Balıkesir’de faaliyet gösteren Kadın Platformu ve kadınlarla ilgili dernek ile sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı basın açıklamasında devlet koruması altında boşanma aşamasındaki eşi tarafından bıçaklanarak ağır yaralanan C.A olayında görülen şiddetin kabul edilemez olduğu ifade edildi. C.A’ya yönelik saldırının münferit ya da bireysel suçtan ziyade yıllardır süregelen cezasızlığın, koruma tedbirlerinin etkin uygulanmamasının ve politik bir tercihin sonucu olduğu ifade edilen açıklamada ayrıca kadına yönelik şiddet olaylarının engellenmesi için yapılacaklar dile getirildi.


“C.A EŞİNİN 22 BIÇAK DARBESİİYLE YARALANDI”

Baro Başkanı Hakan Topaloğlu’nun da katıldığı eylemde Balıkesir Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu adına basın açıklamasını okuyan Av. Ayşe Özkan şunları söyledi:

“Eşinden boşanma aşamasında olan C.A 26 Ocak günü Balıkesir merkezinde eşinin bıçaklı saldırısı sonucu ağır şekilde yaralanmış, halen yaşam savaşı vermektedir. Kolluk kayıtlarına göre C.A’nın üzerinde bulunan kabanında 50’den fazla bıçak darbesi, vücudunda 22 bıçak yarası mevcuttur. Bu tekil bir aile meselesi değil, her gün onlarcası yaşanan kadına yönelik şiddet vakalarından sadece birisidir. Bu saldırı münferit ya da bireysel bir suç değil; yıllardır süregelen cezasızlığın, koruma tedbirlerinin etkin uygulanmamasının ve politik bir tercihin sonucudur. Şiddet mağduru C.A saldırının gerçekleştiği tarihte koruma altındadır. Boşanma dilekçesinde boşanma nedenleri arasında şiddet sayılmış ve tedbir nafakası talebinde bulunmuştur. Ancak devletin koruması altında iken 22 yerinden bıçaklandığı gibi daha henüz kendisine mahkemece nafaka da bağlanmamıştır.


Whatsapp Image 2026 02 16 At 16.08.46


“ERKEK EGEMEN ANLAYIŞ”

Ülkemizde onur ve haklar bakımından eşit birer yurttaş olarak kabul görmeyen kadınlar için, önemli bir kazanım olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair yasa, her ne kadar beyan yeterliliğinden, delil aranmamasından ve acil alınması gereken tedbirlerden söz etse de; yasa uygulayıcılardaki yaygın “erkek egemen anlayış” yasanın amaç ve hedefleri konusundaki “bilgi eksikliği” ve her olayın kendi dinamiği içinde uygulanması gereken tedbirler konusunda özenli davranılmaması, yasanın amaçlarını engellemektedir.



“HİÇ BİR ŞEY OLMAZ DİYEREK SALDIRI YAŞANMASI ÜZÜCÜ”

Şiddet mağduru kadın karakola gidip şikayetçi oluyor ama şiddeti uygulayan erkek bir kapıdan girip öbür kapıdan çıkıyor. Yaşanan cezasızlık, sık sık yapılan aflar kadınların adalete olan inancını sarsıp, başvuru yollarından vazgeçmesine neden olurken, failleri cesaretlendiriyor. Nitekim C.A olay sırasında ilk bıçak darbesini almadan eşine “polisi arıyorum” dediğini ancak eşinin “hiçbir şey olmaz” diyerek saldırıyı başlattığını ifade ediyor.


“2025’DE 297 KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ”

Kadın Cinayetlerini Önleyeceğiz Platformu verileri 2025 yılında en az 294 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 297 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu, 2026 Ocak ayında yani geçtiğimiz ay 22 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 14 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğunu tespit ediyor. Paylaşılan verilere bakıldığında sadece yasaların değil mevcut toplumsal cinsiyet algısının ve zihniyetlerin de değişmesi gerektiğini görüyoruz.



“KADINA YÖNELİK İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ÇOK FAZLA”

Bunun yanında sık sık kadınların nafaka, miras gibi zaten son derece eşitsiz oldukları ekonomik haklarının tartışmaya açılması, ev içi bakım emeklerinin ücret ve sosyal güvenceden yoksun bırakılması, şiddet mağduru kadın ve çocukların insani koşullarda barınma, eğitim, sağlık ve ekonomik gereksinimlerini karşılamaya yönelik politikaların üretilmemesi, aksine kadının her koşulda aile içine hapsedilmeye çalışılması, ailenin korunması ve sürdürülmesi yükünün tamamen kadının omuzlarına yüklenmesi, kadının insan haklarının ihlali sonucunu doğuruyor.


“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN KALDIRILMASI ŞİDDETİ SÜRDÜRÜLÜR KILIYOR”

6284 sayılı yasanın dayanağı olan İstanbul Sözleşmesi “içinde yaşanılan toplumun belirlediği ya da dayattığı toplumsal cinsiyet rolleri, bireyin mevcut kaynaklara ulaşımı, özgürlük ve yaşam hakkı gibi temel konularda ayrımcılığa maruz kalmasına neden oluyorsa veya bu ihtimal varsa devlete bunları tespit etme, önleme, müdahale etme, iyileştirme, zararı giderme, sosyal destek sağlama ve failleri cezalandırma yükümlülüğü getirmektedir. Ancak bir kararname ile İstanbul Sözleşmesinin uygulamadan kaldırılması toplumsal cinsiyet eşitliğinin girişimini ciddi şekilde engellemekte, kadına yönelik şiddeti sürdürülür kılmaktadır.


“ŞİDDETİ ÖNLEMENİN YOLU”

Kadına yönelik şiddeti önlemenin yolu devletin bu alanda bilimsel, etkin ve bütüncül bir politika yürütmesiyle mümkündür. Bu itibarla 6284 sayılı kanunun eksiksiz uygulanması, kolluk kuvvetlerinin ve savcılık makamlarının koruma yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmesi, kadın-erkek eşitliği ve insan hakları eğitimlerinin ilkokuldan itibaren müfredata eklenmesi, yasanın tam olarak uygulanmasında ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında idari ve cezai süreçlerin işletilmesi hayati önem taşımaktadır.


“KADININ YAŞAM HAKKI SİYASET ÜSTÜDÜR”

Kadınların yaşam hakkı siyaset üstüdür. Şiddeti önlemenin yolu bellidir; Etkin yasa, etkin koruma ve siyasi irade. Balıkesir Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet eşitliği Komisyonu olarak C.A’nın ve tüm şiddet mağduru kadınların yanındayız. Kadınlar haklarından ve hayatlarından vazgeçmeyecek. Yaşasın hukuk, yaşasın kadın dayanışması.”

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU