POLİTİKA'DAN


30 Haziran'da Balıkesir Büyükşehir Kent Konseyi Genel Kurulu yapılacak.

Başkan seçilecek.

Yürütme kurulu seçilecek.

Muhtemelen kürsüde yine katılımcılıktan, ortak akıldan, hemşehrilik bilincinden, sürdürülebilir kalkınmadan, çevre duyarlılığından, sosyal dayanışmadan söz edilecek.

Zaten kent konseylerinin yönetmeliklerine ve çalışma yönergelerine baktığınızda karşınıza çıkan kavramlar bunlar.

Peki uygulamada durum ne?

Asıl soru bu.

Çünkü yıllardır Türkiye'nin birçok kentinde olduğu gibi Balıkesir'de de kent konseyleriyle ilgili temel sorun isimler değil, sistemin kendisi.

Kağıt üzerinde bağımsız.

Fiiliyatta ise belediyelerin gölgesinde.

Kağıt üzerinde kentin ortak aklı.

Gerçekte ise çoğu zaman belediye organizasyonlarının bir uzantısı görüntüsünde.


Bugün Balıkesir Kent Konseyi'nin son birkaç yıllık faaliyetlerini alt alta koyun.

Onlarca etkinlik görürsünüz.

Paneller, çalıştaylar, ziyaretler, toplantılar, sosyal projeler, fotoğraf kareleri...

Peki bunlardan kaç tanesi Balıkesir'in geleceğine yön veren bir tartışma yarattı?

Kaç tanesi belediye yönetiminin hatalı bir uygulamasını eleştirdi?

Kaç tanesi kent adına ciddi bir kamuoyu oluşturdu?

Kaç tanesi şehir hafızasında kalıcı bir iz bıraktı?

İşte asıl mesele burada başlıyor.


KENT KONSEYLERİ BELEDİYEYİ ALKIŞLAMAK İÇİN KURULMADI

Kent konseylerinin amacı belediyelerin yaptığı her işi onaylamak değildir.

Kent konseyleri, belediye başkanlarının sözcülüğünü yapmak için kurulmadı.

Belediye yönetimlerinin halkla ilişkiler birimi olmak için de kurulmadı.

Tam tersine...

Kent konseyleri gerektiğinde eleştirecek.

Gerektiğinde yanlış gördüğünü söyleyecek.

Gerektiğinde kent adına rahatsız edici sorular soracak.

Çünkü demokrasi biraz da budur.

Ortak akıl denilen şey, herkesin aynı şeyi söylemesi değildir.

Farklı fikirlerin ortaya çıkabilmesidir.

Ancak Balıkesir'de ortaya çıkan tabloya bakıldığında, kent konseyi ile büyükşehir belediyesi arasındaki sınırın giderek silikleştiği görülüyor.

Bugün kent konseyi denildiğinde akla gelen ilk şey bağımsız bir sivil platform değil, büyükşehir belediyesinin desteklediği organizasyonlar zinciri oluyor.

Bu da doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:

Kent Konseyi gerçekten bağımsız mı?


SEVİNÇ BAYKAN ÖZDEN TARTIŞMASI

Bu sorunun merkezinde mevcut başkan Sevinç Baykan Özden bulunuyor.

Özden aynı zamanda Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi.

Büyükşehir Belediye Başkan Vekili.

Çeşitli komisyonlarda görev alıyor.

Karesi Belediye Meclisi'nde görev yapıyor.

Yani yerel siyasetin ve belediye yönetiminin tam merkezinde bulunan bir isim.

Buradaki mesele kişinin kendisi değil.

Mesele temsil ettiği pozisyon.

Çünkü kent konseyinin görevi gerektiğinde belediyeyi eleştirmekse, belediye yönetiminin aktif bir parçası olan bir isim bu görevi ne kadar bağımsız yerine getirebilir?


Bu soru sadece Balıkesir'e özgü değil.

Türkiye'nin birçok kentinde soruluyor.

Fakat Balıkesir'de cevap verilmesi gereken bir soru olarak ortada duruyor.

Sevinç Baykan Özden yeniden aday... Büyükşehir Başkanı Ahmet Akın ve ekibi öyle istiyor.

Daha doğrusu mevcut yapının devamından yana bir irade olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Çünkü yerel yönetimler açısından bakıldığında, sorun çıkarmayan kent konseyleri her zaman daha konforlu görülür.

Eleştirmeyen...

Sorgulamayan...

Farklı sesleri öne çıkarmayan...

Uyumlu çalışan...

Ancak kent konseylerinin varlık nedeni tam olarak bu değildir.


ARMAN ZAFER YALÇIN DOSYASI

Seçim öncesi kulislerde adı geçen bir diğer isim ise Prof. Dr. Arman Zafer Yalçın.

Yalçın uzun yıllardır akademisyen kimliğiyle tanınan bir isim.

Ancak son yerel seçimlerin ardından Ahmet Akın'ın danışmanları arasında yer aldı.

Yani uzun süre Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yakın çalışma ekibinde bulundu.

Daha sonra kadrosunu belediyeye taşıdı.

Yaklaşık iki yıllık danışmanlık sürecinin ardından ise 3 Haziran 2026 tarihinde görevinden ayrıldığını açıkladı.

Yaptığı açıklamada bilimsel akıl, kamusal yarar, sosyal adalet ve vicdani sorumluluk vurguları dikkat çekti.

Ancak istifanın zamanlaması siyasi kulislerde farklı yorumlandı.

Çünkü aynı dönemde CHP içerisinde mutlak butlan tartışmaları yaşanıyordu.

Yalçın'ın, CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin ile çekilmiş fotoğrafını "Asla yalnız yürümeyeceksin" notuyla paylaşması da siyasi pozisyonuna ilişkin yorumları beraberinde getirdi.

Kamuoyunda oluşan algı şu oldu:

Düne kadar Ahmet Akın'ın danışmanı olan bir isim, parti içindeki tartışmalar sonrasında farklı bir siyasi pozisyona geçti ve şimdi kent konseyi başkanlığı için adı konuşuluyor.

Burada da aynı soru ortaya çıkıyor.

Kent konseyi gerçekten bağımsız olacaksa, kısa süre öncesine kadar belediye başkanının danışmanlığını yapan bir isim ne kadar bağımsız bir görüntü verebilir?

Bu soru Yalçın'ın kişiliğine değil, görevin doğasına ilişkin bir sorudur.

Çünkü mesele isimler değil.

Mesele bağımsızlık görüntüsü ve güven duygusudur.


MUTLAK BUTLAN GÖLGESİ KENT KONSEYİNE DE DÜŞTÜ

Aslında Balıkesir'de yaşanan tartışma kent konseyi seçiminden çok daha büyük.

CHP içerisindeki siyasi ayrışmaların yereldeki yansımaları artık kent konseyi kulislerinde bile konuşuluyor.

Bir tarafta Ahmet Akın'a yakın olduğu düşünülen mevcut yapı.

Diğer tarafta adı Özgür Özel'e yakın çevrelerle anılan yeni adaylar.

Normal şartlarda kent konseylerinin siyasi tartışmaların dışında kalması gerekir.

Ama bugün konuşulan tablo bunun tam tersini gösteriyor.

Bu da kent konseylerinin neden daha bağımsız yapılara dönüşmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.


BALIKESİR'İN İHTİYACI YENİ BİR ANLAYIŞ

Belki de artık isimleri değil sistemi tartışmanın zamanı gelmiştir.

Kent konseyi başkanı aynı anda belediye başkan vekili olmamalıdır.

Kent konseyi başkanı aynı anda belediye yönetiminin aktif bir unsuru olmamalıdır.

Kent konseyi başkanı belediyeden bağımsız durabilmelidir.

Kent konseyi yürütme kurulu farklı siyasi görüşlerden, farklı toplumsal kesimlerden, farklı meslek gruplarından oluşabilmelidir.


Konseyin varlığı birkaç etkinlik ve toplu fotoğrafla ölçülmemelidir.

Şehir adına söz söyleyebilmelidir.

Yanlışa yanlış diyebilmelidir.

Doğruya doğru diyebilmelidir.

30 Haziran'da yapılacak seçimde aslında Balıkesir'in önündeki tercih budur.

Bir tarafta mevcut düzenin devamı.

Diğer tarafta gerçekten bağımsız bir kent konseyi arayışı.

Kim seçilirse seçilsin, Balıkesir'in ihtiyacı belediyenin gölgesinde yaşayan bir kent konseyi değil; kentin vicdanını temsil eden, özgürce konuşabilen, özgürce eleştirebilen ve özgürce öneri geliştirebilen bir kent konseyidir.

Çünkü kent konseyleri belediyelerin arka bahçesi değil, kentlerin ortak aklı olmak için vardır.


POLİTİKA

Muhabir: Haber Merkezi