OVAMIZIN GERİ KALAN KISMINI BARİ  KORUYABİLSEK

Balıkesir şehrinin verimli, iklimi hoş, suyu bol, çayırları yemyeşil, ilkbaharda renk renk çiçeklerle bezenen  şirin bir ovası vardı. Yaklaşık 400 km² yüzölçümünde. hiçbir şeylekıyas  edilemeyecek kadar  kıymetli bir ova. Her türlü sebze ve meyve  mebzulen yetişir. Otlaklarında  büyük ve küçükbaş hayvanlar, yarı bataklıklarında manda, yemyeşil çayırlarının bir bölümünde de at sürüleri.  Ovanın mahsulleri Balıkesir  şehir pazarlarına getirilince  bolluğun ve ucuzluğun, bereketin  emsaline rastlanmazdı. Bu sebeple Balıkesirin bu vasıfları dillere destandı.

Ben Balıkesire ilk geldiğimde  bu bolluk ve ucuzluk karşısında şaşırmıştım. Pazara gelen şehir sakinleri kavunları çuval çuval satın alıyorlardı. Hatta bir arkadaş ,“biz satın aldığımız kavunu at arabasına yükleriz”deyince çok hayret etmiştim.

Balıkesir ovası jeomorfolojik açıdan etrafı yüksek tepelerle çevrelenmiş bir alandır. Jeolojik olarak da bir neojen havzasıdır.  O devirde  bir deniz girintisi veya bir lagündü.  Neojen katmanlarına ait karakteristik fosilleri bu gün Büyükbostancı köyü civarında görmek mümkündür.  Bunlar o devrin denizleri içinde yaşayan gastropod (mollusca şubesinden ) fosilleridir. Ovanın merkezi kısmında rakımı 95 m, kenarlarda 120-150 m ler arasında değişmektedir.

Balıksir ovası alüvyal topraklarla kaplıdır. Yani çevreden sularla sürüklenen irili ufaklı materyaller (alüvyon) üzerinde teşekkül etmiş topraklardır.. Alüvyal topraklar zirai bakımdan en verimli topraklar arasında gelir. Çünkü bitkilerin aradığı başlıca besin maddelerini ihtiva eder. Ayrıca düzlük olması, uygun iklim şartlarının  senede iki ürün alınmasını sağlaması  gibi sebeplerle 1.  Sınıf tarım arazisidir. 1Üzümcü ve kille çayları ve onların birleşmesiyle oluşmuş Kocaçay (Atnos), ovanın doğusunu kateden Simav (Susurluk ) çayı, sulu ziraat yapmaya imkan verir.

Çevreden ovaya doğru yönelen yerüstü ve yeraltı suları  alüvyal depolarda biriktiğinden , yeraltı sularınca da pek zengindir. Jeolojik olarak alüvyal bir akiferdir (su haznesi). Alüvyal deponun kalınlığı 150 m kadardır. Belediye şehrin su ihtiyacının bir kısmını sondajlarla  çıkarılan yeraltı sularından karşılar. Netice olarak Balıkesir ovası   bu sebeplerle paha biçilemeyecek değerde bir ovadır.

Günümüzde bu ovanın kuzey ve kuzeybatı kesimleri zirai açıdan kaybedilmiş durumdadır. Kuzey kenar sanayi  sitesi tarafından  işgal edilmiştir.  Kuzeybatıda şehir  Halalca köyüne kadar ilerlemiştir. Yine bu  kesimde Havaalanı  (önceleri  tamamen askeri idi) bulunmaktadır. Ayşebacı köyü, sanayi sitesi ile yeni otogar çevre yolu arasında sıkışıp kalmış durumda olup, verimli arazisi  parçalanmıştır. Üçpınar bir ova kenarı köyüdür. Tepelere doğru  ve eteklerde çok geniş meraları vardı. Onbinlerce baş koyun varlığına sahipti. O günlerin yadigarı olan çok oluklu ve çok yalaklı çeşmesi hala durmaktadır. Ova da da geniş tarım arazileri vardı.  Şimdi şehire birleşmiş durumdadır. Paşaalanı mahallesi ve  diğer iskân birimleri köyün arazisini işgal etmiştir.

Halalca köyü de yutulmak üzere olanbir ova köyüdür.   Bu köyünde binlerce dönüm arazisi iskân mahalli olmuştur. Şehrin yuttuğu ova köylerinden biri de Çayırhisardır.  Şehir ile birleşmiştir  Havaalanı ile Gaziosmanpaşa mahallesi arasında sıkışıp kalmıştır. Verimli tarım arazileri yerleşme alanı olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Batıdan Ovaya iki önemli akarsu dahil olur. Biri Üüzmcü çayı diğeri de Kille çayıdır. İkisi de yazın kurumayan devamlı akarsulardır. Üüzmcünün kenarında Küçükbostancı,(ÇitnehorTepeciği)  Killenin kenarında Büyükbostancı (Çitnevır, Çitnehor) köyü vardır.2 Bunlar ovanın, sulamalı ziraat  faaliyetlerinin çok gerilere uzandığı köylerdir.   Vadileri derin olmayan bu iki akarsudan sulama işlerinde sürekli faydalanmışlardır. Bu iki akarsuyun arasındaki arazi adeta minyatür  bir Mezopotamya gibidir. Şehrin sebze ve meyvasını bu köyler karşılıyordu.  Kuruluş yerlerinin tarihöncesine (prehistoria) kadarr inmesi olasıdır.

On yıl kadar  önce   kar erimelerini takip eden  şiddetli yağışlardan sonra bu iki akarsuyun birleşerek aradaki araziyi kapladığına şahit olmuştum.

Köylerin zirai hayatı devam etmektedir. Arazilerinin büyük kısmı varlığını sürdürmektedir.  Burası Ovanın en münbit, en değerli kısmılarından biridir ve tamamen sulu ziraate tahsis edilmiştir

Ovanın güneybatı köşesindeki Paşaköy de tam bir ova köyüdür. İçinden  yıl boyunca suyu eksilmeyen etrafı çayırlık, içinden ördekleri eksik olmayan  şirin bir derecik geçer.  Bu köy  bir Osmanlılar zamanında kurulmuş bir köydür. Kuruluşunun Zağnos paşa ile ilgili olduğu söylenir. Paşaköy ile Büyükbostancı arasındaki arazide eski Seka  fabrikası bulunmaktadır. Vaktiyle tesisin kuruluş yeri olarak nedense  burası seçilmiştir. Paşaköy, Ovanın güney  kesiminin kavuncu köylerindendir.

Biraz güneydoğuda Paşaköyün komşusu Atköy yer alır. Topraklarının tamamı ovadadır. Vaktiyle çayırlarında Osmanlı ordusunun atlarının beslendiği söylenir.

Balıkesir Üniversitesinin ana binaları Ovanın bu verimli ve kıymetli arazisine yerleştirilmiştir. Gerçi tam düz arazide değildir ama  ovanın kenar kısmını teşkil eden  fazla yüksek olmayan tepelik alandadır.Çevresine  doğru yavaş yavaş yayılmakta ve tarım topraklarını işgal etmektedir. Kurulduğu yer, Paşaköy, Atköy, Çağış ve Esenli gibi köyleri ilgilendiriyor. Mesela Emre tepe Universite arazisinin içine dahil edilmiştir. Halbuki bu  meşe çalılıkları ile kaplı alan civar köylerin  koyunlarının merası idi.

Üniversitenin hangi sebeplerle  ovanın en sakin ve en verimli köşesine yerleştirilmiş olduğu  mantıklı olarak pek açıklanamamaktadır. Üniversite büyüdükçe etkisi de artacak ve ovanın batı kısmı ve bu güneybatı köşesi de elden çıkacağa benzemektedir.

Bir ova kenarı köyü olan Çağış’ta kuru ziraat hakimdir.  Ayçiçeği, Kavun, haşhaş, nonut , buğday gibi mahsuller yetiştirilir. İkizcetepeler barajı su seviyesi ile olan kot farkı  sebebiyle sulu ziraat yapılamamaktadır.

Esenli (Okuf), ovanın güney kenarında bulunmaktadır. Bu köyün de ovada çeşitli ürünler yetiştirilen çok verimli arazileri vardır. Şimdilik tarım dışı amaçlarla arazinin kullanımı yaygın değildir.  Birkaç sene önce  tarlaların eflatun renkli iri çiçekler açan haşhaş  bitkisiyle kaplı olduğunu görmüştüm. Fevkalade güzeldi. Hatta öğrencilerimi de götürmüştüm. Haşhaş bitkisini ömründe ilk kez görenler vardı.

Aslıhantepecik ve Aslıhan, Ovabayındır,Yenice Çandır. Ovanın güney-güneydoğu kısmında ve halen tamamem ziraat arazisi olan kesimde bulunan köylerdir. Bu köylerin arazisi grumusol veya vertisol çeşidi topraklardan oluşur. Bu toprak killi-kireçli bir topraktır. Bu nedenle sulamaya gerek duyulmadan çok kaliteli, tatlı, nefis kokulu kavunlar yetiştirilir.  Maaalesef son yıllarda kavunları iirileştirmek için sulama yapılmaktadır. Bu durum kavunda kalite kaybına yol açmaktdır. Bir keresinde sulanan bu kavunlardan birinin  6kg kadar geldiğine şahit oldum.

Ovabayındır arazisinde diğer ürünlerin yanısıra yerli bir kurusoğan cinsi yetiştirilmektedir. Dayanıklı ve lezzetli soğandır. Açık mor renkli, kırmızı kabuklu.

Yenice ve Çandır, sulu ziraat yapma imkanına sahiptir. Zira yakınlarından geçen Simav çayı üzerindeki Ovabayındır regülatöründen buralara sulama suyu sevkedilmektedir.

Ovanı doğu kesiminde Atnos çayının kenarında  Balıklı (Mendehore) köyü yer alır. Çok verimli topraklara sahiptir. Ancak Atnos çayı (Kocaçay) kirlenmiş durumdadır.  Bazı kesimlerde bataklık

araziler mevcuttur. Balıklı tarih olarak eski bir köydür. Atnos üzerinde,sadece ayakları kalmış harabe köprü buradadır. Balıklı tarihi bir kervan yolunun üzerinde idi.  Balıklı arazisi yavaş yavaş tarım dışı  amaçlarla  kullanılmaya başlanmıştır.

Balıkesir ovasının merkezi kısmında  yüz sene önceye kadar  geniş bataklıklar mevcuttu. Bunların bir kısmı son dönem Osmanlı  idaresi zamanında ve bir kısmı da  Cumhuriyet idaresi zamanında kurutulmuş, pek çok kanal açılarak drene edilmiştir.

Ovanın doğusundaki diğer köyler Köylüköy ve Karamanköydür. Her ik köyün kenarlarında  tarım dışı arazi kullanımları çoğalmıştır.Bilindiği gibi Karaman köy manda yetiştiriciliği ve kaymak üretimi ile tanınmıştır.Her iki köy de tam bir ova köyüdür.

Kuzeydoğu köşede  yazlık ve kışlık sebze üretimiyle  ön plana çıkmış olan Köseler  bulunur.

Köseler köyü tarım alanlarını blinçli bir şekilde korumaya çalışsada çevre yolu, askeri atış sahası ve eski kepsut yolu arasında sıkışmış durumdadır.

Ovanın merkezi kısmında Yakupköy (Yapköy) ve Ovaköy ye ralır. Yakupköy’de ziraat her ne kadar ağırlıklı olsa da manda besiciliği ve kaymak üretimi ön plandadır. Burada yılın belirli bir gününde “meşhur tatlı “Balıkesir kaymaklısı” yapılır ve neşe içinde yenir. Fakat  kent  köye  doğru hızla genişlemektedir. Ayrıca köyün kuzeyinden ortasından ve güneyinden , kimisi atık suları taşıyan kanallar geçer. Kötü koku köyü sarar. Köy civarında mandaların  beslendiği yarı bataklık bir alan da vardır.

Muazzam tarım arazilerine sahip Ovaköy, Kocaçay (Atnos) ın kenarında  yeralır. Ovaköyün biraz güneydoğusunda Kille ve Üzümcü çayları birleşerek  Kocaçayı (Atnos) teşkil eder.  Bu akarsu Ovaköy civarında Kıvrımlar (menderesler) yaparak akar.  Fakat maalesef suyu ve yatağı  kirlenmiş durumdadır. Köy çevresinde de pek çok bataklık ve yarı bataklık alanlar mevcudiyetlerini korumaktadır.

Netice olarak görülüyor ki, ovanın 1/3 lük kısmı tarımsal olarak elden çıkmış durumdadır.  Bu oran pek yakında 2/ 3 ü bulabilr. Biz Balıkesirliler olarak Ovamızın geri kalan kısmını titizlikle korumalıyız ve tarım dışı amaçlar için kullanmamalıyız. Gıda maddelerinin çok pahalılandığı ve tarımsal üretimin çok önem kazandığı  son yıllarda, tarım arazilerinin de ne kadar önemli olduğu açığa çıkmıştır. Kağıt üzerinde  Türkiyenin tarım alanlarının genişliğinin  ülke yüzölçümünün % 35 kadarı olduğu ifadeedilse de  son yıllarda bu oran % 30 lara kadar (belki de daha aşağıya)  gerilemiştir. 14 400 km²kadar bir yözölçümüne sahip olan ilimizde tarım sahalarının oranı % 35 in üzerindedir. Fakat  bu oranın son yıllarda limizde  de azaldığını söyleyebiliriz.

İstanbul ve çevresindeki sanayinin güney Marmaraya aktarılma düşüncesi sağlıklı değildir. Bursa ovası zaten elden çıktığına göre geriye Karacabeyi Kemalpaşa, Susurluk, Manyas, Gönen ve Biga ovaları kalıyor. Yani bu ovaları mı kullanalım ? Bu ovalar hem topraklar ve hem de üretim bakımından Türkiyenin 1 sınıf arazileridir ve Türkiye tarımsal üretiminin (meyve, sebze, tahıl v.s.) çok öemli bir kısmını karşılar.

Türkiyede sanayinin aktarılabileceği pek çok   7. 8. Sınıf araziler vardır. Bunların araştırılması gerekir.  Türkiyeye genel bir bakışla,  kefeleri dengede olmayan bir terazi gibidir. Batı  her bakımdan ağır basmaktadır. Ülkenin dengede olması her bakımdan önemlidir.

Son olarak zaruretten dolayı bir şeyler yapılmak isteniyorsa yer seçiminde rantı değil bilimi ve bilimin sonuçlarını  tercih etmeliyiz. Döke saça  etrafı tahrip ederek iş yapmamalıyız.  Ülke topraklarını mirasyedi gibi harcamak  akıl karı işler değildir. Vatanımız ve milletiniz bizden  bunları bekliyor.

 

1) Denker, T.B. (1976),Balıkesir Ovasında Yerleşme ve İktisadi Faaliyetler, İstanbul Üniv. CoğraftaEnst. Yay. No: 59, İstanbul.

  2 )  Akkuş, T. (20001).Tanzimat Başlarında Balıkesir Kazası (1840-1845).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Exit mobile version