KÖY KAHVESİNDE KENDİ KENDİNİZE PROPAGANDA YAPMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ş. TARIK SÜRMELİOĞLU

GAZETECİLİĞE başladığım günden bu yana kaç seçim gördüm hatırlamıyorum.

Her seçimde zaman zaman partiler ve adaylarla haber amaçlı katıldığım saha çalışmalarında tanık olduğum bir manzara:

Partililer konvoylar eşliğinde köye giriş yapar.. Kalabalıktırlar.. Cümbür cemaat köy kahvesine girerler.. Kahvede beş on kişi vardır köyden.. Rahatsız olurlar.

Çekirdek çıtlayıp çay içiyorlardır, ne bileyim Fenerbahçe, Beşiktaş falan konuşuyorlardır. Ya da okey oynuyorlardır.

Bunlar hurra dalınca içeri, “n’oldu len, baskın mı yedik” diye tırsar vatandaş.

Şak şak resimler çekilir, Flaşlar patlar.. Kameralar çalışır falan.

Masada oturan üç beş köylünün etrafı sarılır.. Kalabalık, kahvedeki tüm sandalyeleri işgal eder.. Köylü ayakta kalır.

Fotoğraflar çekilir.

Bunda maksat, seçimin esas oğlanlarıyla vatandaşın bir araya geldiğini görüntülemektir.

Ama o karelerin çoğunda partili kalabalıkları görürsünüz. Oy desteği için ayağına gittikleri seçmen ikinci planda kalır.

 

***

PARTİLİ kalabalıkların adayın önüne geçip rol çaldığı ortamlardır kahvehane turları.

Hemen hepsinin derdi fotoğraflarda görünüp, “seçim çalışmasına katıldım” mesajı vermektir.

Böylece, “gelmiyorsun gitmiyorsun” dedikodularının önünü keser. Görüntü mühim!

Aday konuşurken, partilinin biri lap diye topa girer. Çok biliyordur, uzun uzun anlatır.

“Bir an önce gitseler de diziyi izlesek” modundaki vatandaş, kimi muhatap alacağını şaşırır.

Bakarlar ki arkadaşlar uzun oturacak, can sıkacak.. Sinir bozucu cümle, ayarları kaçıran bir soru patlatıverir vatandaş.

Böyle durumlarda işin içinden çıkmak zordur. Ya zamanı unutup soruya yanıt vermek için çırpınacaksın.. Ya da, “eyvallah” çekip başka bir kahveye yollanacaksın.

 

***

SEÇİM derdine, hiç gitmediğin kırsal mahallelere, mezradan farksız köylere gidersin. Normal zamanda hiç gitmeyeceğin yerlerdir. Hiç tanımak istemeyeceğin insanlardır oralarda yaşayanlar.

Ayağın çamurlanır, üstüne tezek kokusu siner; az önce sümüğünü ceketinin koluna silen adamı sarılıp öpmek zorunda kalırsın. İkram ettikleri çayı içemezsin; lüks kafelerin pahalı çaylarından değildir sonuçta.

Ama el mecbur; arazidesin.. Arazi insanlarıyla muhatapsın. Nasırlı, toprak ve tezek kokan elleri sıkarken öğürmeye başlarsın.. Alışkın değilsin. Ortam seni bozar, oy derdine katlanırsın.

Sen, “nasıl bir yer burası” diye söylenirken, arazi insanı dakikasında analiz yapar, seni teraziye kor, tartar.. Ölçer biçer.. Sana dair kanaatini verir oracıkta.

Muhtemelen, “bunlardan bi bok olmaz” sonucu çıkar o analizlerden. Samimi olmadığını kavramışlardır çünkü.

 

***

YİNE köy kahveleri..

Birden fazla kahvehane varsa, orada siyasi kutuplaşma da vardır.

Köye giriş yapan parti konvoyu, anında kendi düşüncesindekilerin takıldığı kahveye yönelir.

Oralarda konuşmak kolaydır çünkü. Zaten senin seçmenindir içerdekiler. İktidarsan, ballandıra ballandıra anlatırsın olan olmayan icraatı. Muhalefetsen, iktidara bindir, bindirebildiğin kadar.. İçerdekiler dinler, onaylar, alkışlar.

Karşı tarafın kahvesine gitmezsin. Belki önünden geçerken selam verirsin, o kadar.

Zaten senden önce gelmiştir öteki partiler.. Afişler camlara, kapılara asılmıştır.. “Burası bizden değil” dersin.

 

***

HER nedense kırsal bölgelerde şehirli şive değişiverir; kırsalın diline dönülür.. Gelcemli gitçemli falan konuşulur.. Normalde böyle konuşmazlar. Kameraların önünde falan konuşurken, sanırsın aristokrat sınıftan.. Köye gidince dil değişir.

Yapaydır, yapmacıktır, samimiyetsizdir, rol kesiyordur. Vatandaş bunu bilir. Numarayı yemez.

Hele de kürk yakalı mantolar, süslü püslü kıyafetler, uzun topuklu pahalı pabuçlar, makyajın en koyusu eşliğinde kırsala gidip, sonra köy kadınlarının verdiği yemeniyi, şalvarı kuşanan kadın adaylar.. En çok güldüklerimizdir.

Kadınlarla, çocuklarla poz verip, “buraların insanıyız” görüntüleri falan yok mu.. Öldürür hepimizi!

 

***

MAHALLE turları yapılır.. Bazen gece mitingleri falan.

Onlarca otobüs, minibüs, otomobil.. Partinin ve adayın resimleriyle süslenmiştir. Giydirme işleri için dünyanın parası ödenmiştir. Şarkılar türküler çalınır.. Havai fişekler patlatılır.

Kalabalıklar görüntülenir ki, “ilgi çok fazlaydı” desin görenler.

Yarısı partilidir kalabalığın.. Goygoycudur. Vatandaş kenardan izler manzarayı. Partili kıtalar, “en büyük başkan bizim başkan” bağırtılarıyla ortalığı şenlendirir.

 

***

OTUZ küsur yıllık gazeteciyiz.. Dedik ya, kaç seçim gördük.

Manzara hiç değişmedi.

Aktörler değişti, tarz hep aynı.

 

***

BU modeldeki seçim çalışmalarının yirminci yüzyılda kalmış olması gerekir.

Yirmi birinci yüzyılda, çok daha farklı, zamanın iyi değerlendirildiği, mesajın daha etkili verildiği yeni yöntemler geliştirilmeli artık.

Aralarında kırk kilometre mesafe olan iki köyü, yalnızca beş köylüye propaganda için aynı gün programa koyup, yok yere zaman tüketimine sebep olan seçim programlarının çok yararı yok.

Kahvehanelere partilileri doluşup, kendi kendine propaganda yapmak, kendini kandırmaktır sonuçta.

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
harika
Harika
0
_ok_do_ru
Çok Doğru
0
kat_l_yorum
Katılıyorum
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
_zg_n
Üzgün
KÖY KAHVESİNDE KENDİ KENDİNİZE PROPAGANDA YAPMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?
Giriş Yap

Balıkesir Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!