1123699983323328 2992522577465817416 N


Çünkü profesyonel futbol artık sadece sahada oynanan 90 dakikadan ibaret değil. İyi bir kadro kurmak kadar o kadroyu ayakta tutmak da önemli. Bugün Mert Başkan ve yönetimi sahada mücadele edecek bir takım kurmuş durumda. Futbolcular görevlerini yapıyor. Polat Çetin ve teknik heyet takımı hazırlıyor. Taraftar elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor. Şimdi sıra şehrin diğer paydaşlarında Balıkesirspor’un şampiyonluğa koşan bir takım görüntüsü vermesi elbette hepimizi gururlandırıyor. Ancak bu takımın saha dışında yalnız kalması aynı ölçüde üzüyor. Başarıya ortak olmak için kupanın kaldırılmasını beklememek gerekiyor. Çünkü şampiyonluk yolculuğu, sadece şampiyonluk kutlamasından ibaret değildir. Asıl mesele o yolda yürürken takımın yanında olmaktır.

Bugün bu takımın formasında bir göğüs sponsoru yoksa, bugün Balıkesirspor’un daha geniş bir ekonomik ve kurumsal desteğe ihtiyacı varsa bunu konuşmanın tam zamanıdır. Yarın çok geç olabilir. Bugün üçte üç yapan Balıkesirspor’a bakıp gururlanıyoruz. Sahadaki futbolcuları alkışlıyoruz. Geriye düştüğünde verdiği reaksiyondan, mücadele gücünden ve kazanma isteğinden umutlanıyoruz. Ama aynı zamanda soruyoruz: Bu takım şampiyonluğa koşarken Balıkesir nerede? Bugün bu sorunun cevabını vermek zorundayız. Çünkü yarın bu takım şampiyonluk ipini göğüslediğinde, yanında varmış gibi yapanları gördüğümüzde elbette bizim de söyleyecek birkaç sözümüz olacaktır.

Şimdiden söyleyelim: Balıkesirspor’un başarısını beklemeyin. Başarıya ortak olun. Çünkü gerçek destek, alkışlamak için en öne geçmek değil; zor günlerde omuz vermektir.

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU