Balıkesir’de faaliyet gösteren eğitim sendikalarının okullarda yaşanan saldırılara karşı eylemlerine sivil toplum kuruluşları da dahil oldu. Ali Hikmet Paşa Meydanında bir araya gelen eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları oturma eylemi yaparak Siverek ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarını kınayarak sorumluların hesap vermesini istedi.


Başta Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen olmak üzere Balıkesir’de çağdaş ve laik eğitim yönünde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları da Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayları protesto etmek üzere oturma eylemi gerçekleştirdi. Eğitim sendikaları okul saldırılarında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürdükleri Milli Eğitim Bakanını istifaya davet ederken, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.


SİNAN KARAKAYA: “GÜVENLİ OKUL SAĞLIKLI EĞİTİM İSTİYORUZ”

Ali Hikmet paşa Meydanında düzenlenen oturma eylemi öncesinde ilk olarak Eğitim-İş Balıkesir Şubesi Genel Sekreteri Sinan Karakaya söz alarak yaşanan olaylarla ilgili açıklamada bulundu. Karakaya, “Artık yeter diyoruz. Okullar kan gölüne dönüyor ancak sorumlular hala izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen saldırılar ne bir kaza ne de münferit olaylardır. Bunlar eğitimin, öğretmenin sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin, okulların sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. En güvenli olması gereken okullar nasıl oldu da koridorlarında silah sesi yankılanan en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aydınlanmanın mekanı olması gereken okullar nasıl oldu da çocukların canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür. Bu tabloyu yaratanlar eğitimi bilimsellikten, laiklikten, kamusal sorumluluktan koparanlardır. İşte bu yüzden buradayız. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz. Güvenli okul, sağlıklı eğitim istiyoruz. Okullarda güvenlik tesadüflere bırakılamaz. Bir an önce gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz” diye konuştu.


SİBEL ÖZTÜRK TARAKÇI: “BİR YILDA ONLARCA VAKA YAŞANDI”

Eğitim-Sen adına söz alan Şube Başkan Yardımcısı Sibel Öztürk Tarakçı da okullarda yaşanan saldırılarda sorumluluğu bulunduğunu ileri sürdüğü Milli Eğitim Bakanını istifaya davet etti. Okullarda yaşanan saldırı olaylarının bir daha yaşanmaması için yapılacaklara da değinen Sibel Öztürk Tarakçı şunları ifade etti:

“Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki saldırının şoku üzerimizdeyken Kahramanmaraş’ta ikinci bir saldırı ve katliam gerçekleşti. Birçok yaralanın hayati tehlikesi devam ediyor, acımız derin ve söylenecek sözlerin tükendiği noktadayız. Okullar, kapısından girerken gönül rahatlığıyla, güven duygusuyla adım atılması gereken yerlerdir. Oysa bugün nefretin, şiddetin mekanları haline gelmişlerdir. Evet, her iki olayda da ağır güvenlik ihlallerinin olduğu açıktır. Eğer gerekli tedbirler alınsaydı failler önlenebilir, saldırılar engellenebilirdi. Fakat bugüne kadar her bir şiddet vakasında hep şunu söyledik; Yaşananlar tek başına ele alınamaz. Okullarda son bir yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan onlarca vaka yaşandı. Kamuoyunda yaşananların sistematik olduğunu, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini sürekli söyledik.


“BAŞ SORUMLU MİLLİ EĞİTİM BAKANIDIR”

Şiddet kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bugün bu şiddet toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma, kenara itilme ortamında ortaya çıkmaktadır. İşte bugün 14-16 yaş çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir. Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasal iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrik eden sarayın eğitim politikaları ve Milli Eğitim Bakanlığıdır.


“KİMSE HESAP VERMEKTEN KAÇAMAZ”

Bu yaşananlar kader değildir, tesadüf değildir. Siyasi iktidar eğitim alanını bilimsel, laik ve kamusal niteliğinden uzaklaştırmıştır. Tüm kurumlarda liyakat yerine sadakati esas alan bir idari yapıyı kurumsallaştırmaktadırlar. Rehberliği ve psiko-sosyal destek mekanizmalarını zayıflatmıştır. Gençleri hayata bağlayacak, onları toplumsal bir özne olacak politikalar yerine baskı, denetim ve dışlama üretmiştir. İşte bugün yaşadıklarımızın sebepleri bunlardır. Fakat bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor. Hayır, kimse hesap vermekten kaçamaz.


“ALANLARI TERK ETMİYORUZ”

Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür dileyerek istifa etmelidir. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz. Eğitim-Sen olarak eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekanları haline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Başta velilerimiz olmak üzere tüm eğitim emekçilerini ve tüm toplumsal kesimleri güvenli, eşit ve özgür bir ülkede yaşam talebiyle mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz.”


GÖKHAN AYVERDİ: “KORKMUYORUZ SUSMUYORUZ”

Hürriyetçi Eğitim Sen adına konuşan Şube Başkanı Gökhan Ayverdi ise eğitimcilerin ve öğrencilerin okullarda güvenliğinin bulunmadığını kaydederek şunlara dikkat çekti:

“Bugün burada bir saldırıyı kınamak için değil karanlık zihinlere karşı toplandık bu sefer. Okullarımıza yapılan saldırı taşına, duvarına değil doğrudan öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin güvenliğine yönelik gerçekleşmiştir. Eğitim yuvalarını hedef alanlar şunu bilmelidir bizler korkmayacağız, susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz. Buradan açıkça soruyoruz; okullarımızı korumakla görevli olanlar, yükümlülüğü olanlar neredeler? Biz burada bulunmak zorunda değildik. Biz bugün sınıflarımızda olmak zorundaydık. Öğrencilerimiz bugün okullarını boşalttılar. Ama bunun sorumlusu bizler değiliz. Biz yorulduk artık, biz bıktık artık. Yeri geldi bizim sınıflarımızı kapattılar. Norm kadro fazlası olarak bizi ilçeler arasına sürdüler. Günde 200 kilometre yol giden öğretmen var bu şehirde. Türkiye’de bu şekilde yaşayan öğretmenler var. Bir tane arkadaşımız bugün Ayvalık’tan Dursunbey’e eş durumundan tayini çıkmadığı içini gitmek durumunda kaldı. Biz öğrencilerin disiplin sorunlarını ilettiğimiz zaman yukarıdakilerden ‘telkin edin, kazanın’ şeklinde durum yaşıyoruz. Biz zaten öğrenciyi kazanmak için bütün yolları denedik ama olmuyor. Ondan sonra çocuk bir suça karıştığında ancak o zaman görev yapılabiliyor. Okullarda disiplin kurulu işlemiyor. Biz daha neyi anlatacağız? Kaç tane öğretmeni, kaç tane öğrencimizi kaybedeceğiz? Biz bu faillerin gereken cezayı almasını ve bunda sorumluluğu olanların bedelini hukuk önünde ödemesini istiyoruz ve o güne kadar da biz eylemlerimize devam edeceğiz.”


MUALLA ORMAN: “ŞİDDET İÇERİKLİ YAYINLAR YASAKLANMALI”

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Balıkesir Şube Başkanı Mualla Orman ise yaşanan olaylarla ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

“Siverek ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul baskınlarında akan kanın her damlası yüreğimizi acıtmıştır. Olanlar ülkemizin çağdaş eğitim sisteminin istenmeyen ama beklenen sonucudur. Şiddeti bir güç kaynağı ya da bir çözüm yönetimi olarak destekleyen iktidar sahipleri antidemokratik uygulamalarıyla bu durumu yaratmıştır. Bunu bir güvenlik eksikliğiyle açıklamak en basitinden etik değildir. Okullarımızı metal dedektörler, bekçiler ya da kolluk kuvvetlerle koruyamayacağımız ortadadır. Yaşananlar ulusal eğitim politikasının iflasının göstergesidir. Çözüm; ulusal eğitimin çocuktan yana, bilimsel, laik, yaratıcı, karma ve fırsat eşitliği içinde bilginin işlendiği, yeniden üretildiği bir yapıya kavuşturulmasında aranmalıdır. Onlar sorunu çözmek için kolluk kuvvetlerini okullara sokarak tarihi utançtan kurtulmaya çalışacaklardır. Onlar içinde çocuk sesi gelmeyen binaları koruyadursunlar ya kanayan yaramızın serinlemesini nasıl sağlayacaklar?

Çarpık çurpuk eğitim sisteminin kurbanı olarak avucumuzdan akıp giden onca çocuk ölüyü, öğretmeni geri verebilecekler mi bize? Yeni saldırıların olmayacağının güvencesini verebilecekler mi? Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği bitmeyen geceyi andıran günümüzün eğitim günahlarının yeni acı hikayelerle sürmemesi için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeyi sürdürecektir. Köy Enstitülerinin ulusal eğitim sisteminde iş içinde eğitim uygulanan en doğru sistem olduğunu anlatmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanının sık sık ziyaret edip atılan adımları izlediği Köy Enstitüleri kültürünün sürdürümcüsü olarak tam 25 yıldır olduğu gibi yine sessiz durmayacağız. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği çocuklarımızı özendiren şiddet içeren filmlerin, dizilerin, silah satışlarının sosyal medya platformlarında feodalizme çağrı yapan uygulama ve yayınların engellenmesine, sadece okullarda değil sağlıkta, aile içinde ve toplumun her kesiminde yer alan şiddetle ilgili acil önlemler alınmasından yanadır. Şimşekten, selden, depremden, hatta gök gürültüsünden bile korkarken cahil kalmaktan korkmamayı hiç anlamıyoruz. Çünkü aç kalan ölür de cahil kalan da öldürür hiç mi korkmuyorsunuz?”


Ali Hikmet Paşa Meydanında yapılan basın açıklamalarının ardından katılımcılar oturarak okullardaki şiddet saldırılarını kınadı.


D02E9245 914D 4C8E 821D 9C9F4B43E07A1Fc4312C Ecf1 4994 Be0B 7675F4F41641C1E732Bc C22E 41Bb B0A9 3282043A09B866624Cf3 03De 4A4E A20C 78Cc28036974Dabcfc05 52Ec 480D A4C6 2Db4Bb9F6839

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU