TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi, 5 Ekim Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, barınmanın bir ayrıcalık değil, herkes için güvence altına alınması gereken temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı. Açıklamada, konut politikalarının yalnızca kaç konut yapılacağı üzerinden ele alınamayacağı belirtilirken, güvenli, karşılanabilir, erişilebilir ve afetlere dayanıklı konutlara duyulan ihtiyaç dikkat çekildi.
Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi, Dünya Mimarlık Günü kapsamında yaptığı açıklamada mimarlığın yalnızca yapı üretmekten ibaret olmadığını, insan yaşamını, kentleri ve geleceği doğrudan ilgilendiren toplumsal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.
1985 yılında Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından oluşturulan Dünya Mimarlık Günü, her yıl ekim ayının ilk pazartesi günü Birleşmiş Milletler Dünya Habitat Günü ile eşzamanlı olarak kutlanıyor. 2026 yılının teması ise “Housing is a Human Right. Build It.”, Türkçesiyle “Barınma Bir İnsan Hakkıdır. İnşa Edin.” olarak belirlendi.
“EV YALNIZCA DÖRT DUVAR DEĞİLDİR”
Mimarlar Odası açıklamasında barınmanın bir ayrıcalık değil, herkes için güvence altına alınması gereken temel bir insan hakkı olduğu belirtildi.
Bir evin yalnızca dört duvar, çatı ve kapıdan oluşmadığına dikkat çekilen açıklamada, evin aynı zamanda güvenlik, mahremiyet, aidiyet ve huzur anlamına geldiği ifade edildi. Ailelerin, komşulukların ve mahallelerin oluştuğu yaşam alanlarının insanların sosyal çevreleri ve gelecek duyguları açısından da önem taşıdığı kaydedildi.
Açıklamada, insanların evlerinden edilmesinin yalnızca fiziksel bir yapının kaybedilmesi anlamına gelmediği, bunun beraberinde sosyal çevrenin, anıların ve geleceğe duyulan güvenin de zedelenmesine yol açabileceği belirtildi.
SAVAŞLAR KENTLERİN BELLEĞİNİ DE YIKIYOR
Savaş ve çatışmaların sürdüğü Orta Doğu’dan Ukrayna’ya uzanan geniş coğrafyada milyonlarca insanın evlerini, kentlerini ve yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekilen açıklamada, yıkılan her evin aynı zamanda bir ailenin geçmişini ve bir mahallenin belleğini de taşıdığı ifade edildi.
Savaş sonrasında kentlerin yeniden kurulmasının yalnızca binaların yeniden yapılması anlamına gelmediği belirtilerek, insanların yuvalarının, mahallelerinin, sosyal ilişkilerinin ve gelecek duygusunun da yeniden kurulması gerektiği vurgulandı.
“KONUT YATIRIM ARACI OLMAKTAN ÇIKARILMALI”
Türkiye'de de barınma sorununun giderek daha önemli bir toplumsal mesele haline geldiğine işaret eden Mimarlar Odası, konut fiyatları ve kiralar ile gelirler arasındaki farkın büyüdüğünü, dar ve orta gelirli yurttaşların güvenli, nitelikli ve karşılanabilir konutlara erişiminin zorlaştığını belirtti.
Açıklamada, konutun bir yaşam hakkı olmaktan çıkarılarak yatırım aracına dönüştürülmesinin kent ve mekân adaletsizliklerine yol açtığı ifade edildi.
Hiç kimsenin gelir düzeyi nedeniyle güvenli bir konuttan mahrum bırakılmaması gerektiği belirtilirken, artan konut maliyetleri nedeniyle insanların doğup büyüdükleri mahallelerden, kentlerden ve sosyal çevrelerinden kopmak zorunda kalmaması gerektiği vurgulandı.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM İNSANLARI YERİNDEN ETMEMELİ”
Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi, kentsel dönüşüm politikalarının da barınma hakkı açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Açıklamada, kentsel dönüşümün insanları yerinden eden bir süreç yerine yaşam koşullarını iyileştiren, yerinde yaşamı ve toplumsal bağları koruyan kamusal bir politika olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
Konut politikalarının yalnızca “kaç konut yapılacağı” sorusuna indirgenemeyeceği ifade edilirken, bu konutlara kimlerin erişeceği, hangi gelir gruplarının yararlanacağı ve insanların eğitim, sağlık, ulaşım ile sosyal donatılara nasıl ulaşacağı gibi başlıkların da birlikte değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
“BALIKESİR'İN GELECEĞİ YALNIZCA KONUT SAYISIYLA PLANLANAMAZ”
Açıklamada Balıkesir'in geleceğine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.
Balıkesir'in geleceğinin yalnızca yapılaşma miktarı veya konut sayısı üzerinden planlanamayacağı belirtilerek, güvenli, sağlıklı, erişilebilir, karşılanabilir ve afetlere dayanıklı konutların bulunduğu bir kent hedefi ortaya konuldu.
Ulaşım, eğitim, sağlık ve sosyal donatıların güçlü olması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, insanların kendi mahallelerinde ve kentlerinde yaşamlarını sürdürebilmelerinin önemine vurgu yapıldı.
Bu doğrultuda kamu yararını esas alan sosyal konut politikalarına, mevcut yapı stokunun değerlendirilmesine, boş ve atıl yapıların yeniden kullanılmasına, afet risklerinin azaltılmasına ve mekânsal eşitsizliklerin giderilmesine ihtiyaç olduğu ifade edildi.
“KONUT YALNIZCA İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN KONUSU DEĞİL”
Barınma sorununun çözümünün farklı meslek ve kurumların ortak çalışmasını gerektirdiği belirtilen açıklamada, mimarlar, şehir plancıları, mühendisler, akademisyenler, yerel yönetimler, merkezi idare ve toplumun tüm kesimleri arasında ortak bir iradeye ihtiyaç olduğu kaydedildi.
Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi, konutun yalnızca inşaat sektörünün konusu olmadığını belirterek, konutun insan, kent, çevre ve yaşam hakkıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.
Açıklamanın sonunda Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi, barınma hakkının herkes için güvence altına alınmasını savunduğunu belirterek, karşılanabilir konutların, dayanıklı yapıların ve erişilebilir kentlerin geliştirilmesi için katkı sunmaya devam edeceğini ifade etti.
Mimarlar Odası'nın Dünya Mimarlık Günü mesajı ise şu ifadeyle noktalandı:
“Herkes için güvenli bir ev, yaşanabilir bir kent ve adil bir gelecek istiyoruz. Barınma bir insan hakkıdır. İnşa edin.”

