PAVLOV’UN KÖPEKLERİ , MASLOW’UN MERDİVENLERİ

 

Psikoloji’de şartlı refleksin bilimsel tanımı Rus Psikolog Ivan Pavlov tarafından yapılmıştır. Pavlov köpekler üzerinden yaptığı deneyde onların davranışsal tepkilerinin belli koşullara bağlı tepkiler haline gelebileceğini göstermiştir. Bu yaklaşım Davranışçı psikoloji ekolünün şiarı olmuş ve 20. Yüzyıl boyunca insan psikolojisine dair yaklaşımları şekillendirmiştir. Pavlov bir metronom sesinden bir süre sonra köpeklere et vererek onlarda metronom sesini duyduklarında salya salgılama refleksini tetiklemiştir.

 

Bu yaklaşım modern yönetim jargonuna carrot and stick” yaklaşımı olarak girmiş ve uygulanmıştır. Hala birçok firma ve yönetici bu yaklaşımla ellerindeki insan kaynağını yönetmeye çalışırlar. Buna göre çalışanlarda istenilen davranışları uyandırmak için onlara havuç gösterilir. Yani vaatler verilir. İstenmeyen davranışlardan uzaklaştırmak için de stick yani “değnek” gösterilir, açık ya da üstü örtülü tehdit edilirler.  Böylece çalışanlar istenilen yöne doğru sevk edilir.

 

Ancak bu yönetim yaklaşımda carrot yani havuç çoğu zaman çalışanın bir türlü ulaşamayacağı yerde durur. Çalışan havuca doğru yürür ama havuçta onunla ileriye doğru hareket eder. Bu sonu gelmeyen bir vaat politikasıdır. Çalışanın en huzurlu anlarında bile arkasında bir yerlerde “değnek” durmaktadır. Böylece iş hayatı yerine getirilmeyen vaatler ve aba altından sopa göstermeler arasında çalışanların yol aldığı “şartlı bir reflekse” dönüşür. Pavlov’un köpeklerinden çıkarılan dersle firmaların en değerli kaynağı yönetilmeye çalışılır.

 

İnsan davranışlarının altında yatan motivasyonu inceleyen bir diğer kuramcı Amerikalı psikolog Abraham Maslow’dur. Maslow’un ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insan ihtiyaçları 5 ana başlıkta incelenir. Bunlar  aşağıdan yukarı doğru fizyolojik gereksinimler ( nefes alma, uyuma, besin, yemek, su, boşaltım), güvenlik gereksinimi (beden, iş, kaynak, ahlak, aile, sağlık ve mülkiyet güvenliği), Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel mahremiyet), Saygınlık gereksinimi (özsaygı, özgüven, başarı, başkalarına saygı duymak, başkaları tarafından saygı duyulmak), Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdemli, yaratıcı, içten, problem çözücü, önyargısız ve hakikatleri kabul eder olmak) olarak sıralanır. Maslow bu ihtiyaçların en alttan başlayarak tatmin edildikçe üst motivasyon ihtiyaçlarına kapı araladığını iddia eder.

 

Bu teoriye göre insan önce fizyolojik ihtiyaçlarını gidermeyen kişide örneğin güvenlik, saygınlık, kendini gerçekleştirme isteği gibi ihtiyaçlar ortaya çıkmaz.  Modern ücret yönetim yaklaşımı bu yaklaşım üzerine kurulmuştur. Asgari ücret çevresinde kümelenen ücretlerle insanların motivasyonları fizyolojik ihtiyaçlar ve güvenlik gereksinimleri arasında kitlenir. Böylelikle insanların daha yüksek motivasyonlarının ve onları elde etmek için talep edecekleri para, imkân, zaman ve politik destek gibi taleplerin önünün kesileceği düşünülür. Bu yaklaşım insanı sürekli bir belirsizlik, korku ve stres üçgenine mahkûm eden verimsiz bir yaklaşımdır. İnsanda ihtiyaçlar bir hiyerarşi halinde bulunmaz.

 

Örneğin insan yemek yemek isteyebilir. Ancak bu isteğiyle aynı anda  bu yemeği sevdikleriyle, güvenli bir ortamda, gönül rahatlığıyla yemeği arzu eder. Yine aynı  zamanda bu yemeği temiz ve nezih bir ortamda kendi ölçülerinde kendini önemli ve özel hissederek yemek onu mutlu edecektir. Yine aynı zamanda bu yemeği yerken güzel bir müzik dinlemek, keyifli sohbetler yapmak da onun motivasyonunu oluşturacaktır. Hangi insan aç olsa dahi önüne konan bir tabak yemekle tüm varoluşsal ihtiyaçlarını giderir? İnsanın bunun için açlıktan ölecek bir muhtaçlık durumunda olması gerekir.  İyi bir maaş veriyorum, yemek çok iyi, servisler son model diyerek işçilerinden en yüksek motivasyonu bekleyen işveren farkında olmadan Maslow’un merdivenlerine atıfta bulunur. Ancak çalışanlar sadece fizyolojik ihtiyaçlardan ibaret değildir. Onlar hem adil bir ücret almak hem uygun fiziksel koşullarda çalışmak, hem işyerinde saygı ve kabul görerek sosyalleşmek, hem de yaptıkları işte bir anlam ve bir değer görmek isterler. Bunları sağlamadığınızda insani varoluşlarının tatmin olması mümkün olmaz.

 

Bugün modern yönetim yaklaşımlarının işletmeleri soktuğu çıkmazın altında bu iki psikolojik teori yatmaktadır. İnsanlar ne havuç ve sopa ile yönetilecek Pavlov’un köpekleridir ne de hayatlarının anlamını gerçekleştirmek için bir ömür Maslow’un merdivenlerini tırmanmak zorunda olan mahkumlardır. Bağlılık, motivasyon ve örgütsel vatandaşlık işyerinde sağlanacak adalet ve saygı odaklı bir kültürel tutarlılıkla çalışanın bir insan olarak tüm ihtiyaçlarının karşılandığı bir işyeri modelinde mümkündür. Bunlar olmadan günümüzde insan verimliliğinin hedef çıktıları olan inovatif düşünme ve yaratıcılık odaklı bir işyeri kültürünün oluşması mümkün değildir.

Exit mobile version