Gazeteci Ramazan Demir, Balıkesir Üniversitesi’ndeki geciken yatırımlar ve idari aksaklıklar üzerinden “bürokratik oligarşi” eleştirisi yaptı. Hastane ek binalarındaki eksikler ve yıllardır tamamlanamayan projeler dikkat çekti.
Balıkesir Üniversitesi’nde dikkat çeken iddialar: Gelişimin önünde görünmeyen engel mi var?
Balıkesir’de kamuoyunun yakından takip ettiği Balıkesir Üniversitesi, bu kez yatırımlardaki gecikmeler ve yönetim süreçlerine yönelik eleştirilerle gündeme geldi. Meslektaşımız ve Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ramazan Demir, üniversitenin gelişimini yavaşlatan temel sorunun şehirden ziyade “bürokratik oligarşi” olarak nitelendirdiği yapı olduğunu öne sürdü.
Yaklaşık 30 bin öğrencisiyle kentin en önemli kurumlarından biri olan üniversitenin, potansiyeline rağmen beklenen atılımı gerçekleştiremediği vurgulandı.
Hayırsever desteği var, sonuç yok
Demir’in dikkat çektiği en çarpıcı örneklerden biri, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde yapımı süren ek hizmet binaları oldu.
Balıkesir Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Çetin’in, merhum babası adına yaptırmayı üstlendiği 60 yataklı ek bina ile iş insanı Murat Yolcu’nun destek verdiği benzer proje, aradan geçen yaklaşık iki yıla rağmen tamamlanamadı. Maddi bir sorun bulunmamasına rağmen kaba inşaatın dahi bitirilememesi, sürecin yönetimine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Daha da dikkat çekici olan ise projedeki teknik eksiklikler oldu. İddiaya göre hasta odalarına tuvalet giderlerinin planlanmaması nedeniyle tamamlanan bölümlerin yeniden kırılarak altyapı çalışmalarının başlatılması gerekecek.
“Denetim yapılmadı mı?” sorusu gündemde
Yaşanan bu durum, proje denetim süreçlerini de tartışmaya açtı.
“Bu projeler kontrol edilmedi mi? Sorumlular neden hesap vermiyor?” soruları kamuoyunda yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.
Gecikmelerin mali yükünün hayırseverlere yansıtılması ise eleştirilerin dozunu artırdı.
Geçmişte yaşananlar yeniden hatırlatıldı
Eleştiriler yalnızca yeni projelerle sınırlı değil. Üniversite bünyesinde daha önce yaşanan yapısal sorunlar da yeniden gündeme taşındı. Özellikle yıllar önce Morfoloji Bölümü binasında yaşanan ve 4 işçinin hayatını kaybettiği çatı çökmesi olayı ile bazı ek binalarda demir aksamların çürümeye başladığı iddiaları, altyapı ve denetim konularındaki endişeleri artırdı.
Rektörlük çabası yeterli mi?
Göreve geldiği günden bu yana üniversiteyi geliştirmek adına adımlar attığı belirtilen Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu’nun çabalarına rağmen, sistemsel sorunların tek başına çözülemediği ifade ediliyor. Özellikle “şehir-üniversite kopukluğu”nun giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmasına rağmen, idari yapıdaki sorunların devam ettiği öne sürülüyor.
Yetkililere açık çağrı
Gündeme getirilen iddiaların ardından gözler yetkili kurumlara çevrildi. Başta Yükseköğretim Kurulu olmak üzere ilgili kurumlara, üniversitedeki idari süreçlerin incelenmesi ve gecikmelerin nedenlerinin ortaya çıkarılması çağrısı yapıldı.
Balıkesir daha fazlasını bekliyor
Uzmanlara göre Balıkesir, sahip olduğu potansiyel, coğrafi avantajlar ve insan kaynağıyla çok daha güçlü bir üniversite yapısını hak ediyor. Ancak yatırımların gecikmesi, plansızlık ve denetim eksikliği gibi sorunların çözülmemesi halinde bu potansiyelin hayata geçirilmesi zor görünüyor.
Kamuoyunda ise ortak beklenti net:
Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve liyakat esaslı bir yönetim anlayışı.
İŞTE RAMAZAN DEMİR'İN O YAZISI
BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
ve BÜROKRATİK OLİGARŞİRamazan DEMİR
Balıkesir Üniversitesi, 30 bine yaklaşan öğrencisiyle yalnızca bir bilim yuvası değil, aynı zamanda şehrin vitrini ve lokomotifi.
Sizi bilmem ama ben, varlık itibarıyla Balıkesir’in yarı kapasitesine bile ulaşamayan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi yerleşkesini gördüğümde içimde bir burukluk hissediyor, ister istemez “Biz neden böyle değiliz?” diye sorguluyorum. Keza Çanakkale 18 Mart Üniversitesi...
Bir dönem bu durumdan dolayı şehre sitem ettiğim de oldu. “Neden sahip çıkmıyoruz üniversitemize?” diye düşündüm.
Ama bugün görüyorum ki haksızlık etmişim. Çünkü asıl mesele şehir değil… Asıl mesele, görmezden gelinen bir gerçek; bürokratik oligarşi.
Eskinin Türkiye’sinde kaldığını sandığımız, “yıkıldı” diye düşündüğümüz o yapı, maalesef Balıkesir Üniversitesi’nde hâlâ varlığını sürdürüyor.
★
GELİŞİMİN ÖNÜNDEKİ GÖRÜNMEYEN ENGEL
Fenerbahçelilerin diline dolanan o meşhur “yapı” söylemi vardır ya…
İşte Balıkesir Üniversitesi’nin de gelişimini engelleyen benzer bir “yapı” ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.
“Abartı” demeyin.
Size küçük ama çarpıcı bir örnek anlatayım:
Balıkesir Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Çetin, merhum babası adına Tıp Fakültesi Hastanesi’ne 60 yataklı ek bina yaptırma kararı aldı. Temel yaklaşık iki yıl önce atıldı. Maddi bir sorun yoktu, hedef kısa sürede tamamlamaktı.
Aynı dönemde bir başka hayırsever, Murat Yolcu da hemen yanına benzer bir bina yapımını üstlendi.
Aradan iki yıl geçti…
Ve ne yazık ki kaba inşaat dahi tamamlanamadı.
Daha acısı…
O gün kurdele kesmenin hayalini kuran hayırseverlerden biri, Hacı Mehmet Çetin, bu mutluluğu göremeden hayatını kaybetti.
★
BUNU NASIL UNUTURSUNUZ?
Asıl vahim olan ise şu:
Hayırseverlerin tüm maliyetini üstlendiği bu binalarda hasta odalarına tuvalet gideri açılması unutuldu.
Evet, yanlış duymadınız.
Şimdi 120 odanın betonları tek tek kırılarak yeniden altyapı yapılacak.
Peki sormazlar mı:
Bu projeler denetlenmedi mi?
Yapı kontrolleri yapılmadı mı?
Sorumlular hiç mi hesap vermeyecek?
Gecikmelerin maliyeti hayırseverlere yüklenirken, bu ihmaller karşısında kimse sorumluluk hissetmiyor mu?
★
Bakın, daha 11 yıl önce çatısının çökmesi sonucu 4 işçinin yaşamını yitirdiği Morfoloji Bölümü binası ile hastanenin hemen arkasındaki 124 ek yatak kapasiteli ek binanın demirlerinin de çürümeye başladığından hiç söz etmiyorum.
Bu binaların “yapı” yüzünden ne hale düştüğünü görseniz, inanın içiniz sızlar!
Bunların sorumlusu kimler ise; “teneke bağlayıp gönderin” derseniz...
Hiç şüphesiz bu tablo, ciddi bir beceriksizliğin, 'salla başı al maaşı' anlayışının sonucudur.
★
BU ŞEHİR BUNU HAKETMİYOR
Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, göreve geldiği günden bu yana üniversitenin hak ettiği noktaya taşınması amacıyla büyük bir çaba sarf ediyor.
Uzun yıllardır dile getirilen “şehir ile üniversite arasındaki kopukluk” sorununu da kökten çözmeye çalışıyor.
Tüm bunlara şahidiz.
Ne hazindir ki, tek başına verdiği bu mücadele, “yapı”yı dağıtmaya ve bürokratik oligarşiyi yıkmaya yetmiyor!
★
Balıkesir Üniversitesi; hiç kimsenin şahsi alanı, keyfine göre yönetilecek bir yer değildir.
Bu çatı altında görev yapan herkes ya işini layıkıyla yapmalı ya da o koltukları işini yapabilecek insanlara bırakmalıdır.
Balıkesir artık kısır çekişmelerle, dar kadro hesaplarıyla vakit kaybedecek bir şehir değil.
Bu şehrin ihtiyacı; liyakatli, sorumluluk sahibi ve gerçekten “bu şehre ne katabilirim?” diye düşünen insanlardır.
★
AÇIK ÇAĞRI...
Buradan Yükseköğretim Kurulu’na, Devletimizin Balıkesir'deki 1 numaralı temsilcisi sayın vali İsmail Ustaoğlu'na ve ilgili tüm kurumlara açık çağrıda bulunuyorum.
Balıkesir Üniversitesi’ndeki bu yapıya müdahale edin.
Gecikmeden, vakit kaybetmeden…
"Yapı"yı çökertin, dağıtın.
Çünkü Balıkesir’in kaybedecek tek bir günü bile yok.
★
Ezcümle;
Bugün geldiğimiz noktada, bizden sonra kurulan üniversiteler hızla ilerlerken;
Balıkesir’de yıllardır bir binayı tamamlayamıyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir.
Bu sorun görmezden gelinemez.
Bu "yapı" artık taşınamaz.
Balıkesir;
potansiyeliyle, coğrafyasıyla, insanıyla çok daha iyisini hak ediyor.
Ve unutulmamalıdır ki:
Bu şehir, onu geri bırakanları değil; ileri taşıyanları hatırlayacaktır.








