BALIKESİR NE OLMA KONUSUNDA ÇOK KARARSIZ

Balıkesir Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi  ve aynı zamanda Açık Öğretim İktisat Bölümü  öğrencisi Prof. Dr. Ergün Demir Balıkesir’deki tarım ve hayvancılık potansiyeli hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Ergün Demir Balıkesir’in 1940’lı yıllarda yapılan planlamalarda tarım ve tarıma dayalı sanayisi olan kent tanımının yapılmasına rağmen o günden bu yana yapılanlarla kentte bir kimlik bunalımının olduğunu söyledi. Demir Balıkesir’in üniversite, tarım, hayvancılık, turizm veya spor kentinde karar kılınamadığını 2010 yılından bu yana da Türkiye’yi doyuran il tanımının etkili olduğunu ifade etti.

2050 YILINDA KENTE GÖÇ YÜZDE 95 OLACAK

Balıkesir Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Demir şunları söyledi:

“Kent nüfusları gittikçe tabi ki artacak. Dünyada şu anda yüzde 19 kentleşme oranı var. Bu 2050 yılında tüm dünyanın yüzde 66’sı yani 2/3’ü, Türkiye için de yaklaşık yüzde 95 olacak. Yani kentlere büyük göç yaşanacak. Dolayısıyla bizim buna yönelik planlama yapmamız lazım. Dolayısıyla kentte yaşayacak insanların lojistiğini sağlamamız lazım. Bu süreçte özellikle son zamanda şehircilikle ilgili yapılanlara bakarsak şunları görüyoruz; İşte Kentdes, yeni şehircilik uygulamaları gibi kavramları görüyor. Bu deklarasyonlar içerisine baktığımızda da kentsel Rönesans, yeni şehircilik, akıllı şehircilik, sürdürülebilir kent gibi yeni kavramlarla karşı karşıya kalıyoruz. Yerel yönetimlere biçilen temel görevler bunlar. Bunların tarım ve hayvancılığa daha yatkın olduğu için söyleyeceğim; yoksulluğun bitirilmesi, yani istihdam yaratma odaklı belediyecilik. Yeni belediyecilik anlayışı içerisinde, bütün belediye hizmetlerinin yanında bu da yer alıyor. Dolayısıyla biz 80 gelişmede 3 ana unsuru güncel olarak görüyoruz. Bunlar; sosyal içerme ve yoksulluğun sona erdirilmesi için sürdürülebilir kentsel gelişme, sürdürülebilir ve kapsayıcı kentsel refah, herkes için eşit fırsatlar, çevresel olarak sürdürülebilir ve dirençli kentsel gelişme. O halde bizim ildeki tarım ve hayvancılığı planlarken de bunları göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

BALIKESİR KİMLİK BUNALIMI YAŞIYOR

Balıkesir için bazı tespitlerim var. Bu terimler bazı şehircilikle ilgili hocalarımızın tespiti. İlk imar planı 1944 yılında 50 bin nüfusa göre ve temel şekil olarak da tarım kenti veya tarıma dayalı sanayi kenti diye tanımlanmıştır. Daha sonra biz Balıkesir’e baktığımızda sanayi kenti, üniversite kenti, spor kenti, turizm kenti gibi tanımlamalar kullandık. Mesela 10.10.2010’da da Türkiye’yi Doyuran İl dedik Balıkesir için. Acaba öyle miyiz? Dolayısıyla Balıkesir’de esasen kimlik bunalımı var. Yani şehir bir türlü yönünü bence bulamamış. Balıkesir içinde yaşayan biri olarak ben bunu söylüyorum. Mimari olarak da baktığımda herhalde bir şehri başıboş bıraksanız ancak bu kadar kötü olabilir.

YENİ BİR YEREL YÖNETİM VİZYONU OLUŞTURMALIYIZ

Günümüzde küreselleşmeyle beraber, ülkelerarası rekabetle beraber şehirlerarası rekabet de yaşanıyor. Siz işte marka şehirleri oluşturmak zorundasınız. Bizim yanımızda iki tane büyükşehir var Manisa ve Bursa. Bunlara baktığımızda Balıkesir 550 milyon dolar ihracat yapabilen bir iliz. Bu kadar kaynağa rağmen, bu kadar zenginliğe rağmen bu kadar ihracatımız var. Bursa 13 milyar dolar, Manisa da 5 milyar dolar da ihracat yapabiliyor. Yani Manisa bizim 10 katı ihracat değerine sahip. Dolayısıyla bunun için ne yapacağız? İddiasını ortaya koyan bir yeni yerel yönetim vizyonu oluşturmak gerekiyor. Şu anlaşılmadı çok iyi; 2014’de 6360 sayılı yasayla Balıkesir Büyükşehir olarak yönetilmeye başlandı. Ama belki büyükşehiri yönetenler, orada görev alan idari personelden tutun, hatta halk büyükşehir nedir, bana ne getirir, bana ne hizmet etmek zorundadır biz bunları çok düşünemedik. Ama önümüzdeki süreçte bunları daha iyi dikkate alınacağını düşünüyorum. Balıkesir iddiasını ortaya koyan şehir kavramını doldurmak için de Büyükşehir Belediyesi ana görevi üstlenmelidir. Yani yarı sivil inisiyatif olarak bu görevi yapmak zorundadır.

BU KADAR ZENGİNLİK VAR AMA

Balıkesir’i hepimiz çok iyi biliyoruz. En batıda, iki denize kıyısı var, ulaşım bakımından son derece iyi, turizm gelişmiş, hayvancılıkta ilk üç içinde yer alıyor, sanayisi gelişmiş, nüfusun yüzde 36’sı tarım ve sanayisi gelişmemiş gıda sanayisi gelişmiş. Nüfusun yüzde 36’sı tarımla uğraşan, arazisinin yüzde 47’si orman, 11 milyon zeytin ağacı var. Madencilikte, RES’te lider. İki üniversitesi var, insan kaynağı açısından da oldukça iyi konumda bir şehir. Peki Balıkesir bu kadar zenginlikleri var da bunlar nerede? Sanayi sektörü, turizm sektörü çok gelişmemiş, içe dönük bir yapı hakim. Kişi başı milli geliri Türkiye ortalamasından 300 dolar daha düşük. Bu güne kadar sahip olduğu potansiyeli ve fırsatları hep kullanamamış, Türkiye 2023 vizyonu çerçevesinde Türkiye’nin 10’uncu büyük ekonomisine sahip il olma hedefi olmasına rağmen günümüzde 22’nci, 23’üncü sırada bulunan bir il. Önümüzde de 4 yıl var bu hedefi yakalayabilmemiz için ve bir büyükşehir Balıkesir.  Sektörel dağılımına baktığımızda; tarımın payı yüzde 61,62 görünüyor. Bu 2040 yılında yüzde 46’ya düşecek. Ama katma değerde çok büyük kayıp olmayacağı ön görülüyor. Yine 15 + yaş nüfusunun istihdam edilebilirliğine baktığımızda bunun yüzde 36’sının tarım sektöründe olduğunu görüyoruz. Yine TR22 bölgesi dediğimiz Balıkesir-Çanakkale bölgesine baktığımızda; Çanakkale’de sanayi bizden biraz daha iyi, yükseltti ortalamayı. Tarım yüzde 36, sanayi yüzde 19, hizmet sektörü yüzde 44 istihdam edilme oranları itibariyle.

HER YIL 1 MİLYON İNSAN NÜFUSA KATILIYOR

Balıkesir’de tarım ve hayvancılık nedir? Ben bu terimi çok önemsiyorum. Kendi kendine yetebilme gücü demektir aslında bu terim. Köylü milletin efendisidir diyoruz. Tabi o söz Türkiye’nin sahibi, hakikisi, efendisi, hakiki müstahsil olan köylüdür. Yani üreten, üretebilen, artı değer yaratan köylüdür. Yani kendi ihtiyacından daha fazlasını üretebilen köylü milletin efendisidir. Atatürk’ün vurgulamak istediği buydu. Şunu bilmemiz lazım; yıllık bizim nüfusumuza yaklaşık 1 milyon yeni çocuk katılıyor. Bu ne demektir? Basit olarak baktığımızda 1 milyon  artı insanı her gün doyurabilecek kadar üretim artışı yapmamız lazım. Bir ikincisi bunlar 18-20 veya 25 yaşına geldiğinde 1 milyon gence her yıl istihdam yaratmanız gerekiyor. İşte Türkiye’nin önündeki ana sorun bu. “

Exit mobile version