İŞ YERİNDE GÜVEN EKSİKLİĞİNİN YARATTIĞI PSİKOSOSYAL RİSKLER

 

 

İşyerinde güven eksikliğinin en erken semptomu bir “belirsizlik” atmosferinin çalışanlar arasında yayılmasıdır.  Bu atmosferde kararlar geciktiği, çalışanların kendilerini ilgilendiren konularda bilgi sahibi olmak için dedikodu kanallarına başvurmaları sık görülür, sözlere güvenilmez, insanlar bilgi paylaşmak ve yorum yapmaktan kaçınabilir.

 

Böyle bir ortamda kişiler işlerine yöneltebilecekleri enerjilerini belirsizlikle başa çıkmaya harcarlar. Güvensizliğin kronik hale geldiği bir şirkette uzun süreli belirsizlik çalışanlarda iş yeri stresini yükseltir. Yöneticilerine, arkadaşlarına ve astlarına güvenmeyen çalışanlar sürekli kendi gelecekleri ve akıbetleri hakkında düşünmeye zaman harcarlar. Böyle bir ortamda çalışan kendisinden istenen asgari görevleri yerine getirmeye, enerji ve zamanının geri kalanını kendisini korumaya ayırır.

 

Sürekli belirsizliğin yarattığı stres neticesinde metabolizmanın salgıladığı yüksek kortizol bir süre sonra hayati fonksiyonları yıpratmaya başlar. Anksiyete geliştirir ve bu durum immün sistemi (bağışıklık sistemini) baskılar, vücudun kendi dokularına karşı reaksiyon gösterdiği otoimmun hastalıklar denilen hastalıklar gelişebilir. Kalp krizi ve beyin kanaması riskini artırır.

 

Kısırlığa yol açar. Egzama, sedef hastalığı gibi cilt hastalıklarının alevlenmesini artırır, yaşlanmayı hızlandırır, depresyona sebep olur. Kişiler stresten uzaklaşamıyorlarsa alkol, uyuşturucu, oburluk ve şiddet gibi tavırlarla stresten uzaklaşmaya çalışırlar. Bu durum kişinin hem profesyonel yaşamını hem de özel yaşamını etkileyen çok ağır sonuçlar yaratır. İşyerinde strestin en temel nedeni “işyerine karşı güvensizliktir” ve bu güvensizlik işyerlerinin yüzleştiği düşük bağlılığın ve personel kayıplarının en büyük nedenidir. Amerikan Stres Enstitüsünün yaptığı bir araştırmaya göre:

 

  • ABD’li işçilerin %83’ü işle ilgili stres yaşıyor ve %25’i işlerinin hayatlarındaki bir numaralı stres kaynağı olduğunu söylüyor.
  • Her gün yaklaşık bir milyon Amerikalı stres nedeniyle işe gidememektedir.
  • ABD çalışanlarının %76’sı işyeri stresinin kişisel ilişkilerini etkilediğini bildiriyor.
  • Depresyonun neden olduğu devamsızlık, ABD işletmelerine yılda 51 milyar dolara ve ek olarak 26 milyar dolarlık tedavi maliyetine mal oluyor.
  • Orta yaşlı katılımcılar, 1990’lara kıyasla 2010’larda finansal durumlarının stresten etkileneceği inancında %27’lik bir artışa sahipti.
  • Çalışanların %50’den fazlası, üretkenlik kaybına yol açan stresin bir sonucu olarak işe bağlı değildir.
  • Şirketler, bir işçinin yıllık maaşının yaklaşık %75’ini, kaybedilen üretkenliği karşılamak veya işçileri değiştirmek için harcıyor.
  • İşyeri stresinin ana nedenleri iş yükü (çalışanların %39’u), kişilerarası sorunlar (%31), iş ve özel yaşam (%19) ve iş güvenliğidir (%6).
  • Türkiye’de konu ile ilgili açık rakamlar yok. Ancak bu konuda çalışmalar mevcut. Türkiye’de kurumsallık eksikliğinin ve yöneticilerin etik dışı davranışlarına ilaveten yüksek enflasyonist ortam ve siyasal belirsizlikler kişilerin üzerindeki stres baskısını artırıyor ve bulgulara göre işyeri hekimlerine gelen şikayetlerin bir çoğu iş stresi kaynaklı.

 

Rekabetçi şirketler için işyerinde güveni sağlamak, bunun için motivasyon, bağlılık ve değer odaklı bir yönetim kültürü geliştirmek ve çalışanlarını psikososyal risklerden korumak   en önemli stratejik insan yönetim gündemleridir.

 

Exit mobile version