100 milyonluk hibenin karşılığı küçük bir imar değişikliği!

 

 

ŞARTSIZ ve bedelsiz hibeymiş…

Dedik ya geçen gün, “kimse kimseye karşılıksız bir şey vermez…”

Vermez!

 

***

Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin tutanaklarına geçen “şartsız ve bedelsiz hibe” ifadesi de böyle.

Şartsız ve bedelsiz değil yani.

Mevzuat gereği öyle yazılması gerekiyormuş hibenin.

“Şartlı ve bedelli” denmez zaten.

O zaman ‘hibe’ olmaz adı.

Borç olur, alacak – verecek olur, “faiziyle geri alacağım” olur.

 

***

İSMİNİ, cismini, iştigalini hemen herkesin yakından bilip tanıdığı Nihat Özdemir..

Büyükşehir Belediyesi’ne asfalt için iş makinaları hibe ediyor.

Finişerdi, silindirdi, kamyondu falan.

Meclis’te dillendirdi hibe kabulcüleri; Yüz milyon lirayı buluyormuş hibe araçların bedeli.

Oy birliğiyle kabul edildi. CHP ve İYİ Partili Meclis Üyeleri de “evet” dedi.

Balya Belediye Başkanı Orhan Gaga, CHP Grubu’nun sözcüsü olarak, “nedir bu hibeler, açıklayın, kamuoyu bilgilensin” deyince..

“Muhalefet bu işe rıza göstermeyecek” diye düşündü herkes.

Meğer, “mevzuyu sen aç, biz durumu anlatırız” faslında, danışıklı döğüşmüş, çoğu zaman yaptıkları gibi.

Evet evet, öyle yapıyorlar.

 

***

SONRA, Büyükşehir Başkanı Yücel Yılmaz aldı mikrofonu eline, Nihat Özdemir’e teşekkür üstüne teşekkür…

Asfalta yetişemiyormuş Büyükşehir Belediyemiz. Makine parkını güçlendirmeliymiş.

Nihat Bey Balıkesir’e güzellik yapmış.

Şartsız ve bedelsiz mi?

Değil.

Açık ağızlı Başkan, lap diye söyleyiverdi:

“Çimento fabrikasının lojman binalarıyla ilgili bir imar düzenlemesi talep ettiler…”

Bu hibeler de onun karşılığı.

 

***

AH Çimento ah!

Bir zamanlar kentin sosyal yaşamına renk katan yegane tesis.

Konu komşunun, hısım akrabanın, eşin dostun düğününe, nişanına, davetine giderdi şehir insanı, Çimento’nun sosyal tesislerine…

Salonunda düğün dernekle eğlenir, restoranında yer içer demlenirdi Balıkesirli.

Devlet yatırımıydı. Milletin parasıyla kurulmuştu yani.

Balıkesir için ekonomik ve sosyal açıdan zenginlikti.

ANAP’ın özelleştirme furyasında satıldı.

Fransızlar aldı işletti, İtalyanlar aldı işletti, kimler kimler işletti fabrikayı. Çok el değiştirdi.

Şimdi Limak’ın.

Eski zamanda filtresi çalıştırılmayan bacalarından çıkan dumana dair çoook yazıp çizmişliğimiz var.

Yeşil çamların griye dönüştüğü yıllarda, etrafa saçılan kirin, pasın, dumanın, kokunun, oksijensizliğin tozunu attırıyorduk gazete sayfalarında.

Filtrelendi sonunda…

 

***

NEYSE efendim, eski zamanı bırakalım geride.. Bugüne bakalım.

Fabrikanın arazisinden yol geçirmiş Büyükşehir…

Yücel Yılmaz, alternatif yol güzergahını çizerken fabrikanın arazisine de dalmış.. Meclis’te anlatırken neredeyse ağlayıverecekti, bu yaptığına!

Ama birader, gerekli gereksiz pek çok yerde ‘acele kamulaştırma’ adı altında milletin arazisine, tarlasına, arsasına lap diye el koyuyorsunuz. Bugünkü emlak değerlerinin altında kalıyor rakamlar.. Vatandaş ses edemiyor.

Bunu yaparken de ağlamaklı olsanıza!

“Senin arazinin değeri şu kadar, al parayı, terk et burayı…”

 

***

FABRİKANIN lojman binaları sahasında imar tadilatı yapılacak şimdi.

Sanayi parseli görünüyormuş imarda.. Bir bölü binlik planlar eşliğinde, konut ve ticaret alanına dönüştürülecekmiş.

Hani OSB tarafına giderken sağ tarafta upuzun bir bahçe duvarı görüyorsunuz.. İçinde birbirinden farklı yüzlerce ağacın bulunduğu kocaman arazi. Bitiş noktasında 15 Temmuz Şehitler Anıtı var.

İçinde eskimiş yapılar falan.. Eski lojman binaları, sosyal tesisler, şunlar bunlar.

Yüz altmış dönüm falanmış arazinin yüzölçümü.

Şimdi ne olacak orası?

Ya çok katlı lüks dairelerden oluşan yeni toplu konut alanı.. Ya süper lüks vilalar.

İnşaat olacak yani.

Muğla Akbelen’de ağaçlara nasıl kıyıyorlarsa..

Çimento lojman sahasındaki ağaçlara da öyle kıyacaklar; durum onu gösteriyor.

Çünkü ağaçları kesmeden inşaat yapamazsın.

 

***

MEMLEKETİN piyasa müteahhidi, inşaat ruhsatı alabilmek için aylarca bekliyor belediye kapısında.

Ama görüyorsunuz, kısacık bir görüşmenin ardından tüm kapılar açılıveriyor kimi patronlara.

 

 

 

 

 

Exit mobile version