EKREM İMAMOĞLU’NU GÖREVDEN ALABİLİRLER Mİ?

Medyalarıyla, trolleriyle, algı yapıcı yazar ve TV yorumcularıyla kamuoyunu ikna edebileceklerine inansalar, görevden adlıktan sonra lehine mağduriyet yaratılmayacağına ikna olabilseler bir gün bile beklemeksizin görevden alacaklar. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder mottolarının hızla gerçeğe dönüşmek üzere olduğunu her geçen gün daha çok hissetmeye başladılar.

 

Cumhur ittifakı kendi içinde bu konuda ciddi çelişki içinde. AKP’nin iki numarası Numan Kurtulmuş, AKP MKYK üyesi eski milletvekili Şamil Tayyar ve benim özgül ağırlığım var diyen AKP kurucu troykasının önemli ismi eski Meclis Başkanı Bülent Arınç görevden almaya karşı. Görevden almanın Ekrem İmamoğlu’nun daha da büyüteceğini ve doğal aday konumuna getireceği görüşünde.

Diğer taraftan Cumhur İttifakının olmazsa olmaz siyasetçisi, AKP’nin siyaset alanının belirleyicisi haline gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli derhal görevden alınmasından yana.

AKP döneminde HDP Belediye Başkanları terör, CHP Belediye Başkanları yolsuzluk iddialarıyla, AKP Belediye başkanları da ‘metal yorgunluk’ gerekçeleriyle istifaya zorlanarak görevden el çektirildiler.

Ve şimdi sıra Türkiye’nin nüfus, sanayi, gelişmişlik ve her bakımdan en büyük metropol kenti İstanbul belediye başkanının görevden alınmak istenmesine geldi. İşin paradoksal yanı kendisi de görevden el çektirilmiş eski bir belediye başkanı olan Erdoğan yönetiminin bunu düşünmesi, çıkış yolu olarak görmesi!

 

Kafalarda uzun zamandır düşünüldüğü anlaşılan görevden alma operasyonu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun TBMM’de Türkiye’deki terör sayısını 160’ın altına düşürdük dedikten hemen sonra aynı gün İBB’de 557 terör örgütü üyesi çalışıyor demesiyle birlikte hararetlendi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu açıklamadan sonra İçişleri Bakanına mektup yazarak adı geçen isimlerin kendilerine bildirilmeleri ve İBB olarak gerekenleri yapmak istediklerini…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İBB olarak gerekenleri yapmaya hazır olduklarını içeren mektuplar yazdı. İmamoğlu ile görüşmekten imtina eden, randevu dahi vermeyen Erdoğan mektup yazılmasına çok kızarak; adı geçen zat diyerek ‘kendisine hangi hakla mektup yazdığını, haddini aşma’ suçlamaları yönelterek ağır eleştirilerde bulundu.

Düğmeye basıldı, sadece terörle ilgili değil her konuda inceleme araştırma yapması için müfettişler İBB’de harı harıl çalışıyor. İddianameler hazırlandı çalışanların sadece kendileri değil yedi göbek akraba ilişkisi olanlarla terörle ‘iltisaklı’ görülürse; Ekrem İmamoğlu görevden alınacak.

 

 

İBB’DE 557 TERÖRİST VARSA!

Sadece İBB değil, herhangi bir kurum kuruluş nerede olursa olsun devlet aklı gereğini yapmalıdır. Bırakın belediyeleri, özel sektör bile işe alımlarda işe alacağı kişinin ‘Adli Sicil Kayıt Belgesini’ istemektedir. Onun dışında belediyelerin ve hiç kimsenin GBT (Güvenlik Bilgi Toplama) yapma yetkisi yoktur. GBT kolluk kuvvetlerince yapılabilir. Toplanan genel bilgi kişinin şahsına ait olan hukuki bilgilerdir. Bu bilgilerin mahkeme kararı olmaksızın kullanılması, yayılması mümkün değildir.

İBB yetkilileri biz işe alımlarda ‘Adli Sicillerine’ bakarak işe alım yapıyoruz diyor.

-İçişleri Bakanlığı TBMM çatısı altında İBB’de 557 terörist var iddiası yerine tespit ettiği terörle bağlantılı çalışanlarla ilgili gereğini yapması…

-Bunları derhal ilgili kurumla paylaşması, adli süreci başlatması gerekmez mi?

-Eğer kimlikleri, sayıları ve terörle bağlantıları tespit edilmişse soruşturmanın savcılıklarca yapılması gerekmiyor mu?

İçişleri bakanlığının kesin sayılarını kamuoyu ile paylaştıktan sonra savcılıklara bildirmek yerine, bakanlık tarafından başlatılan terör ve mali inceleme araştırmaları siyasi amaca yönelik hedeflerin altyapısını oluşturma çabası olarak görülmektedir.

Elbette sadece İBB değil bütün belediyeler her türlü denetime açık olmalıdır ve fakat İBB’ye yönelik iddialar pek öyle gözükmemektedir. Ayrıca şimdiye kadar başta TSK ve birçok kuruma yönelik yapılan soruşturmaların nerelere evrildiğini tüm kamuoyu yaşayarak gördü. Tutulan müfettiş raporları ve üretme belgelerle, iddianamelerle geçmişte bazı belediye başkanları (İzmir eski büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu ve genel sekreter Ersu Hızır) yüzyıllarla yargılandı.

Seçimlerden önce HDP’ye verilen vaatleri yerine getirebilmek için İBB personel alımı yaptı iddiaları üzerinden yaratılmak istenen algılarla, çalışanların akrabalık ilişkilerinden ‘iltisak’ bağlantıları kurmaya çalışmak, seçimlerin iptalinde olduğu gibi Ekrem İmamoğlu’nu yıpratmaktan ve görevden alabilmek için zemin hazırlamaktan başka bir şey gibi gözükmüyor.

DİAYDER 2008 yılında elebaşı Abdullah Öcalan’ın talimatıyla kurulmuş. 15 Temmuz sonrası birçok dernek kararnameyle kapatılırken DİAYDER (Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma) Derneği kapatılmamış. DİAYDER üzerinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘’PKK’nın hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü’’ öne sürülerek, ‘’DİAYDER’in referansı ile İBB işe örgüt üyesi ve sempatizan şahısları aldıkları’ iddialarını içeren iddianameyi kabul etti. Siyasiler meydanlarda İstanbul ve Ankara belediyeleri başta olmak üzere muhalefet belediyelerini suçlamayı sürdürüyor.

Umalım ki bu süreç bugüne kadar olduğu gibi siyasi amaca yönelik kumpas davaları gibi olmasın!

Exit mobile version