<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Balıkesir Haberleri</title>
    <link>https://www.politikam.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.politikam.com/rss/manset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 23:47:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/rss/manset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gladyatörlerin Arenası, Medusa’nın Şehri: Kibyra Antik Kenti]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/gladyatorlerin-arenasi-medusanin-sehri-kibyra-antik-kenti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/gladyatorlerin-arenasi-medusanin-sehri-kibyra-antik-kenti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur’un Gölhisar ilçesinde yüksek bir plato üzerinde kurulan Kibyra Antik Kenti, Anadolu’nun en önemli antik yerleşimlerinden biri olarak binlerce yıllık geçmişi günümüze taşıyor. Likya, Pisidia ve Roma kültürlerinin kesiştiği bu görkemli kent; dev stadyumu, gladyatör kabartmaları, Medusa mozaiği ve anıtsal yapılarıyla geçmişin izlerini günümüze ulaştırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Kibyra Antik Kenti</strong>, günümüzde <strong>Burdur’un Gölhisar ilçesi</strong> sınırları içerisinde, ilçe merkezine yaklaşık birkaç kilometre uzaklıkta bulunan yüksek bir yayla üzerinde yer alır. Kent, deniz seviyesinden yaklaşık 1.100-1.300 metre yükseklikteki konumu nedeniyle stratejik bir noktada kurulmuştur.</p>

<hr />
<p><img alt="494390161 2939039842971571 1529363933780698205 N" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/494390161-2939039842971571-1529363933780698205-n.jpg" width="1154" /></p>

<hr />
<p>Antik dönemde <strong>Pisidia, Likya ve Frigya bölgeleriyle bağlantılı</strong> bir coğrafyada bulunan Kibyra, Anadolu’nun güneybatısındaki önemli şehir devletlerinden biri olmuştur. Dağlık yapısı, geniş görüş alanı ve ulaşım yollarına hâkim konumu kentin askeri ve ekonomik açıdan değer kazanmasını sağlamıştır.</p>

<p>Bugün kalıntıları arasında dolaşan ziyaretçiler; antik tiyatrodan stadyuma, agora alanlarından Roma hamamlarına kadar büyük bir kent düzeninin izlerini görebilmektedir.</p>

<hr />
<p><img alt="494192120 2939039849638237 9193755366623637895 N" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/494192120-2939039849638237-9193755366623637895-n.jpg" width="1154" /></p>

<hr />
<p><strong>KİBYRA NASIL KURULDU? KENTİN TARİHİ BAŞLANGICI</strong></p>

<p>Kibyra’nın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte kentin kökenleri <strong>MÖ 3. yüzyıla</strong> kadar uzanmaktadır. Antik kaynaklarda kentin ilk dönemlerde <strong>Lidya kökenli topluluklar tarafından kurulduğu</strong> ve daha sonra farklı Anadolu halklarının katılımıyla büyüdüğü belirtilir.</p>

<p>Kentin adının Anadolu’nun eski dillerinden geldiği düşünülmektedir. Kibyra halkı kendisini güçlü savaşçı kimliğiyle tanıtmış, özellikle askerî kapasitesiyle çevredeki kentler arasında önemli bir konuma ulaşmıştır.</p>

<p>Antik dönemde Kibyra yalnızca bir yerleşim yeri değil; siyasi, ekonomik ve kültürel bir merkez olarak gelişmiştir.</p>

<hr />
<p><img alt="375Dc62D 4A6A 424C 940A 6E73Aba2867F" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/375dc62d-4a6a-424c-940a-6e73aba2867f.png" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>KİBYRA’DA YAŞAYAN MEDENİYETLER</strong></p>

<p>Kibyra tarih boyunca farklı uygarlıkların etkisi altında kalmıştır.</p>

<p>Kentte özellikle: <strong>Lidyalılar</strong>, <strong>Pisidialılar</strong>, <strong>Likyalılar</strong>, <strong>Helenistik dönem krallıkları</strong>, <strong>Roma İmparatorluğu</strong>, <strong>Bizans dönemi toplulukları</strong> iz bırakmıştır.</p>

<p>Bu farklı kültürlerin birleşimi, Kibyra’nın mimarisine ve yaşam biçimine yansımıştır. Kentte Yunan-Roma sanat anlayışı ile Anadolu’nun yerel kültür unsurları birlikte görülür.</p>

<hr />
<p><img alt="494260203 2939041212971434 45532421554735703 N" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/494260203-2939041212971434-45532421554735703-n.jpg" width="1157" /></p>

<hr />
<p><strong>KİBYRA HALKI VE TOPLUMSAL YAPI</strong></p>

<p>Kibyra halkı antik kaynaklarda savaşçı karakteriyle anılır. Kentin güçlü bir askerî yapıya sahip olduğu, özellikle süvari birlikleriyle tanındığı belirtilmektedir.</p>

<p>Antik dönemde şehir halkı yalnızca savaşçılardan oluşmuyordu. Kentte: <strong>çiftçiler, zanaatkârlar, tüccarlar, yöneticiler, askerler ve sanatçılar</strong> birlikte yaşamaktaydı.</p>

<p>Kibyra’nın ekonomik gücü tarım, hayvancılık, ticaret ve el sanatlarından geliyordu. Kentin çevresindeki verimli alanlar üretimi desteklerken, ticaret yollarına yakınlığı ekonomik hareketliliği artırmıştır.</p>

<hr />
<p><img alt="496921830 2953055324903356 5377366288667010358 N" class="detail-photo img-fluid" height="1362" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/496921830-2953055324903356-5377366288667010358-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>KİBYRA’NIN YÖNETİM ŞEKLİ</strong></p>

<p>Kibyra, antik dönemde bir <strong>şehir devleti</strong> olarak yönetilmiştir.</p>

<p>Kentte karar alma süreçlerinde yerel yöneticiler, aristokrat aileler ve halk meclisleri etkili olmuştur. Helenistik dönemde kentler genellikle kendi yasalarını uygulayan, ekonomik ve siyasi kararlarını büyük ölçüde kendileri alan bağımsız yapılar olarak varlık göstermiştir.</p>

<p>Roma dönemine gelindiğinde ise Kibyra, Roma yönetim sistemi içine dahil olmuş ancak yerel kurumlarını büyük ölçüde korumuştur.</p>

<hr />
<p><img alt="496944095 2953055294903359 5959813628117088489 N" class="detail-photo img-fluid" height="1362" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/496944095-2953055294903359-5959813628117088489-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>ÇEVRE ŞEHİRLERLE İLİŞKİLERİ VE SİYASİ GÜCÜ</strong></p>

<p>Kibyra, bulunduğu bölgedeki diğer önemli kentlerle sürekli ilişki içerisinde olmuştur.</p>

<p>Özellikle: <strong>Sagalassos</strong>, <strong>Termessos</strong>, <strong>Laodikeia</strong>, <strong>Likya kentleri</strong> ile ekonomik ve siyasi bağlantılar kurmuştur.</p>

<p>Kent, dönem dönem bölgesel güç mücadelelerinin içinde yer almıştır. Anadolu’daki Helenistik krallıkların hâkimiyet mücadeleleri sırasında stratejik konumu nedeniyle önem kazanmıştır.</p>

<hr />
<p><img alt="495876353 2953055448236677 2099012020062164704 N" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/495876353-2953055448236677-2099012020062164704-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>SAVAŞLAR VE ROMA’YA KATILIM SÜRECİ</strong></p>

<p>Kibyra, Anadolu’daki siyasi değişimlerden doğrudan etkilenmiştir.</p>

<p><strong>Büyük İskender’in Anadolu seferleri</strong> sonrasında bölgede Helenistik kültür yayılmış, kent yeni siyasi dengeler içinde yer almıştır.</p>

<p>Daha sonra Roma’nın Anadolu’ya hâkim olmasıyla Kibyra da Roma sistemine dahil olmuştur.</p>

<p>Roma döneminde kent büyük bir gelişme yaşamış, anıtsal yapılar inşa edilmiş ve nüfusu artmıştır.</p>

<hr />
<p><img alt="496701322 2953055314903357 4167094837100936135 N" class="detail-photo img-fluid" height="1360" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/496701322-2953055314903357-4167094837100936135-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>ROMA DÖNEMİNDE KİBYRA’NIN ALTIN ÇAĞI</strong></p>

<p>Kibyra’nın en parlak dönemi <strong>Roma İmparatorluğu dönemi</strong> olmuştur.</p>

<p>Özellikle <strong>MS 1. ve 2. yüzyıllarda</strong> kent büyük bir imar hareketine sahne olmuştur.</p>

<p>Bu dönemde: <strong>stadyum</strong>, <strong>tiyatro</strong>, <strong>hamamlar</strong>, <strong>agoralar</strong>, <strong>bazilikalar</strong>,<br />
<strong>anıtsal caddeler</strong></p>

<p>inşa edilmiştir.</p>

<p>Roma yönetimi altında Kibyra bölgesel bir merkez hâline gelmiş, hukuk ve idari yapısıyla önem kazanmıştır.</p>

<hr />
<p><img alt="495539111 2953055614903327 303522451561381706 N" class="detail-photo img-fluid" height="1360" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/495539111-2953055614903327-303522451561381706-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>GLADYATÖRLERİN ŞEHRİ KİBYRA</strong></p>

<p>Kibyra’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri gladyatör kültürüdür.</p>

<p>Kentte bulunan büyük stadyum, antik dünyada gladyatör mücadelelerinin yapıldığı önemli alanlardan biridir.</p>

<p>Yaklaşık binlerce kişilik kapasiteye sahip olan stadyumda: <strong>gladyatör dövüşleri</strong>, <strong>at yarışları</strong>, <strong>spor karşılaşmaları </strong>ve halk gösterileri düzenlenmiştir.</p>

<p>Stadyum çevresindeki gladyatör kabartmaları, Roma döneminin eğlence anlayışını ve savaşçı kültürünü günümüze taşıyan önemli eserlerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><img alt="495908554 2953055451570010 3352284655185225901 N" class="detail-photo img-fluid" height="1360" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/495908554-2953055451570010-3352284655185225901-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>MEDUSA MOZAIĞİ: KİBYRA’NIN EŞSİZ SANAT ESERİ</strong></p>

<p>Kibyra’nın dünya çapında tanınmasını sağlayan en önemli eserlerden biri <strong>Medusa mozaiğidir</strong>.</p>

<p>Roma dönemine ait olan bu mozaik, antik tiyatronun orkestra bölümünde yer almaktadır.</p>

<p>Mitolojide <strong>Medusa</strong>, saçları yılanlarla kaplı, bakışlarıyla insanları taşa çevirdiğine inanılan güçlü bir figürdür.</p>

<p>Antik dünyada Medusa tasvirleri genellikle kötü güçlerden koruyucu bir sembol olarak kullanılmıştır.</p>

<p>Kibyra’daki Medusa mozaiği, renkli taş işçiliği ve detaylarıyla Roma dönemi sanatının önemli örneklerinden biridir.</p>

<hr />
<p><img alt="496939903 2953055334903355 2276249966583347777 N" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/496939903-2953055334903355-2276249966583347777-n.jpg" width="1365" /></p>

<hr />
<p><strong>KİBYRA’NIN MİTOLOJİK DÜNYASI VE İNANÇLARI</strong></p>

<p>Kibyra halkı antik Anadolu ve Yunan-Roma tanrılarına inanıyordu.</p>

<p>Kentte: <strong>Zeus</strong>, <strong>Apollon</strong>, <strong>Artemis</strong>, <strong>Athena</strong>, <strong>Dionysos</strong> gibi tanrılara ait inanç izleri görülmektedir.</p>

<p>Antik insanlar için tanrılar yalnızca dini figürler değil; savaş, bereket, sağlık ve toplum düzeninin koruyucuları olarak kabul edilirdi.</p>

<p>Kibyra’daki tapınak kalıntıları, halkın dini yaşamının kent hayatındaki önemini göstermektedir.</p>

<hr />
<p><img alt="495653437 2953055311570024 614679982420705202 N" class="detail-photo img-fluid" height="1360" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/495653437-2953055311570024-614679982420705202-n.jpg" width="2048" /></p>

<hr />
<p><strong>KİBYRA’NIN ANTİK YAPILARI</strong></p>

<p>Kentin en önemli yapıları arasında:</p>

<p><strong>Antik Tiyatro:</strong><br />
Roma döneminin görkemli mimarisini yansıtan yapı, büyük seyirci kapasitesiyle dikkat çeker.</p>

<p><strong>Stadyum:</strong><br />
Gladyatör oyunlarının ve spor etkinliklerinin gerçekleştirildiği dev yapıdır.</p>

<p><strong>Roma Hamamları:</strong><br />
Sosyal yaşamın merkezlerinden biridir.</p>

<p><strong>Agora:</strong><br />
Ticaret ve günlük hayatın kalbinin attığı alandır.</p>

<p><strong>Meclis Yapıları:</strong><br />
Kentin siyasi yaşamına dair önemli izler taşır.</p>

<hr />
<p><img alt="480769199 1254935726104539 3274007247543628285 N" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/480769199-1254935726104539-3274007247543628285-n.jpg" width="1154" /></p>

<hr />
<p><strong>DEPREM, TERK EDİLME VE KİBYRA’NIN SON DÖNEMİ</strong></p>

<p>Kibyra tarih boyunca doğal afetlerden etkilenmiştir.</p>

<p>Özellikle <strong>MS 23 yılında meydana gelen büyük deprem</strong>, kentte önemli hasara yol açmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde yeniden yapılanma sürecine giren Kibyra, Roma desteğiyle tekrar ayağa kaldırılmıştır.</p>

<p>Ancak ilerleyen dönemlerde: ekonomik değişimler, ticaret yollarının önem kaybetmesi, siyasi dönüşümler nedeniyle kent eski gücünü kaybetmiştir.</p>

<p>Bizans döneminde yaşam devam etse de Kibyra zamanla küçülmüş ve büyük ölçüde terk edilmiştir.</p>

<hr />
<p><img alt="Kibyra 1" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/kibyra-1.jpg" width="800" /></p>

<hr />
<p><strong>ANADOLU DÖNEMİNDE KİBYRA</strong></p>

<p>Antik kentin terk edilmesinden sonra bölge farklı Türk ve Anadolu topluluklarının yaşam alanı olmuştur.</p>

<p>Bugünkü <strong>Gölhisar bölgesi</strong>, tarih boyunca Anadolu’nun değişen kültürlerine ev sahipliği yapmıştır.</p>

<p>Ancak Kibyra’nın antik mirası uzun süre toprak altında kalmış, modern araştırmalarla yeniden keşfedilmiştir.</p>

<hr />
<p><img alt="D S C F3870" class="detail-photo img-fluid" height="1280" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/d-s-c-f3870.jpg" width="1920" /></p>

<hr />
<p><strong>KAZI ÇALIŞMALARI VE KİBYRA’NIN YENİDEN KEŞFİ</strong></p>

<p>Kibyra’daki bilimsel kazı çalışmaları modern dönemde başlamış ve kent hakkında önemli bilgiler ortaya çıkarılmıştır.</p>

<p>Kazılar sonucunda:</p>

<p><strong>Medusa mozaiği</strong>,<br />
<strong>stadyum yapısı</strong>,<br />
<strong>tiyatro</strong>,<br />
<strong>Roma hamamları</strong>,<br />
<strong>heykeller ve yazıtlar</strong> gün yüzüne çıkarılmıştır.</p>

<p>Bugün Kibyra, Anadolu arkeolojisinin en önemli araştırma alanlarından biri olarak kabul edilmektedir.</p>

<hr />
<p><img alt="20181227145303142 Burdur 071 Kibyra Antik Kenti Servet Uygun" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/20181227145303142-burdur-071-kibyra-antik-kenti-servet-uygun.jpg" width="1000" /></p>

<hr />
<p><strong>TAŞLARIN ANLATTIĞI BİR UYGARLIK</strong></p>

<p>Kibyra Antik Kenti, savaşların yaşandığı, gladyatörlerin mücadele ettiği, halkın meydanlarda toplandığı, sanatın ve inancın şekillendiği büyük bir Anadolu kentidir.</p>

<p>Burdur’un dağlarında yükselen Kibyra, Anadolu’nun binlerce yıllık medeniyet hafızasının en güçlü tanıklarından biri olarak bugün hâlâ geçmişin hikâyesini anlatmaya devam etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SEYAHAT</category>
      <guid>https://www.politikam.com/gladyatorlerin-arenasi-medusanin-sehri-kibyra-antik-kenti</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/d-s-c-f3870-1.jpg" type="image/jpeg" length="95598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tableti Bırak, Hayatı Keşfet: Çocuklar İçin En Değerli Yaz Reçetesi]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/tableti-birak-hayati-kesfet-cocuklar-icin-en-degerli-yaz-recetesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/tableti-birak-hayati-kesfet-cocuklar-icin-en-degerli-yaz-recetesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir’in denizi, köyleri, doğal alanları ve açık hava imkanları çocuklar için adeta bir yaşam okulu sunuyor. Bir fide yetiştirmekten sokaktaki canlara su vermeye kadar küçük sorumluluklar, büyük değerler kazandırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Bu hafta okullarımızda son zil çalacak ve milyonlarca çocuk, on bir haftalık bir yaz tatiline çıkacak. On bir hafta, bir çocuğun gelişimsel kronolojisinde küçümsenemeyecek kadar uzun, doğru yönetilmezse akademik olarak geriletecek kadar riskli bir süredir. Eğitim literatüründe "Yaz Kaybı" olarak adlandırılan ve öğrencilerin yaz boyunca ortalama 1-2 aylık matematik ve fen becerisini tamamen unutmasına yol açan o kronik risk, tam da bu haziran günlerinde kapımızı çalıyor.</strong></p>

<hr />
<p>Bu risk sadece teorik bir endişeden ibaret değil. <strong>Prof. Dr. Selçuk Şirin</strong>’in yıllardır yaptığı araştırmalara dayanarak feryat ettiği sosyolojik bir gerçektir. Şirin, dünya ülkelerindeki öğrencilerin bu uzun dönemi projelerle, kamplarla, bağımsız araştırmalarla ve tasarımlarla geçirerek "yaparak öğrenme" sürecine dahil olduğunu; bizim ülkemizde ise çocukların tamamen zihinsel bir atalet ve kontrolsüz bir "tatil havası" içinde eylül ayına ulaştığını çarpıcı verilerle ifade eder. Gelişmiş ülkeler yazı bir gelişim köprüsü olarak görürken, biz maalesef bir "öğrenme molası" değil, "zihinsel duruş" dönemine çeviriyoruz.</p>

<hr />
<p><strong>Peki ne yapmalıyız? Çocuğu eve kapatıp günde yüzlerce test çözdürerek tatili zehir etmek mi yoksa o tamamen boş bırakılmış tatil havasının rehavetine kapılmak mı? Elbette ikisi de pedagojik birer hatadır. Doğru formül okulun verdiği zihinsel disiplini kaybetmeden, okulun çocuğun elinden aldığı "serbest zamanı" ve "kendini keşfetme" fırsatını ona geri vermektir.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="F77419E9 A378 4313 883F D67E7D0Bcb4E" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/f77419e9-a378-4313-883f-d67e7d0bcb4e.png" width="1536" /></p>

<hr />
<p>Balıkesir, coğrafi yapısı gereği bu uzun tatili en karakteristik yaşayan şehirlerden biri. Okullar kapandığı an çocuklarımızın rotası genellikle iki ana duraktan geçer: Ya Edremit Körfezi’nin ve Marmara sahillerinin serin suları ya da köylerdeki büyükanne ve büyükbabaların gölgesi. <strong>Çevre psikolojisinde "Mavi Alan" olarak adlandırılan sahil kenarları, çocuklardaki kış yorgunluğunu ve okul stresini en hızlı düşüren doğal terapilerdir. Diğer taraftan çocuklarımızın köylere, büyüklerin yanına gitmesi ise bambaşka bir kazanımdır. Şehir merkezindeki apartman dairesinden çıkan bir çocuğun köy hayatını soluması, tarımsal üretim kültürünü yerinde edinmesi çocuklar için harika bir eğitimdir. Bunun yanında çocukların köylerde açık alanda zaman geçiresi, koşması, oynaması onların gelişimi için bulunmaz bir fırsattır.</strong></p>

<hr />
<p>Peki ya bu 11 haftayı sahil kasabalarında ya da köylerde değil de şehir merkezinde, apartman dairelerinde geçirecek çocuklarımız ne yapacak? Merkezde kalan çocuklar için yaz dönemi, organize edilmiş eğitim ve spor aktiviteleriyle zenginleştirilebilir. Yerel yönetimlerin, kulüplerin ve okulların açtığı yaz okulları; robotik kodlamadan akıl oyunlarına, sanatsal atölyelerden dil kurslarına kadar çocuklara geniş bir gelişim yelpazesi sunar. Kış boyunca hareketsiz kalan çocuklar için yaz, sporla buluşma mevsimidir. Yüzme, basketbol, tenis veya atletizm gibi branşlar; takım ruhunu, yenilgiyle baş etmeyi ve kurallara uymayı öğretir. Sporla deşarj olan çocuk, enerjisini doğru yere yönlendirdiği için ekran bağımlılığından da kendiliğinden uzaklaşır.</p>

<hr />
<p><strong>Dahası, Selçuk Şirin'in işaret ettiği "proje tabanlı öğrenme" ve üretim kültürü için illa ki büyük tarlalara ihtiyaç yoktur. Şehirde kalan bir çocuk için evinin balkonu harika bir tarım laboratuvarına dönüştürülebilir. Balkonda bir saksıya ekilecek domates, salatalık veya biber fidesinin sorumluluğunu çocuğa vermek, ona paha biçilemez bir yaşam deneyimi sunar. Çocuğun o fidenin günlük sulamasını yapması, bakımını üstlenmesi, toprağın canlanışını izlemesi ve nihayetinde kendi büyüttüğü bitkinin ürün verdiğini görüp onu elleriyle toplaması, emek-ürün ilişkisini kavrayabileceği en somut projedir. Dijital ekranların yapay dünyasından sıkılan çocuk, bir çiçeğin veya fidenin büyüme mucizesine ortak olarak gerçek hayatı keşfeder. Ben çocuklarıma bu kültürü verebilmek için balkonumda çok domates, salatalık, biber yetiştirmişimdir.</strong></p>

<hr />
<p>Şehirde geçirilecek uzun yaz aylarının çocuğa kazandıracağı en büyük yetkinlik ise şüphesiz "vicdani ve insani" gelişimdir. Kavurucu yaz sıcaklarında sokaklarda susuz ve aç kalan kedi ve köpeklerin yaşam mücadelesi, çocuklarımıza empatiyi öğretmek için en kıymetli eşiktir. Her gün sokağın köşesine bir kap temiz su koyma, o suyu düzenli olarak tazeleme ve hayvanlara yem verme sorumluluğu bir çocuğa aşılandığında sadece çevreye duyarlı bir birey değil, kalbi merhametle atan bir insan yetiştirmiş oluruz. Hayata vicdan penceresinden bakmayı öğrenen bir çocuğun gelecekte topluma katacağı değer, çözdüğü binlerce matematik testinden çok daha büyüktür.</p>

<hr />
<p>Çocukların yazın dijital dünyaya sığınmasının en büyük sebebi zaten bu "can sıkıntısı" ve alternatif bir cazibe merkezinin olmamasıdır. <strong>Beyin, dijital ekranda çok ucuz ve hızlı bir dopamin bulur. </strong>Bu dopamini açık havada, sahada, balkondaki saksıda veya mahallenin bir köşesinde daha anlamlı bir etkinlikle ikame edemezsek, çocuğu ekrandan sadece kavga ederek uzaklaştırabiliriz. Çocuğa sadece "Tableti bırak!" demek bir işe yaramaz; elimizdeki telefonları bırakarak önce biz rol model olmalı, ardından sahil çantamıza ya da spor torbamıza mutlaka bir kitap eklemeliyiz. Ağaç gölgesinde veya antrenman arasında geçirilen o "yarım saatlik" okuma kuşağı, yazın en güçlü zihinsel bağıdır.</p>

<hr />
<p><strong>Balıkesir, çocuklara doğayı, sporu, üretimi, vicdanı ve tarihi bir arada sunabilecek güzel bir açık hava laboratuvarıdır. Çocuğun elinden dijital ekranı almanın yolu, onun yerine sokağımızdaki veya parklarımızdaki ağaçlardan, çiçeklerden bir yaprak koleksiyonu yapmayı, balkonda bir fideyi yeşertmeyi, yeşil sahada bir topun peşinden koşmayı ya da bir kap suyla bir canı yaşatmayı koyabilmektir. Çocuk dijital dünyada "tüketici" olmaktan sıkıldığında, yaşamın içinde bir "kaşif" ve "koruyucu" olmayı hızla öğrenecektir.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p>Okul kapandığında eğitim bitmez, sadece şekil değiştirir. En verimli tatil; sabahı hareketle başlayan, öğleden sonrasında nitelikli bir kitapla derinleşen, akşamında ise aileyle ya da büyüklerle paylaşılan hayat tecrübeleriyle zenginleşen tatildir. Yeter ki beton binaların ve dijital ekranların dışında da şahane bir hayat olduğunu çocuklarımıza önce biz yaşayarak gösterelim.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mustafa KUVANCI</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/tableti-birak-hayati-kesfet-cocuklar-icin-en-degerli-yaz-recetesi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/8c13d099-a9f6-4c3c-9616-610dfdf71923.jpeg" type="image/jpeg" length="76258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dağların Arasında Saklı Cennet: Hacer Ormanları]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/daglarin-arasinda-sakli-cennet-hacer-ormanlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/daglarin-arasinda-sakli-cennet-hacer-ormanlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dik kanyon duvarları arasında adeta saklı bir cennet oluşturan Hacer Ormanları; kamp, trekking ve doğa tutkunları için Türkiye’nin en özel rotalarından biri olarak öne çıkıyor. Yaban keçilerinden kaya kartallarına, sedirlerden ardıçlara kadar zengin bir ekosisteme sahip olan Hacer Ormanları, ziyaretçilerine doğanın içinde unutulmaz bir deneyim yaşatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Kayseri’nin Yahyalı ilçesi sınırlarında, sarp dağların arasında saklı kalan Hacer Ormanları; eşsiz doğası, zengin bitki örtüsü ve yaban hayatıyla doğaseverlerin gözde rotaları arasında yer alıyor. Aladağlar ile Yedigöller arasında doğal bir geçiş noktası oluşturan bölge, ziyaretçilerine şehir stresinden uzak benzersiz bir deneyim sunuyor.</strong></p>

<hr />
<p>Aladağlar Milli Parkı sınırları içerisinde bulunan Hacer Ormanları, yaklaşık 2 bin 200 metre rakımdaki konumu, dik kanyon duvarları ve el değmemiş doğasıyla dikkat çekiyor. Toros göknarı, karaçam, sedir ve ardıç ağaçlarının oluşturduğu zengin orman dokusu; yaban keçisi, kaya kartalı gibi birçok canlı türüne de ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Kar sularıyla beslenen kaynakları, temiz havası, görkemli dağ manzaraları ve doğal yürüyüş parkurlarıyla bölge; trekking, kamp, dağcılık ve fotoğraf tutkunlarının uğrak noktalarından biri haline geldi.</p>

<hr />
<h2><img alt="H A C E R2" class="detail-photo img-fluid" height="1344" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/h-a-c-e-r2.png" width="2391" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Dağların arasında saklı doğal güzellik</strong></h2>

<p>Dik yamaçların çevrelediği ormanlık alanda yürüyüş yapan ziyaretçiler, kuş sesleri eşliğinde doğayla iç içe vakit geçiriyor. Bölgenin sunduğu manzaralar ise fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler oluşturuyor.</p>

<p>Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü tarafından dağcılar ve ziyaretçiler için yaptırılan taş ve ahşap evler de bölgede konaklama ve dinlenme imkanı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğasever vatandaşlar, Hacer Ormanları’nın sadece bir doğa alanı değil, aynı zamanda insanı yenileyen özel bir coğrafya olduğunu belirtiyor.</p>

<hr />
<h2><strong>“Türkiye’nin kalbi gibi bir yer”</strong></h2>

<p>Bölgeyi ziyaret eden doğasever vatandaşlar, Hacer Ormanları’nın dağcılık ve doğa yürüyüşleri için son derece uygun olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>57’den fazla zirvesi, trekking rotaları, kamp alanları ve yakınındaki Kapuzbaşı Şelaleleri ile bölgenin her yıl daha fazla ziyaretçi çektiği belirtiliyor.</p>

<p>Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı doğa tutkunlarının tercih ettiği Hacer Ormanları’nın, Ulupınar köyünden başlayan ve Hacer Boğazı’na kadar uzanan parkurlarıyla farklı seviyelerde yürüyüş imkanları sunduğu ifade ediliyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="H A C E R1" class="detail-photo img-fluid" height="1326" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/h-a-c-e-r1.png" width="2358" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Çanağın içinde saklı bir cennet”</strong></h2>

<p>İlk kez bölgeyi ziyaret eden doğasever vatandaşlar ise Hacer Ormanları’nın beklentilerinin çok üzerinde bir güzelliğe sahip olduğunu dile getiriyor.</p>

<p>Dağların çevrelediği bölgenin adeta doğal bir çanak görünümünde olduğunu belirten ziyaretçiler, zorlu yolların ardından karşılaşılan manzaranın tüm yorgunluğu unutturduğunu söylüyor.</p>

<p>Kamp yapmak, doğayla baş başa kalmak ve şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenlerin bölgeye ilgi gösterdiği kaydediliyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Doğanın kıymeti bilinmeli</strong></h2>

<p>Motosikletli gruplar ve doğa tutkunları tarafından da sıkça ziyaret edilen Hacer Ormanları’nda, bölgenin korunması gerektiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Ziyaretçiler, eşsiz bitki örtüsü ve doğal güzelliklerin gelecek nesillere aktarılması için çevrenin temiz bırakılması çağrısında bulunuyor.</p>

<p>Torosların kalbindeki Hacer Ormanları, sahip olduğu doğal zenginlikleriyle keşfedilmeyi bekleyen Türkiye’nin en özel doğa rotalarından biri olmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SEYAHAT</category>
      <guid>https://www.politikam.com/daglarin-arasinda-sakli-cennet-hacer-ormanlari</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/h-a-c-e-r3.png" type="image/jpeg" length="92098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Renkli paketler, sessiz riskler: Soframızdan gerçek gıda eksiliyor]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/renkli-paketler-sessiz-riskler-soframizdan-gercek-gida-eksiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/renkli-paketler-sessiz-riskler-soframizdan-gercek-gida-eksiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Market raflarını dolduran renkli paketler hayatı kolaylaştırıyor ancak uzmanların dikkat çektiği nokta başka: Gün içinde fark etmeden tükettiğimiz işlenmiş gıdalar ve katkı maddeleri, uzun vadede beslenme alışkanlıklarımızı etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Geçen gün markette alışveriş yaparken dikkat ettim. Rafların büyük kısmı rengârenk paketlerle dolu. Bisküviler, hazır soslar, salamlar, sosisler, cipsler, dondurulmuş ürünler... Hemen hepsi pratik. Hemen hepsi uzun ömürlü. Ve galiba hemen hepsi bize aynı şeyi söylüyor: “Beni al, uğraşma.”</strong></p>

<hr />
<p>Modern hayatın temposunda buna hayır demek gerçekten kolay değil. Eve yorgun geliyorsunuz, yemek hazırlayacak enerji kalmıyor. Dolapta hazır bir ürün varsa iş çözülüyor. Ama işte tam da burada pek fark etmediğimiz başka bir mesele başlıyor.</p>

<p>Biz artık sadece yemeği değil, içindeki katkıları da tüketiyoruz.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma bunu bir kez daha hatırlattı. 112 binden fazla kişinin yıllarca takip edilen verileri incelenmiş. Sonuçlar kesin hüküm vermiyor ama oldukça düşündürücü.</p>

<p>İşlenmiş gıdalarda kullanılan bazı koruyucu katkı maddelerini daha fazla tüketen kişilerde yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarının daha sık görüldüğü ortaya çıkmış.</p>

<hr />
<p>Şimdi burada önemli olan nokta şu...</p>

<p>Suçlu tek başına bir katkı maddesi değil. Asıl sorun, gün içinde farkında olmadan bunların onlarcasını birlikte tüketiyor olmamız.</p>

<p>Sabah paketli tost ekmeği, hazır sandviç, akşam dondurulmuş pizza... Aralarda birkaç paket atıştırmalık, gazlı içecek derken gün bitiyor.</p>

<p>Her biri tek başına belki güvenli kabul edilen miktarlarda ama hepsi birleşince ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor.</p>

<p>İnsan bazen market arabasına şöyle bir bakınca aslında ne kadar az gerçek gıda aldığını fark ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Domates var mı?</p>

<p>Meyve var mı?</p>

<p>Bakliyat var mı?</p>

<p>Yoksa sepet tamamen kutulardan, paketlerden ve ambalajlardan mı oluşuyor?</p>

<hr />
<p>Eskiden annelerimizin, anneannelerimizin yaptığı yemekler saatlerce pişerdi. Şimdi ise mikrodalgada iki dakikada hazır oluyor. Zamandan kazanıyoruz belki ama acaba sağlığımızdan da yavaş yavaş ödün mü veriyoruz?</p>

<p>Tabii bu yazıyı okuyunca herkesin bütün paketli ürünleri hayatından çıkarması gerektiğini söylemek doğru olmaz. Böyle bir hayat artık çoğu insan için mümkün de değil. Üstelik araştırmayı yapan bilim insanları da bunun yalnızca güçlü bir ilişkiyi gösterdiğini, kesin neden-sonuç ilişkisi kurabilmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu özellikle vurguluyor.</p>

<p>Ama şu gerçeği değiştirmiyor...</p>

<hr />
<p><strong>Mutfakta ne kadar çok gerçek gıda varsa, soframız da o kadar güvenli oluyor.</strong></p>

<p>Sebze, meyve, bakliyat, yumurta, yoğurt... Bunlar yıllardır değişmeyen sağlıklı beslenmenin temel taşları. Ambalaj üzerindeki uzun içerik listelerini okumaya başlamak bile aslında önemli bir adım.</p>

<p>Çünkü bazen en büyük risk, etiketin ön yüzünde yazan “light”, “fit” ya da “doğal” ifadeleri değil; arka yüzünde küçücük puntolarla yazılmış onlarca bileşen oluyor.</p>

<p>Belki de sağlıklı beslenmenin en basit kuralı hâlâ geçerliliğini koruyor:</p>

<p><strong>Büyüklerimizin mutfağında ne varsa, soframızda da ona biraz daha fazla yer açmak...</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ULAŞ SÜRMELİOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, Trend</category>
      <guid>https://www.politikam.com/renkli-paketler-sessiz-riskler-soframizdan-gercek-gida-eksiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/market1-1.webp" type="image/jpeg" length="94601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pandemi Kuşağı Kedi ve Köpekler Orta Yaşa Ulaştı: Sağlıklı Yaşlanma İçin Kritik Dönem Başladı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/pandemi-kusagi-kedi-ve-kopekler-orta-yasa-ulasti-saglikli-yaslanma-icin-kritik-donem-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/pandemi-kusagi-kedi-ve-kopekler-orta-yasa-ulasti-saglikli-yaslanma-icin-kritik-donem-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pandemi döneminde sahiplenilen milyonlarca kedi ve köpek bugün orta yaş dönemine girerken, uzmanlar bu sürecin sağlıklı yaş alma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Yeni araştırmalar, birçok hayvan sahibinin yaşlanmayı konuşmaktan kaçındığını ancak erken dönemde alınacak önlemlerin dostlarımızın yaşam kalitesini artırabileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Pandemi döneminde insanlarla daha fazla vakit geçirmek amacıyla sahiplenilen kedi ve köpekler, aradan geçen yıllarla birlikte yeni bir döneme girdi. O dönemde yavru veya genç yaşta sahiplenilen birçok hayvan bugün orta yaş dönemine ulaşırken, uzmanlar bu sürecin sağlıklı yaşlanma açısından kritik bir fırsat sunduğunu belirtiyor.</strong></p>

<hr />
<p>Kedi ve köpeklerin yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte artık yalnızca hastalıkların tedavisi değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam süresinin korunması da hayvan sahiplerinin öncelikleri arasında yer alıyor. Veteriner hekimler, özellikle orta yaş döneminde yapılacak doğru beslenme, düzenli sağlık kontrolleri ve yaşam tarzı düzenlemelerinin ilerleyen yıllarda önemli fark yaratabileceğini vurguluyor.</p>

<hr />
<h2>Hayvan sahipleri yaşlanma konusunu konuşmaktan kaçınıyor</h2>

<p>Royal Canin tarafından gerçekleştirilen küresel araştırma, hayvan sahiplerinin önemli bir bölümünün kedi ve köpeklerin yaşlanma sürecine hazırlıksız yakalandığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>Araştırmaya göre hayvan sahiplerinin yüzde 38’i yaşlanma sürecinde yapılabilecek etkili bir müdahale olmadığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 66’sı ise hayvanlarının yaşlandığını düşünmenin kendilerini duygusal olarak zorladığını ifade ediyor. Yüzde 55’lik bir kesim ise bu nedenle yaşlanma konusu hakkında konuşmaktan kaçındığını belirtiyor.</strong></p>

<p>Uzmanlara göre bu yaklaşım, hayvanların sağlıklı yaşam süresini destekleyebilecek erken adımların atılmasını geciktirebiliyor.</p>

<hr />
<h2>Orta yaş dönemi önemli bir sağlık eşiği</h2>

<p>Kedi ve köpeklerde genellikle 6-7 yaş civarında başlayan orta yaş dönemi, biyolojik değişimlerin başladığı ancak çoğu zaman dışarıdan fark edilmediği kritik bir süreç olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Veteriner hekimler, hayvanların hâlâ enerjik ve sağlıklı göründüğü bu dönemde alınacak küçük önlemlerin, ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyeti, bağışıklık, kilo kontrolü ve genel yaşam kalitesi üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor.</strong></p>

<p>Araştırmaya katılanların yüzde 44’ü ise hayvanlarının yaşlanmasını ancak sağlık sorunları ortaya çıktıktan sonra düşünmeye başladığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>"Yaşlanma düşündüğümüzden daha erken başlıyor"</h2>

<p>Royal Canin Kedi Sağlığı ve Veteriner İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tanya Schoeman, yaşlanma sürecinin çoğu zaman fark edilenden daha erken başladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p><strong>“Artık biliyoruz ki hayvanlarımızın yaşlanma süreci düşündüğümüzden çok daha erken başlıyor. Genellikle kedi ve köpekler hâlâ sağlıklı ve enerjik görünürken, orta yaş döneminde bu süreç başlamış oluyor. Bu dönem, uzun vadeli sağlıklarını desteklemek için basit ama etkili adımlar atmak adına değerli bir fırsat sunuyor.”</strong></p>

<p>Schoeman, düzenli veteriner hekim kontrolleri, sağlıklı beslenme, ideal vücut ağırlığının korunması, egzersiz ve küçük davranış değişikliklerinin takip edilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<hr />
<h2>Sağlıklı yaş alma için erken destek önemli</h2>

<p>Royal Canin Veterinary Symposium 2026’da paylaşılan bilimsel veriler, “sağlıklı yaşam süresi” kavramının önemine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yaşa bağlı hastalıklar ve fonksiyon kayıpları başlamadan önce hayvanların daha uzun süre sağlıklı kalmasını hedefliyor.</p>

<p><strong>Araştırmaya göre hayvan sahiplerinin yaklaşık üçte biri, kedi ve köpekleri iyi göründüğü için erken önlem almayı erteliyor. Ancak uzmanlar, dışarıdan fark edilmeyen biyolojik değişimlerin orta yaş döneminde başlayabileceğini belirtiyor.</strong></p>

<p>Pandemi kuşağı kedi ve köpeklerin yaşlanma sürecine girmesiyle birlikte uzmanların mesajı ise net: Yaş almak korkulacak bir süreç değil; doğru bakım, düzenli takip ve bilinçli yaklaşımla dostlarımızın daha uzun, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesi mümkün.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/pandemi-kusagi-kedi-ve-kopekler-orta-yasa-ulasti-saglikli-yaslanma-icin-kritik-donem-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/e77fc70c-ba36-4731-aa21-26966e32adcc.png" type="image/jpeg" length="76914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sofraların gizli gücü yeşil mercimek]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/sofralarin-gizli-gucu-yesil-mercimek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/sofralarin-gizli-gucu-yesil-mercimek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Protein denince akla ilk olarak et ve yumurta geliyor. Oysa yıllardır sofralarımızda yer alan yeşil mercimek; protein, lif ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenmenin en ekonomik ve en güçlü seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Ne zaman protein konuşulsa aklımıza ilk gelen şey kırmızı et, tavuk ya da yumurta oluyor. Hatta birçok kişi "Protein alacaksam et yiyeceğim" diye düşünüyor. Oysa bizim mutfağımızın yıllardır sofralardan eksik etmediği, belki de kıymeti en az bilinen besinlerden biri var: Yeşil mercimek.</strong></p>

<hr />
<p><br />
Çocukluğumuzda annelerimizin pişirdiği yeşil mercimek yemeği ya da mercimekli bulgur pilavı çoğumuz için sıradan bir akşam yemeğiydi. O zamanlar kimse protein hesabı yapmazdı. Kimse "Süper gıda" demiyordu. Ama bugün dönüp baktığımızda aslında o tabakların ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyoruz.<br />
Son yıllarda sağlıklı beslenme deyince ithal tohumlar, egzotik meyveler ya da pahalı besinler konuşuluyor. Oysa market rafında sessizce duran bir paket yeşil mercimek, çoğu zaman bunların hepsinden daha fazla fayda sağlayabiliyor. Üstelik cebi de zorlamıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><br />
<strong>Yeşil mercimeğin en büyük artılarından biri yalnızca protein içermesi değil. Aynı zamanda lif açısından da oldukça zengin. İşte bu yüzden uzun süre tok tutuyor, sindirimi rahatlatıyor ve kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı oluyor. Özellikle gün içinde sürekli acıkan ya da tatlı krizleri yaşayanlar için iyi bir seçenek olabilir.</strong><br />
Bir başka güzel tarafı da kalp dostu olması. Düzenli ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketildiğinde kötü kolesterolün kontrolüne katkı sağlayabiliyor. İçerdiği demir ve magnezyum sayesinde de vücudun ihtiyaç duyduğu önemli mineralleri karşılamaya yardımcı oluyor. Özellikle et tüketimini azaltanlar için oldukça değerli bir alternatif.</p>

<hr />
<p><br />
Elbette burada küçük bir parantez açmak gerekiyor. Son günlerde sık sık "Yumurtadan daha fazla protein içeriyor" başlıklarını görüyoruz. Bu tür cümleler biraz dikkatli okunmalı. Çünkü karşılaştırmalar çoğu zaman 100 gram üzerinden yapılıyor. Bir kişinin tek seferde 100 gram kuru mercimek tüketmesiyle bir ya da iki yumurta yemesi aynı şey değil. Yani, porsiyon miktarı ve beslenmenin bütünü de en az protein kadar önemli.<br />
Bence asıl çıkarılması gereken sonuç şu: <strong>Sağlıklı beslenmek her gün pahalı ürünler tüketmek anlamına gelmiyor. Bazen mutfağımızda yıllardır duran, hatta çoğu zaman ikinci plana attığımız besinler, vücudumuz için en doğru tercihler olabiliyor.</strong></p>

<hr />
<p><br />
Belki de sofralarımıza biraz daha sık yeşil mercimek koymanın zamanı gelmiştir. Çünkü bazen en değerli besinler, en gösterişsiz olanlardır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ULAŞ SÜRMELİOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, Trend</category>
      <guid>https://www.politikam.com/sofralarin-gizli-gucu-yesil-mercimek</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/mercimek-1.webp" type="image/jpeg" length="27755"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu belirtileri gözardı etmeyin! Kolonoskopi hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bu-belirtileri-gozardi-etmeyin-kolonoskopi-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bu-belirtileri-gozardi-etmeyin-kolonoskopi-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolon kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilirken, 45 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırmak hem erken teşhis hem de kansere dönüşebilecek poliplerin çıkarılması sayesinde hastalığın önlenmesinde kritik rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Kolon kanserinin erken teşhis ve tarama yöntemleriyle büyük ölçüde önlenebildiğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle 45 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırmanın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Uzmanlara göre bazı belirtilerin göz ardı edilmemesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli tarama programlarına katılması gerekiyor.</p>

<hr />
<p><strong>Kolon Kanseri Tarama Yaşı 45’e Düştü</strong></p>

<p>Dünyada ve Türkiye'de en sık görülen kanser türleri arasında yer alan kolon (kalın bağırsak) kanseri, erken teşhis edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebiliyor. Son yıllarda hastalığın görülme yaşındaki değişim nedeniyle kolon kanseri taramalarına başlama yaşı da 45'e kadar indirildi.</p>

<p>Uzmanlar, kolon kanserlerinin önemli bir bölümünün bağırsak duvarında oluşan ve zamanla kansere dönüşebilen poliplerden kaynaklandığını belirtiyor. Bu nedenle poliplerin erken dönemde tespit edilerek çıkarılması, kanser gelişimini önlemede kritik rol oynuyor.</p>

<hr />
<p><strong>Belirtiler Dikkate Alınmalı</strong></p>

<p>Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Öziş, kolon kanserinin erken evrelerde çoğu zaman belirti vermediğini, ancak bazı şikâyetlerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kolon kanserinde dikkat edilmesi gereken belirtiler şunlar:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Dışkıda kan görülmesi</li>
 <li>Uzun süren kabızlık veya ishal</li>
 <li>Dışkılama alışkanlıklarında belirgin değişiklikler</li>
 <li>Karın ağrısı ve şişkinlik</li>
 <li>Nedeni açıklanamayan kilo kaybı</li>
 <li>Sürekli halsizlik ve yorgunluk</li>
 <li>Kansızlık (anemi)</li>
 <li>Bağırsakların tam boşalmadığı hissi</li>
</ul>

<hr />
<p><strong>Kolonoskopi Hem Tanı Hem Koruma Sağlıyor</strong></p>

<p>Kolonoskopinin kalın bağırsağın özel bir kamera sistemiyle ayrıntılı şekilde incelenmesini sağlayan en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Dr. Öziş, işlem sırasında tespit edilen poliplerin çıkarılabildiğini ve gerektiğinde biyopsi alınabildiğini ifade etti.</p>

<p>Bu sayede kanser oluşmadan önce riskli oluşumların ortadan kaldırılabildiğini belirten uzmanlar, kolonoskopinin yalnızca tanı koyan değil aynı zamanda koruyucu özelliğe sahip bir sağlık uygulaması olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<hr />
<p><strong>Kimler Daha Erken Tarama Yaptırmalı?</strong></p>

<p>Ortalama risk taşıyan bireylerin 45 yaşından itibaren kolon kanseri taramalarına başlaması öneriliyor. İlk kolonoskopide riskli bir bulguya rastlanmaması durumunda kontrolün genellikle 10 yılda bir tekrarlanması yeterli oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bazı kişilerde taramaların daha erken yaşlarda ve daha sık yapılması gerekebiliyor. Risk grubunda yer alan kişiler şöyle sıralanıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunanlar</li>
 <li>Daha önce bağırsak polibi tespit edilenler</li>
 <li>İnflamatuvar bağırsak hastalığı bulunanlar</li>
 <li>Obezite, sigara kullanımı veya aşırı alkol tüketimi gibi risk faktörlerine sahip kişiler</li>
</ul>

<hr />
<p><strong>"Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor"</strong></p>

<p>Kolon kanserinin erken evrede yakalanması halinde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Ayşegül Öziş, düzenli taramaların yaşam kurtarıcı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Öziş, kansere dönüşme potansiyeli taşıyan poliplerin erken dönemde tespit edilip çıkarılması sayesinde kolon kanseri riskinin önemli ölçüde azaltılabildiğini belirterek, herhangi bir şikâyet bulunmasa bile önerilen yaşlarda düzenli tarama yaptırmanın ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bu-belirtileri-gozardi-etmeyin-kolonoskopi-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/kolonoskopi1.webp" type="image/jpeg" length="92696"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu'nun çorba atlası... Dünya beyranı tanıdı; ya diğerleri?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/anadolunun-corba-atlasi-dunya-beyrani-tanidi-ya-digerleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/anadolunun-corba-atlasi-dunya-beyrani-tanidi-ya-digerleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TasteAtlas listesinde beyran ve mercimek çorbası öne çıktı. Peki Anadolu'nun yüzlerce yıllık diğer çorba mirası neden hâlâ dünyanın radarında değil?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>GEÇEN gün TasteAtlas'ın dünyanın en iyi çorbaları listesinde gördüm. Gaziantep'in meşhur beyranı dünya ikincisi olmuş. Mercimek çorbası da listeye girmiş.</strong></p>

<p>Doğrusunu söylemek gerekirse sevindim ama şaşırmadım.</p>

<p>Çünkü Türkiye'de çorba sadece yemek değildir.</p>

<hr />
<p><img alt="14031220 860X480" class="detail-photo img-fluid" height="480" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/14031220-860x480.webp" width="860" /></p>

<hr />
<p><strong>Bizde çorba bazen kahvaltıdır, bazen gece yarısı şifadır, bazen düğünün başlangıcıdır, bazen de kış akşamlarının vazgeçilmezidir.</strong></p>

<p>Dünyanın birçok yerinde çorba bir başlangıç olarak görülürken, Anadolu'nun büyük bölümünde başlı başına bir öğündür.</p>

<p><strong>Gaziantep'te sabahın köründe beyran içen insanları görünce bunu daha iyi anlıyorsunuz. Bir kase beyranın içinde sadece et, pirinç ve sarımsak yoktur. Yüzyılların mutfak kültürü vardır. O yüzden dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce çorba arasından sıyrılıp ikinci sıraya yerleşmesi tesadüf değil.</strong></p>

<hr />
<p>Ama işin beni düşündüren başka bir tarafı var.</p>

<p>Listeye bakınca kendi kendime şunu sordum: Acaba dünya bizim gerçekten ne kadar çorbamızı biliyor?</p>

<p><strong>Tamam, beyranı biliyorlar. Mercimeği de tanıyorlar. Peki ya Bolu'nun tantor çorbasını? Ağır ağır pişen etin suyuyla yapılan, kış günlerinde insanın içini ısıtan o lezzeti?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><img alt="Etli Corba Tarifi Yapilisi" class="detail-photo img-fluid" height="749" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/etli-corba-tarifi-yapilisi.webp" width="1220" /></p>

<hr />
<p><strong>Ya Balıkesir'in kelle paçasını?</strong></p>

<p>Sabahın erken saatlerinde esnaf lokantalarına girin, buharı tüten bir kelle paçanın başında oturan insanları görün. Kimisi gece vardiyasından çıkmıştır, kimisi güne hazırlık yapıyordur.</p>

<p>Bir çorba düşünün ki hem kahvaltı olsun hem öğün olsun.</p>

<p><strong>Bir de Akhisar'ın pideli paçası var. Ege'nin kendine has yorumuyla ortaya çıkan, dışarıdan bakınca sıradan görünen ama tadına bakınca uzun süre unutulmayan lezzetlerden biri.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="Ezogelin Corbasi Tarifi 1772712244385" class="detail-photo img-fluid" height="836" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/ezogelin-corbasi-tarifi-1772712244385.jpg" width="1254" /></p>

<hr />
<p>Sonra yuvalama geliyor aklıma...</p>

<p><strong>Gaziantep ve Güneydoğu mutfağının o eşsiz mirası. Küçücük köftelerin, nohutun ve yoğurdun buluştuğu bir şölen adeta. Bayram sofralarının baş tacı.</strong></p>

<p>Yabancı bir gurmenin önüne koysanız büyük ihtimalle ilk kaşıktan sonra tarifini sorar.</p>

<p>Aslında mesele sadece çorba değil.</p>

<p>Mesele, bizim sahip olduğumuz zenginliğin ne kadarını dünyaya anlatabildiğimiz.</p>

<hr />
<p><img alt="Maxresdefault-22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/maxresdefault-22.jpg" width="1280" /></p>

<hr />
<p><strong>Japonlar rameni dünyaya tanıttı. Vietnamlılar pho'yu markalaştırdı. Tayland tom kha gai ile küresel mutfak sahnesinde kendine yer açtı.</strong></p>

<p>Biz ise bazen sahip olduğumuz cevherlerin farkına bile varmıyoruz.</p>

<p><strong>Oysa Anadolu'nun her şehrinde başka bir çorba hikâyesi kaynıyor.</strong></p>

<p>Karadeniz'in mısır çorbaları, İç Anadolu'nun arabası, Ege'nin paçaları, Güneydoğu'nun beyranı ve yuvalaması...</p>

<p>Bunların her biri tek başına bir gastronomi elçisi olabilir.</p>

<hr />
<p>TasteAtlas listesine bakınca gururlandım ama açıkçası biraz da iştahlandım.</p>

<p>Çünkü bu liste bana şunu gösterdi:</p>

<p><strong>Dünya bizim sadece iki çorbamızı keşfetmiş durumda.</strong></p>

<p>Oysa mutfağımızın derinliklerinde keşfedilmeyi bekleyen onlarca lezzet daha var.</p>

<p>Kim bilir...</p>

<p>Belki birkaç yıl sonra dünyanın en iyi 15 çorbası listesine bakacağız ve yarısından fazlasında Anadolu'nun izlerini göreceğiz.</p>

<p>Bence hiç de imkânsız değil.</p>

<p><strong>Yeter ki elimizdeki kaşığın değerini bilelim.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ULAŞ SÜRMELİOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, Trend</category>
      <guid>https://www.politikam.com/anadolunun-corba-atlasi-dunya-beyrani-tanidi-ya-digerleri</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/en-cok-icilen-turk-corbalari-31938.jpg" type="image/jpeg" length="55895"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir kuyruk hamlesi, bir homurtu ve kaçınılmaz kavga!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bir-kuyruk-hamlesi-bir-homurtu-ve-kacinilmaz-kavga</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bir-kuyruk-hamlesi-bir-homurtu-ve-kacinilmaz-kavga" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karşısındaki kara kediye saldıran sarman kedinin öfkesinin nedeni sonradan ortaya çıktı. Apartman girişindeki yavrularını koruyan anne kedi, tehlike gördüğü rakibini uzaklaştırmak için harekete geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>İlk yaz sıcaklarının ardından yaz sıcakları bastırdı. Doğa uyandı. İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler, zorlu kış günlerini atlattı. Şimdilik herkes rahatladı...<br />
Sokak hayvanları için daha rahat günler başladı. Artık orada burada miskin miskin yatabilirler. Rahat dedikse o kadar da değil. Yine de yaşamak mücadelesi devam ediyor, tetikte olmak şart.</strong></p>

<hr />
<p><strong>BİRAZDAN KAVGA ÇIKACAK!</strong><br />
Sokakta bir apartmanın giriş kapısının karşısında, yolun tam ortasında bir kara kedi fütursuzca yatıyor. Kuyruğunu da adeta sokağa sermiş. Kara kedi, kuyruğunu geniş hareketler ile değil de, kuyruğunun sadece ucunu küçük darbelerle bir o yana bir bu yana sallıyor. Kediler dünyasının dilinde bu hareketin, bir avlanma atağı, bir konuya dikkat kesilme ya da kavgaya girişmeye hazırlık belirtisi olduğu söyleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><img alt="D9C96A19 Afff 4Adb B41A 16A558536912" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/d9c96a19-afff-4adb-b41a-16a558536912.jpeg" width="843" /></p>

<hr />
<p><strong>BİR ANDA ORTALIK KARIŞTI...</strong><br />
Yerde yatan kara kedinin karşısında bir başka sokak kedisi olan, bir sarman kedi var. Sarman kedi ayakta. Karşısındaki kara kediye homurtulu sesler çıkartıyor, tıslıyor...<br />
Kara kedi ise çok sakin, kendinden emin ve korkusuz gibi duruyor. Sarman kedinin homurtuları giderek artıyor. Birazdan bir şeyler olacak; derken ortalık karıştı, sarman kedi, aniden kara kedinin üzerine atladı. İki kedi alt alta üste oldular, pençeler konuştu, kavga sadece birkaç saniye sürdü, kara kedi yıldırım gibi kaçtı.<br />
Biraz sonra kavganın sebebi anlaşıldı. Apartmanın girişinde sarman kedinin yavrularını varmış. Bütün kaygısı yavrularını korumakmış!...</p>

<hr />
<p><strong>VE TEKİR, APARTMANIN GİRİŞİNİ TUTTU!</strong><br />
Sarman, o kara kedi gidince apartmanın girişinde durarak etrafı kolaçan etti. Çünkü hayvanlar dünyasında da kötüler oldugunu o da biliyor...<br />
Sokaklarda hayat kolay degil tabii ki. Hayvanlar için de... Yaz günleri, diğer mevsimlere göre daha kolay geçse de bunun soğuğu var, yağmuru var, aç kalmak var, kötü insanlar gibi kötü hayvanlar var, trafikte sorumsuzca araç kullananlar var.</p>

<hr />
<blockquote>
<p><em><strong>KEDİLERİN DİLİ:</strong><br />
Kedilerin dünyasını gözlemleyen uzmanlara göre kedilerin bazı davranışlarının sebepleri, anlamları şöyleymiş:<br />
Kedilerin kuyruklarının sadece ucunu sallamaları; genellikle avcılık içgüdüsüne bağlı yüksek odaklanma, merak veya sakin bir tetikte olma durumlarını ifade eder. Kuyruğu hızlıca vurmak sinirlilik belirtisiyken, uçtaki hareket daha çok zihinsel bir aktiviteye işaret eder.<br />
Kuyruk ucu hareketleri yorumlanırken kulaklarının dik mi yoksa gergin bir şekilde yatık mı olduğuna da bakmak, kedinin o anki duygusunu tam olarak çözmenize yardımcı olacaktır.<br />
Kediler arasında gizli bir gerilim olduğunda kuyruk ucunun titremesi veya seğirmesi, artan bir sinir ve sabır tükenmesi anlamına gelir. Kediler, köpekler gibi kuyruğunu neşeyle sallamaz; aksine, bu hareket "Bana yaklaşma, her an saldırabilirim veya kendimi savunabilirim" anlamına geliyor.</em></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Yurtman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bir-kuyruk-hamlesi-bir-homurtu-ve-kacinilmaz-kavga</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/kedilerin-dili-1.png" type="image/jpeg" length="72689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UNESCO Dünya Mirasi listesine aday gösterildi... Tortum Şelalesi'ni gördünüz mü?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/unesco-dunya-mirasi-listesine-aday-gosterildi-tortum-selalesini-gordunuz-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/unesco-dunya-mirasi-listesine-aday-gosterildi-tortum-selalesini-gordunuz-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne aday gösterilen Erzurum'daki Tortum Şelalesi, hafta sonunda çok sayıda ziyaretçi ağırladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne aday gösterilen Erzurum'daki Tortum Şelalesi, hafta sonunda çok sayıda ziyaretçi ağırladı.</strong></p>

<p>Erzurum-Artvin kara yolunun 110. kilometresinde bulunan ve deniz seviyesinden yaklaşık 1000 metre yüksekte yer alan şelale, hafta sonu tatilini değerlendirmek isteyenlerin uğrak noktalarından biri oldu.</p>

<hr />
<p>Ziyaretçilerin rahatça gezebilmesi için çevre düzenlemesi yapılan şelale alanında, doğal dokuya uygun yürüyüş yolları ve çok sayıda seyir terası bulunuyor.</p>

<p><strong>Yaklaşık 21 metre genişliğinde olan ve 48 metreden dökülen suyuyla dikkati çeken şelale, ziyaretçilerine güzel manzaralar sunuyor.</strong></p>

<hr />
<p>Ağaçlandırılan ve çiçeklerle süslenen yürüyüş yollarını kullanan ziyaretçiler, seyir teraslarında ve şelale çevresinde bol bol fotoğraf çektirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p> </p>

<hr />
<p><img alt="Tortum Şelasesi̇" class="detail-photo img-fluid" height="1836" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/tortum-selasesi.png" width="2448" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SEYAHAT</category>
      <guid>https://www.politikam.com/unesco-dunya-mirasi-listesine-aday-gosterildi-tortum-selalesini-gordunuz-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/tortum-selasesipng2.png" type="image/jpeg" length="18695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim Dünyasını Heyecanlandıran Keşif: Kayıp Lale Yeniden Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bilim-dunyasini-heyecanlandiran-kesif-kayip-lale-yeniden-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bilim-dunyasini-heyecanlandiran-kesif-kayip-lale-yeniden-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğal yaşam alanında 1896'dan bu yana kayıtlara geçmeyen Yitik Türk Lalesi (Tulipa sprengeri), Amasya'da yeniden bulundu. Keşif, botanik dünyasında son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Bilim dünyasının uzun yıllardır peşinde olduğu "Yitik Türk Lalesi" olarak bilinen Tulipa sprengeri, yaklaşık 130 yıl sonra doğal yaşam alanında yeniden tespit edildi. Amasya'da yapılan saha çalışmaları sırasında bulunan tür, botanik dünyasında büyük heyecan yarattı.</strong></p>

<hr />
<p>Türün hikâyesi 19. yüzyılın sonlarına uzanıyor. Alman botanikçi Carl Sprenger'e gönderilen lale soğanları sayesinde Avrupa'ya taşınan tür, 1890'lı yıllarda bilim dünyasına tanıtıldı. Ancak lalenin Anadolu'daki doğal popülasyonu kısa süre sonra kayıtlardan kayboldu. Doğada son kez 1896 yılında görüldüğü kabul edilen tür, aradan geçen 130 yıl boyunca Türkiye'de doğal ortamında tespit edilemedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>Bu süreçte lale tamamen yok olmadı. Avrupa'daki botanik bahçelerinde ve özel koleksiyonlarda yetiştirilmeye devam etti. Ancak doğal yaşam alanındaki varlığı bilinmediği için bilim insanları tarafından "yitik tür" olarak anılmaya başlandı.</strong></p>

<p>Amasya'da gerçekleştirilen son araştırmalarda elde edilen bulgular, türün Anadolu'da hâlâ yaşamını sürdürdüğünü ortaya koydu. Uzmanlar, keşfin yalnızca Türkiye için değil, dünya botanik tarihi açısından da önemli olduğunu belirtiyor. Çünkü Tulipa sprengeri, doğal yaşam alanında yeniden bulunmasıyla birlikte kayıp olduğu düşünülen endemik bitki türlerinin korunmasına yönelik çalışmalara da yeni bir umut verdi.</p>

<hr />
<p><strong>Uzmanlar, bulunan popülasyonun korunması için bölgenin hassas şekilde izlenmesi gerektiğini vurgularken, türün ticari amaçlarla sökülmesi veya yaşam alanının zarar görmesinin ciddi risk oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.</strong></p>

<p>Botanik çevrelerinde büyük yankı uyandıran keşif, Anadolu'nun biyolojik çeşitlilik açısından hâlâ birçok bilinmeyeni barındırdığını bir kez daha gözler önüne serdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bilim-dunyasini-heyecanlandiran-kesif-kayip-lale-yeniden-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/yitik-turk-lalesi-olarak-kayitlara-gecmisti-amasyada-yalnizca-10-gun-cicek-aciyor-h-w-m-mhmxf.jpg" type="image/jpeg" length="70214"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayvalık Fatih Caddesi'ne yeni ayar]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/ayvalik-fatih-caddesine-yeni-ayar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/ayvalik-fatih-caddesine-yeni-ayar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayvalık’ta Fatih Caddesi üzerinde yürütülen yol genişletme ve düzenleme çalışmaları hız kesmeden sürüyor. Yeni Mahalle, Ayvalık Devlet Hastanesi ve kent merkezi arasındaki kritik ulaşım aksı modernize edilirken, bölgede akıllı kavşak ve yeni otopark düzenlemeleri de hayata geçirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<hr />
<p><strong>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin</strong>, Fatih Caddesi’nde sürdürülen yol genişletme ve üstyapı çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kentin en yoğun ulaşım noktalarından biri olan güzergahta yaklaşık 350 metrelik alanda kapsamlı bir düzenleme yapıldığını belirten Ergin, çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte bölgenin hem daha güvenli hem de daha modern bir görünüme kavuşacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni Mahalle ile Ayvalık Devlet Hastanesi arasındaki bağlantıyı sağlayan hattın kent ulaşımı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Ergin, yolun sadece genişletilmediğini, aynı zamanda bütüncül bir ulaşım planlamasıyla yeniden ele alındığını ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>“DAHA GÜVENLİ VE KONFORLU BİR TRAFİK AKIŞI”</strong></h3>

<p>Başkan Mesut Ergin, çalışmaların tamamlanmasının ardından kavşak düzenlemesinin de hayata geçirileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“Yeni Mahalle ile Devlet Hastanesi arasındaki kavşağı akıllı kavşak olarak yeniden düzenleyeceğiz. Trafik akışını daha güvenli ve daha konforlu hale getireceğiz. Kaldırım düzenlemeleriyle yayalarımız için güvenli bir üstyapı oluşturacak, Ayvalık merkez ile Devlet Hastanesi arasındaki güzergâhta vatandaşlarımızın rahatça yürüyebileceği bir ortam sağlayacağız.”</strong></p>

<hr />
<h3><strong>OTOPARK VE TRAFİK YÖNETİMİ YENİDEN PLANLANIYOR</strong></h3>

<p>Bölgenin Ayvalık kent merkezine giriş noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Ergin, belediyeye ait otopark alanlarının da aktif şekilde kullanılacağını söyledi. “Park et, devam et” uygulamasıyla trafik yoğunluğunu azaltmayı hedeflediklerini belirten Ergin, kent içi ulaşımın daha düzenli hale getirileceğini vurguladı.</p>

<hr />
<h3><strong>MODERN, DÜZENLİ VE YAŞANABİLİR KENT VURGUSU</strong></h3>

<p>Çalışmaların yalnızca bir yol genişletme projesi olmadığını ifade eden Ergin, “Kentimize yakışan düzenli, güvenli ve modern bir görünüm oluşturmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diyerek Ayvalık’ın ulaşım altyapısının kademeli olarak yenileneceğini kaydetti.</p>

<p>Fatih Caddesi’nde devam eden çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte bölgenin hem yaya hem de araç trafiği açısından daha akıcı, güvenli ve çağdaş bir yapıya kavuşması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ayvalık, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/ayvalik-fatih-caddesine-yeni-ayar</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/717819506-10232028740931113-6254266254235018558-n.jpg" type="image/jpeg" length="15746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antandros Antik Fest İçin Geri Sayım Başladı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/antandros-antik-fest-icin-geri-sayim-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/antandros-antik-fest-icin-geri-sayim-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edremit Belediyesi ile Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği iş birliğinde 26-28 Haziran tarihlerinde düzenlenecek 2. Antandros Antik Fest öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Başkan Mehmet Ertaş, 8 bin yıllık Antandros Antik Kenti'nin tanıtımına ve kültürel miras bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlayacak festivalin detaylarını paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Edremit Belediyesi ile Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği iş birliğinde bu yıl ikinci kez düzenlenecek olan Antandros Antik Fest öncesinde festivalin detayları basın mensuplarıyla paylaşıldı.</strong></p>

<hr />
<p>26-28 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan "2. Antandros Antik Fest" öncesinde düzenlenen basın toplantısında, festival programı, Antandros Antik Kenti'nin tarihi önemi, karşı karşıya olduğu sorunlar ve geleceğe yönelik hedefler kamuoyuna aktarıldı.</p>

<p><strong>Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş</strong>, 8 bin yıllık geçmişiyle bölgenin en önemli kültürel değerlerinden biri olan Antandros Antik Kenti'nin tanınırlığını artırmayı amaçladıklarını belirterek, festivalin aynı zamanda kültürel mirasa sahip çıkma bilincini güçlendireceğini ifade etti.</p>

<hr />
<h3><img alt="720588414 122249476550138429 7009359371951638241 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/720588414-122249476550138429-7009359371951638241-n.jpg" width="1280" /></h3>

<hr />
<h3><strong>Antandros'un Tarihi Mirası Geleceğe Taşınacak</strong></h3>

<p>Festivalin yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde önemli bir kültürel misyon üstlendiğini vurgulayan Başkan Ertaş, Antandros'un tarihini daha geniş kitlelere ulaştırmak, arkeolojik mirasın korunmasına yönelik farkındalık oluşturmak ve bölgenin kültür turizmine katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini söyledi.</p>

<p><strong>Ertaş, "Geçmiş ile günümüz arasında köprü kuran, arkeolojik miras ile yaşayan kültürü aynı hikâyede buluşturan Antandros Antik Fest'i bölgemiz adına son derece önemli buluyoruz. Festival sayesinde hem kültürel değerlerimizi tanıtıyor hem de kültür turizminin gelişmesine katkı sunuyoruz" dedi.</strong></p>

<hr />
<h3><strong>Festivalin Hazırlıklarında Yoğun Emek</strong></h3>

<p>Festivalin hazırlanmasında birçok kurum ve kişinin büyük emek harcadığını belirten Başkan Ertaş, başta Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Gülçin Cömert ve dernek yönetimi olmak üzere organizasyona katkı sunan herkese teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Basın mensuplarının festivalin duyurulmasındaki önemine de dikkat çeken Ertaş, "Bugün bizleri yalnız bırakmayarak festivalimizin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayan tüm basın emekçilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.</strong></p>

<hr />
<h3><strong>Kültür ve Turizm Bir Arada</strong></h3>

<p>Edremit'in tarihi ve kültürel zenginliklerini ön plana çıkarmayı hedefleyen 2. Antandros Antik Fest kapsamında söyleşiler, kültürel etkinlikler, sergiler ve çeşitli programların düzenlenmesi planlanıyor. Festival, Antandros Antik Kenti'nin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlamayı hedeflerken, bölgenin kültür turizmi potansiyelinin de güçlendirilmesine destek olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edremit, KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/antandros-antik-fest-icin-geri-sayim-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/718112010-122249476544138429-9216489635622036623-n-1.jpg" type="image/jpeg" length="55307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hukukçu, politikacı ve edebiyatçı Kemal Anadol'dan 'Hoşçakal Midilli']]></title>
      <link>https://www.politikam.com/hukukcu-politikaci-ve-edebiyatci-kemal-anadoldan-hoscakal-midilli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/hukukcu-politikaci-ve-edebiyatci-kemal-anadoldan-hoscakal-midilli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayvalık Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen söyleşi ve imza gününde hukukçu, gazeteci, yazar ve eski milletvekili olan Kemal Anadol, “Hoşça Kal Midilli” adlı kitabını Ayvalıklılarla buluşturdu. Ege’nin ortak kültürel mirası ve mübadele döneminin insan hikâyelerinin ele alındığı etkinlik yoğun katılımla gerçekleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Ayvalık Belediyesi, önemli bir kültür ve edebiyat etkinliğine ev sahipliği yaptı. Hukukçu, gazeteci, yazar, eski milletvekili ve eski CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, kitap tanıtımı ve imza günü kapsamında Ayvalıklılarla bir araya geldi.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="717437151 18369328846227999 785603087087049886 N" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/717437151-18369328846227999-785603087087049886-n.jpg" width="1359" /></p>

<hr />
<p>Ayvalık Belediye Başkanı <strong>Mesut Ergin</strong>’in ev sahipliğinde, <strong>Kırlangıç Yaşam Merkezi</strong> Tarihi Sabunhane’de düzenlenen etkinlik vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Söyleşi ve imza gününde Kemal Anadol’un “<strong>Hoşça Kal Midilli</strong>” adlı kitabı üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirildi.</p>

<p>Ege’nin iki yakası arasındaki ortak kültürel mirası, mübadele yıllarının insan hikâyelerini ve bölgenin tarihsel belleğini konu alan söyleşi, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinlik boyunca kitapta yer alan karakterler, yaşanmış olaylar ve mübadele sürecinin toplum üzerindeki etkileri değerlendirildi.</p>

<hr />
<p><img alt="717803401 18369328873227999 2679981407671835053 N" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/717803401-18369328873227999-2679981407671835053-n.jpg" width="1359" /></p>

<hr />
<p>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede, <strong>“Hoşça Kal Midilli kitabı üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşi, Ayvalık’ın tarihine, Ege’nin ortak hafızasına ve mübadele döneminin insan hikâyelerine ışık tutan çok değerli bir buluşma oldu. Kemal Anadol’a bilgi ve birikimini bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyorum”</strong> ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><img alt="718674998 18369328855227999 3793549765024865833 N" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/718674998-18369328855227999-3793549765024865833-n.jpg" width="1359" /></p>

<hr />
<p>Salonu dolduran Ayvalıklılara ve konuklara teşekkür eden Başkan Ergin, Ayvalık’ta kültür, sanat, edebiyat ve tarih odaklı etkinlikleri sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.</p>

<p>Söyleşinin ardından okurlarıyla bir araya gelen Kemal Anadol, kitaplarını imzalayarak katılımcılarla sohbet etti. Samimi atmosferde geçen etkinlik, Ayvalık’ın kültürel yaşamına katkı sunan önemli buluşmalardan biri olarak hafızalarda yer etti.</p>

<hr />
<p><img alt="718212600 18369328837227999 4238831587530657610 N" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/718212600-18369328837227999-4238831587530657610-n.jpg" width="1359" /><img alt="718587885 18369328828227999 6535396700893464842 N" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/718587885-18369328828227999-6535396700893464842-n.jpg" width="1359" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/hukukcu-politikaci-ve-edebiyatci-kemal-anadoldan-hoscakal-midilli</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/718204950-18369328897227999-2435398386850728388-n.jpg" type="image/jpeg" length="58376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKKA riski kapıda: Basit önlemler hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/kkka-riski-kapida-basit-onlemler-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/kkka-riski-kapida-basit-onlemler-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, kene tutunmasının ardından yapılacak doğru müdahalenin hastalığın bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye'nin birçok bölgesinde kene vakalarında artış yaşanırken, ölümcül seyredebilen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p>

<p>Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, KKKA'nın keneler aracılığıyla bulaşan ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen viral bir hastalık olduğunu belirterek, korunma yöntemlerinin hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<hr />
<h2>Hayvanlardan İnsanlara Bulaşıyor</h2>

<p>KKKA'nın, kenelerin insanları ısırması sonucu bulaşan bir virüs nedeniyle ortaya çıktığını ifade eden Özsoy, hastalığın ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrıları, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtilerle başlayabildiğini, ileri vakalarda ise kanamaya bağlı ölümcül sonuçlar doğurabildiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye'de hastalığın en önemli taşıyıcısının "Hyalomma marginatum" türü keneler olduğunu vurgulayan Özsoy, enfekte hayvanların ya da hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temasın da bulaşma riski oluşturduğunu söyledi.</p>

<hr />
<h2>Vakalar Yaz Aylarında Zirve Yapıyor</h2>

<p>Türkiye'de ilk kez 2002 yılında Tokat'ta tespit edilen KKKA vakalarının özellikle nisan-ekim döneminde görüldüğünü belirten Özsoy, haziran ve temmuz aylarında vaka sayılarının en yüksek seviyeye ulaştığını ifade etti.</p>

<p>Hastalığın en sık görüldüğü bölgelerin İç Anadolu'nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzey kesimleri olduğunu kaydeden Özsoy, Tokat, Sivas, Yozgat, Çorum, Amasya, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane ve Kastamonu'nun riskli iller arasında yer aldığını söyledi.</p>

<hr />
<h2>Türkiye'de 17 Binden Fazla Vaka Görüldü</h2>

<p>KKKA'nın halen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye'de toplam 17 bin 132 vakanın görüldüğünü ve 819 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Hastalığın yaklaşık yüzde 4 ila 5 oranında ölümcül seyredebileceğine dikkat çeken Özsoy, vaka sayılarının bazı yıllarda binli rakamlara ulaştığını söyledi.</p>

<hr />
<h2>Özel Tedavisi ve Aşısı Henüz Yok</h2>

<p>KKKA için günümüzde etkinliği kanıtlanmış özel bir tedavi ya da aşı bulunmadığını belirten Özsoy, uygulanan tedavinin büyük ölçüde destekleyici tedavilerden oluştuğunu ifade etti.</p>

<p>Türkiye'de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirten Özsoy, korunmanın halen en etkili mücadele yöntemi olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Risk Altındaki Meslek Grupları</h2>

<p>Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, sağlık personelleri, laboratuvar çalışanları, askerler ve kamp yapan kişilerin risk grubunda bulunduğunu belirten Özsoy, bu kişilerin kişisel korunma önlemlerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<hr />
<h2>Kene Tutunmasına Karşı Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Riskli alanlara giderken vücudu tamamen örten kıyafetlerin tercih edilmesini öneren Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli giysiler giyilmesinin kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti.</p>

<p>Doğa gezisi veya tarımsal faaliyet sonrası vücudun mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, kene tespit edilmesi halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzemeyle çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kenenin ne kadar erken çıkarılırsa bulaşma riskinin o kadar azalacağını vurgulayan Özsoy, kişinin keneyi çıkaramaması halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini belirtti.</p>

<hr />
<h2>Kene Üzerine Kolonya Dökülmemeli</h2>

<p>Toplumda yaygın olarak uygulanan bazı yöntemlerin yanlış olduğuna dikkat çeken Özsoy, kenenin üzerine kolonya, gaz yağı veya benzeri maddelerin dökülmesinin ya da sigara bastırılmasının tehlikeli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tür uygulamaların kenenin kasılarak taşıdığı virüsü daha kolay bulaştırmasına neden olabileceğini belirten Özsoy, kenelerin kesinlikle çıplak elle ezilmemesi veya patlatılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Belirtiler 10 Gün Boyunca Takip Edilmeli</h2>

<p>Kene tutunması yaşayan kişilerin en az 10 gün boyunca ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini gözlemlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi halinde derhal sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, basit gibi görünen kişisel önlemlerin KKKA'nın önlenmesinde en etkili yöntem olduğunu belirterek, özellikle yaz aylarında vatandaşların kene riskine karşı bilinçli hareket etmelerinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/kkka-riski-kapida-basit-onlemler-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/k-e-n-e-l-e-r1.webp" type="image/jpeg" length="36481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Olumlu düşüncenin gücü... Zihin gerçekliği nasıl şekillendirir?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/olumlu-dusuncenin-gucu-zihin-gercekligi-nasil-sekillendirir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/olumlu-dusuncenin-gucu-zihin-gercekligi-nasil-sekillendirir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düşünceler gerçekten hayatı değiştirir mi? Nörobilim, psikoloji ve beyin araştırmaları ışığında “pozitif düşünce” ile yaşam sonuçları arasındaki ilişki... Beyin nasıl çalışır, düşünceler davranışları nasıl etkiler ve insan zihni kendi gerçekliğini nasıl şekillendirir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Olumlu Düşünmenin Gücü: Zihin Gerçekliği Nasıl Şekillendirir?</strong></p>

<p>“Düşünceler sonuç üretir mi?” sorusu, hem günlük hayatın hem de psikolojinin en çok tartışılan konularından biridir. Bu soruya mistik açıklamalarla yaklaşanlar olduğu gibi, tamamen bilimsel temelde ele alan yaklaşımlar da vardır. Nörobilim açısından bakıldığında düşünceler doğrudan dış dünyayı değiştirme gücüne sahip değildir, ancak insanın algısını, kararlarını ve davranışlarını yönlendirdiği için dolaylı olarak yaşam sonuçlarını etkileyebilir.</p>

<hr />
<p><strong>Beyin Nasıl Çalışır? Temel Mantık</strong></p>

<p>İnsan beyni dış dünyayı kaydeden pasif bir yapı değildir. Aksine gelen bilgileri yorumlayan, anlamlandıran ve sürekli bir iç model oluşturan aktif bir sistemdir. Bu model, geçmiş deneyimlerle, duygularla ve mevcut düşünce akışıyla sürekli yeniden şekillenir. Bu nedenle insanın “gerçeklik algısı”, objektif bir görüntüden ziyade zihinsel bir yorumdur.</p>

<hr />
<p><img alt="B E Y İ N5" class="detail-photo img-fluid" height="370" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/b-e-y-i-n5.jpg" width="660" /></p>

<hr />
<p><strong>Tekrar Eden Düşünceler ve Beynin Öğrenme Sistemi</strong></p>

<p>Beynin en önemli özelliklerinden biri nöroplastisite olarak adlandırılır. Bu özellik, tekrar eden düşünce ve deneyimlerin beyinde fiziksel bağlantılar oluşturması ve mevcut bağlantıları güçlendirmesi anlamına gelir. Bir kişi sürekli belirli bir düşünce kalıbı içinde olduğunda, beyin bu kalıba uygun sinir yollarını daha hızlı ve otomatik çalışır hale getirir. Bu durum düşüncelerin dış dünyayı değiştirmesinden değil, zihinsel yapının zamanla yeniden organize olmasından kaynaklanır.</p>

<hr />
<p><strong>Retiküler Aktive Edici Sistem (RAS): Zihin Filtresi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyinde Retiküler Aktive Edici Sistem adı verilen bir yapı, dikkat mekanizmasının merkezinde yer alır. Bu sistem çevredeki milyonlarca uyaran arasından hangilerinin bilinçli olarak fark edileceğini belirler. Bir kişi belirli bir konuya odaklandığında, o konuyla ilgili bilgiler daha görünür hale gelir. Bu yüzden insanlar düşündükleri şeyleri çevrelerinde daha sık görmeye başladıklarını hissederler. Aslında değişen dış dünya değil, beynin dikkat filtresidir.</p>

<hr />
<p><img alt="B E Y İ N4" class="detail-photo img-fluid" height="449" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/b-e-y-i-n4.jpeg" width="800" /></p>

<hr />
<p><strong>Pozitif Düşünce Gerçekten Sonuçları Etkiler mi?</strong></p>

<p>Pozitif düşünce doğrudan olayları değiştirmez, ancak insanın psikolojik ve davranışsal süreçlerini etkiler. Olumlu düşünen bir birey genellikle daha yüksek motivasyona sahip olur, daha fazla deneme eğiliminde bulunur ve zorluklar karşısında daha dayanıklı davranabilir. Bu durum uzun vadede daha fazla fırsatla karşılaşma ve daha iyi sonuçlar elde etme ihtimalini artırabilir. Buradaki etki, düşüncenin doğrudan gerçekliği değiştirmesinden değil, davranışları yönlendirmesinden kaynaklanır.</p>

<hr />
<p><strong>Negatif Düşünce Ne Yapar?</strong></p>

<p>Negatif düşünce de benzer bir mekanizmayla çalışır ancak etkisi çoğu zaman sınırlayıcıdır. Sürekli olumsuz beklentiler içinde olan bir kişi, risk almaktan kaçınabilir, motivasyon kaybı yaşayabilir ve fırsatları fark etmekte zorlanabilir. Bu durum zamanla kişinin performansını ve yaşam deneyimlerini etkileyebilir. Yani olumsuz düşünce de tıpkı olumlu düşünce gibi davranışlar üzerinden sonuç üretir.</p>

<hr />
<p><img alt="B E Y İ N3" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/b-e-y-i-n3.jpg" width="1350" /></p>

<hr />
<p><strong>Kendini Gerçekleştiren Kehanet: Zihnin Sessiz Döngüsü</strong></p>

<p>Psikolojide kendini gerçekleştiren kehanet olarak bilinen kavram, düşünce ile sonuç arasındaki ilişkiyi en net açıklayan modellerden biridir. Bir kişi bir durumun kötü sonuçlanacağına inanırsa, bu inanç davranışlarını şekillendirir ve kişi farkında olmadan o sonuca zemin hazırlayabilir. Bu süreç kader ya da tesadüf değil, inançların davranışları yönlendirmesinin doğal bir sonucudur.</p>

<hr />
<p><strong>Beyin Gerçekliği “Önceliklendirir” mi?</strong></p>

<p>Beyin düşünceleri doğrudan gerçek kabul etmez, ancak onları önem derecesine göre filtreler ve tekrar eden düşüncelere daha fazla dikkat alanı açar. Bu nedenle zihinde sık tekrar eden fikirler daha baskın hale gelir, daha kolay hatırlanır ve karar süreçlerini daha fazla etkiler. Bu durum, kişinin dünyayı algılama biçimini zamanla değiştirir.</p>

<hr />
<p><img alt="B E Y İ N2" class="detail-photo img-fluid" height="550" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/b-e-y-i-n2.jpg" width="825" /></p>

<hr />
<p><strong>“Düşündüğüm Şey Olur mu?” Sorusunun Bilimsel Cevabı</strong></p>

<p>Bilimsel açıdan bakıldığında sadece düşünmek olayları doğrudan değiştirmez. Ancak düşünceler duyguları şekillendirir, duygular davranışları etkiler ve davranışlar sonuçları belirler. Bu nedenle düşünce, sonuçlara giden zincirin başlangıcında yer alan önemli bir etkendir ancak tek başına belirleyici değildir.</p>

<hr />
<p><strong>Olumlu Düşünmenin Gerçek Gücü Nedir?</strong></p>

<p>Olumlu düşünmenin asıl etkisi gerçekliği sihirli biçimde değiştirmesinde değil, insanın kendi davranışlarını, stres yönetimini ve karar alma süreçlerini iyileştirmesinde ortaya çıkar. Daha umutlu ve çözüm odaklı bir zihin, daha fazla deneme, daha fazla öğrenme ve daha yüksek dayanıklılık üretir. Bu da uzun vadede yaşam sonuçlarının değişmesine yol açabilir.</p>

<hr />
<p><img alt="B E Y İ N1" class="detail-photo img-fluid" height="483" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/b-e-y-i-n1.webp" width="724" /></p>

<hr />
<p><strong> Zihin Gerçekliği Yaratmaz, Yönlendirir</strong></p>

<p>İnsan zihni dış dünyayı doğrudan şekillendiren bir güç değildir, ancak o dünyayı nasıl deneyimleyeceğimizi belirleyen en önemli mekanizmadır. Düşünceler tek başına kaderi yazmaz, fakat davranışları şekillendirerek yaşamın akışını dolaylı biçimde etkiler. Bu nedenle olumlu düşünmenin değeri, gerçekliği değiştirmesinden değil, insanın kendi potansiyelini nasıl kullandığını belirlemesinden gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/olumlu-dusuncenin-gucu-zihin-gercekligi-nasil-sekillendirir</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/olumlu-dusuncenin-gucu-zihin-gercekligi-nasil-sekillendirir.png" type="image/jpeg" length="49435"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sodalı Denizden Tatlı Sulara: İnci Kefalinin Efsanevi Yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/sodali-denizden-tatli-sulara-inci-kefalinin-efsanevi-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/sodali-denizden-tatli-sulara-inci-kefalinin-efsanevi-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada yalnızca Van Gölü Havzası'nda yaşayan inci kefali, her yıl milyonlarca bireyin akıntıya karşı verdiği yaşam mücadelesiyle doğanın en etkileyici göç hikâyelerinden birini yazıyor. Tuzlu ve sodalı sulardan tatlı sulara uzanan bu olağanüstü yolculuk, Van'ın simgesi haline gelmiş durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Doğu Anadolu'nun yüksek dağları arasında, mavi bir deniz gibi uzanan Van Gölü...</strong></p>

<p>İlk bakışta sıradan bir göl gibi görünse de, aslında dünyanın en sıra dışı ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapar. Çünkü Van Gölü'nün suları son derece sodalı ve tuzludur. Bu nedenle gölde çok az canlı yaşayabilir.</p>

<hr />
<p>Ancak milyonlarca yıldır bu zorlu koşullara uyum sağlayan bir tür vardır:</p>

<p><strong>İnci kefali...</strong></p>

<p>Bilimsel adı Alburnus tarichi olan bu balık, dünyada yalnızca Van Gölü Havzası'nda yaşar. Başka hiçbir gölde, nehirde veya denizde doğal olarak bulunmaz.</p>

<p>Bu nedenle inci kefali sadece bir balık değil, Van Gölü'nün yaşayan sembolüdür.</p>

<hr />
<h2><img alt="A W194263 01" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/a-w194263-01.webp" width="3840" /></h2>

<hr />
<h2><strong>MİLYONLARCA YILLIK UYUM HİKÂYESİ</strong></h2>

<p>Van Gölü yaklaşık 600 bin yıl önce oluştu.</p>

<p><strong>Zaman içinde gölün suları giderek daha alkali ve daha sodalı hale geldi. Bu değişim birçok canlı türünün yok olmasına neden oldu.</strong></p>

<p>Ancak inci kefali hayatta kalmayı başardı.</p>

<p>Uzmanlar, türün yüz binlerce yıl boyunca evrimsel değişimler geçirerek Van Gölü'nün sert koşullarına uyum sağladığını belirtiyor.</p>

<p><strong>Bugün göl suyunun pH değeri yaklaşık 9,8 seviyesindedir. Bu oran, birçok balık türünün yaşayamayacağı kadar yüksektir.</strong></p>

<p>Fakat inci kefali için burası evidir.</p>

<hr />
<p></p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="815" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/GupzqDzKkX8" title="İnci Kefali Göçü #van #shorts" width="460"></iframe></p>

<hr />
<h2><strong>NEDEN SADECE VAN BÖLGESİNDE YAŞIYOR?</strong></h2>

<p>İnci kefalinin dünyada yalnızca Van Havzası'nda bulunmasının temel nedeni, eşsiz biyolojik uyumudur.</p>

<p><strong>Bu balığın solungaç yapısı, metabolizması ve osmoregülasyon sistemi Van Gölü'nün sodalı sularına uyum sağlayacak şekilde gelişmiştir.</strong></p>

<p><strong>Başka göllerdeki balıklar Van Gölü'nde yaşayamazken, inci kefali de farklı ekosistemlerde uzun süre varlığını sürdüremez.</strong></p>

<p>Bilim insanları bu nedenle inci kefalini "endemik tür" olarak tanımlıyor.</p>

<p>Yani sadece belirli bir bölgede yaşayan ve dünyanın başka yerinde doğal olarak bulunmayan canlılardan biridir.</p>

<hr />
<h2><img alt="Incikefali Jpg20140525132522" class="detail-photo img-fluid" height="424" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/incikefali-jpg20140525132522.jpg" width="625" /></h2>

<hr />
<h2><strong>VAN HALKININ EKMEK KAPISI</strong></h2>

<p>İnci kefali, bölge ekonomisinin de temel taşlarından biridir.</p>

<p>Van, Bitlis ve çevre ilçelerde yaşayan binlerce aile geçimini inci kefali avcılığı ve ticaretinden sağlar.</p>

<p><strong>Yılda binlerce ton avlanan inci kefali, bölge sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biridir.</strong></p>

<p><strong>Özellikle kızartma, ızgara ve tandır usulü pişirme yöntemleriyle tüketilir.</strong></p>

<p>Protein bakımından zengin, yağ oranı düşük ve ekonomik bir besin kaynağıdır.</p>

<hr />
<h2><img alt="Akarsulara Goc Eden Inci Kefalinin Yolculugu 18684156 Amp" class="detail-photo img-fluid" height="765" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/akarsulara-goc-eden-inci-kefalinin-yolculugu-18684156-amp.jpg" width="1200" /></h2>

<hr />
<h2><strong>İNCİ KEFALİ NEYLE BESLENİR?</strong></h2>

<p>Van Gölü'nün zorlu koşullarında yaşayan inci kefali oldukça mütevazı bir beslenme düzenine sahiptir.</p>

<p>Başlıca besin kaynakları şunlardır:</p>

<p><strong>• Fitoplanktonlar</strong></p>

<p><strong>• Zooplanktonlar</strong></p>

<p><strong>• Mikroskobik su canlıları</strong></p>

<p><strong>• Algler</strong></p>

<p><strong>• Organik madde parçacıkları</strong></p>

<p>Bu canlılar gölün besin zincirinin temelini oluşturur.</p>

<p>İnci kefali de bu kaynakları kullanarak yaşamını sürdürür.</p>

<hr />
<h2><strong>DOĞANIN EN BÜYÜK MÜCADELELERİNDEN BİRİ</strong></h2>

<p>Her yıl bahar ayları geldiğinde Van Gölü kıyılarında olağanüstü bir hareketlilik başlar.</p>

<p>Nisan sonundan itibaren milyonlarca inci kefali üreme hazırlığına girişir.</p>

<p><strong>Çünkü Van Gölü'nün sodalı suları yumurtaların gelişimi için uygun değildir.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle balıklar doğdukları tatlı su kaynaklarına geri dönmek zorundadır.</strong></p>

<p>İşte o anda doğanın en etkileyici göçlerinden biri başlar.</p>

<p>Milyonlarca balık aynı anda akarsuların girişlerinde toplanır.</p>

<p>Akıntıya karşı yüzmeye başlar.</p>

<p>Önlerinde kayalar vardır.</p>

<p>Şelaleler vardır.</p>

<p>Yırtıcı kuşlar vardır.</p>

<p>İnsan kaynaklı tehditler vardır.</p>

<p>Ama onlar durmaz.</p>

<p>Çünkü bu yolculuk yaşamın devamı için zorunludur.</p>

<hr />
<h2><img alt="Van Golunde Yasayan Ve Yilin Belli Doneminde Ureme 1620981023002" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/van-golunde-yasayan-ve-yilin-belli-doneminde-ureme-1620981023002.jpg" width="1600" /></h2>

<hr />
<h2><strong>MURADİYE ÇAYI'NDAKİ BÜYÜK GÖSTERİ</strong></h2>

<p>Bu göçün en görkemli adreslerinden biri <strong>Muradiye Çayı</strong>'dır.</p>

<p><strong>Muradiye Çayı boyunca her yıl milyonlarca inci kefali akıntıya karşı ilerler.</strong></p>

<p>Özellikle çayın bazı bölümlerinde balıklar adeta uçarcasına suyun dışına sıçrar.</p>

<p>Kayaların üzerinden atlamaya çalışır.</p>

<p><strong>Bu görüntüler dünyanın birçok yerinden doğa fotoğrafçılarını ve belgesel ekiplerini bölgeye çeker.</strong></p>

<p><strong>Yaklaşık bir kilogram ağırlığındaki balıkların kendi boylarının birkaç katı yüksekliğe sıçrayabilmesi bilim insanlarının da ilgisini çekmektedir.</strong></p>

<p>Göç sırasında balıkların önemli bir bölümü yırtıcılar tarafından avlansa da, milyonlarcası yumurtlama alanlarına ulaşmayı başarır.</p>

<hr />
<h2>ÜREME DÖNEMİ</h2>

<p>İnci kefalinin üreme dönemi genellikle 15 Nisan ile 15 Temmuz arasındadır.</p>

<p>Bu süreçte balıklar Van Gölü'nden çıkarak;</p>

<p><strong>• Karasu Çayı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>• Bendimahi Çayı</strong></p>

<p><strong>• Deliçay</strong></p>

<p><strong>• Zilan Çayı</strong></p>

<p><strong>• Muradiye Çayı</strong> gibi akarsulara yönelir.</p>

<p>Dişiler binlerce yumurta bırakır.</p>

<p>Yumurtalar birkaç hafta içinde açılır.</p>

<p>Yavrular tatlı sularda büyümeye başlar.</p>

<p>Belirli bir gelişim döneminin ardından yeniden Van Gölü'ne dönerler.</p>

<p>Böylece yüz binlerce yıldır devam eden yaşam döngüsü tekrar başlar.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kefal10 Hbh8" class="detail-photo img-fluid" height="461" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/kefal10-hbh8.webp" width="820" /></h2>

<hr />
<h2>KORUMA ALTINDA MI?</h2>

<p><strong>İnci kefali Türkiye'nin koruma altındaki önemli doğal değerlerinden biridir.</strong></p>

<p>Üreme dönemlerinde avlanması yasaktır.</p>

<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığı ekipleri, jandarma, sahil güvenlik ve yerel kurumlar her yıl kaçak avcılıkla mücadele yürütmektedir.</strong></p>

<p>Göç dönemlerinde akarsuların girişleri ve yumurtlama alanları sıkı şekilde denetlenir.</p>

<p>Kaçak avlananlara ciddi para cezaları uygulanır.</p>

<p>Son yıllarda yapılan koruma çalışmaları sayesinde inci kefali popülasyonunda önemli artışlar gözlenmiştir.</p>

<hr />
<h2><strong>VAN GÖLÜ'NÜN KÜLTÜREL MİRASI</strong></h2>

<p><strong>İnci kefali Van'ın kültürüdür.</strong></p>

<p><strong>Ekonomisidir. Doğal mirasıdır.</strong></p>

<p>Her yıl düzenlenen İnci Kefali Göçü Festivalleri, bölgenin tanıtımına büyük katkı sağlar.</p>

<p>Binlerce ziyaretçi bu eşsiz doğa olayını izlemek için Van'a gelir.</p>

<p>Çünkü dünyada çok az canlı, yaşamını sürdürebilmek için bu kadar büyük bir mücadele verir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KEVSER YOLDAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, Trend</category>
      <guid>https://www.politikam.com/sodali-denizden-tatli-sulara-inci-kefalinin-efsanevi-yolculugu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/inci-kefalinin-efsanevi-yolculugu.png" type="image/jpeg" length="56089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşkın, Direnişin ve Umudun Şairi: Nazım Hikmet]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/askin-direnisin-ve-umudun-sairi-nazim-hikmet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/askin-direnisin-ve-umudun-sairi-nazim-hikmet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Haziran 1963'te hayata veda eden Nazım Hikmet, şiirleri, mücadeleleri, sürgün yılları, aşkları ve özgürlük arayışıyla yalnızca Türk edebiyatının değil, dünya şiirinin de en güçlü isimlerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<h2>3 Haziran 1963: Türkçe'nin En Büyük Şairlerinden Birinin Ardından</h2>

<p><strong>Türk ve dünya edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Nazım Hikmet Ran, 3 Haziran 1963 tarihinde Moskova'da yaşamını yitirdi. Ölümünün üzerinden onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen şiirleri, düşünceleri, mücadeleleri ve yaşam öyküsü hâlâ milyonlarca insan tarafından okunuyor, tartışılıyor ve yeni kuşaklara aktarılıyor.</strong></p>

<p>Nazım Hikmet yalnızca bir şair değil; aynı zamanda siyasi mücadelelerin, sürgünlerin, hapisliklerin, aşkların ve büyük özlemlerin içinden geçen bir yaşamın simgesiydi. Türk şiirine getirdiği yeniliklerle edebiyat tarihini değiştiren Nazım, dünya çapında tanınan ender Türk şairlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="5E1Eea2Dc9De3D19Cc93B97B" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/5e1eea2dc9de3d19cc93b97b.webp" width="750" /></h2>

<hr />
<h2>Selanik'ten Dünyaya Uzanan Bir Hayat</h2>

<p>Nazım Hikmet, 15 Ocak 1902 tarihinde Selanik'te dünyaya geldi. Babası Hikmet Bey, annesi Celile Hanım'dı. Ailesi Osmanlı bürokrasisi ve sanat çevreleriyle yakın ilişkiler içindeydi.</p>

<p>Çocukluk yıllarını Selanik, İstanbul ve Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde geçiren Nazım, henüz genç yaşlarda şiire ilgi duymaya başladı. İlk şiirlerini yazdığında henüz ortaokul çağındaydı.</p>

<p>Öğrenimini Mekteb-i Sultani ve ardından Heybeliada Bahriye Mektebi'nde sürdürdü. Ancak sağlık sorunları nedeniyle deniz subaylığı kariyerini tamamlayamadı.</p>

<hr />
<h2>Kurtuluş Savaşı Yılları ve Anadolu Yolculuğu</h2>

<p>1919 yılında Anadolu'da başlayan Milli Mücadele hareketi, genç Nazım üzerinde derin etkiler bıraktı.</p>

<p><strong>1921 yılında arkadaşı Vâlâ Nurettin ile birlikte Ankara'ya giderek Kurtuluş Savaşı'na katılmak istedi. Ancak cephede görev almak yerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde öğretmenlik yaptı.</strong></p>

<p>Bu süreçte toplumsal eşitsizlikleri, köylülerin yaşam koşullarını ve savaşın etkilerini yakından gözlemledi. Bu deneyimler ileride yazacağı şiirlerin temel kaynaklarından biri oldu.</p>

<hr />
<h2><img alt="600145E5C9De3D07284Ffe86" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/600145e5c9de3d07284ffe86.webp" width="750" /></h2>

<hr />
<h2>Moskova Yılları ve Şiirde Devrim</h2>

<p>1921 yılında Sovyetler Birliği'ne giden Nazım Hikmet, hayatının en önemli dönüm noktalarından birini yaşadı.</p>

<p><strong>Moskova'da öğrenim gördü ve dönemin önemli sanat çevreleriyle tanıştı. Burada özellikle Rus Fütürist şairlerinden etkilendi.</strong></p>

<p><strong>Geleneksel Türk şiirinin kalıplarını kırarak serbest ölçüyü kullanmaya başladı.</strong></p>

<p><strong>O güne kadar Türk şiirinde alışılmış olan hece ve aruz kalıplarının dışına çıkan Nazım, ritmi ve müzikaliteyi koruyarak yepyeni bir şiir dili yarattı.</strong></p>

<p>Bu yönüyle modern Türk şiirinin kurucularından biri olarak kabul edilir.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapak 163624" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/kapak-163624.webp" width="760" /></h2>

<hr />
<h2>Edebiyat Dünyasında Büyük Yükseliş</h2>

<p>1920'li ve 1930'lu yıllarda yayımladığı eserlerle dikkatleri üzerine çekti.</p>

<p>Başlıca eserleri arasında:</p>

<ul>
 <li><strong>835 Satır</strong></li>
 <li><strong>Jokond ile Si-Ya-U</strong></li>
 <li><strong>Varan 3</strong></li>
 <li><strong>Taranta Babu'ya Mektuplar</strong></li>
 <li><strong>Memleketimden İnsan Manzaraları</strong></li>
 <li><strong>Kuvâyi Milliye Destanı</strong></li>
 <li><strong>Şeyh Bedreddin Destanı</strong> yer aldı.</li>
</ul>

<p>Özellikle "Memleketimden İnsan Manzaraları", Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını anlatan devasa bir şiir külliyatı olarak değerlendirilmektedir.</p>

<hr />
<h2><img alt="Nazim Hikmet 1-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/nazim-hikmet-1-1.jpg" width="1920" /></h2>

<hr />
<h2>Hapishane Yılları: Ömrünün Büyük Bölümü Demir Parmaklıklar Ardında</h2>

<p>Nazım Hikmet'in hayatındaki en çarpıcı dönemlerden biri hapis yıllarıdır.</p>

<p>Siyasi düşünceleri ve yazıları nedeniyle birçok kez soruşturmaya uğradı.</p>

<p>1938 yılında açılan davalar sonucunda toplam 28 yılı aşkın hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Başta:</p>

<ul>
 <li><strong>Bursa Cezaevi</strong></li>
 <li><strong>Çankırı Cezaevi</strong></li>
 <li><strong>İstanbul Tevkifhanesi</strong></li>
</ul>

<p>olmak üzere çeşitli cezaevlerinde yaklaşık 13 yıl geçirdi.</p>

<p>Bu dönemde şiir üretimi hiç durmadı.</p>

<p>Birçok önemli eserini cezaevinde kaleme aldı. Hapishane onun için yalnızca bir ceza mekânı değil, aynı zamanda bir yazı ve düşünce atölyesine dönüştü.</p>

<hr />
<h2>Bursa Cezaevi ve Orhan Kemal</h2>

<p>Nazım Hikmet'in yaşamında Bursa'nın özel bir yeri vardır.</p>

<p><strong>Bursa Cezaevi'nde bulunduğu yıllarda genç bir mahkûm olan Orhan Kemal ile tanıştı.</strong></p>

<p><strong>Orhan Kemal'in edebiyata yönelmesinde Nazım'ın büyük etkisi olduğu kabul edilir.</strong></p>

<p>Türk edebiyatının iki önemli ismi arasındaki bu dostluk, edebiyat tarihinin en dikkat çekici ilişkilerinden biri olarak görülmektedir.</p>

<hr />
<h2><img alt="Fotoalbum 013.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="997" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/fotoalbum-013jpg.webp" width="1500" /></h2>

<hr />
<h2>Açlık Grevi ve Özgürlüğe Kavuşması</h2>

<p>1950 yılında dünya çapında yürütülen kampanyalar sonucunda Nazım Hikmet'in serbest bırakılması için büyük bir kamuoyu oluştu.</p>

<p>Aralarında:</p>

<ul>
 <li><strong>Pablo Picasso</strong></li>
 <li><strong>Jean-Paul Sartre</strong></li>
 <li><strong>Paul Robeson</strong> gibi birçok uluslararası isim Nazım'ın özgürlüğü için çağrılarda bulundu.</li>
</ul>

<p>Nazım Hikmet'in başlattığı açlık grevi de sürecin dönüm noktalarından biri oldu.</p>

<p>1950 affıyla serbest bırakıldı.</p>

<hr />
<h2>Yeniden Moskova: Sürgün Yılları</h2>

<p>Serbest kaldıktan sonra askerlik çağrılması ve güvenlik kaygıları nedeniyle 1951 yılında Türkiye'den ayrıldı.</p>

<p>Karadeniz üzerinden Romanya'ya, oradan da Sovyetler Birliği'ne geçti.</p>

<p>Hayatının son 12 yılını Moskova'da geçirdi.</p>

<p>Bu dönemde dünyanın birçok ülkesini dolaştı, uluslararası toplantılara katıldı ve şiirlerini farklı dillerde yayımladı.</p>

<hr />
<h2><img alt="Nazım Hikmet Wannart" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/nazim-hikmet-wannart.jpg" width="676" /></h2>

<hr />
<h2>Aşkları ve Kadınlar</h2>

<p>Nazım Hikmet'in yaşamı kadar aşkları da edebiyat tarihinin en çok konuşulan konularından biri oldu.</p>

<p>Hayatında önemli iz bırakan kadınlar arasında:</p>

<ul>
 <li><strong>Piraye Altınoğlu</strong></li>
 <li><strong>Münevver Andaç</strong></li>
 <li><strong>Vera Tulyakova</strong> yer aldı.</li>
</ul>

<p>Özellikle Piraye'ye yazdığı şiirler ve mektuplar Türk edebiyatının en etkileyici aşk metinleri arasında gösterilmektedir.</p>

<hr />
<h2>Mektuplarındaki İnsan</h2>

<p>Nazım Hikmet'in mektupları, onun yalnızca bir şair değil aynı zamanda son derece duyarlı bir insan olduğunu ortaya koyar.</p>

<p>Cezaevinden yazdığı mektuplarda:</p>

<ul>
 <li><strong>Özgürlük özlemi,</strong></li>
 <li><strong>Aşk,</strong></li>
 <li><strong>Memleket hasreti,</strong></li>
 <li><strong>İnsan sevgisi,</strong></li>
 <li><strong>Gelecek umudu</strong> ön plana çıkar.</li>
</ul>

<p>Bugün bu mektuplar, Türk edebiyatının en değerli belge ve tanıklıkları arasında kabul edilmektedir.</p>

<hr />
<h2>Dünya Edebiyatındaki Yeri</h2>

<p>Nazım Hikmet'in eserleri elliden fazla dile çevrildi.</p>

<p>Şiirleri dünyanın dört bir yanında yayımlandı.</p>

<p>Birçok eleştirmen tarafından;</p>

<ul>
 <li>
 <ol start="20">
  <li><strong>yüzyılın en önemli şairlerinden biri,</strong></li>
 </ol>
 </li>
 <li><strong>Modern şiirin öncü isimlerinden biri,</strong></li>
 <li><strong>Evrensel insanlık değerlerini savunan büyük bir sanatçı</strong> olarak değerlendirilmektedir.</li>
</ul>

<p>Şiirleri Rusça, İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca ve birçok dilde okurla buluşmuştur.</p>

<hr />
<h2>Ölümü ve Bitmeyen Hasreti</h2>

<p>3 Haziran 1963 sabahı Moskova'daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.</p>

<p>Vasiyeti Türkiye'de toprağa verilmek olsa da mezarı bugün hâlâ Novodeviçi Mezarlığı'ndadır.</p>

<p>Nazım Hikmet'in en bilinen dizelerinden biri, onun memleket özlemini de özetler:</p>

<p><strong><em>"Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni..."</em></strong></p>

<p>Bu dileği gerçekleşemedi; ancak şiirleri Türkiye'nin dört bir yanında yaşamaya devam etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><img alt="Nazim Hikmet Ran 011" class="detail-photo img-fluid" height="365" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/nazim-hikmet-ran-011.jpg" width="660" /></h2>

<hr />
<h2>Mirası</h2>

<p>Nazım Hikmet, ardında yalnızca şiir kitapları bırakmadı. O, Türkçenin sınırlarını genişleten, şiire yeni bir soluk kazandıran, sanat ile toplumsal sorumluluğu bir arada düşünen bir edebiyat anlayışının temsilcisi oldu.</p>

<p><strong>Ölümünün üzerinden geçen yıllara rağmen onun dizeleri hâlâ meydanlarda, kitaplarda, tiyatrolarda, şarkılarda ve insanların hafızasında yaşamayı sürdürüyor.</strong></p>

<p>Nazım Hikmet, yalnızca bir dönemin şairi değil; Türkiye'nin ve dünya edebiyatının unutulmaz seslerinden biri olarak varlığını koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/askin-direnisin-ve-umudun-sairi-nazim-hikmet</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/nazim-hikmet1.png" type="image/jpeg" length="27871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bandırma'da tarihi gece! Bordo Basketbol şampiyonluğu böyle kutladı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bandirmada-tarihi-gece-bordo-basketbol-sampiyonlugu-boyle-kutladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bandirmada-tarihi-gece-bordo-basketbol-sampiyonlugu-boyle-kutladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Basketbol Ligi Play-Off Finali’nde Gaziantep Basketbol’u mağlup ederek Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’ne yükselen Parmos Bordo Basketbol, şampiyonluk kupasını Bandırma’ya getirdi. Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran binlerce taraftar, yıllar sonra gelen büyük başarıyı oyuncular ve teknik ekiple birlikte kutladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Türkiye Basketbol Ligi Play-Off Finali’nde Gaziantep Basketbol’u mağlup ederek Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’ne yükselen Parmos Bordo Basketbol, şampiyonluk kupasını Bandırma’ya getirdi. Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran binlerce taraftar, yıllar sonra gelen büyük başarıyı oyuncular ve teknik ekiple birlikte kutladı.</strong></p>

<hr />
<p>Bandırma, basketbol tarihine geçecek gecelerden birine tanıklık etti. Türkiye Basketbol Ligi Play-Off Final Serisi’nde Gaziantep Basketbol karşısında üstün bir performans sergileyerek şampiyonluğa ulaşan Parmos Bordo Basketbol, Süper Lig biletini almasının ardından kupayı taraftarıyla buluşturdu.</p>

<p>Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen kutlama programına kulüp yöneticileri, teknik heyet, basketbolcular, altyapı sporcuları ve çok sayıda taraftar katıldı. Meydanı dolduran Bordo Basket sevdalıları, takımlarını tezahüratlar ve meşaleler eşliğinde karşıladı.</p>

<hr />
<h2><strong>Kupa Kaptan Orhan Hacıyeva’nın Ellerinde Yükseldi</strong></h2>

<p>Gece boyunca sahneye tek tek davet edilen oyuncular ve teknik ekip, taraftarların yoğun ilgisiyle karşılandı. Kutlamaların en coşkulu anı ise takım kaptanı Orhan Hacıyeva’nın şampiyonluk kupasını kaldırdığı an oldu. Meydanda büyük bir sevinç yaşanırken taraftarlar, uzun süre “Şampiyon Bandırma” tezahüratları yaptı.</p>

<hr />
<h2><strong>Sponsorlara Teşekkür, Taraftara Selam</strong></h2>

<p>Kutlama programında Bordo Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Onur Göçmez, kulübe destek veren sponsor firmalara teşekkür plaketi takdim etti. Ardından Kulüp Başkanı Özgür Kızıllar, yönetim kurulu üyeleri ve basketbolcular sahneye çıkarak taraftarı selamladı. Başarının arkasında yer alan tüm paydaşlara teşekkür edilirken, Süper Lig hedefinin kalıcı başarılarla taçlandırılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><strong>Bandırma Basketbolu Yeniden Zirvede</strong></h2>

<p>Parmos Bordo Basketbol’un elde ettiği başarı, yalnızca bir şampiyonluk olarak değil, Bandırma’nın köklü basketbol kültürünün yeniden yükselişi olarak değerlendiriliyor. Banvit döneminde Türkiye’nin en önemli basketbol merkezlerinden biri haline gelen Bandırma, son yıllarda yaşanan sıkıntıların ardından yeniden Basketbol Süper Ligi’nde temsil edilme hakkı kazandı. Kentteki basketbol heyecanı, özellikle genç sporcular ve altyapı oyuncuları için yeni bir umut kaynağı oldu.</p>

<hr />
<h2><strong>Demet Akalın Konseriyle Taçlanan Şampiyonluk</strong></h2>

<p>Şampiyonluk kutlamaları kapsamında sahne alan ünlü sanatçı Demet Akalın, sevilen şarkılarını Bandırmalılar için seslendirdi. Binlerce kişinin eşlik ettiği konser, kutlamalara renk kattı. Gece, havai fişek gösterileri ve şampiyonluk coşkusunun doruğa ulaştığı anlarla sona erdi.</p>

<hr />
<h2><strong>Süper Lig’de Yeni Hedefler</strong></h2>

<p>Parmos Bordo Basketbol’da gözler artık yeni sezona çevrildi. Süper Lig’e yükselmenin gururunu yaşayan Bandırma temsilcisinin, önümüzdeki dönemde kadro planlaması, transfer çalışmaları ve lig hazırlıklarıyla ilgili adımlar atması bekleniyor. Kulüp yönetimi, Bandırma’yı sadece Süper Lig’de yer alan bir takım değil, Türk basketbolunda yeniden söz sahibi olacak bir organizasyon haline getirmeyi hedefliyor. Taraftarlar ise şimdiden yeni sezonda Bandırma’nın basketbol şölenlerine ev sahipliği yapacağı günleri bekliyor.</p>

<hr />
<p><img alt="710252325 1630572422403305 2994039196090421880 N" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/710252325-1630572422403305-2994039196090421880-n.jpg" width="1000" /><img alt="710573486 1630572302403317 7362477914796321634 N" class="detail-photo img-fluid" height="1538" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/710573486-1630572302403317-7362477914796321634-n.jpg" width="2048" /><img alt="710078520 1630572299069984 4694631691732973696 N" class="detail-photo img-fluid" height="1534" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/710078520-1630572299069984-4694631691732973696-n.jpg" width="2048" /><img alt="710516875 1630572415736639 2737928656124203507 N" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/710516875-1630572415736639-2737928656124203507-n.jpg" width="2048" /><img alt="712703874 1561028235379524 4622321467629615677 N" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/712703874-1561028235379524-4622321467629615677-n.jpg" width="2048" /><img alt="A A 20260601 41552084 41552082 P A R M O S B O R D O B A S K E T B O L T A K I M I B A N D I R M A D A S A M P I Y O N L U G U K U T L A D I" class="detail-photo img-fluid" height="1848" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/a-a-20260601-41552084-41552082-p-a-r-m-o-s-b-o-r-d-o-b-a-s-k-e-t-b-o-l-t-a-k-i-m-i-b-a-n-d-i-r-m-a-d-a-s-a-m-p-i-y-o-n-l-u-g-u-k-u-t-l-a-d-i.jpg" width="4000" /><img alt="A A 20260601 41552084 41552083 P A R M O S B O R D O B A S K E T B O L T A K I M I B A N D I R M A D A S A M P I Y O N L U G U K U T L A D I" class="detail-photo img-fluid" height="1848" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/a-a-20260601-41552084-41552083-p-a-r-m-o-s-b-o-r-d-o-b-a-s-k-e-t-b-o-l-t-a-k-i-m-i-b-a-n-d-i-r-m-a-d-a-s-a-m-p-i-y-o-n-l-u-g-u-k-u-t-l-a-d-i.jpg" width="4000" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bandırma, MANŞET, SPOR</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bandirmada-tarihi-gece-bordo-basketbol-sampiyonlugu-boyle-kutladi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/bordo-basketbol-sampiyonluk-gecesi.png" type="image/jpeg" length="71746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutkanlık, dikkat dağınıklığı, odaklanma güçlüğü! Beyin sisine dikkat...]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/unutkanlik-dikkat-daginikligi-odaklanma-guclugu-beyin-sisine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/unutkanlik-dikkat-daginikligi-odaklanma-guclugu-beyin-sisine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yetersiz uyku, düzensiz beslenme, fiziksel hareketsizlik ve kronik stres beyin sisinin en sık görülen nedenleri arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <hr />
   <p>Son yıllarda giderek daha fazla kişinin yaşadığı “beyin sisi” (brain fog), unutkanlık, dikkat dağınıklığı, zihinsel yavaşlama ve odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Günlük yaşamı ve iş performansını olumsuz etkileyebilen bu durum; viral enfeksiyonlar, yoğun stres, uyku düzensizliği, vitamin eksiklikleri, hormonal değişiklikler ilişkilendirilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <hr />
   <p><strong>Beyin Sisi Yaşam Kalitesini Olumsuz Etkileyebiliyor</strong></p>

   <p>Central Hospital Nöroloji Uzmanı Dr. Sema TARGIT AKBAŞAK, beyin sisinin çoğu zaman yoğun iş temposu ve stresle ilişkilendirilmeden önce altta yatan tıbbi nedenlerin araştırılması gerektiğini belirtiyor. Beyin sisinin düşünme hızında yavaşlama, dikkat toplamada güçlük ve unutkanlık şeklinde ortaya çıkabildiğini ifade eden Dr. Sema TARGIT AKBAŞAK, bu durumun uzun sürmesinin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.</p>

   <hr />
   <p><strong>Uyku ve Beslenme Düzeni Büyük Önem Taşıyor</strong></p>

   <p>Yetersiz uyku, düzensiz beslenme, fiziksel hareketsizlik ve kronik stres beyin sisinin en sık görülen nedenleri arasında yer alıyor. Uyku kalitesindeki bozulmalar ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları, beynin bilişsel fonksiyonlarını doğrudan etkileyebiliyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve aktif yaşam tarzı, zihinsel performansın korunmasında önemli rol oynuyor.</p>

   <hr />
   <p><strong>Altta Yatan Sağlık Sorunları Araştırılmalı</strong></p>

   <p>Beyin sisinin yalnızca yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanmadığı, sağlık sorunlarının da belirtilere yol açabildiği belirtiliyor. Özellikle D vitamini, B12 vitamini ve E vitamini eksikliği, tiroit hastalıkları, unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve zihinsel yavaşlama gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Bu tür belirtilerin fark edilmesi ile altta yatan nedenlerin belirlenmesi için tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor.</p>

   <hr />
   <p><strong>Uzmanlar Erken Değerlendirme Öneriyor</strong></p>

   <p>Unutkanlık ve konsantrasyon sorunlarının, günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi ve hatta baş ağrısı, denge kaybı ve konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtilerle birlikte görülmesi halinde sağlık kuruluşlarına acilen başvurulması öneriliyor. Erken değerlendirme, olası sağlık sorunlarının tespit edilmesine ve uygun tedavi sürecinin planlanmasına yardımcı olabiliyor.</p>

   <hr />
   <p><strong>Beyin Sağlığını Korumak İçin Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları Şart</strong></p>

   <p>Beyin sağlığının korunmasında düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, stres yönetimi ve düzenli sağlık kontrolleri önemli rol oynuyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının zihinsel performansı desteklediği ve birçok durumda beyin sisi belirtilerinin azaltılmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

   <hr />
   <blockquote>
   <p><strong>Beyin Sisi Belirtileri Nelerdir?</strong></p>

   <p>• Günlük işlerde dikkat toplamakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü</p>

   <p>• Sık unutkanlık ve yeni bilgileri hatırlamakta zorluk</p>

   <p>• Düşünme hızında yavaşlama ve zihinsel bulanıklık hissi</p>

   <p>• Kelime bulmada güçlük ve konuşma sırasında duraksamalar</p>

   <p>• Basit zihinsel görevlerde bile çabuk yorulma ve mental tükenmişlik hissi</p>
   </blockquote>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.politikam.com/unutkanlik-dikkat-daginikligi-odaklanma-guclugu-beyin-sisine-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/beyin-sisi.png" type="image/jpeg" length="63352"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
