<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Balıkesir Haberleri</title>
    <link>https://www.politikam.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.politikam.com/rss/manset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 10:01:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/rss/manset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[“Haydi Abbas”ın İzleri Bu Evde: Cahit Sıtkı’nın Burhaniye’deki Evi Müzeye Dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/haydi-abbasin-izleri-bu-evde-cahit-sitkinin-burhaniyedeki-evi-muzeye-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/haydi-abbasin-izleri-bu-evde-cahit-sitkinin-burhaniyedeki-evi-muzeye-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk şiirinin unutulmaz isimlerinden Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Haydi Abbas” şiirinin hikâyesine ev sahipliği yapan Burhaniye’deki tarihi ev, restorasyonun ardından müze olarak ziyaretçilerini ağırlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1941-1943 yılları arasında askerlik yaptığı Burhaniye’de kaldığı tarihi ev, Burhaniye Belediyesi tarafından restore edilerek müzeye dönüştürülecek. Şairin “Haydi Abbas” şiiriyle özdeşleşen ev, edebiyat ve kültür meraklılarının ziyaretine açılacak.</strong></p>

<hr />
<h2>Cahit Sıtkı’nın Burhaniye yılları yeniden hayat buluyor</h2>

<p>Türk edebiyatının unutulmaz şairlerinden <strong>Cahit Sıtkı Tarancı’nın Burhaniye’de yaşadığı dönemde kaldığı ev, yeniden gün yüzüne çıkarılıyor.</strong> Burhaniye Belediyesi tarafından başlatılan restorasyon çalışmasıyla tarihi yapı, şairin ilçedeki anısını yaşatacak bir müzeye dönüştürülecek.</p>

<p>Memiş Mahallesi Haşimağa Caddesi üzerinde bulunan iki katlı ve yaklaşık 80 metrekarelik tarihi yapının restorasyonunda, binanın özgün dokusunun korunmasına özen gösteriliyor.</p>

<hr />
<h2>Tarancı 1941-1943 yıllarında Burhaniye’deydi</h2>

<p>Cahit Sıtkı Tarancı, İkinci Dünya Savaşı yıllarında askerlik görevini yerine getirmek üzere <strong>1941 yılında yedek subay olarak askere gitti.</strong> Kaynaklara göre şair, 1941-1943 yılları arasında Ankara, Burhaniye ve Ilıca’da görev yaptı.</p>

<p>Burhaniye’de bulunduğu dönemde Memiş Mahallesi'ndeki bu evde yaşayan Tarancı’nın, emir eri Abbas ile kurduğu dostluk da edebiyat tarihine <strong>“Haydi Abbas”</strong> şiiriyle geçti.</p>

<p>PEN Türkiye’nin aktardığı bilgilere göre Tarancı, Burhaniye’de kiraladığı evin üst katında kalırken, emir eri Abbas da evin alt katındaki küçük odada yaşıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>“Haydi Abbas”ın izleri bu evde</h2>

<p>Cahit Sıtkı Tarancı’nın en bilinen şiirlerinden <strong>“Haydi Abbas”</strong>, Burhaniye’deki askerlik günlerinin izlerini taşıyan eserlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Şiirin hikâyesinin merkezindeki Abbas’ın, Tarancı’nın Burhaniye’de askerlik yaptığı sırada tanıştığı emir eri Abbas oğlu Abbas olduğu aktarılıyor. Bu nedenle Burhaniye’deki tarihi ev, yalnızca bir konut olmanın ötesinde, Türk şiirinin hafızasında önemli bir yere sahip.</p>

<p>Daha önce de evin dış cephesine Tarancı’nın Burhaniye dönemine ve “Haydi Abbas” şiirine dikkat çeken bir tabela yerleştirilmişti. 2014 yılında yayımlanan bir haberde, evin Tarancı’nın askerlik döneminde kaldığı yapı olduğu ve “Haydi Abbas” şiirini burada yazdığı belirtilmişti.</p>

<hr />
<h2>Şairin hatıraları Diyarbakır’dan getirilecek</h2>

<p>Restorasyonun tamamlanmasının ardından tarihi ev, <strong>Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi</strong> olarak halkın ziyaretine açılacak.</p>

<p>Müzede, şairin doğup büyüdüğü Diyarbakır’dan getirilecek kişisel eşyaları ve hatıralarına da yer verilmesi planlanıyor. Böylece ziyaretçiler, Tarancı’nın yalnızca edebi kişiliğini değil, Burhaniye’de geçirdiği askerlik yıllarını ve günlük yaşamını da yakından tanıma fırsatı bulacak.</p>

<hr />
<h2>Burhaniye’nin kültür turizmine yeni bir durak</h2>

<p>Projenin tamamlanmasıyla birlikte, Cahit Sıtkı Tarancı’nın izlerini taşıyan tarihi evin Burhaniye’nin kültürel miras rotalarından biri haline gelmesi hedefleniyor.</p>

<p>Edebiyatseverlerin yanı sıra ilçenin tarihini ve kültürel değerlerini keşfetmek isteyen ziyaretçilerin de ilgisini çekmesi beklenen müze, <strong>Burhaniye’nin edebiyatla buluşan tarihi noktalarından biri</strong> olacak.</p>

<hr />
<h2>Deveciler: “Değerlerimizi geleceğe taşıyoruz”</h2>

<p>Burhaniye Belediye Başkanı <strong>Ali Kemal Deveciler</strong>, ilçenin tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmanın önemine dikkat çekerek, Cahit Sıtkı Tarancı’nın Burhaniye’de bıraktığı izlerin yaşatılmasının kendileri için büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Deveciler, tarihi yapının titizlikle restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılacağını ifade ederek, müze olarak hizmete açılacak evin Burhaniye’nin kültür hayatına önemli bir değer katacağına inandığını söyledi.</p>

<p><strong>Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1941-1943 yılları arasındaki Burhaniye günlerine tanıklık eden tarihi ev, restorasyonun tamamlanmasının ardından şairin anısını yaşatan özel bir kültür mekânı olarak kapılarını ziyaretçilere açacak.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="773429992 1613702920548457 5565898329751480691 N" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/773429992-1613702920548457-5565898329751480691-n.jpg" width="1440" /><img alt="774165519 2182987209323539 746566600760396836 N" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/774165519-2182987209323539-746566600760396836-n.jpg" width="1440" /><img alt="773981735 1079906454990477 8575150496629248991 N" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/773981735-1079906454990477-8575150496629248991-n.jpg" width="1440" /><img alt="773559703 1323215386292631 1800074996788678626 N" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/773559703-1323215386292631-1800074996788678626-n.jpg" width="1440" /><img alt="774165520 2720301678371006 3758633090276934570 N" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/774165520-2720301678371006-3758633090276934570-n.jpg" width="1440" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/haydi-abbasin-izleri-bu-evde-cahit-sitkinin-burhaniyedeki-evi-muzeye-donusuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/774165520-2720301678371006-3758633090276934570-n.jpg" type="image/jpeg" length="60210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kapadokya'nın gökyüzüne yazılmış sırrı! Yukarıdan bakmayan göremiyor...]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/kapadokyanin-gokyuzune-yazilmis-sirri-yukaridan-bakmayan-goremiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/kapadokyanin-gokyuzune-yazilmis-sirri-yukaridan-bakmayan-goremiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nevşehir’in Kapadokya manzarasına bakan tepelerinde, ilk bakışta antik çağlardan kalmış gibi görünen dev atlar, kuşlar, aslanlar, ağaçlar ve geometrik şekiller var. Ancak bu kez karşımızda binlerce yıllık bir uygarlığın kalıntıları değil, çağdaş sanatın toprağa bıraktığı izler bulunuyor. Avustralyalı sanatçı Andrew Rogers’ın “Rhythms of Life – Yaşamın Ritimleri” projesinin Kapadokya ayağındaki bu dev eserler, gökyüzünden bakıldığında gerçek anlamlarını ortaya çıkarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Kapadokya’yı bugüne kadar balonları, peri bacaları, yeraltı şehirleri, kaya kiliseleri ve vadileriyle tanıdık. Oysa bölgenin tepelerinde, turistlerin büyük bölümünün fark etmeden yanından geçtiği başka bir Kapadokya daha var.</p>

<p>Bu Kapadokya, <strong>taşlarla çizilmiş dev bir açık hava sanat galerisi.</strong></p>

<p>Ve bu galerinin sanatçısı Andrew Rogers.</p>

<hr />
<h2><img alt="Images (24)-4" class="detail-photo img-fluid" height="480" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-24-4.jpg" width="640" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Bir sanat eseri değil, toprağın üzerine kurulmuş dev bir dünya</strong></h2>

<p>Rogers’ın projesinin adı <strong>“Rhythms of Life”</strong>, yani <strong>“Yaşamın Ritimleri”</strong>.</p>

<p>Sanatçı, 1998’de başlayan ve farklı ülkelerde devam eden bu küresel projede insanlık tarihinin ortak sembollerini, o coğrafyaların kültürlerinden seçtiği motiflerle dev ölçekli arazi çalışmalarına dönüştürdü.</p>

<p>Kapadokya ise bu projenin en dikkat çekici duraklarından biri oldu.</p>

<p>Buradaki çalışmalar <strong>2007 yılında başladı</strong>. Proje 2009’da genişledi ve Türkiye’deki çalışmaların bir bölümü 2010 ve 2011 yıllarında tamamlandı. Kapadokya Jeoparkı, Karadağ’daki çalışmaları “Karadağ Jeoglifleri” olarak tanımlıyor ve Türkiye bölümünün 2007-2011 arasında tamamlandığını belirtiyor.</p>

<p>Rogers’ın kendi arşivinde ise Türkiye’deki eserler tarihleri, ölçüleri, kullanılan malzemeleri ve koordinatlarıyla tek tek kayıtlı.</p>

<p>Böylece Kapadokya’nın tepelerinde yalnızca tek bir heykel değil, birbirine yakın çok sayıda devasa çalışma ortaya çıktı.</p>

<hr />
<h2><img alt="0X0 Kapadokyanin Uzaydan Gorulen Heykelleri 1497415935284" class="detail-photo img-fluid" height="380" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/0x0-kapadokyanin-uzaydan-gorulen-heykelleri-1497415935284.webp" width="600" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Neden Kapadokya?</strong></h2>

<p>Bu sorunun cevabı aslında bölgenin kendisinde gizli.</p>

<p>Kapadokya, milyonlarca yıllık volkanik faaliyetlerin şekillendirdiği olağanüstü bir jeolojik coğrafya. Erciyes, Hasan Dağı ve çevredeki volkanik oluşumların bıraktığı tüf ve bazalt katmanları, zaman içinde rüzgâr ve suyun etkisiyle bugünkü vadileri ve kaya oluşumlarını meydana getirdi.</p>

<p>Rogers için burası yalnızca güzel bir manzara değildi.</p>

<p><strong>Taşın, toprağın, insanlık tarihinin ve doğanın aynı yerde buluştuğu bir açık hava laboratuvarıydı.</strong></p>

<p>Bu nedenle sanatçı, eserlerini doğadan kopuk bir müze salonuna yerleştirmek yerine doğrudan Kapadokya’nın arazisine yerleştirdi.</p>

<p>Üstelik kullanılan malzeme de bölgeyle uyumlu: volkanik kaya ve bazalt.</p>

<p>Kapadokya Jeoparkı’nın verilerine göre çalışmalarda yaklaşık <strong>11 bin ton taş</strong> kullanıldı. Taşların oluşturduğu duvarların toplam uzunluğu yaklaşık <strong>7 kilometreye</strong> ulaşıyor. Bazı monoblok bazalt sütunların ağırlığı ise 30 tona kadar çıkıyor. Projede bölge halkından yaklaşık 230 kişinin de emeği bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle buradaki sanat, sadece sanatçının atölyesinde üretip araziye getirdiği bir heykel değil.</p>

<p><strong>Araziyle birlikte üretilmiş bir sanat.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="Images (23)-3" class="detail-photo img-fluid" height="364" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-23-3.jpg" width="548" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Gökyüzünden bakmadan anlaşılmıyor</strong></h2>

<p>Kapadokya’daki Rogers eserlerinin en büyüleyici tarafı burada başlıyor.</p>

<p>Yerde yürürken dev taş duvarları, sütunları ve çizgileri görüyorsunuz.</p>

<p>Fakat yukarı çıktığınızda —özellikle balon, drone veya uydu görüntülerinde— şeklin bütünü ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir anda taş duvarlar bir <strong>ata</strong>, başka bir tepede <strong>kuşa</strong>, başka bir yerde <strong>aslana</strong>, <strong>hayat ağacına</strong> veya soyut bir forma dönüşüyor.</p>

<p>Bu yüzden eserler için “jeoglif” tanımı kullanılıyor.</p>

<p>Jeoglif, büyük ölçekli bir figürün veya sembolün doğrudan arazi üzerine oluşturulması anlamına geliyor.</p>

<p>Google Arts &amp; Culture da Kapadokya’daki bu yapıların en iyi <strong>yukarıdan</strong>, hatta sıcak hava balonundan görülebildiğine dikkat çekiyor. En uzak çalışmalar arasındaki mesafenin yaklaşık 2,5 kilometre olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla Kapadokya’da balona bindiğinizde yalnızca peri bacalarını seyretmiyorsunuz.</p>

<p>Aşağıda, insan eliyle oluşturulmuş çağdaş bir sanat haritasını da görme ihtimaliniz var.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapadokya1" class="detail-photo img-fluid" height="694" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya1.JPG" width="1139" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Kapadokya’nın atı: “The Gift”</strong></h2>

<p>Bu çalışmalar arasında belki de en kolay tanınanı <strong>“The Gift” – “Hediye”</strong>.</p>

<p>Eser <strong>2007 tarihli</strong>.</p>

<p>Yaklaşık <strong>60 metreye 60 metre</strong> ölçülerindeki çalışma volkanik kaya kullanılarak oluşturuldu. Andrew Rogers’ın kayıtlarında eserin koordinatları <strong>38°41'14.56"N, 34°46'42.76"E</strong> olarak veriliyor.</p>

<p>Peki neden at?</p>

<p>Çünkü Rogers bu figürü, Kapadokya’da bulunan <strong>yaklaşık 6 bin yıllık bir kaya oymasından</strong> esinlenerek tasarladığını belirtiyor.</p>

<p>At, Kapadokya’nın eski toplumlarındaki önemli rolü simgeliyor.</p>

<p>Tarım, ulaşım ve savaş kültürü açısından atın taşıdığı tarihsel anlam, Rogers’ın çağdaş yorumunda dev bir arazi figürüne dönüşüyor.</p>

<p>Böylece 6 bin yıllık bir sembol ile 21. yüzyıl sanatının dili aynı arazide buluşuyor.</p>

<p>Bu yönüyle “The Gift”, Kapadokya’daki projenin en güzel özeti gibi:</p>

<p><strong>Geçmişten alınan bir sembol, çağdaş sanatla yeniden toprağa yazılıyor.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="Images (22)-3" class="detail-photo img-fluid" height="501" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-22-3.jpg" width="399" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Rhythms of Life”: Hayatın değişken ritmi</strong></h2>

<p>Projenin adını taşıyan <strong>“Rhythms of Life”</strong> ise 2007 tarihli.</p>

<p>Yaklaşık <strong>100 metre uzunluğunda ve 90 metre genişliğinde</strong> olan eser, yine volkanik kaya kullanılarak oluşturuldu.</p>

<p>Rogers bu çalışmada şekil ve çizgilerin yan yana gelişini, hayatın öngörülemeyen yolculuğuna bağlıyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle bu eser belirli bir hayvanı ya da tarihi nesneyi anlatmaktan çok, <strong>hayatın değişkenliğini</strong> temsil ediyor.</p>

<p>Yukarıdan bakıldığında birbirini takip eden çizgiler ve kıvrımlar, Kapadokya arazisinin doğal hareketleriyle adeta birleşiyor.</p>

<hr />
<h2><strong>“Grind”: Bir değirmen taşının hikâyesi</strong></h2>

<p>2009 tarihli <strong>“Grind”</strong>, 100 metreye 100 metrelik dev bir arazi çalışması.</p>

<p>Bu eserin ilham kaynağı ise çok daha yerel:</p>

<p><strong>Göreme'nin yaşlılarına ait eski bir değirmen taşı.</strong></p>

<p>Rogers, günlük yaşamın sıradan bir nesnesini dev bir çağdaş sanat formuna dönüştürüyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, projenin en önemli özelliklerinden birini ortaya koyuyor:</p>

<p>Sanatçı Kapadokya'ya kendi sembollerini dayatmıyor; <strong>bölgenin geçmişinden aldığı izleri çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumluyor.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="Hayat Ağacı" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/hayat-agaci.jpg" width="1500" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Sustenance”: Hayat ağacı</strong></h2>

<p>Bir başka çalışma olan <strong>“Sustenance”</strong>, yani “Beslenme/Yaşamı Sürdürme”, 2009 tarihli.</p>

<p>Yaklaşık 100 metreye 100 metre ölçülerindeki eser, <strong>hurma ağacı motifinden</strong> yararlanıyor.</p>

<p>Rogers'ın açıklamasına göre motif, Kayseri-Talas yolu üzerindeki 13. yüzyıla ait bir kraliyet mezarında bulunan tasvirden esinleniyor.</p>

<p>Buradaki ağaç yalnızca bir bitki değil.</p>

<p><strong>Yaşam, süreklilik ve beslenme</strong> fikrinin sembolü olarak kullanılıyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="Images (20)-3" class="detail-photo img-fluid" height="479" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-20-3.jpg" width="640" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Siren”: İnsan başlı kuş</strong></h2>

<p>Kapadokya'nın en gizemli figürlerinden biri ise <strong>“Siren”</strong>.</p>

<p>2009 tarihli eser yaklaşık <strong>100 metreye 69 metre</strong> boyutlarında.</p>

<p>Rogers'ın açıklamasına göre figür, <strong>insan başı ve kuş gövdesinden</strong> oluşuyor.</p>

<p>Bu formun kaynağı şamanistik inançlar.</p>

<p>Kuş-insan figürlerinin insanların yeraltı dünyasına ve gökyüzüne yaptığı yolculuklara eşlik ettiğine ilişkin inançlardan yararlanılmış.</p>

<p>Böylece eser, Kapadokya'nın tarihsel coğrafyasını doğrudan kopyalamak yerine daha evrensel bir sembol üzerinden yorumluyor.</p>

<hr />
<h2><strong>“Strength”: Çift gövdeli aslan</strong></h2>

<p>Bir başka çarpıcı figür <strong>“Strength” – “Güç”</strong>.</p>

<p>2009 tarihli eser yaklaşık <strong>50 metreye 100 metre</strong> ölçülerinde.</p>

<p>Figürün kaynağı ise Aksaray'ın <strong>Sultanhanı</strong> ilçesinde bulunan bir görüntü.</p>

<p>Rogers burada <strong>tek başlı, çift gövdeli aslan</strong> motifini kullanıyor.</p>

<p>Aslanın seçilmesi tesadüf değil.</p>

<p>Güç, koruma ve iktidar gibi kavramlar, Anadolu'nun tarihsel sanatında aslan figürünün taşıdığı anlamlarla birleşiyor.</p>

<p>Eserin taş duvarlarının toplam uzunluğu yaklaşık <strong>830 metre</strong>.</p>

<hr />
<h2><img alt="Images (21)-3" class="detail-photo img-fluid" height="551" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-21-3.jpg" width="556" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Time and Space”: Zaman ve Mekân</strong></h2>

<p>Parkın adını da veren en etkileyici çalışmalardan biri <strong>“Time and Space”</strong>.</p>

<p>Bu kez yerde çizilmiş dev bir hayvan figürü değil, gökyüzüne doğru yükselen <strong>12 bazalt sütun</strong> var.</p>

<p>Rogers, sütunların hem yüksekliklerinde hem de aralarındaki mesafelerde <strong>Fibonacci dizisinin</strong> matematiksel düzeninden yararlanıyor.</p>

<p>Çalışmanın ölçüleri yaklaşık <strong>24 metre uzunluk, 16 metre genişlik ve 5,3 metre yükseklik</strong>.</p>

<p>Burada sanat, tarihsel sembollerden matematiğe geçiyor.</p>

<p>Doğanın düzeni, insanın ölçme isteği ve zaman kavramı aynı kompozisyonda buluşuyor.</p>

<hr />
<h2><strong>“Yesterday, Today, Tomorrow”</strong></h2>

<p>Bir diğer çalışma ise doğrudan zaman kavramını sorguluyor:</p>

<p><strong>“Yesterday, Today, Tomorrow” – “Dün, Bugün, Yarın”.</strong></p>

<p>2009 tarihli eserde yaklaşık 6 metre yüksekliğinde taşlar, bir üçgen form ve çevresindeki taş çemberle bir araya geliyor.</p>

<p>Mesajı ise son derece yalın:</p>

<p><strong>Hayat devam ediyor.</strong></p>

<p>Geçmiş, şimdi ve gelecek birbirinden kopuk üç dönem değil; aynı döngünün parçaları olarak düşünülüyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapadokya-1" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya-1.jpg" width="1500" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Predicting the Past”: Geçmişi öngörmek mümkün mü?</strong></h2>

<p>İsmi bile bir soru taşıyor:</p>

<p><strong>“Predicting the Past” – “Geçmişi Öngörmek”.</strong></p>

<p>Bir kemer formu üzerine kurulu eser, Rogers'ın ifadesiyle geçmiş ile gelecek arasındaki farkı sorguluyor.</p>

<p>Kemer, bir taraftan geçmişin mimari izlerini hatırlatırken diğer taraftan geleceğe açılan bir geçit gibi düşünülebilir.</p>

<p>Kapadokya gibi binlerce yıllık medeniyetlerin üst üste yaşadığı bir coğrafyada bu fikir daha da güçlü hale geliyor.</p>

<hr />
<h2><strong>“A Day on Earth”: Kapadokya'nın en büyük yapılarından biri</strong></h2>

<p>Rogers'ın Türkiye'deki çalışmalarının en büyüklerinden biri <strong>“A Day on Earth”</strong>.</p>

<p>Bazalt ve volkanik kaya kullanılan eser yaklaşık <strong>31,5 metre uzunluğunda, 51 metre genişliğinde ve 19,5 metre yüksekliğinde</strong>.</p>

<p>Sanatçının kayıtlarında bu yapının “Time and Space” parkındaki en büyük yapılardan biri olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu çalışma aynı zamanda projenin zaman içinde nasıl geliştiğini de gösteriyor.</p>

<p>2011 yılında yıldırım düşmesi sonucunda yapının yaklaşık 9 metre yüksekliğindeki kemerinin üst bölümü yıkılmış ve ortaya bir çeşit <strong>“çağdaş harabe”</strong> çıkmıştı.</p>

<p>Rogers daha sonra Kapadokya'ya dönerek yapıyı yeniden ele aldı ve daha büyük bir bazalt kemer oluşturdu.</p>

<p>Burada sanat eseri artık yalnızca sanatçının yaptığı şey değil; <strong>doğa olayının müdahalesini de bünyesine alan yaşayan bir yapı</strong> haline geliyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapadokya (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1000" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya-2.jpg" width="750" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Proje 2010'da bitmedi</strong></h2>

<p>Kapadokya'daki Rogers eserleri anlatılırken sık yapılan bir hata, bütün çalışmaların 2007-2009 arasında tamamlandığını söylemek.</p>

<p>Aslında proje daha uzun bir zaman dilimine yayılıyor.</p>

<p>Rogers'ın resmi arşivinde <strong>2010 tarihli “Listen” ve “Sentinels”</strong>, 2011 tarihli <strong>“Presence”</strong> de Türkiye bölümünde yer alıyor.</p>

<p>“Listen”, doğal kayaya oyulmuş bir amfitiyatro ve 15 metre yüksekliğinde bazalt kemerden oluşuyor.</p>

<p>Sanatçının bu çalışmaya verdiği anlam ise son derece şiirsel:</p>

<p><strong>“Toprağın sessizliğini dinlemek.”</strong></p>

<p>“Sentinels” ise 6 metre yüksekliğinde sekiz bazalt sütundan oluşuyor ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğu simgeliyor.</p>

<p>2011 tarihli “Presence” ise 24 bazalt sütundan meydana geliyor ve yaklaşık <strong>2,5 kilometrelik Time and Space land art parkı</strong> içerisinde bulunuyor.</p>

<hr />
<h2><strong>11 bin ton taş nasıl bir sanat eserine dönüştü?</strong></h2>

<p>Bu sorunun cevabı, projenin ölçeğini anlamak açısından önemli.</p>

<p>Kapadokya'daki çalışmalar için yaklaşık <strong>11 bin ton taş</strong> kullanıldı.</p>

<p>Yaklaşık <strong>7 kilometrelik taş duvarlar</strong> oluşturuldu.</p>

<p>Bazı taş bloklar 30 tona kadar ulaştı.</p>

<p>Ve bütün bu çalışma, yalnızca sanatçının ve ekibinin değil, bölge halkının da katılımıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Kapadokya Jeoparkı'nın verdiği bilgiye göre projede yaklaşık <strong>230 yerel kişi</strong> görev aldı. Taşların taşınmasından duvarların örülmesine, zeminin hazırlanmasından bazalt sütunların dikilmesine kadar farklı aşamalarda yerel emek kullanıldı.</p>

<p>Bu nedenle Rogers'ın Kapadokya projesi aynı zamanda <strong>yerel halk ile uluslararası çağdaş sanatın buluşması</strong> olarak da okunabilir.</p>

<hr />
<h2><strong>Andrew Rogers kimdir?</strong></h2>

<p>Andrew Rogers, <strong>1947 doğumlu Avustralyalı bir çağdaş heykeltıraş ve arazi sanatçısıdır.</strong></p>

<p>Uluslararası ölçekte tanınan sanatçının eserleri dünyanın farklı bölgelerinde sergilendi ve çok sayıda kamu ve özel koleksiyonda yer aldı.</p>

<p>Rogers'ın sanat anlayışında ölçek önemli bir yere sahip.</p>

<p>Bir galeriye sığacak heykel yerine kimi zaman <strong>dağları, tepeleri ve çölleri sanat eserinin kendisine dönüştürüyor.</strong></p>

<p>Sanatçının “Rhythms of Life” projesi de bu anlayışın en büyük örneklerinden.</p>

<p>Rogers'ın kendi ifadesiyle sanatındaki temel meselelerden biri, malzemeleri yeni biçimlerde kullanarak onlara daha önce görülmemiş biçimde anlam ve form kazandırmak.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapadokya2" class="detail-photo img-fluid" height="391" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya2.JPG" width="962" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Dünyanın dört bir yanına yayılan “Yaşamın Ritimleri”</strong></h2>

<p>Kapadokya bu projenin tek adresi değil.</p>

<p>“Rhythms of Life” farklı kıtalarda ve farklı kültürlerin yaşadığı coğrafyalarda uygulandı.</p>

<p><strong>İsrail, Şili, Sri Lanka, Avustralya, Çin, İzlanda, Hindistan, Türkiye, ABD, Kenya, Antarktika ve Namibya gibi çok farklı bölgeler projede yer aldı.</strong></p>

<p>Kapadokya'daki eserlerin özelliği ise Anadolu'nun tarihsel ve kültürel sembollerinden beslenmesi.</p>

<p>Yani aynı sanat projesi farklı ülkelerde farklı bir “yerel hafıza” ile yeniden şekilleniyor.</p>

<p>Kapadokya'da at, aslan, hayat ağacı, şamanistik kuş figürü, değirmen taşı ve Anadolu'nun tarihsel sembolleri öne çıkarken başka coğrafyalarda farklı kültürel referanslar kullanılıyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Peki bu eserler gerçekten uzaydan görülebiliyor mu?</strong></h2>

<p>Bu ifade biraz dikkatli kullanılmalı.</p>

<p>Eserlerin <strong>Google Earth ve uydu görüntülerinde açık biçimde seçilebilmesi</strong>, onların olağanüstü büyüklüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>“Uzaydan görülen heykeller” ifadesi bu nedenle yaygın biçimde kullanılıyor.</p>

<p>Ancak seyahat açısından daha etkileyici olan gerçek şu:</p>

<p><strong>Bir sıcak hava balonundan baktığınızda bu eserlerin ne olduğu çok daha iyi anlaşılıyor.</strong></p>

<p>Çünkü yerde yalnızca taş duvar olarak gördüğünüz şekiller, yukarıdan bir anda dev bir çizime dönüşüyor.</p>

<p>Bu nedenle Rogers'ın Kapadokya eserleri için en iyi seyir noktası yalnızca bir tepenin zirvesi değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yükseklik.</strong></p>

<p>Balon, hava aracı, uygun bir yüksek nokta veya üstten çekilmiş drone görüntüsü, eserin gerçek kompozisyonunu ortaya çıkarıyor. Google Arts &amp; Culture da çalışmaların yukarıdan, özellikle sıcak hava balonundan daha iyi algılanabildiğini belirtiyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapadokya3" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya3.jpg" width="1500" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Bu eserleri görmek için Kapadokya'ya gidenler ne yapmalı?</strong></h2>

<p>Karadağ'daki eserler, Göreme'nin klasik turizm rotalarının biraz dışında kalıyor.</p>

<p>Kapadokya Jeoparkı'nın tanımına göre bölge, <strong>Nevşehir–Avanos yolu üzerindeki Karadağ yamaçlarında</strong> bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle burası, Göreme Açık Hava Müzesi gibi doğrudan yoğun ziyaretçi akışının olduğu klasik bir ören yeri deneyimi sunmuyor.</p>

<p>Burası daha çok:</p>

<p><strong>“Haritada yerini bul, araziye çık, yürüyerek keşfet ve yukarıdan bütünü gör”</strong> türünde bir deneyim.</p>

<p>Arazi koşulları nedeniyle ziyaret öncesinde yerel rehberlerden ve güncel bölgesel kaynaklardan ulaşım ve yürüyüş koşullarının öğrenilmesi önemli.</p>

<p>Çünkü bu eserlerin asıl güzelliği, bir müze salonunda önlerine tabela konularak anlatılmalarında değil; <strong>Kapadokya arazisiyle birlikte görülmelerinde.</strong></p>

<hr />
<h2><strong>Bir balon yolculuğundan daha fazlası</strong></h2>

<p>Kapadokya'da sıcak hava balonuna binenlerin çoğu gözünü peri bacalarından ayırmıyor.</p>

<p>Oysa aşağıya biraz daha dikkatli bakıldığında başka şekiller beliriyor.</p>

<p>Bir at.</p>

<p>Bir kuş.</p>

<p>Bir aslan.</p>

<p>Bir ağaç.</p>

<p>Bir çember.</p>

<p>Taş sütunlar.</p>

<p>Kemerler.</p>

<p>Geometrik düzenler...</p>

<p>Ve sonra insan şu soruyu soruyor:</p>

<p><strong>“Bunlar gerçekten burada mıydı?”</strong></p>

<p>Cevap:</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Ama bazıları için ilham kaynağı binlerce yıl önce bu topraklarda vardı.</p>

<p>Rogers'ın yaptığı şey, o eski sembolleri çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlamak oldu.</p>

<hr />
<h2><img alt="Kapadokya4" class="detail-photo img-fluid" height="997" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya4.webp" width="1500" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Kapadokya'nın görünmeyen yüzü</strong></h2>

<p>Kapadokya'nın en büyük özelliği, geçmişle bugünü aynı manzarada buluşturabilmesi.</p>

<p>Bir vadinin içinde milyonlarca yıllık jeolojik oluşumlar bulunuyor.</p>

<p>Bir kayanın içinde binlerce yıllık insan izleri var.</p>

<p>Bir başka noktada Bizans döneminden kalma kiliseler karşınıza çıkıyor.</p>

<p>Ve aynı coğrafyada, 2007'den itibaren çağdaş bir Avustralyalı sanatçı toprağa dev semboller işliyor.</p>

<p>Bu nedenle Andrew Rogers'ın eserleri Kapadokya'da yalnızca “modern heykeller” olarak görülmemeli.</p>

<p>Onlar, <strong>geçmişin sembolleriyle bugünün sanatının aynı arazi üzerinde yaptığı bir konuşma.</strong></p>

<p>Belki de bu yüzden Karadağ'a bakarken yalnızca bir sanat eserine bakmıyorsunuz.</p>

<p><strong>İnsanlığın toprağa bıraktığı izlerin devamına bakıyorsunuz.</strong></p>

<p>Ve Kapadokya'nın gökyüzünden görünen bu dev çizimleri, bölgenin peri bacaları kadar etkileyici ama hâlâ yeterince keşfedilmemiş sırlarından biri olarak karşımızda duruyor.</p>

<hr />
<h3><strong>Yola çıkmadan önce</strong></h3>

<p>Andrew Rogers'ın Türkiye'deki eserlerinin isimleri ve koordinatları sanatçının resmi arşivinde tek tek yayımlanıyor. Örneğin <strong>The Gift, Rhythms of Life, Grind, Sustenance, Siren, Strength, Time and Space, Yesterday Today Tomorrow, Predicting the Past, Listen, Sentinels, A Day on Earth ve Presence</strong> burada listeleniyor.</p>

<p>Bu nedenle Kapadokya seyahatini yalnızca “Göreme–Uçhisar–Avanos” üçgeninde düşünmek yerine, <strong>Karadağ jeogliflerini de rotaya eklemek</strong>, bölgenin çağdaş sanatla kurduğu ilişkiyi görmek isteyenler için bambaşka bir deneyim sunabilir.</p>

<p><strong>Çünkü Kapadokya'nın bazı hikâyeleri yere bakınca değil, gökyüzüne çıkınca okunuyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KEVSER YOLDAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SEYAHAT</category>
      <guid>https://www.politikam.com/kapadokyanin-gokyuzune-yazilmis-sirri-yukaridan-bakmayan-goremiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/kapadokya4.webp" type="image/jpeg" length="10384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burhaniye Belediyesi’nden Atık Yağ Kampanyası: 3 Litre Getirene 1 Litre Yemeklik Yağ]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/burhaniye-belediyesinden-atik-yag-kampanyasi-3-litre-getirene-1-litre-yemeklik-yag</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/burhaniye-belediyesinden-atik-yag-kampanyasi-3-litre-getirene-1-litre-yemeklik-yag" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burhaniye Belediyesi, çevre kirliliğinin önüne geçmek ve bitkisel atık yağları geri dönüşüme kazandırmak amacıyla yeni bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında 3 litre bitkisel atık yağ getiren vatandaşlara 1 litre yemeklik yağ hediye edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Burhaniye Belediyesi, çevre kirliliğinin önüne geçmek ve bitkisel atık yağları geri dönüşüme kazandırmak amacıyla yeni bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında 3 litre bitkisel atık yağ getiren vatandaşlara 1 litre yemeklik yağ hediye edilecek.</strong></p>

<p>Burhaniye Belediyesi, çevrenin korunması ve atık yağların geri dönüşüme kazandırılması amacıyla yeni bir çevre projesini hayata geçirdi.</p>

<p>Belediye tarafından başlatılan kampanya kapsamında, <strong>3 litre bitkisel atık yağını toplayarak belediyeye teslim eden vatandaşlara 1 litre yemeklik yağ hediye edilecek.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h3><strong>Atık yağlar lavaboya dökülmemeli</strong></h3>

<p>Belediye, kampanya ile özellikle bitkisel atık yağların lavabolara dökülmesinin önüne geçmeyi ve vatandaşları atıkların kaynağında ayrıştırılması konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Kampanya kapsamında vatandaşlara, <strong>“Atık yağ getir, doğayı koru”</strong> çağrısı yapılırken, biriktirilen bitkisel atık yağların geri dönüşüme kazandırılmasıyla doğal kaynakların korunmasına katkı sağlanacağı vurgulandı.</p>

<p>Burhaniye Belediyesi tarafından yapılan bilgilendirmede, bitkisel atık yağların doğaya bırakılmasının çevre açısından ciddi zararlar oluşturabileceğine dikkat çekilerek, vatandaşların atık yağlarını biriktirmeleri istendi.</p>

<hr />
<h3><strong>Kampanya hakkında bilgi ve iletişim</strong></h3>

<p>Kampanyayla ilgili bilgi almak isteyen vatandaşlar, <strong>Burhaniye Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’ne 0 (266) 412 64 50 - Dahili 125</strong> numarasından ulaşabilecek.</p>

<p>Belediyenin <strong>WhatsApp Şikayet Hattı</strong> ise <strong>0 (505) 190 07 07</strong> numarası üzerinden hizmet veriyor.</p>

<p>Burhaniye Belediyesi, kampanyayla hem atık yağların ekonomiye yeniden kazandırılmasını hem de çevre bilincinin güçlendirilmesini amaçlıyor.</p>

<hr />
<p><img alt="774461399 1410571410935847 6550720503521659513 N" class="detail-photo img-fluid" height="513" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/774461399-1410571410935847-6550720503521659513-n.jpg" width="640" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Burhaniye, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/burhaniye-belediyesinden-atik-yag-kampanyasi-3-litre-getirene-1-litre-yemeklik-yag</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/d104b5c8-62d3-4dac-868e-4a5741b02878.png" type="image/jpeg" length="93014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir kap mama, bir kap su, ama biraz da saygı!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bir-kap-mama-bir-kap-su-ama-biraz-da-saygi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bir-kap-mama-bir-kap-su-ama-biraz-da-saygi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İyilik yaparken çevreyi kirletmemek, hijyen kurallarına dikkat etmek ve aynı yaşam alanını paylaştığımız insanları rahatsız etmemek de bizim sorumluluğumuz. Çünkü gerçek iyilik, hem sokak canlarını yaşatmayı hem de ortak yaşam alanlarına saygı göstermeyi gerektiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Sokak canlarını neden besliyoruz?</strong></p>

<p>Aç kalmaları vicdanımızı tırmalıyor çünkü. Onları seviyoruz. şehrin sokaklarında yalnızca biz yaşamıyoruz. Kediler de var, köpekler de… Kuşlar, böcekler, ağaçlar, çiçekler ve bizim fark etmediğimiz nice canlıyla aynı hayatı paylaşıyoruz.</p>

<p>Bazen bir kap mama, bazen bir kap su bırakıyoruz önlerine. Hele şu sıcak yaz günlerinde, bir kap suyun onlar için ne kadar kıymetli olduğunu düşünmek bile yeter.</p>

<p>Peki bununla bitiyor mu?</p>

<p><strong>Biz çocukken mahallelerin başka bir ruhu vardı. Mahalle çeşmeleri vardı. Sokakta oynayan çocuklar vardı. Çocuklar, sokak canlarının en yakın dostlarıydı.</strong> Bir köşeye karton bir kutu koyup kediye, köpeğe kendilerince bir yuva yaparlardı. Evden aldıkları ekmek, peynir kırıntılarını önlerine bırakır, sokağa atılmış bir pet şişeye su doldurup içirirlerdi.</p>

<p><strong>Kimse onlara bunu öğretmek için kitap yazmazdı. Çocuklar görerek öğrenirdi.</strong></p>

<p>Şimdi şehirler büyüdü, mahalleler değişti. <strong>Çocuklar apartmanların, sitelerin, güvenlikli alanların içine sıkıştı. Sokakla kurdukları bağ azaldı. Belediyelerin yaptığı çocuk parklarının sınırları içinde büyüyen bir kuşak var artık.</strong></p>

<p>Yine de eski mahalle kültürünün biraz olsun yaşadığı sokaklarda, kedilerle köpeklerle oynayan çocukları görmek insanın içini ısıtıyor.</p>

<p>Çünkü çocuklar bir canlıya dokunmayı, onu korumayı, onun da acıktığını ve susadığını görmeyi öğreniyor.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>Biz yetişkinlere düşen ise bu bağı tamamen koparmamak.</strong></p>

<p>Şehir hayatı değişti. Sokak canlarının doğal yaşam alanları daraldı. <strong>Avlanma ve yiyecek bulma yetenekleri, insan eliyle şekillenen şehir yaşamında eskisi kadar işe yaramıyor.</strong> Doğal ortamlarından uzaklaştırılmış, betonun ve asfaltın arasında yaşamaya çalışan hayvanlardan söz ediyoruz.</p>

<p>Elimizden geldiğince, bütçemiz yettiğince onlara destek olmak bu nedenle önemli.</p>

<p>Herkes kedi ya da köpek sevmek zorunda değil.</p>

<p>Bunu da biliyoruz.</p>

<p>Sevmeyen var, korkan var, rahatsız olan var. Onları görmezden gelen de var.</p>

<p>Ama aynı sokakta yaşayan insanların önemli bir bölümü için sokak canları hayatın bir parçası. <strong>Mama almaya gücü yetmeyen, akşam yemeğinden kalan uygun yiyecekleri temiz bir kapla önlerine koyup karınlarının doyduğunu görünce mutlu olan insanlar var.</strong></p>

<p>İşte tam burada başka bir sorumluluk başlıyor.</p>

<p>İyilik yaparken başkasına rahatsızlık vermemek.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>Tencerede kalan yemeği olduğu gibi kaldırıma dökmek, bir ağacın dibine yemek suyuyla ıslatılmış ekmekleri saçmak, yemek artıklarını sokağın ortasına bırakmak sokak canlarını beslemek olabilir ama doğru bir besleme yöntemi değildir.</strong></p>

<p>Üstelik yalnızca görüntü kirliliği yaratmaz.</p>

<p>Kötü kokuya, böceklenmeye, hijyen sorunlarına ve çevre kirliliğine neden olabilir. Aynı apartmanda, aynı sokakta, aynı mahallede yaşayan insanların da yaşam alanıdır orası.</p>

<p>Bir başkasının kapısının önüne yemek artığı dökülmesini istemiyorsak, bunu sokak canları için de yapmamalıyız.</p>

<p>Çünkü hayvanları sevmenin yolu, onları yaşadıkları çevreyi kirleterek beslemekten geçmiyor.</p>

<p><strong>Bir kap kullanmak çok zor değil.</strong></p>

<p><strong>Suyu temiz bir kapta vermek çok zor değil.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yemeği ya da mamayı uygun bir yere bırakmak, işimiz bittiğinde kabı ve çevresini temizlemek çok zor değil.</p>

<p>Böyle yaptığımızda hem sokak canlarının sağlığını koruruz hem de mahallemizi paylaşan insanların yaşam hakkına ve temizlik hassasiyetine saygı göstermiş oluruz.</p>

<p>Unutmamak gerekiyor: Sokak da ortak yaşam alanımız.</p>

<p>Kedi de orada yaşıyor, köpek de. Çocuk orada oynuyor, yaşlı oradan geçiyor, esnaf dükkânının önünde duruyor, apartman sakini penceresini açıyor.</p>

<p><strong>Birinin iyiliği, diğerinin rahatsızlığına dönüşmemeli.</strong></p>

<hr />
<p><strong>***</strong></p>

<p>Sokak canlarını beslemek bir vicdan meselesidir. Ama aynı zamanda bir şehir kültürü meselesidir.</p>

<p>Onları seviyorsak, yaşadıkları çevreyi de düşünmeliyiz.</p>

<p>Bir kap mama, bir kap temiz su, bir parça merhamet…</p>

<p>Ve biraz da dikkat, biraz da temizlik, biraz da başkasının yaşam alanına saygı.</p>

<p>Gerçek iyilik bu!</p>

<p><strong>Çünkü sokak canlarını yaşatırken, birlikte yaşamanın kurallarını da yaşatmak zorundayız.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ÜMMET ŞENGÜL</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bir-kap-mama-bir-kap-su-ama-biraz-da-saygi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/3aab8497-b8fd-456e-a06f-7a9d8e1e5d95.png" type="image/jpeg" length="63954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan yaş aldıkça neyi biriktirir?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/insan-yas-aldikca-neyi-biriktirir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/insan-yas-aldikca-neyi-biriktirir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir ömür boyunca peşinden koştuğumuz başarıların ardından geriye birkaç insan, yüzlerce hatıra ve bıraktığımız iz kalıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>İnsan gençken geleceği biriktiriyor. Bitireceği okulu, yapacağı işi, kazanacağı parayı, kuracağı aileyi, alacağı evi, bineceği arabayı düşünüyor. Önünde uzun bir yol olduğuna inanıyor ve gözünü hep yolun ilerisine dikiyor.</strong></p>

<p>Zaman ilerledikçe bu bakış yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Orta yaşlara gelindiğinde artık yalnızca hayal kurmak yetmiyor; insan kuruyor, büyütüyor, mücadele ediyor. İşini geliştirmeye, çocuklarını okutmaya, ailesini ayakta tutmaya ve toplumda bir yer edinmeye çalışıyor.</p>

<p>Fakat hayatın akışı insanı daha derin bir soruyla karşı karşıya bırakıyor. Bir noktadan sonra artık mesele sadece “Ne kazandım?” sorusu olmaktan çıkıyor.</p>

<p></p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Ben bu hayatta ne biriktirdim?</strong></p>

<p>Para mı, Makam mı, Gayrimenkul mü, Başarı mı?.. Yoksa insan mı, dostluk mu, hatıra mı, hikâye mi?</p>

<p><strong>Ben bugün geriye dönüp kendi hayatıma baktığımda, bu sorunun cevabının yıllar içinde nasıl değiştiğini daha iyi görebiliyorum.</strong></p>

<p>Bu sorunun peşinden giderken insan ister istemez kendi köklerine dönüyor. <strong>Ben Balıkesir’de doğup büyüdüm.</strong></p>

<p>Babam <strong>Necat Tunçsiper</strong>, valilik de yapmış bir devlet adamıydı. Onun görevleri sayesinde devletin farklı kademelerini, sorumluluğun ne demek olduğunu daha çocuk yaşta görerek büyüdüm.</p>

<p>Sonra <strong>Ankara</strong>’da üniversite yılları geldi. <strong>Ardından iş hayatı, siyaset, İstanbul, İzmir ve Türkiye’nin, hatta dünyanın farklı şehirleri…</strong></p>

<p>Hayat insanı sürekli bir yerden bir yere taşıyor. Güzel otellerde kalıyorsunuz, büyük şehirler görüyorsunuz, dünyanın öbür ucuna gidiyorsunuz.</p>

<p>Ama nedense yaş ilerledikçe doğduğun şehrin sokakları insana bambaşka görünmeye başlıyor.</p>

<p>Çünkü memleket dediğimiz şey aslında bir coğrafya değil, insanın çocukluğudur.</p>

<p>Bu yüzden bir sokağın köşesi, eski bir dükkân, çocukluk arkadaşının evi, gençken oturduğun kahvehane ya da yıllar önce maç izlediğin stat bir anda çok daha anlamlı hale gelir.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Bugün Balıkesirspor’un, Bandırmaspor’un ya da Ayvalıkgücü’nün sonucuna bakarken aslında yalnızca bir futbol maçını takip etmiyorsunuz.</strong></p>

<p>O skorların arkasında bir şehir, bir gençlik ve bir geçmiş vardır.</p>

<p><strong>Fenerbahçe</strong>’ye duyduğum bağlılık da benim için sadece doksan dakikalık bir futbol değildir. Yıllar geçtikçe insan şunu daha iyi anlıyor: tuttuğu takım, hayatındaki değişmeyen az sayıda şeyden biridir.</p>

<p>Belki de bu yüzden insanlar takımlarına bu kadar bağlanır. Bu biraz da geçmişimizle bugünümüz arasındaki köprüdür.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>İş hayatında para kadar hikâye de kazanılıyor…</strong></p>

<p>Bu köprü iş hayatında da kendini gösteriyor. <strong>Otuz beş yıl otomobil sektöründe, toplamda ise kırk yıla yakın bir süre otomobil bayiliği yaptım. Renault, Nissan, Dacia gibi markaların Türkiye’deki yapılanmalarında görev aldım, farklı dönemlerde bu markaların yönetim süreçlerinde bulundum.</strong></p>

<p>Bunun yanında akaryakıt istasyonları, taşımacılık, medya, radyo ve televizyon gibi farklı alanlarda da iş yaptım.</p>

<p><strong>Petrol İşverenleri Sendikası</strong> yönetim kurulunda yer aldım. <strong>Radyo ve Televizyon Sahipleri Derneği</strong>’nde görev aldım. <strong>Balıkesir Sanayici ve İş İnsanları Derneği</strong>’nde çalıştım. Ankara, İzmir ve Balıkesir Ticaret Odaları’nda üyeliklerim oldu.</p>

<p>Gençken iş hayatına bakış çok nettir. Satış rakamı önemlidir. Ciro önemlidir. Yeni yatırım önemlidir. Büyümek önemlidir.</p>

<p>Fakat yıllar geçtikçe geriye dönüp baktığınızda bilançolar hafızada kalmaz; insanlar kalır.</p>

<p>Birlikte çalıştığınız arkadaşlar… Bir müşterinin söylediği bir söz… Zor bir günde yanınızda duran bir dost… Yıllar sonra karşılaştığınız eski bir çalışanın size sarılması…</p>

<p>İşte o zaman fark edersiniz ki iş hayatı sadece para kazanmak değildir.</p>

<p>Hikâye biriktirmektir.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Makamlar geçiyor, hatıralar kalıyor</strong></p>

<p>Bu birikim sadece iş hayatıyla sınırlı değil. Siyasetin içinde de uzun yıllar bulundum. İl başkanlığından genel başkan yardımcılığına kadar farklı görevler üstlendim.</p>

<p><strong>Türkiye’nin yakın siyasi tarihine damga vurmuş isimlerle aynı masalarda oturdum, toplantılara katıldım, tartıştım ve kararların nasıl alındığını yakından gördüm.</strong></p>

<p>O günlerde makamlar çok önemli görünüyordu. Fakat zaman geçtikçe insan şunu fark ediyor: makam odasının büyüklüğü hafızada kalmıyor.</p>

<p>Bir konuşma kalıyor, bir yolculuk, liderin söylediği bir cümle kalıyor hafızada.</p>

<p>Bir seçim gecesi kalıyor… Kazandığınız gün kadar kaybettiğiniz gün de kalıyor.</p>

<p>Makamın süresi vardır; hatıranın süresi yoktur.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Çocuklarının başarısı insanın bilançosunu değiştiriyor</strong></p>

<p>Hayatın bir başka dönüm noktası da çocuklardır. Gençken insan kendi başarısını önceler.</p>

<p>Onların iyi eğitim aldığını, kendi ayakları üzerinde durduğunu ve sizden daha ileriye gittiğini görmek bambaşka bir mutluluk verir.</p>

<p>Hatta belli bir yaştan sonra insanın kendi başarılarının verdiği haz azalırken, çocuklarının başarıları daha büyük bir anlam kazanır. Çünkü artık insan kendisinden sonrasını da izler.</p>

<p>Belki de anne babalığın en güzel tarafı budur: Çocuğunun sizi geçmesinden gurur duymak.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Babalar gittikten sonra bazı cümleler daha iyi anlaşılıyor…</strong></p>

<p>İnsan gençken babasının hep orada olacağını düşünür. Soracak bir şey olduğunda arayacağını… Bir karar verirken danışacağını… Bir bayramda aynı masada oturacağını… Sonra bir gün hayat, zamanın tek yönlü olduğunu hatırlatır.</p>

<p><strong>Babam Necat Tunçsiper’i kaybedeli yıllar oldu.</strong></p>

<p>Bugün geriye baktığımda onun milletvekilliği, avukatlığı ve devletin farklı kademelerinde üstlendiği görevler elbette önemlidir. Ama aynı zamanda böyle bir babanın evladı olmak bana sorumluluk duygusunu da erken yaşta kazandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir oğulun hafızasında ise başka şeyler kalır. Bir bakış… Bir öğüt… Birlikte gidilen bir yer… Çocukken duyulan bir cümle…</p>

<p>İnsan yaş aldıkça anne babasını daha iyi anlamaya başlar.</p>

<p>Ne gariptir ki onları en iyi anlamaya başladığımız dönem, çoğu zaman onlara anlatma imkânımızın azaldığı yıllardır.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Dünya büyürken insanın dünyası küçülüyor!</strong></p>

<p><strong>Geçtiğimiz aylarda Amerika’daydım. San Francisco’dan Los Angeles’a uzanan bir yolculuk… Dünya Kupası heyecanı, on binlerce insan, stadyumlar, Golden Gate, Hollywood, Beverly Hills…</strong></p>

<p>Dünyanın öbür ucuna gidiyorsunuz. Ama sonunda insanın aklında ne kalıyor?</p>

<p>Golden Gate’in uzunluğu mu? Otelin yıldız sayısı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yanınızda olan insanla yaşadığınız an kalıyor.</p>

<p>Oğlunuzla çıktığınız bir yolculuk, yıllar sonra bakacağınız bir fotoğraf, maç öncesi heyecan, yabancı bir şehirde içilen bir kahve…</p>

<p>İşte hayatın en ilginç tarafı burada.</p>

<p>Dünya büyüdükçe insanın gerçek dünyası küçülüyor.</p>

<p>Sonunda geriye birkaç insan ve yüzlerce hatıra kalıyor.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>İnsan yaşlandığını ne zaman anlıyor?</strong></p>

<p>Bence insan saçına ak düştüğünde, merdiveni daha yavaş çıktığında da değil…</p>

<p><strong>İnsan, gelecekten daha fazla geçmiş konuşmaya başladığında bunu fark eder.</strong></p>

<p>“Yapacağım” kelimesinin yanına yavaş yavaş “yapmıştık” kelimesi eklenir.</p>

<p>Ama bunu bir kayıp gibi görmek doğru değildir.</p>

<p>Geçmişiniz varsa yaşamışsınız demektir.</p>

<p>Anlatacak hikâyeniz varsa mücadele etmişsiniz demektir.</p>

<p>Arayacak insanlarınız varsa dostluk kurmuşsunuz demektir.</p>

<p>Özlediğiniz insanlar varsa sevmişsiniz demektir.</p>

<p>Çocuklarınızın başarılarıyla gurur duyuyorsanız, sizden sonrasına bir şey bırakmışsınız demektir.</p>

<p>Bir şehrin sokaklarında hâlâ kendinizi evinizde hissediyorsanız, bir yere ait olmuşsunuz demektir.</p>

<p>Bir takım gol attığında hâlâ ayağa kalkabiliyorsanız, içinizdeki çocuk tamamen gitmemiş demektir.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>Sonunda insan neyi biriktiriyor?</strong></p>

<p>Bütün bu yolculuğun sonunda insan geriye dönüp baktığında şunu daha net görür: İnsan gençken eşya, orta yaşlarda başarı, yaş aldıkça hatıra biriktirir.</p>

<p>Para elbette önemlidir. İş önemlidir. Başarı önemlidir. Makam da hayatın bir döneminde önemlidir.</p>

<p>Hiç biri tek başına iyi yaşanmış bir hayatın ölçüsü değildir.</p>

<p>Gerçek zenginlik, sonunda geriye kalan şeydir:</p>

<p>Sizi hatırlayan insanların varlığıdır.</p>

<p><strong>İnsan, ne kadar yaşadığıyla değil; geride ne kadar iz bıraktığıyla hatırlanır.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>CENK TUNÇSİPER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/insan-yas-aldikca-neyi-biriktirir-1</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/yasamin-gercek-bilancosu2.jpg" type="image/jpeg" length="59312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın muhtarların nabzını tutma görevi Arbil Akın'da]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/kadin-muhtarlarin-nabzini-tutma-gorevi-arbil-akinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/kadin-muhtarlarin-nabzini-tutma-gorevi-arbil-akinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir’in farklı ilçelerinde kadın muhtarlarla buluşmalarını sürdüren Arbil Akın, bu kez Erdek ve Gönen’de mahallelerin ihtiyaçlarını dinledi. İletilen taleplerin çözümü için takip süreci başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın eşi Arbil Akın, Erdek ve Gönen ilçelerinde görev yapan kadın muhtarlar ve muhtar eşleriyle bir araya geldi. Mahallelerin sorunlarının ve vatandaşların taleplerinin ele alındığı buluşmalarda iletilen talepler, ilgili Büyükşehir Belediyesi birimlerine aktarıldı.</strong></p>

<hr />
<p>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın eşi Arbil Akın, kent genelinde görev yapan kadın muhtarlar ve muhtarların eşleriyle bir araya gelmeye devam ediyor. Daha önce Burhaniye, Gömeç, Edremit, Ayvalık ve Bandırma ilçelerinde gerçekleştirilen buluşmaların ardından bu kez Erdek ve Gönen’de kadın muhtarlar ve muhtar eşleriyle buluşuldu.</p>

<p><strong>Buluşmalarda konuklarla yakından ilgilenen Arbil Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın selamlarını iletti. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Erkan Uzun’un da katıldığı toplantılarda mahallelerin ihtiyaçları, yaşanan sorunlar ve vatandaşlardan gelen talepler değerlendirildi.</strong></p>

<p>İletilen talepler tek tek not alınarak çözüm üretilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki ilgili birimlere aktarılırken, taleplerin sonuçlandırılmasına yönelik çalışmaların da takip edileceği belirtildi.</p>

<hr />
<h3><strong>BULUŞMALAR TÜM İLÇELERDE SÜRECEK</strong></h3>

<p>Kadın muhtarlar ve muhtar eşleriyle gerçekleştirilen buluşmaların, mahallelerle Büyükşehir Belediyesi arasındaki iletişim ve koordinasyonu güçlendirmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahallelerin sorunlarının doğrudan muhtarlardan dinlenmesi, vatandaşların ortak taleplerinin belirlenmesi ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması amacıyla düzenlenen buluşmaların Balıkesir’in tüm ilçelerinde devam edeceği bildirildi.</p>

<hr />
<h3><strong>“KADININ ELİNİN DEĞDİĞİ HER YER GÜZELLEŞİR”</strong></h3>

<p>Kadın dayanışmasının önemine dikkat çeken Arbil Akın, kadın muhtarların özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Muhtar eşlerinin de görev sürecinde verdikleri destek nedeniyle önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Akın, şöyle konuştu:</p>

<p><strong>“Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Akın’ın selamlarını getirdim sizlere. Her zaman yanınızdayız. Kadın muhtarlara çok değer veriyor ve her fırsatta kadın muhtar sayısının artması gerektiğini dile getiriyor. Kadının elinin değdiği her yer güzelleşir, sizlerin de görev yerlerinizde bu eminim ki durum böyledir.”</strong></p>

<p>Kadın muhtarların ve muhtar eşlerinin kendileri için çok kıymetli olduğunu vurgulayan Arbil Akın, mahallelerden iletilen taleplerin takipçisi olacaklarını belirterek, “Bizler taleplerinizi dinledik, ilgili birimlere aktarılıp çözüme kavuşana kadar takibini de yapacağız. İyi ki varsınız” dedi.</p>

<hr />
<p><img alt="B60D6211 C352 4762 A1Fc B5Eacf0A09F0" class="detail-photo img-fluid" height="1065" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/b60d6211-c352-4762-a1fc-b5eacf0a09f0.jpg" width="1600" /><img alt="7975Cb30 0Ffd 4Dbd 921B 82464B0F2A4A" class="detail-photo img-fluid" height="1065" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/7975cb30-0ffd-4dbd-921b-82464b0f2a4a.jpg" width="1600" /><img alt="Ac161817 03Da 447F 9266 52Fcf914C202" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/ac161817-03da-447f-9266-52fcf914c202.jpg" width="1600" /><img alt="C3D5B65A 8471 414B A5B4 D61E97B6B10F" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/c3d5b65a-8471-414b-a5b4-d61e97b6b10f.jpg" width="1600" /><img alt="167F42A2 6E0E 4F82 B9Ca Ec1A06F39Bff" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/167f42a2-6e0e-4f82-b9ca-ec1a06f39bff.jpg" width="1600" /><img alt="25Ae48F2 317E 4Fe9 A536 197308A7Bf40" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/25ae48f2-317e-4fe9-a536-197308a7bf40.jpg" width="1600" /><img alt="54113283 2B02 4162 B60D 5B767Fd1Ddea" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/54113283-2b02-4162-b60d-5b767fd1ddea.jpg" width="1600" /><img alt="5502Be4C 12Ca 4C9A 8D06 74E6Cf8641D7" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/5502be4c-12ca-4c9a-8d06-74e6cf8641d7.jpg" width="1600" /><img alt="C6D9Ed01 B112 42C5 A22E 94E25539A681" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/c6d9ed01-b112-42c5-a22e-94e25539a681.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENT GÜNDEMİ, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/kadin-muhtarlarin-nabzini-tutma-gorevi-arbil-akinda</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/c3d5b65a-8471-414b-a5b4-d61e97b6b10f.jpg" type="image/jpeg" length="82858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayvalık Sokakları Açık Hava Sanat Galerisine Dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/ayvalik-sokaklari-acik-hava-sanat-galerisine-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/ayvalik-sokaklari-acik-hava-sanat-galerisine-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayvalık sokakları, genç sanatçıların dokunuşlarıyla adeta açık hava galerisine dönüşüyor. Dünyaca ünlü sanat eserlerinin elektrik panolarına resmedildiği çalışma kapsamında yaklaşık 50 pano sanatla buluşturulacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Ayvalık sokakları, genç sanatçıların dokunuşlarıyla adeta açık hava galerisine dönüşüyor. Dünyaca ünlü sanat eserlerinin elektrik panolarına resmedildiği çalışma kapsamında yaklaşık 50 pano sanatla buluşturulacak.</strong></p>

<hr />
<p>Tarihi dokusu, mimarisi ve kendine özgü kent kimliğiyle her köşesi ayrı bir hikâye anlatan Ayvalık, bu kez sokak sanatlarıyla dikkat çekiyor. Kentin farklı noktalarında bulunan elektrik panoları, genç sanatçıların ellerinde sanat eserlerine dönüşüyor.</p>

<p>Ayvalık Belediyesi’nin destekleriyle gerçekleştirilen çalışma kapsamında, dünyaca ünlü ressamların eserleri elektrik panolarına resmediliyor. Günlük yaşamın sıradan bir parçası olan panolar, böylece kentin estetik dokusuna katkı sağlayan sanat durakları haline geliyor.</p>

<hr />
<h3><img alt="05-4" class="detail-photo img-fluid" height="749" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/05-4.JPG" width="1123" /></h3>

<hr />
<h3><strong>Yaklaşık 50 eser Ayvalık sokaklarında</strong></h3>

<p>Çalışma kapsamında yaklaşık 50 eserin Ayvalık sokaklarında yerini alması planlanıyor. Projenin en önemli aktörleri ise Ayvalıklı genç sanatçılar.</p>

<p>Cihan Şişman Güzel Sanatlar Lisesi’nin öğrencileri ve mezunları, yeteneklerini kentin sokaklarına taşıyarak hem üretimlerini görünür hale getiriyor hem de Ayvalık’ın açık hava sanat galerisine dönüşmesine katkı sağlıyor.</p>

<hr />
<h3><strong>Genç sanatçılar kentle buluşuyor</strong></h3>

<p>Projeyle yalnızca elektrik panolarının daha estetik bir görünüme kavuşturulması değil, genç sanatçıların eserlerini kent yaşamının bir parçası haline getirmeleri de hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatın galeriler ve sergi salonlarının yanı sıra sokaklarda da herkesle buluşmasını sağlayan çalışma, Ayvalık’ın tarihi ve kültürel kimliğine yeni bir renk katarken, genç sanatçıların yaratıcılıklarını kentin farklı noktalarında sergilemelerine de olanak sunuyor.</p>

<p>Yaklaşık 50 sanat eserinin tamamlanmasıyla birlikte Ayvalık sokaklarının, günlük yaşamın içinde sanatla karşılaşmanın mümkün olduğu özgün bir açık hava galerisine dönüşmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ayvalık, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/ayvalik-sokaklari-acik-hava-sanat-galerisine-donusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/09-6.JPG" type="image/jpeg" length="18676"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[22 YIL BOYUNCA MERMERİ SANATA DÖNÜŞTÜRDÜLER, SONRA ÇEKİÇ SESLERİ SUSTU]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/22-yil-boyunca-mermeri-sanata-donusturduler-sonra-cekic-sesleri-sustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/22-yil-boyunca-mermeri-sanata-donusturduler-sonra-cekic-sesleri-sustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Adası'nın Saraylar Mahallesi, 1998'den itibaren dünyanın farklı ülkelerinden heykeltıraşların buluşma noktası oldu. “Prokonnesos Mermer Heykel Sempozyumu”nda yerli ve yabancı sanatçılar, adanın dünyaca ünlü mermerini günlerce yontarak sanat eserlerine dönüştürdü. Sempozyum 2022'de 22'nci kez gerçekleştirildi. Ancak o tarihten sonra Saraylar'da yeni bir sempozyum yapılmadı. Peki 22 yıllık gelenek neden sona erdi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<hr />
<p><strong>SARAYLAR'DA 1998'DE BAŞLAYAN BİR SANAT HİKÂYESİ</strong></p>

<p>Bugün Marmara Adası denildiğinde akla ilk olarak mermer geliyor. Ancak adanın mermerle ilişkisi yalnızca ekonomik bir faaliyet değil.</p>

<p>Antik çağda <strong>Prokonnesos</strong> adıyla bilinen Marmara Adası, yüzyıllar boyunca mermer üretiminin önemli merkezlerinden biri oldu. Prokonnesos mermeri Roma ve Bizans dünyasında mimari eserlerden sütunlara, lahitlerden çeşitli süsleme unsurlarına kadar geniş bir alanda kullanıldı. Günümüzde de adanın kuzeyindeki Saraylar bölgesi mermer ocaklarıyla biliniyor.</p>

<p>İşte bu tarihi mirası yeniden sanatla buluşturma fikri, <strong>1998 yılında</strong> hayata geçirildi.</p>

<p>Mimar Sinan Üniversitesi ile Saraylar Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen <strong>I. Ulusal Saraylar Prokonnesos Mermer Heykel Sempozyumu</strong>, 6-31 Temmuz 1998 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Sempozyumun temel amacı yalnızca heykel üretmek değildi.</p>

<p><strong>Dönemin üniversite yönetiminin hazırladığı katalogda amaç; Saraylar'ın kültürel ve sanatsal yaşamını yeniden canlandırmak, yöre halkının potansiyelini ortaya çıkarmak, mermeri yalnızca hammadde olarak görmekten çıkarmak ve bölgenin değerlerini Türkiye'de ve dünyada tanıtmak olarak ifade ediliyordu.</strong></p>

<p>Başka bir ifadeyle bugün “kültür turizmi”, “yerel değerlerin markalaştırılması” ve “sanat yoluyla destinasyon tanıtımı” diye konuştuğumuz anlayış, Saraylar'da <strong>28 yıl önce</strong> düşünülmüştü.</p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L10" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l10.jpg" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>İLK SEMPOZYUMDA KİMLER VARDI?</strong></p>

<p>1998'deki ilk sempozyuma <strong>Ayla Aksungur, Filinta Önal, Funda Günaydın, Mustafa Bulat, Mustafa Yüksel, Ömer Yavuz ve Selçuk Yılmaz</strong> katıldı.</p>

<p>İlk organizasyon ulusal nitelikteydi.</p>

<p>Ancak proje kısa süre içinde uluslararası bir kimliğe kavuştu. Marmara mermeri, bu kez Türkiye'den sanatçıların yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen heykeltıraşların da çalışma malzemesi oldu.</p>

<p>Sempozyumun adı da giderek daha anlamlı hale geldi:</p>

<p><strong>Prokonnesos Mermer Heykel Sempozyumu.</strong></p>

<p>Çünkü sanatçıların kullandığı taş, herhangi bir mermer değildi.</p>

<p><strong>Heykel, mermerin doğduğu yerde yapılıyordu.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L4" class="detail-photo img-fluid" height="679" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l4.jpg" width="1160" /></p>

<hr />
<p><strong>MERMER OCAĞINDAN SANAT ATÖLYESİNE</strong></p>

<p>Sempozyumun en önemli özelliği, sanatçıların Marmara Adası'na gelip hazır bir mermer blok üzerinde çalışmasıydı.</p>

<p>Günler boyunca Saraylar'da farklı ülkelerden gelen heykeltıraşların çekiç ve keski sesleri duyuldu.</p>

<p>Taşın büyük bölümü önce kaba biçimde yontuluyor, daha sonra sanatçının tasarımına göre şekilleniyor, taşlama ve ince işçilik aşamalarından geçerek bir sanat eserine dönüşüyordu.</p>

<p><strong>2017 yılında düzenlenen 17. Uluslararası Prokonnesos Mermer Heykel Sempozyumu'nda dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen heykeltıraşlar yaklaşık bir ay boyunca Saraylar'da çalıştı. Organizasyonun İMİB sponsorluğunda gerçekleştirildiği ve Türk doğal taşlarının tanıtımının da hedeflendiği belirtiliyordu.</strong></p>

<p>Böylece Saraylar yalnızca mermer çıkarılan bir yer olmaktan çıkıyor;</p>

<p><strong>mermerin işlendiği, sanat eserine dönüştürüldüğü bir açık hava sanat merkezine dönüşüyordu.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="67673415 2272483919513997 5729746214090440704 N" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/67673415-2272483919513997-5729746214090440704-n.jpg" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>22 SEMPOZYUMDA 22 YILLIK BİR GELENEK OLUŞTU</strong></p>

<p>Sempozyumun numaralandırılması da hikâyenin ne kadar uzun sürdüğünü gösteriyor.</p>

<p>1998'de başlayan organizasyon, 2017'de 17'nci, 2020'de 20'nci ve 2022'de <strong>22'nci</strong> kez gerçekleştirildi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var:</p>

<p><strong>2022'deki organizasyon gerçekten 22'nci sempozyumdu.</strong></p>

<p>Marmara Adalar Belediyesi'nin resmi internet sitesinde 22. Uluslararası Heykel Sempozyumu'nun <strong>22 Ağustos-22 Eylül 2022</strong> tarihleri arasında Saraylar'da gerçekleştirildiği kayıt altında.</p>

<p>Dolayısıyla bugüne kadar:</p>

<p><strong>22 sempozyum gerçekleştirildi.</strong></p>

<p>Bu, yaklaşık <strong>çeyrek asırlık</strong> bir kültür-sanat geleneği anlamına geliyor.</p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L11" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l11.jpg" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>2020'DE BİLE GELENEK BOZULMADI</strong></p>

<p>Sempozyumun ne kadar yerleşmiş bir organizasyona dönüştüğünü gösteren örneklerden biri de pandemi yılı olan 2020.</p>

<p>O yıl <strong>20. Uluslararası Prokonnesos Heykel Sempozyumu</strong> Saraylar'da gerçekleştirildi.</p>

<p>Yaklaşık <strong>3 metreküp Marmara mermeri</strong> kullanıldı. Tema ise “Ada Değerleri” olarak belirlendi. Sanatçılardan insan ve kent ilişkisi üzerine fonksiyonel heykeller üretmeleri istendi.</p>

<p>Yani dünya çapında pandemi nedeniyle kültür-sanat etkinliklerinin büyük bölümünün durduğu bir dönemde bile Prokonnesos geleneği devam etti.</p>

<p>Bu ayrıntı, sonrasındaki sessizliği daha da dikkat çekici hale getiriyor.</p>

<hr />
<blockquote>
<p><img alt="H E Y K E L12" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l12.jpg" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>2022'DE 22'NCİ KEZ ÇEKİÇ SESLERİ YÜKSELDİ</strong></p>

<p>Ve son perde...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>22 Ağustos 2022'de Saraylar'da 22. Uluslararası Prokonnesos Heykel Sempozyumu başladı.</p>

<p>Etkinlik 22 Ağustos-22 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi.</p>

<p>Sempozyumun son gününde sanatçıların tamamladığı eserler Saraylar Mahallesi İskele Meydanı'nda sergilendi.</p>

<p>O yılın sanatçıları:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Aldo Shiroma Uza</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Alex Sorokin</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Laura Marcos</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ozan Dursun</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sevda Kocatepe</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hakan Şengönül</strong> oldu.</p>
 </li>
</ul>

<p>Yani 22'nci sempozyumda da uluslararası kimlik korunmuştu.</p>

<p>Organizasyonun arkasında ise <strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) ve Marmara Adalar Belediyesi</strong> bulunuyordu.</p>
</blockquote>

<hr />
<p><img alt="67333726 2272478419514547 4825818472032239616 N" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/67333726-2272478419514547-4825818472032239616-n.jpg" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>VE SONRA... ÇEKİÇ SESLERİ KESİLDİ</strong></p>

<p><strong>2022'de 22'ncisi yapılan sempozyum neden 2023'te 23'üncü kez yapılmadı?</strong></p>

<p>Neden 2024'te 24'üncüsü düzenlenmedi?</p>

<p>Neden 2025'te Saraylar'da yeni sanatçılar görülmedi?</p>

<p>Ve daha da önemlisi:</p>

<p><strong>2026'da neden 25. Prokonnesos Heykel Sempozyumu için hazırlık yok?</strong></p>

<p>Yaptığımız taramada 2023, 2024, 2025 ve 2026 yıllarında Saraylar'da 23, 24 veya 25. Prokonnesos Heykel Sempozyumu düzenlendiğini gösteren güvenilir bir resmi kayda rastlanmadı.</p>

<p>Marmara Belediyesi'nin etkinlik arşivinde de görünen son kayıt <strong>22. Uluslararası Heykel Sempozyumu</strong>.</p>

<p><strong>Belediye tarafından sempozyumun neden sona erdirildiğini açıklayan resmi bir duyuruya da ulaşılabilmiş değil.</strong></p>

<p>Bu nedenle “şu nedenle bitirildi” demek bugün için doğru olmaz.</p>

<hr />
<p><img alt="67440707 2272477786181277 1654424997306826752 N" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/67440707-2272477786181277-1654424997306826752-n.jpg" width="1536" /></p>

<hr />
<p><strong>İLGİNÇ OLAN: HEYKEL GELENEĞİ TAMAMEN YOK OLMADI</strong></p>

<p>Fakat araştırmanın en dikkat çekici bulgusu burada ortaya çıkıyor.</p>

<p><strong>Marmara Adası'nın mermeri heykel sanatından çekilmiş değil.</strong></p>

<p>Tam tersine...</p>

<p>Marmara Adalar Belediyesi, Marmara mermerinin kullanıldığı başka heykel organizasyonlarında da yer aldı.</p>

<p>Örneğin Gömeç'teki <strong>Kuzey Ege Gömeç Heykel Sempozyumu</strong> sürecinde Marmara Adalar Belediyesi paydaşlar arasında yer aldı. 2022'deki organizasyonda yerli ve yabancı <strong>12 heykeltıraş</strong> Marmara mermeriyle eserler üretti.</p>

<p>Bu durum çok önemli. <strong>“Marmara mermeri heykel için artık kullanılmıyor” değil.</strong></p>

<p>Mesele daha çok <strong>“Marmara mermerinin sanatla buluştuğu merkez neden Marmara Adası olmaktan çıktı?”</strong> sorusuna dönüşüyor.</p>

<hr />
<p><strong>MARMARA MERMERİ KUŞADASI'NA KADAR GİTTİ</strong></p>

<p>Bu durumun daha güncel bir örneği de Kuşadası.</p>

<p>2025 yılında gerçekleştirilen <strong>5. Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu</strong>nda Marmara Adalar Belediyesi katkı sağlayan kurumlar arasında yer aldı.</p>

<p>Yani bir zamanlar heykeltıraşların Marmara Adası'na gelmesini sağlayan kurum, bugün başka bir kentte düzenlenen heykel organizasyonuna katkı veren aktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Bu tablo ister istemez şu soruyu doğuruyor: <strong>Sanatçıyı Marmara Adası'na getiren sistem neden artık Saraylar'da kurulamadı?</strong></p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L9" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l9.jpg" width="600" /></p>

<hr />
<p><strong>SEMPOZYUMUN EN BÜYÜK KAZANIMI: AÇIK HAVA HEYKEL MÜZESİ</strong></p>

<p>Sempozyumların amacı yalnızca bir ay boyunca sanatçıları adada ağırlamak değildi.</p>

<p>Her yıl ortaya çıkan eserler Saraylar'da bırakılıyor ve böylece <strong>kalıcı bir açık hava heykel koleksiyonu</strong> oluşuyordu.</p>

<p>2021 tarihli bir doğal taş araştırmasında da Saraylar'ın mermerle ve heykel sempozyumlarıyla özdeşleştiği, sempozyum sayesinde Türk ve yabancı heykeltıraşların Marmara Adası mermerinden eserler ürettiği ve meydanların sanat eserleriyle donatıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında 22 yıllık organizasyon yalnızca bir etkinlik takvimi değil.</p>

<p><strong>Saraylar'ın açık hava sanat hafızası.</strong></p>

<hr />
<p><strong>BUGÜN SARAYLAR'DA NE VAR?</strong></p>

<p>Bugün Saraylar'a giden bir ziyaretçi hâlâ geçmiş yılların izlerini görebiliyor.</p>

<p>Meydanlarda, sokaklarda ve kamusal alanlarda sempozyumlarda üretilen mermer heykeller bulunuyor.</p>

<p>Bu eserler aslında adanın yaşayan bir müzesi niteliğinde.</p>

<p>Fakat müze büyümüyor.</p>

<p>Çünkü yeni sempozyum yapılmadığı sürece:</p>

<p><strong>yeni sanatçı yok, yeni eser yok, yeni uluslararası buluşma yok.</strong></p>

<p>Bir zamanlar her yaz çekiş, keski ve taşlama seslerinin yükseldiği Saraylar'da bu gelenek şimdilik durmuş durumda.</p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L8" class="detail-photo img-fluid" height="516" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l8.jpg" width="387" /></p>

<hr />
<p><strong>NEDEN BİTTİ? BELGELER NE SÖYLÜYOR?</strong></p>

<p>Burada araştırmanın en önemli sonucu şu:</p>

<p><strong>Sempozyumun sona erme nedenine ilişkin kamuoyuna açıklanmış net bir resmi gerekçe bulunmuyor.</strong></p>

<p>Ancak organizasyonların finansman yapısına bakıldığında bunun yalnızca belediyenin tek başına karar vereceği basit bir etkinlik olmadığı görülüyor.</p>

<p>2017'de İMİB sponsorluğu açıkça belirtiliyor.</p>

<p>2020'de Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Esit Enerji desteği görülüyor.</p>

<p>2022'de ise Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, İMİB ve Marmara Adalar Belediyesi organizasyonun destekçileri arasında yer alıyor.</p>

<p>Dolayısıyla sempozyumun sürdürülebilmesi;</p>

<p><strong>belediye + merkezi idare + meslek kuruluşu + sponsor + sanat çevresi</strong></p>

<p>gibi birden fazla aktörün birlikte hareket etmesine bağlıydı.</p>

<p>Bu ortaklığın 2022 sonrasında aynı biçimde devam etmemesi, organizasyonun durmasının olası nedenlerinden biri olabilir.</p>

<p>Fakat bunu <strong>“kesin neden”</strong> olarak yazmak için ilgili kurumların açıklaması gerekiyor.</p>

<hr />
<hr />
<p><img alt="H E Y K E L7" class="detail-photo img-fluid" height="447" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l7.jpg" width="447" /></p>

<hr />
<p><strong>BİR BAŞKA İHTİMAL: ÖNCELİKLER DEĞİŞTİ</strong></p>

<p>Marmara Adalar Belediyesi'nin son yıllardaki etkinliklerine bakıldığında farklı turizm, spor, kültür ve ada yaşamı organizasyonlarının öne çıktığı görülüyor. Belediyenin resmi etkinlik arşivinde 2022 sempozyumunun ardından farklı etkinliklerin yer aldığı görülürken yeni bir Prokonnesos sempozyumu kaydı görünmüyor.</p>

<p>Bu da <strong>yerel yönetimin kültür-sanat bütçesi ve etkinlik önceliklerinde değişiklik olmuş olabileceği</strong> ihtimalini gündeme getiriyor.</p>

<p>Ancak yine:</p>

<p><strong>Bu bir araştırma bulgusudur; resmi olarak açıklanmış neden değildir.</strong></p>

<hr />
<p><strong>22 YILDA BİR MARKA OLUŞTU, AMA DEVAMI GELMEDİ</strong></p>

<p>Aslında Prokonnesos Sempozyumu'nun en büyük başarısı burada.</p>

<p>1998'de ortaya atılan fikir şuydu:</p>

<p><strong>“Mermeri yalnızca çıkarıp satmayalım; kendi toprağımızda sanat eserine dönüştürelim.”</strong></p>

<p>Bu fikir 22 yıl boyunca uygulandı.</p>

<p>Yerli sanatçılar geldi.</p>

<p>Yabancı sanatçılar geldi.</p>

<p>Genç sanatçılar geldi.</p>

<p>Üniversiteler işin içine girdi.</p>

<p>İMİB destek verdi.</p>

<p>Büyükşehir Belediyesi destek verdi.</p>

<p>Bakanlık destek verdi.</p>

<p>Özel sektör sponsor oldu.</p>

<p>Ve Saraylar'ın meydanlarında yüzlerce insanın önünden geçtiği mermer eserler ortaya çıktı.</p>

<p>Bugün ise bu miras varlığını koruyor ama <strong>yeni halkalar eklenmiyor.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L5" class="detail-photo img-fluid" height="480" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l5.jpg" width="639" /></p>

<hr />
<p><strong>ŞİMDİ SORULMASI GEREKEN SORULAR</strong></p>

<p>Marmara Adası'nın kültür ve turizm geleceği açısından asıl tartışılması gereken de bu.</p>

<p><strong>1. 23. Prokonnesos Heykel Sempozyumu neden yapılmadı?</strong></p>

<p><strong>2. 2022'den sonra organizasyon için herhangi bir hazırlık yapıldı mı?</strong></p>

<p><strong>3. İMİB'in sempozyumla ilgili desteği neden sona erdi?</strong></p>

<p><strong>4. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın organizasyondaki desteği devam ediyor mu?</strong></p>

<p><strong>5. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin yeniden sempozyum düzenlenmesi konusunda bir projesi var mı?</strong></p>

<p><strong>6. Marmara Adalar Belediyesi sempozyumu yeniden başlatmayı düşünüyor mu?</strong></p>

<p><strong>7. Saraylar'da yıllar içinde üretilen heykellerin envanteri çıkarıldı mı?</strong></p>

<p><strong>8. Bu eserlerin bakım, onarım ve korunması için özel bir çalışma yapılıyor mu?</strong></p>

<p><strong>9. Sempozyum arşivleri, sanatçı listeleri ve eser katalogları dijitalleştirildi mi?</strong></p>

<p><strong>10. 22 yıllık uluslararası marka neden bugün başka kentlerdeki heykel sempozyumlarıyla ilişkilendiriliyor da kendi doğduğu yerde devam ettirilmiyor?</strong></p>

<hr />
<p><img alt="Images (19)-3" class="detail-photo img-fluid" height="639" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-19-3.jpg" width="450" /></p>

<hr />
<p><strong>SONUÇ: MERMER VAR, SANATÇI VAR, GELENEK VAR… EKSİK OLAN NE?</strong></p>

<p>Marmara Adası'nda hikâyenin en ilginç tarafı şu:</p>

<p><strong>Mermer hâlâ orada.</strong></p>

<p><strong>Mermer ocakları hâlâ orada.</strong></p>

<p><strong>22 yıllık heykel birikimi hâlâ Saraylar'da.</strong></p>

<p><strong>Marmara mermerini işleyen sanatçılar hâlâ Türkiye'nin farklı kentlerinde eser üretiyor.</strong></p>

<p>Hatta Marmara Adalar Belediyesi, Marmara mermerinin kullanıldığı başka uluslararası heykel organizasyonlarında da yer almaya devam ediyor.</p>

<p>Eksik olan şey ise <strong>Prokonnesos geleneğinin kendi evinde devam ettirilmesi.</strong></p>

<p>1998'de başlatılan proje, ilk günkü hedefinde olduğu gibi mermeri yalnızca ekonomik bir hammadde olmaktan çıkarıp <strong>kültürel ve sanatsal bir değere dönüştürmüştü.</strong></p>

<p>22'nci sempozyumun ardından üç yılı aşkın süredir Saraylar'da yeni bir sempozyum yapılmaması, bu nedenle yalnızca bir etkinliğin takvimden çıkması olarak görülmemeli.</p>

<p>Bu, aynı zamanda <strong>Marmara Adası'nın kültür-sanat kimliği açısından önemli bir boşluk</strong> anlamına geliyor.</p>

<p>Çünkü 1998'de ortaya konulan fikir hâlâ geçerli:</p>

<blockquote>
<p><strong>Marmara'nın mermeri yalnızca çıkarılacak bir taş değil; adanın tarihini, kültürünü ve geleceğini anlatabilecek bir sanat malzemesi.</strong></p>
</blockquote>

<p>Şimdi cevabı bekleyen soru ise çok basit:</p>

<hr />
<p><strong>22 YIL BOYUNCA MERMERİ SANATA DÖNÜŞTÜREN PROKONNESOS SEMPOZYUMU NEDEN SUSTU?</strong></p>

<p>Ve belki de daha önemlisi: <strong>ÇEKİÇLER SARAYLAR'DA YENİDEN NE ZAMAN VURACAK?</strong></p>

<hr />
<p><img alt="H E Y K E L1" class="detail-photo img-fluid" height="364" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l1.jpg" width="549" /><img alt="H E Y K E L2" class=" detail-photo img-fluid" height="1272" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l2.jpg" width="1920" /><img alt="H E Y K E L3" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l3.jpg" width="500" /><img alt="32087752804 Ab58Dc651A B" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/32087752804-ab58dc651a-b.jpg" width="1024" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>TARIK SÜRMELİOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/22-yil-boyunca-mermeri-sanata-donusturduler-sonra-cekic-sesleri-sustu</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/h-e-y-k-e-l5.jpg" type="image/jpeg" length="71519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SELDA BAĞCAN SÖYLEDİ, 50 BİN KİŞİ EŞLİK ETTİ!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/selda-bagcan-soyledi-50-bin-kisi-eslik-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/selda-bagcan-soyledi-50-bin-kisi-eslik-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[5. Uluslararası Zeytindalı Kültür Sanat ve Barış Festivali, Selda Bağcan’ın yaklaşık 50 bin kişiye seslendiği görkemli konserle sona erdi. Gömeç Sahili’ni dolduran kalabalık, usta sanatçının şarkılarıyla unutulmaz bir gece yaşadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Balıkesir’in Gömeç ilçesinde bu yıl 5’incisi düzenlenen <strong>Uluslararası Zeytindalı Kültür Sanat ve Barış Festivali</strong>, özgün müziğin usta ismi Selda Bağcan’ın verdiği muhteşem konserle sona erdi.</p>

<p>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Gömeç Belediyesi tarafından düzenlenen festivalin final gecesinde, Gömeç’in “Travla” olarak anılan sahil bandı adeta insan seline dönüştü. Yaklaşık <strong>50 bin kişinin</strong> katıldığı konserde Selda Bağcan, sevilen eserlerini seslendirerek müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.</p>

<hr />
<h3><strong>Ünlü gazeteciler panelde buluştu</strong></h3>

<p>Festivalin son gününde yalnızca müzik değil, kültür ve sanat etkinlikleri de yoğun ilgi gördü. Çocuk ve yetişkinlere yönelik atölyelerin yanı sıra gazeteciler <strong>Ünsal Ünlü, Yekta Kopan, Timur Akkurt ve Coşkun Aral</strong>, “Takımdan Ayrı Düzkoşu” başlıklı panelde bir araya geldi.</p>

<p>Yoğun katılımla gerçekleştirilen panelin ardından gözler sahneye çevrildi. Selda Bağcan’ın sahne almasıyla birlikte Gömeç Sahili’nde büyük bir coşku yaşandı.</p>

<hr />
<h3><strong>Serenad Bağcan da sahneye çıktı</strong></h3>

<p>Konser sırasında Gömeç Belediye Başkanı <strong>Melih Bağcı</strong>, Selda Bağcan’a plaket ve çiçek takdim ederek teşekkür etti. Usta sanatçıya gecenin bazı bölümlerinde yeğeni <strong>Serenad Bağcan</strong> da eşlik etti.</p>

<p>Selda Bağcan’ın sevilen eserleriyle coşan binlerce kişi, konser boyunca şarkılara hep birlikte eşlik etti.</p>

<hr />
<h3><strong>“Barış, Anadolu’nun en büyük harcı”</strong></h3>

<p>Gecede konuşan Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı, festivalin taşıdığı barış mesajına dikkat çekti. Bağcı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün <strong>“Yurtta sulh, cihanda sulh”</strong> sözünü hatırlatarak, Anadolu topraklarında birlik ve beraberliğin en önemli temelinin barış olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Barış ikliminin güçlenmesi halinde Türkiye’nin huzur ve refaha kavuşacağı mesajını veren Bağcı, festivalin de bu anlayışa katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Festivalin finali ise müzik ve eğlence dolu görüntülere sahne oldu. Selda Bağcan’ın konserinin ardından aralarında Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı ve eşi <strong>Sevgi Bağcı’nın</strong> da bulunduğu vatandaşlar halay çekerek gecenin coşkusunu sürdürdü.</p>

<p><strong>Gömeç’te beş gün boyunca kültür, sanat ve barış mesajlarını buluşturan Zeytindalı Festivali, on binlerce kişinin katıldığı görkemli final gecesiyle sona erdi.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 13 At 09.12.32 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232-1.jpeg" width="1600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 08 13 At 09.12.32" class="detail-photo img-fluid" height="1041" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232.jpeg" width="1600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 08 13 At 09.12.32 (6)" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232-6.jpeg" width="1600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 08 13 At 09.12.32 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232-4.jpeg" width="1600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 08 13 At 09.12.32 (5)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232-5-1.jpeg" width="1600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 08 13 At 09.12.32 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232-2.jpeg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDYA AYVALIK HABER AJANSI (MAYHA)</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/selda-bagcan-soyledi-50-bin-kisi-eslik-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-091232-5.jpeg" type="image/jpeg" length="84770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BAÇEM’de Uygulamalı Bahçıvanlık Kursu İçin Başvurular Başladı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bacemde-uygulamali-bahcivanlik-kursu-icin-basvurular-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bacemde-uygulamali-bahcivanlik-kursu-icin-basvurular-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi (BAÇEM), bahçecilik alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor. 2026 yılının altıncı Uygulamalı Bahçıvanlık Kursu için başvurular başladı. Ücretsiz olarak düzenlenecek kursa 50 kişi kabul edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını sürdüren BAÇEM, tarımsal üretimin farklı alanlarında düzenlediği eğitimlerle üreticilere ve sektörde yer almak isteyenlere bilgi ve deneyim kazandırıyor.</strong></p>

<p>Bu kapsamda büyük ilgi gören <strong>Uygulamalı Bahçıvanlık Kursu</strong>, 2026 yılında altıncı kez düzenlenecek. Toplam <strong>5 gün ve 40 saat</strong> sürecek eğitim programında, bahçıvanlık mesleğinin temel konuları hem teorik hem de uygulamalı olarak ele alınacak.</p>

<hr />
<h3><strong>BAHÇIVANLIK EĞİTİMİNDE TEORİ VE UYGULAMA BİR ARADA</strong></h3>

<p>Kurs kapsamında katılımcılara; bitki yetiştirme teknikleri, toprak ve sulama yöntemleri, gübreleme, budama, peyzaj uygulamaları, çim alanların oluşturulması ile hastalık ve zararlılarla mücadele gibi başlıklarda eğitim verilecek.</p>

<p>BAÇEM’in uygulama alanlarında gerçekleştirilecek saha çalışmaları sayesinde kursiyerler, teorik bilgilerini doğrudan uygulama fırsatı bulacak. Eğitimler BAÇEM uzmanları ve alanında deneyimli eğitmenler tarafından gerçekleştirilecek.</p>

<hr />
<h3><strong>MESLEK EDİNMEK İSTEYENLERE DE FIRSAT</strong></h3>

<p>Uygulamalı Bahçıvanlık Kursu, yalnızca bitki yetiştiriciliği konusunda kendisini geliştirmek isteyenlere değil, bahçıvanlığı meslek olarak yapmak isteyenlere ve üretim alanlarında görev alan kişilere de önemli bir eğitim imkânı sunuyor.</p>

<p>Teorik bilgilerin uygulamayla desteklendiği eğitim modeliyle kursiyerlerin bitki yetiştirme ve bakımından peyzaj uygulamalarına kadar farklı alanlarda saha deneyimi kazanması hedefleniyor.</p>

<p>BAÇEM ayrıca bahçıvanlık eğitiminin yanı sıra <strong>tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği, arıcılık ve zeytin yetiştiriciliği</strong> gibi farklı tarımsal alanlarda da eğitim programları düzenliyor.</p>

<hr />
<h3><strong>BAŞVURULAR 16 AĞUSTOS’TA SONA ERECEK</strong></h3>

<p><strong>VI. Uygulamalı Bahçıvanlık Kursu</strong>, 31 Ağustos-4 Eylül 2026 tarihleri arasında BAÇEM yerleşkesinde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Eğitime toplam <strong>50 kişi</strong> kabul edilecek.</p>

<p>Kurs başvuruları <strong>16 Ağustos 2026 Pazar günü</strong> sona erecek. Başvuruların ardından otomatik puanlama sistemi uygulanacak ve adaylar Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda asil ve yedek listeler oluşturulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvuru sonuçları <strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve BAÇEM’in resmi internet siteleri</strong> üzerinden duyurulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bacemde-uygulamali-bahcivanlik-kursu-icin-basvurular-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/af086a5a-470f-4ff8-9aa0-06a1df4ed63a.png" type="image/jpeg" length="44838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanı hayata bağlayan şeyler]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/insani-hayata-baglayan-seyler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/insani-hayata-baglayan-seyler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İyi yaşanmış bir ömrün ölçüsü yılların sayısı değil; sevilen insanlar, kurulan bağlar, üretilen değerler ve hatırlanacak güzel anılardır. Belki de hayatın sonunda söylenebilecek en güzel cümle budur: “Sadece uzun yaşamadım; hayatın tadını da aldım.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Cenk Tunçsiper</strong></p>

<hr />
<p></p>

<p></p>

<p>Sabah kalkmak, işe gitmek, yemek yemek, eve dönmek, uyumak… Bunlar hayatın devam etmesini sağlıyor ama ona her zaman tat vermiyor. Hayatın tadı başka yerlerde saklı. İnsanın kendisini ait hissettiği şeylerde, tutkularında, alışkanlıklarında, ürettiklerinde, sevdiklerinde ve yıllar içinde farkında olmadan kurduğu küçük dünyasında…</p>

<p>Kimi insan için bu bir spor takımıdır.</p>

<p>Dışarıdan bakan biri, <strong>“Alt tarafı futbol” </strong>diyebilir. Oysa taraftar için mesele çoğu zaman doksan dakikalık maç değil; çocukluğunda babasının elinden tutarak gittiği ilk maçtır. Dolabında yıllardır sakladığı formadır. Arkadaşlarıyla yaptığı bitmek bilmeyen futbol sohbetleridir. Maçtan önceki heyecandır, yenilgiden sonraki sessizlik, galibiyetten sonraki çocukça sevinçtir.</p>

<p>Takım artık hayat hikâyesinin bir parçasıdır.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p><strong>İstanbul’da Fenerbahçe, Galatasaray veya Beşiktaş; İzmir’de Göztepe ya da Karşıyaka; Balıkesir’de Balıkesirspor, Bandırma’da Bandırmaspor, Ayvalık’ta Ayvalıkgücü, Bursa’da Bursaspor…</strong></p>

<p>Hatta bazen küçük ve orta büyüklükteki şehirlerde takım ile insan arasındaki bağ çok daha kuvvetlidir.</p>

<p>Çünkü orada tuttuğunuz takım yaşadığınız şehrin kendisidir.</p>

<p><strong>Balıkesirspor’un maçına giden insan sadece sahadaki on bir futbolcuyu desteklemez. Çocukluğunu, mahallesini, okul arkadaşlarını ve şehrinin hatıralarını da yanında götürür.</strong></p>

<p>Bandırmaspor taraftarı için bordo-beyaz renklerin içinde Bandırma vardır. Ayvalıkgücü’nü seven biri için kırmızı-beyaz forma, Ayvalık’ın sokaklarına, denizine ve yaz akşamlarına karışmıştır. Bursaspor denildiğinde yeşil-beyaz renklerin arkasında koca bir şehrin ortak hafızası vardır.</p>

<p>İnsan bazen takımını neden bu kadar sevdiğini kendisi bile anlatamaz.</p>

<p>Çünkü aslında sevdiği yalnızca takım değildir. Şehrini sever. Gençliğini sever. Arkadaşlarını sever. Babasıyla gittiği ilk maçı sever. Kendisinin geçmişteki halini sever.</p>

<p>Takım bütün bunları bir arada tutan görünmez bir bağdır.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p>Ama insanı hayata bağlayan yalnızca spor değildir. Bir başkası için bu bağ doğduğu şehirdir.</p>

<p>İnsan yıllarca başka şehirlerde yaşayabilir. Dünyanın en güzel ülkelerini gezebilir, en pahalı otellerinde kalabilir. Fakat doğduğu kasabanın meydanında içtiği çayın verdiği huzuru hiçbir yerde bulamayabilir.</p>

<p>Çünkü bazı sokakların hafızası vardır. Bir köşede çocukluğunuz, başka bir sokakta gençliğiniz, eski bir kahvehanede babanızın hatırası vardır.</p>

<p>Belki de insan memleketini değil, memleketindeki kendisini özler.</p>

<p><strong>Çocukluğunun geçtiği ev artık yoktur. Arkadaşlarının bir kısmı başka şehirlere gitmiştir. Büyüklerinizden bazıları hayatta değildir. Dükkânların isimleri değişmiş, sokaklar kalabalıklaşmıştır.</strong></p>

<p><strong>Ama insan oraya gittiğinde elli yıl öncesini bir anda hatırlar.</strong></p>

<p>Çünkü hafızanın takvimi yoktur.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<h3><strong>Bir ustanın tenceresi de hayatıdır!</strong></h3>

<p></p>

<p>Bir aşçı düşünün. Otuz yıldır aynı mutfakta çalışıyor. Sabah erkenden dükkânını açıyor. Malzemesini hazırlıyor, tenceresinin başına geçiyor.</p>

<p>Dışarıdan bakınca yaptığı şey her gün aynıdır. Ama onun için değildir.</p>

<p>Çünkü iyi aşçı yaptığı yemeğe yalnızca tuz, yağ ve baharat koymaz. Tecrübesini koyar. İtibarını koyar. Yıllarını koyar. Kendisinden bir şey koyar.</p>

<p>Müşteri tabağı bitirip, “Usta, yine harika olmuş” dediğinde aldığı haz bazen kazandığı paradan daha değerlidir.</p>

<p><strong>Aynı duygu marangozda vardır. Yaptığı masaya eliyle dokunur.</strong></p>

<p><strong>Çiftçide vardır. Aylarca uğraştığı tarlasının ürün verdiğini görür.</strong></p>

<p><strong>Terzide vardır. Diktiği elbiseyi müşterisinin üzerinde görür.</strong></p>

<p><strong>Öğretmende vardır. Yirmi yıl önce ders verdiği öğrencisi bir gün karşısına doktor, mühendis, iş insanı ya da akademisyen olarak çıkar ve: “Hocam, sizin bende emeğiniz çoktur” der.</strong></p>

<p>O anda öğretmenin aldığı hazzın parasal bir karşılığı var mıdır?</p>

<p>Yoktur.</p>

<p>İnsanın en büyük ihtiyaçlarından biri yaptığı işin bir anlam taşıdığını hissetmesidir.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<h3><strong>İŞİNİ SEVMEK EN BÜYÜK SERVET!</strong></h3>

<p>Hayatımızın belki üçte biri çalışarak geçiyor.</p>

<p>Sevmediği bir işi kırk yıl yapan insanla, sabah işine severek giden insanın aynı hayatı yaşadığını söyleyebilir miyiz?</p>

<p>Bence söyleyemeyiz. İş yalnız para kazanmak değildir. İş, insanın kendisini gerçekleştirdiği alanlardan biridir.</p>

<p>Yıllar geçtikçe insanın yaptığı iş ile karakteri birbirine karışır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ve bir gün emeklilik geldiğinde bazı insanlar parayı değil, işe gitmeyi özler.</p>

<p>Çünkü aslında özlediği maaşı değildir. Üretmektir.</p>

<p>İşe yaradığını hissetmektir. Sabah kalktığında gidecek bir yerinin olmasıdır.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<h3><strong>Çocuğunuz sizi geçebiliyorsa…</strong></h3>

<p>Hayatın insana verdiği en özel hazlardan biri de çocuklarının kendisinden daha başarılı olduğunu görmektir.</p>

<p>Bence gerçek başarı biraz da budur.</p>

<p>Bir baba oğlunun kendisinden daha iyi eğitim aldığını görüyorsa… Bir anne kızının kendisinin ulaşamadığı yerlere ulaştığını görüyorsa…</p>

<p>Çocuklar anne ve babalarının başladığı yerden daha ileride bir hayata başlayabiliyorsa… O aile başarılı olmuş demektir.</p>

<p>Çocuğunuzun sizi geçmesi sizin küçülmeniz değildir. Tam tersine, sizin hayatınızın devamıdır.</p>

<p>Birinci kuşak bir dükkân kurar. İkinci kuşak onu şirkete dönüştürür. Üçüncü kuşak dünyaya açar.</p>

<p>Bir öğretmen anne-babanın çocuğu bilim insanı olur.</p>

<p>Küçük bir kasabadan çıkan ailenin torunu dünyanın önemli üniversitelerinden birinde okur.</p>

<p>Baba bir gün oğlunun başarısını uzaktan izler ve içinden şöyle geçirir:</p>

<p><strong>“Benim ulaşamadığım yere o ulaştı.”</strong></p>

<p>İşte hayatın en güzel cümlelerinden biri budur. İnsanın kendi başarısı kendisiyle sınırlıdır.</p>

<p>Çocuklarının başarısı ise geleceğe uzanır.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<p></p>

<h3><strong>İnsan neden bunlardan haz alıyor?</strong></h3>

<p>Çünkü insan yalnızca biyolojik bir varlık değildir. İnsan hatırlamak ister. Sevilmek ister. Bir yere ait olmak ister. Üretmek ister. İşe yaradığını hissetmek ister. Kendisinden sonra bir şey bırakmak ister.</p>

<p>Modern hayat bize mutluluğu çoğu zaman tüketmek üzerinden anlatıyor.</p>

<p></p>

<p>Daha büyük ev. Daha pahalı otomobil. Daha yeni telefon. Daha lüks tatil. Daha fazla para.</p>

<p>Bunların hepsi güzeldir. İmkân sahibi olmak hayatı kolaylaştırır. Bunu küçümsemek de doğru değildir.</p>

<p>Fakat insanın garip bir özelliği var: Sahip olduğuna alışıyor.</p>

<p>Çok istediğiniz otomobili aldığınız ilk günkü heyecanınız bir yıl sonra aynı değildir.</p>

<p>Hayalini kurduğunuz eve taşınırsınız. Bir süre sonra o ev sıradan eviniz olur.</p>

<p>Ama elli yıldır tuttuğunuz takımın önemli bir maçında kalbiniz yine hızlı atabilir.</p>

<p>Çocukluk arkadaşınızla elli yıl sonra aynı masaya oturduğunuzda yine eski günlere dönebilirsiniz.</p>

<p>Torununuz boynunuza sarıldığında yine mutlu olabilirsiniz.</p>

<p>Çocuğunuzun başarısını duyduğunuzda göğsünüz yine kabarabilir.</p>

<p>Demek ki insanın kalıcı mutluluğu biraz da sahip olmaktan değil, bağ kurmaktan geliyor.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<h3><strong>Yaş ilerledikçe hesap değişiyor…</strong></h3>

<p>Gençken insan başka şeylerin peşinden koşuyor. Başarılı olmak istiyor. Para kazanmak istiyor. Makam istiyor. Tanınırlık istiyor. Rekabet ediyor.</p>

<p><strong>Kırklı yaşlarda kurduklarını büyütmeye çalışıyor. Ellili yaşlarda onları korumaya başlıyor.</strong></p>

<p><strong>Altmışlardan sonra ise hayat insanın önüne başka bir soru koyuyor:</strong></p>

<p>“Bütün bunların içinde bana gerçekten ne kaldı?”</p>

<p>İşte o zaman hesap değişiyor.</p>

<p>Kaç eviniz olduğu değil, hangi evde huzur bulduğunuz önem kazanıyor.</p>

<p>Kaç kişiyi tanıdığınız değil, zor gününüzde yanınızda kaç kişinin bulunduğu önem kazanıyor.</p>

<p>Kaç makamda oturduğunuz değil, o makamlardan ayrıldıktan sonra insanların sizi nasıl hatırladığı önem kazanıyor.</p>

<p>Ne kadar kazandığınızdan çok, kimlerle paylaştığınız önem kazanıyor.</p>

<p>Ve insan giderek hayatın büyük olaylardan değil, küçük fakat sürekli mutluluklardan meydana geldiğini fark ediyor.</p>

<p>Pazar sabahı aile kahvaltısı…</p>

<p>Sevdiğiniz takımın maçı…</p>

<p>Yıllardır gittiğiniz lokantadaki aynı masa…</p>

<p>Eski dostlarla bir akşam yemeği…</p>

<p>Çocuklardan gelen bir telefon…</p>

<p>Torunun okul başarısı…</p>

<p>Bahçede yetiştirdiğiniz domates…</p>

<p>Deniz kenarında içilen bir çay…</p>

<p>Yıllardır tanıdığınız birinin uzaktan sizi görüp, “Nasılsın, seni görmek ne güzel.” demesi…</p>

<p>Bunlar gazetelere haber olmaz.</p>

<p>Borsada değerleri yoktur.</p>

<p>Tapuları, faturaları, sertifikaları yoktur.</p>

<p>Ama hayatın gerçek serveti biraz da bunlardır.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p></p>

<h3><strong>HAYATIN BİLANÇOSU</strong></h3>

<p>Biz hayatı çoğu zaman yıllarla ölçüyoruz.</p>

<p>60 yıl. 70 yıl. 80 yıl. 90 yıl…</p>

<p>Oysa belki yanlış ölçüyoruz. Hayatın uzunluğu başka, hayatın genişliği başka bir şeydir.</p>

<p>Aynı seksen yılı iki insan bambaşka yaşayabilir.</p>

<p>Biri yalnızca günleri tüketir. Diğeri sever, sevilir, üretir, gezer, dostluk kurar, takım tutar, şehirlerine bağlanır, çocuk yetiştirir, sofralar kurar, başarır, kaybeder, yeniden başlar.</p>

<p>İkisinin takvimdeki ömrü aynı olabilir. Ama yaşadıkları hayat aynı değildir. İşte bu yüzden insanın hayatında tutkuları olmalı.</p>

<p>Bir takımınız olsun. Bir şehriniz olsun. İyi yaptığınız bir işiniz olsun. Dostlarınız olsun. Sofranız olsun. Çocuklarınız sizden ileri gitsin.</p>

<p>Mümkünse torunlarınızın başarılarını görecek kadar zamanınız olsun.</p>

<p>Bazen maça yenilip üzülecek kadar takımınızı sevin.</p>

<p>Bazen bir şehre döndüğünüzde eski günleri hatırlayacak kadar oraya ait olun.</p>

<p>Bazen yaptığınız işten gurur duyun.</p>

<p>Bazen hiçbir sebep yokken eski bir arkadaşınızı arayın.</p>

<p>Çünkü ömrün sonunda insanın hatırlayacağı şeyler büyük ihtimalle banka hesaplarının rakamları olmayacak.</p>

<p>Hayata sadece sahip olduklarımızla değil, sevdiklerimizle bağlanmak. İnsanın gerçek zenginliği kasasında değil, hayatına anlam veren şeylerin çokluğundadır.</p>

<p>Ve bana göre iyi yaşanmış bir ömrün sonunda söylenebilecek en güzel söz de şudur:</p>

<p><strong>“Sadece uzun yaşamadım; hayatın tadını da aldım.”</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>CENK TUNÇSİPER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/insani-hayata-baglayan-seyler</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/db8e394b-fab3-4458-a3b4-b02030b4d7a1.png" type="image/jpeg" length="95117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AK Parti ile Yeni Parti Aynı Tarafta: Karizma Satışına Fren!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/ak-parti-ile-yeni-parti-ayni-tarafta-karizma-satisina-fren</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/ak-parti-ile-yeni-parti-ayni-tarafta-karizma-satisina-fren" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin Atatürk Mahallesi sınırları içindeki Karizma Spor Tesisleri’ni satışa çıkarma planı, mecliste AK Parti ve Yeni Parti gruplarının ortak tutumuyla duvara çarptı. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oyçokluğuyla kabul edilen satış raporu, mecliste komisyona iade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne ait  Karizma Spor Tesisleri olarak bilinen taşınmazı satışa çıkarma planı, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde siyasi dengeleri de gözler önüne serdi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oy çokluğuyla kabul edilen satış raporu, CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçen üyelerin AK Parti grubu ile birlikte hareket etmesi üzerine komisyona iade edildi. Böylece satış teklifine doğrudan “hayır” denilmeden, raporun iadesiyle satışın önü şimdilik kapatılmış oldu.</strong></p>

<hr />
<h2><strong>Karizma Spor Tesisleri için satış hazırlığı</strong></h2>

<p>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yönetiminin yatırım ve projelere kaynak oluşturmak amacıyla bazı taşınmazları satışa çıkarma planlarına bir yenisi daha eklendi.</p>

<p>Bu kez gündeme gelen taşınmaz, Paşaalanı sınırları içerisinde bulunan ve kamuoyunda <strong>Karizma Spor Tesisleri</strong> olarak bilinen alan.</p>

<p>Meclise sunulan Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda ise taşınmaz, resmi kayıtlarda <strong>Karesi İlçesi Atatürk Mahallesi 12139 ada 2 parsel</strong> olarak gösteriliyor. 6 bin 56,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “Özel Kapalı Spor Alanı” kullanımında kaldığı belirtiliyor.</p>

<p>Tapu kaydında taşınmazın üzerinde “iki adet iki katlı betonarme sosyal tesis, tek katlı prefabrik depo, tek katlı prefabrik büfe ve arsası” bulunduğu ve cins değişikliğinin 16 Haziran 2026 tarihinde tescil edildiği belirtiliyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Komisyon “satış” dedi</strong></h2>

<p>Büyükşehir yönetimi, taşınmazın satışından elde edilecek kaynakla belediyenin yatırım ve projelerine finansman sağlanmasını gerekçe gösterdi.</p>

<p><strong>Plan ve Bütçe Komisyonu’nda hazırlanan raporda, taşınmazın günümüz ekonomik koşullarına göre değerlemesinin Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kıymet ve Takdir Komisyonu ile bir SPK lisanslı değerlendirme uzmanı tarafından yapılması şartıyla satışının uygun olduğu belirtildi.</strong></p>

<p>Raporda ayrıca satış işlemlerinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yürütülebilmesi için Büyükşehir Belediye Encümenine yetki verilmesi öngörüldü.</p>

<p>Komisyondaki karar <strong>oyçokluğuyla</strong> alındı. Rapora Mehmet Birol Şahin ile Feyzullah Uygur ret oyu verdi.</p>

<hr />
<h2><strong>Mecliste siyasi dengeler değişti, rapor geri döndü</strong></h2>

<p>Ancak komisyon aşamasından sonra Büyükşehir Belediye Meclisi’nde siyasi tablo değişti.</p>

<p>CHP’den istifa ederek <strong>Yeni Parti’ye geçen belediye meclis üyelerinin</strong>, satış gündeminde AK Parti grubu ile aynı yönde hareket etmesi dikkat çekti.</p>

<p>Meclisin 44. maddesi olarak gündeme gelen satış komisyon raporunda AK Parti ve Yeni Parti gruplarının <strong>raporun yeniden komisyona iade edilmesini istemesi</strong>, satış teklifinin önüne önemli bir siyasi engel çıkardı.</p>

<p>Böylece Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oyçokluğuyla kabul edilen satış raporu, meclis aşamasında komisyonda yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><strong>“Kibarca ret” olarak yorumlandı</strong></h2>

<p>Mecliste ortaya çıkan tablo, siyasi kulislerde dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirildi.</p>

<p>Satış teklifine doğrudan “ret” oyu verilmesi yerine raporun komisyona iadesinin istenmesi, <strong>“kibarca reddetmek”</strong> şeklinde yorumlandı.</p>

<p>Özellikle CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçen üyelerin AK Parti grubu ile aynı yönde pozisyon alması, Büyükşehir Meclisi’nde yeni dönemin siyasi dengelerine ilişkin önemli bir işaret olarak değerlendirildi.</p>

<p>Bir başka ifadeyle, komisyonun <strong>“satış uygun”</strong> şeklindeki raporu, meclis çoğunluğunun talebiyle yeniden komisyon masasına döndü.</p>

<hr />
<h2><strong>Satış planı şimdilik rafa kalktı</strong></h2>

<p>Büyükşehir yönetiminin taşınmaz satışları yoluyla gelir elde etme politikasının yeni bir örneği olarak gündeme gelen Karizma Spor Tesisleri konusunda son söz henüz söylenmiş değil.</p>

<p><strong>Ancak mevcut meclis tablosunda, AK Parti ile Yeni Parti gruplarının raporun iadesi yönünde birlikte hareket etmesi, satışın bu aşamada ilerlemesini engelledi.</strong></p>

<p>Şimdi gözler Plan ve Bütçe Komisyonu’na çevrildi.</p>

<p><strong>Komisyon, meclisin iade ettiği rapor üzerinde nasıl bir değerlendirme yapacak? Karizma Spor Tesisleri için satış süreci yeniden mi başlatılacak, yoksa dosya tamamen mi kapanacak?</strong></p>

<hr />
<hr />
<p><img alt="Fd132Ef7 6478 4Ded 8665 0933B2B99541" class="detail-photo img-fluid" height="1548" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/fd132ef7-6478-4ded-8665-0933b2b99541.jpg" width="1080" /><img alt="Af120E2E Dffb 4E6C 8E76 1C43A6Aa3A90-2" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/af120e2e-dffb-4e6c-8e76-1c43a6aa3a90-2.jpg" width="2048" /><img alt="Fdbd8D62 A569 4575 9657 44011F715C85" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/fdbd8d62-a569-4575-9657-44011f715c85.jpg" width="2048" /><img alt="799Bf9C0 Df2C 4963 Bd89 70383796F1Bc" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/799bf9c0-df2c-4963-bd89-70383796f1bc.jpg" width="2048" /><img alt="0718Bf12 E5Ec 47Dc 8Dd3 2204F7Cd3144" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/0718bf12-e5ec-47dc-8dd3-2204f7cd3144.jpg" width="2048" /><img alt="Fc62C4B3 0B67 44Db 8A55 Aad023510F4B" class="detail-photo img-fluid" height="1155" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/fc62c4b3-0b67-44db-8a55-aad023510f4b.jpg" width="2048" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENT GÜNDEMİ, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/ak-parti-ile-yeni-parti-ayni-tarafta-karizma-satisina-fren</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/af120e2e-dffb-4e6c-8e76-1c43a6aa3a90-1.jpg" type="image/jpeg" length="49759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Aşk Filmi ya da Bir Uygarlık Düşü... Zareçnaya Sokağı'nda Bahar...]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bir-ask-filmi-ya-da-bir-uygarlik-dusu-zarecnaya-sokaginda-bahar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bir-ask-filmi-ya-da-bir-uygarlik-dusu-zarecnaya-sokaginda-bahar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1956 yapımı Sovyet klasiği, Saşa ile Tatyana'nın aşkı üzerinden işçi sınıfını, sosyal yaşamı, eğitimi ve insanın dönüşümünü anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<hr />
<p><strong>Dünya Sineması'nda çok önemli bir yeri olan Sovyet Sineması'nın klasikleşmiş filmlerinden biridir.</strong></p>

<p>Melodram, romantik drama türündeki film 1956 yılı yapımı. Bir çelik işçisi Saşa ile fabrikanın bulunduğu şehirdeki Akşam Okulu'na atanan Rus Dili ve Edebiyatı Öğretmeni çok genç ve güzel Tatyana arasındaki aşk hikâyesi...</p>

<p>Tabii ki sadece bir aşk filmi değil. Bu aşk hikâyesi etrafında sosyal yaşam, Sovyetler Birliği'nin sosyalist dünyası da anlatılmaktadır.</p>

<p>Yönetmenler: Marlen Hutsiyev ve Feliks Mironer:</p>

<hr />
<p><strong>Filmin Ana Karakterleri:</strong></p>

<p>Aleksandr (Saşa) Savçenko: Çelik fabrikasında yüksek fırın teknisyeni.</p>

<p>Tatyana Sergeyevna Levçenko: Akşam okulunda Rus dili ve edebiyatı öğretmeni.</p>

<p>Yura Jurbenko: Çelik fabrikasında kamyon şoförü.</p>

<p>İlya Kruşin: Çelik fabrikasında teknisyen ve bir amatör müzisyen.</p>

<p>Alya Alyoşina: Çelik fabrikasının laboratuvarında asistan.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fedya Donçenko: Yüksek fırın operatörü. Umutsuz aşk yaşayan Saşa'nın yakın arkadaşı.</p>

<hr />
<p><img alt="Z1-1" class="detail-photo img-fluid" height="601" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z1-1.JPG" width="1085" /></p>

<hr />
<p>Film, romantik bir müziğin fon oluşturduğu, bütün sinema sanatçılarının, fotoğraf sanatçılarının ilgi alanına giren fotojenik mekânlardan biri olan bir istasyon sahnesi ile açılır.</p>

<p><strong>Bu sahnede arka plandan bir kömürlü tren geçmektedir; düdüğünü çalarak! Bu metalik bir ses değil, buhar çıkışı ile puslanan, boğuklanan bir ses. Uzunca ötüyor. (Günümüzde izleyince daha da nostalji yüklü bir etki yapıyor.)</strong></p>

<p>İstasyon saatinden saatin 15.45 olduğunu anlıyoruz. Filmin açılış sahnesinin fon müziğine bu uzunca çalan kömürlü lokomotifin düdük sesi de karışıyor. Bu iki sesin karışımını yönetmen özellikle kurgulamış; dramatik, romantik etki yoğunlaştırılmış.</p>

<p>Yağmurlu, sisli bir gün. Planda kamera, trenden inen bir yolcuyu kadraja alıyor.</p>

<p>Bu kadın yolcunun, filmin kahramanı olacağı belirginleşiyor... İki elinde ağır valizleri ile sendeleyerek ilerliyor.</p>

<p>Sırtında gamselesi ile yağmur altında yürüyüp istasyondan çıkıyor.</p>

<p>İstasyondan çıkan yolcu, bir otobüse doğru güçlükle koşuyor ama otobüsü kaçırıyor.</p>

<p>Kahramanımızın senaryodaki hikâyesinin değiştiği bir andır bu...</p>

<hr />
<p><img alt="Z2-1" class="detail-photo img-fluid" height="618" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z2-1.JPG" width="1089" /></p>

<hr />
<p>Yolcunun önünde bir işçi kamyonu duruyor. Kamyon sürücüsü, yağmur altında ıslanan bu yalnız yolcuyu aracına alıyor ve kahramanımız yaşayacağı hikâyenin içine adımını atıyor.</p>

<p><strong>Bir çelik üretim fabrikasında işçi olduğunu biraz sonra anlayacağımız kamyon şoförü, yüzünü tam olarak göremediği yolcusuna "teyze" diye hitap ediyor. Yolcu, gamselesinin kapüşonunu açtığında ise kahramanımızın çok genç ve güzel bir kadın olduğunu anlarız. Kamyon şoförü de şaşkınlık ve hoş bir sürpriz yaşar...</strong></p>

<p>Kamyon, çok büyük bir çelik sanayisi üretimi alanından geçmektedir. Mekân, üretimin simgesi tüten dev fabrika bacaları, kamyonlar, fabrika alanından geçen lokomotif, neşe içerisinde dağılan, kadınlı erkekli vardiya değişimi yapan kalabalık işçi grupları:</p>

<p>Bu sahnede kameranın dolaşması izleyiciye filmin hikâyesinin geçeceği mekânları tanıtmaktadır.</p>

<p>Zaman ve dönem, filmin hikâyesi, Sovyetler Birliği'nin sosyalist döneminin, sosyalist ekonomisinin üretim anlayışının yaşandığı günlerdir. Şoför ile genç kadın, yol boyunca sohbet ederler. Bu sohbet sırasında genç kadının Rus Dili ve Edebiyatı öğretmeni olduğunu öğreniriz. İşçilere akşam okulunda ders verecektir.</p>

<hr />
<p><img alt="Z3-1" class="detail-photo img-fluid" height="608" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z3-1.JPG" width="985" /></p>

<hr />
<p><strong>Kamera, kamyonun şoför mahalline odaklanır.</strong></p>

<p>Genç kadın, bir ara dağılan saçlarını düzeltmekle meşguldür. Kamyon seyir halindedir. Bu sırada şoför, kolunu pencereden uzatıp dikiz aynasını yerinden çıkartıp kadının karşısına koyar. Kadın dikiz aynasında saçlarını tarar.</p>

<p>Aynanın bu işlevselliği ise bir metafordur. Alt metinde; "Sosyalist sistem, belki 'lüks' bir hayat sağlamaz ama yurttaşlarının ihtiyaçlarını karşılar." demek istenir.</p>

<p><strong>Şoför, pek de eğitimli olmayan bir işçidir. Kaba biri değildir ama iğneleyici konuşur.</strong></p>

<p>Daha önce de bir öğretmenin geldiğini ama şartlar yüzünden kısa sürede ayrıldığını anlatıp genç öğretmenin bir an şevkini kırar.</p>

<p>Bu sırada kamera planı, dışarıdan, kamyonun yağmurda çalışan silecekleri ve kadının yüzünü birlikte göstermektedir.</p>

<p>Kamyonun silecekleri sağa sola çalışmaktadır. Kadının yüzünde tedirgin bir ifade vardır. Sileceklerin gidip gelmesi, kadının 'geldiği yerde kalmak ya da geri dönmek' arasındaki kararsızlığının metaforudur.</p>

<p><strong>Kamyon sürücüsü işçi, genç öğretmene (Akşam Okulu'na öğretmen olarak atanan Tatyana'ya) öğrencisi olacak olan işçilerin nasıl insanlar olduklarını anlatır. Vardiya değişimi vaktidir, kamyonun yolu üzerindeki işçileri göstererek, "İşte sizin öğrenciler!" der. Onları, "Bizim çocuklar sıcaktır, işimiz de sıcaktır. Bir de çocuklar, fabrika dumanı kokar..." cümlesi ile tanımlarken 'işçi sınıfı' göndermesinde bulunulmaktadır.</strong></p>

<p>Kamyon büyük bir sanayi alanında yol almaktadır. Genç kadın, bu manzarayı şaşırarak seyretmektedir. Bu görüntü akarken fonda güçlü bir müzik duyulur, romantik ve gurur verici bir temaya sahiptir.</p>

<hr />
<p><img alt="Z4" class="detail-photo img-fluid" height="728" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z4.JPG" width="1082" /></p>

<hr />
<p><strong>Dev fabrika bacaları, demiri çeliğe döndüren yüksek fırınları ile büyük bir üretim gücüne işaret edilir. Adeta bir anlamda, işçilerin emeğinin, üretim gücünün, sosyalizmin zaferinin selamlandığı törensel bir geçiştir...</strong></p>

<p>Yolculuk sırasında kamyona başka bir işçi daha (Saşa) biner. Genç kadın (Tatyana) tedirgin olsa da kısa sürede güven duyar.</p>

<p>Saşa ile Tatyana'nın ilk karşılaşmasıdır. Bu sahnede sosyalist ahlaka gönderme var gibidir.</p>

<p>Nihayet genç öğretmenin görev yerine gelinir ve kahramanımız, kamyondan iner.</p>

<p>O anda yağmur dinmiş, hava açmış, ortalık günlük güneşliktir. Henüz sonbahardır.</p>

<p>Bu güzel an, genç kadın için olumlu bir muhtemel gelişmenin metaforudur.</p>

<hr />
<p><strong>Ve Dersler Başlar.</strong></p>

<p>Genç ve güzel bir kadın olan Rus Dili Edebiyatı Öğretmeni Tatyana, zorlu bir hayatı olan çelik endüstrisi işçisi öğrencileri tarafından önceleri pek ciddiye alınmaz. Derslerin başladığı günlerde sınıfta tanışma ve yoklama sahnesi ise filmin kahramanlarının seyirci ile de tanıştırılmasıdır bir yönüyle.</p>

<p><strong>Tatyana, yaptıkları iş dolayısıyla sert mizaçlı, kimi zaman da kaba olan bu işçileri Rus Edebiyatı'nın ünlü isimlerinin eserlerinin atmosferine girmeleri için gayret etmektedir. Zaten bu akşam okulunun amacı da işçi sınıfının kültürel olarak da yükselmesini sağlamaktır.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="Z5" class="detail-photo img-fluid" height="660" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z5.JPG" width="1084" /></p>

<hr />
<p><strong>Saşa Âşık Olur.</strong></p>

<p>Akşam okulunun öğrencilerinden yüksek fırın teknisyeni Saşa, öğretmen Tatyana'yı ciddiye almaz gibi görünse de aslında ona daha ilk günden âşık olmuştur ama Tatyana ile arasında sosyal bir mesafe vardır. Saşa da bunu 'sınıf farkı' olarak algılar. Tatyana, bir ders anında kendisini ciddiye almayan Saşa'yı dışarı atar.</p>

<p><strong>Kış Günleri Başlamıştır:</strong></p>

<p>Dersler devam ediyordur ve kış da bastırır. Kar manzaraları güzeldir; bir taraftan da bu romantik, hüzünlü fakat soğuk günler, Tatyana ile Saşa arasındaki uzaklığın da metaforudur.</p>

<p>Bu manzara üzerine Tatyana'nın sesi, 'dış ses' olarak şiirsel bir kış manzarası anlatır:</p>

<p><strong>"Ve karlar düşmeye başlar.<br />
Çıplak ağaçların son yaprakları da dökülürken, yumuşacık kış gelir.<br />
Evler beyaz kalpaklarını geçirdiler başlarına."</strong></p>

<hr />
<p><img alt="Z6" class="detail-photo img-fluid" height="744" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z6.JPG" width="1086" /></p>

<hr />
<p>Biraz sonra kamera sınıf planına geçer ve kurulan ses köprüsü ile metnin devamı da Tatyana tarafından bu edebî metnin öğrencilere sınıfta dikte ettirilmesi biçimine dönüştürülerek okunur:</p>

<p><strong>"Ayaz usta buz motiflerle işledi evlerin pencerelerini. İçeride ise sıcaklık ve rahatlık vardır. Sobada odunlardan sızan reçine cızırtıları..."</strong></p>

<p>Sınıftaki sıcak ve güvenli ortam işçi sınıfının kazanımlarına, hayat standardına vurgu yapar.</p>

<p>Giderek bu aşk Saşa'yı dönüştürecektir. Tatyana'yı kaldığı pansiyonda ziyarete giden Saşa, burada gördüğü Rus Şair Aleksandr Blok'un çerçeveli fotoğrafını Tatyana'nın sevgilisi zanneder. Sonradan Blok'un bir edebiyatçı olduğunu öğrenir ve bu, onun yaşayacağı dönüşümün başlangıcının metaforudur.</p>

<p>Akşam okulundaki diğer öğrenciler, Saşa'nın öğretmeni Tatyana'ya âşık olmasıyla alay ederler. Aradaki sınıf farkını vurgularlar. Arkadaşı Yura, gitarı ile alaycı, uydurma bir şarkı bile yapar. Yura, Saşa'yı kıskanmaktadır. Saşa'ya mühendis Nikolay'ın da Tatyana'ya âşık olduğunu söyler. İğneleyici bir ifadeyle.</p>

<hr />
<p>Saşa ve Yura aynı odadadır. Bu planda Saşa, gitarı ile umutsuz aşkını anlatan bir şarkı söylüyordur:</p>

<p><strong>"Karşılaşmak şimdi beni mutlu etmiyor.<br />
Halbuki ruhum seninle dolmuş.<br />
Karşılıksız aşkın rengi, neden beyazdır.<br />
Ne yapsın fabrika işçisini?"</strong></p>

<p>Yura araya girer. Bir taraftan Saşa'nın aşkının umutsuz olduğunu söylese de;</p>

<p><strong>"Neden doğrudan soramıyorsun? Nerede kaldı senin işçi gururun?" diye sorar Saşa'ya.</strong></p>

<p>Yine bir ders günüdür. Saşa, sınıfa sarhoş hâlde gelir. Teneffüs zili çaldığında sınıfta kalıp öğretmeni Tatyana'ya açılır: "Ben basit bir işçiyim, bir amele. Böyleyim, böyle kalacağım. Böyle birini ister misiniz?"</p>

<p>Tatyana durumdan rahatsızdır,<strong> "Bir daha sınıfa böyle gelmeyin!"</strong> der.</p>

<p>Sonra Saşa koşarak okulun dışına çıkar, dışarısı soğuktur, bu defa tipi de vardır. Bu sahne Saşa'nın gerçekle karşılaşmasını vurgular.</p>

<p>Tatyana da dersi bitince kaldığı pansiyona döner. Pansiyon sahiplerinden genç kız Zinka da Saşa'ya aşıktır, bir kıskançlık krizi yaşamaktadır. Tatyana'yı pansiyondan atar.</p>

<p>Tatyana, eskiden beri tanıdığı mühendis Nikolay'ın evine sığınır. Bu durum Saşa'yı yaralar ama Nikolay, genç öğretmenle evde kalmaz, Saşa'nın evine misafir olarak gider.</p>

<p>Nikolay, Saşa'ya Tatyana'yı önceden tanıdığını anlatır. Saşa uyuyor gibi yapar.</p>

<p>Nikolay, kendi kendine konuşur, "Mevsim acayip kışladı; bahar yakın demek ki..."</p>

<hr />
<p><img alt="Z7" class="detail-photo img-fluid" height="716" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/z7.JPG" width="1061" /></p>

<hr />
<p><strong>Pansiyondan atılan Tatyana'ya yönetim, bir lojman tahsis eder. Tatyana ile Nikolay'ı yine kamyon şoförü Yura yoldan alır. Bu an, Tatyana'nın okula geldiği günün tekrarı gibidir. Gerçektir ama flashback değildir. Yönetmen bu sahnede karma bir kurgu yapar. Yura, Tatyana'nın akşam okulundan ayrıldığını zanneder. Tatyana ise yeni odasına gidiyordur.</strong></p>

<p>Tatyana, yeni odasındadır, yıkılmış ve pişmanlık içindedir. Ağlar; "Pedagog! Nasıl pedagog olabilirim ben?... Onlara göre sadece bir kız çocuğuyum. Nereden bilebilirdim öğrencilerim çelik eritecek, çocuk doğuracak, votka içip bıyık bırakacak. Bu odayı ne yapayım? Onlara göre bir yabancıyım, onlar da bana..."</p>

<p><strong>Nikolay, görevi bırakmak niyetinde olan Tatyana'ya cesaret veren sözler söyler, "Yarım bırakamazsın. Saşa yetenekli bir genç."</strong></p>

<p><strong>Tatyana - "Öğretmene gösteriş mi yapıyorlar?"</strong></p>

<p><strong>Nikolay - "Oldu mu şimdi? Gösteriş, sınıf...</strong></p>

<p>Sana göre onlar sınıf, hatta ne de olsa işçi sınıfı. Onların yaşamında önce bu gelir. Bunun için okula geliyorlar.</p>

<p>Bunun anlamını bilmiyorsun sen. Belki bu yüzden sana yabancı geliyorlar."</p>

<p>Nikolay, bu sözleri söylerken kamera kadrajının dışındadır. Sadece gölgesi duvara düşer, gölgesi üzerine Nikolay'ın sesi dış ses olarak bindirilir. Bu planda, Nikolay'ın gölgesi, metafor olarak sosyalist ideolojiyi konuşturmaktadır.</p>

<hr />
<p><strong>Yeni planda Akşam Okulu öğrencileri, Tatyana'nın bomboş odası için ev eşyaları, mobilyalar getirmişlerdir. İşçi-öğrencilerin disiplinli işbirliği, Tatyana'ya yalnızlığını ve işçilerin dünyasına yabancılığını unutturur.</strong></p>

<p>Sahne değişir, sahnenin yeni planında Tatyana tek başınadır, fonda şehrin çelik sanayi alanı, akşam okulunun işçilerinin dünyası vardır. Tatyana artık işçilerin dünyasında acemidir ama yabancı değildir.</p>

<p>Tatyana, fabrika alanından geçmekte olan bir lokomotif makinistinin (öğrencisi İşçenko) yardımı ile lokomotifle yüksek fırınlar bölgesine gider. Makinistler akşam okulundan öğrencileridir.</p>

<p>Tatyana, fabrikada bir kadın işçiye neşe içinde ve hayretle seslenir, "Bütün bunları siz mi yapıyorsunuz?!"</p>

<p>O sırada işçiler için bir anons duyulur. Anonsu yapan sesin sahibi de Tatyana'nın öğrencisidir. Tatyana gururludur.</p>

<p>Tatyana, öğrencisi Saşa'yı da görür fakat Saşa hâlâ kırgındır.</p>

<hr />
<p><strong>Sahne; fabrika dışı bir park alanıdır, işçilerin tatil günüdür ve artık bahar gelmiştir. Ani bir yağmur bastırır, işçiler bir kameriye altına sığınırlar, sohbet etmektedirler. Yura, Nikolay, Saşa ve Tatyana aynı kameriye altındadır.</strong></p>

<p>Yura, Akşam Okulu'nda; "hiç nedir? Hiçle ne yapılır" konulu bir ders işlenmesini önerir. Saşa'nın, Tatyana'ya âşık olmasıyla alay eder bu benzetme ile.</p>

<p>Tatyana da Saşa'ya bu "boş sözleri dinliyorsun." diye sitem ederek oradan kaçarcasına uzaklaşır. Saşa da Tatyana'nın ardından orayı terk eder.</p>

<hr />
<p><strong>Filmin final sahnesi:</strong></p>

<p>Tatyana'nın çalışma odasıdır. Saşa odaya pencereden girer, o sırada sınav kâğıtları rüzgârdan darmadağın olur.</p>

<p><strong>Saşa, bir sınav kâğıdını eline alır ve soruyu okur: "Üç nokta. Hangi durumlarda üç nokta kullanılır? Üç nokta, cümle sonlarında, ya da hikâyenin sonunda, eğer bitmemişse ve daha geriye bir sürü şey kaldıysa kullanılır."</strong></p>

<p>Bu metafor, Tatyana ile Saşa arasında her şeyin bitmediğini anlatır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>CEMİL YURTMAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bir-ask-filmi-ya-da-bir-uygarlik-dusu-zarecnaya-sokaginda-bahar</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/z1-1.JPG" type="image/jpeg" length="57451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SINDIRGI DEPREMİNİN YIL DÖNÜMÜNDE “DEPREME DİRENÇLİ BALIKESİR” VURGUSU]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/sindirgi-depreminin-yil-donumunde-depreme-direncli-balikesir-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/sindirgi-depreminin-yil-donumunde-depreme-direncli-balikesir-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Sındırgı’da 10 Ağustos 2025’te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin yıl dönümünde “Sındırgı’dan Ders Almak: Balıkesir’in Canlı Fayları ve Deprem Gerçeği” başlıklı panel düzenledi. Panelde Balıkesir’in deprem riski, canlı fayları, yapı stoku ve kentte alınması gereken önlemler bilim insanları tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Sındırgı depreminin yıl dönümünde deprem gerçeğine dikkat çekmek ve kentin afetlere karşı dirençliliğini artırmak amacıyla panel gerçekleştirdi.</p>

<p>Salih Tozan Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla düzenlenen <strong>“Sındırgı’dan Ders Almak: Balıkesir’in Canlı Fayları ve Deprem Gerçeği”</strong> başlıklı panelde, Balıkesir’in depremselliği ve bölgede bulunan canlı fayların oluşturduğu riskler ele alındı.</p>

<p>Panele İTÜ Maden Fakültesinden <strong>Doç. Dr. Şule Gürboğa</strong>, Balıkesir Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden <strong>Dr. Öğr. Üyesi Zafer Akpınar</strong>, TÜBİTAK MAM’dan <strong>Dr. Adil Tarancıoğlu</strong> ve <strong>Dr. Aylin Karaaslan</strong> konuşmacı olarak katıldı.</p>

<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan panelin açılış konuşmasını Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı <strong>İlknur Bozoklu Kirişçi</strong> yaptı.</p>

<hr />
<h3>“DEPREMİ BEKLEYEN DEĞİL, DEPREME HAZIRLANAN BALIKESİR”</h3>

<p>Kirişçi, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın göreve geldiği dönemde deprem gerçeğinin kentin öncelikli meselelerinden biri olarak ele alındığını belirterek, bu doğrultuda 2024 yılında Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığının kurulduğunu söyledi.</p>

<p>Kirişçi, <strong>“Başkanımızın vizyonu çok açıktı. Depremi bekleyen değil, depreme hazırlanan bir Balıkesir. İşte bugün kurduğumuz bu kurumsal yapının ne kadar doğru ve gerekli olduğunu bir kez daha görüyoruz”</strong> dedi.</p>

<hr />
<h3>YAPI STOKU VE ZEMİN ANALİZLERİ YAPILIYOR</h3>

<p>Deprem öncesinde risklerin belirlenmesi ve azaltılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Kirişçi, yapı stokunun değerlendirilmesi, zemin ve sıvılaşma analizleri, yapı envanteri ve kentsel dönüşüm stratejileri üzerinde çalıştıklarını aktardı.</p>

<p>Kirişçi, <strong>“Hedefimiz yalnızca deprem sonrasında müdahale eden bir belediye olmak değil, deprem olmadan önce riski tespit eden, analiz eden ve azaltan bir büyükşehir belediyesi olmaktır”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Balıkesir’in deprem tehlikesinin bilimsel verilerle ortaya konulması amacıyla üniversiteler, TÜBİTAK ve meslek odalarıyla iş birliği yaptıklarını belirten Kirişçi, çalışmaların veri temelli sürdürüldüğünü söyledi.</p>

<hr />
<h3>“KORKUYU DEĞİL, HAZIRLIĞI BÜYÜTMEK İSTİYORUZ”</h3>

<p>Deprem gerçeğinin toplumsal korkuyu artırmak yerine hazırlık çalışmalarını güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Kirişçi, şöyle konuştu:</p>

<p><strong>“Bizim görevimiz korkuyu büyütmek değil, hazırlığı büyütmektir. Burada konuşacağımız her bilimsel veri yarının Balıkesir’ini şekillendirecek. Depremi engelleyemeyiz ama depremi afete dönüştüren riskleri azaltabiliriz ve bunun için kaybedecek zamanımız yok.”</strong></p>

<hr />
<h3>HEDEF: DEPREME DİRENÇLİ BALIKESİR</h3>

<p>Balıkesir’in depreme dirençli, güvenli ve geleceğe hazır bir kent olması için çalışmaların sürdürüleceğini belirten Kirişçi, bilim ve ortak akıl vurgusu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kirişçi, <strong>“Bilimin rehberliğinde, ortak akılla Balıkesir’in tüm kurumlarıyla birlikte deprem dirençli bir kent oluşturmak için çalışmaya devam edeceğiz. 10 Ağustos depremi, yaşadığımız bölgenin deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Hedefimiz nettir: Depreme dirençli, güvenli ve geleceğe hazır bir Balıkesir”</strong> dedi.</p>

<p>Kirişçi konuşmasının sonunda panelin düzenlenmesine katkı sağlayan bilim insanlarına, kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, Sındırgı depremi başta olmak üzere depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları rahmetle andı.</p>

<hr />
<h3>AKADEMİSYENLER BALIKESİR’İN DEPREM RİSKİNİ ELE ALDI</h3>

<p>Açılış konuşmasının ardından akademisyenler sunumlarını gerçekleştirdi.</p>

<p>İTÜ Maden Fakültesinden Doç. Dr. Şule Gürboğa, Balıkesir Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Zafer Akpınar, TÜBİTAK MAM’dan Dr. Adil Tarancıoğlu ve Dr. Aylin Karaaslan, bilimsel çalışmalarından elde ettikleri bulguları katılımcılarla paylaştı.</p>

<p>Sunumlarda <strong>Balıkesir’in depremselliği, bölgedeki canlı faylar, deprem riskleri, yapı güvenliği ve deprem öncesinde alınması gereken önlemler</strong> ele alındı. Kentin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için yapılması gereken çalışmalar da değerlendirildi.</p>

<p>Sındırgı depreminin yıl dönümünde gerçekleştirilen panel, Balıkesir’in deprem gerçeğinin bilimsel veriler ışığında ele alınması ve kent genelinde afet farkındalığının artırılması açısından önemli bir buluşma oldu.</p>

<hr />
<p><img alt="9073E15F Ffdf 4Bd4 Aa01 B15D31F97Fc9" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/9073e15f-ffdf-4bd4-aa01-b15d31f97fc9.jpg" width="1600" /><img alt="0955Ec3C B178 414E 8B5A 957328Ec10Ca" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/0955ec3c-b178-414e-8b5a-957328ec10ca.jpg" width="1600" /><img alt="F4Cac993 8754 4Cc2 A09A 7876189241A6" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f4cac993-8754-4cc2-a09a-7876189241a6.jpg" width="1600" /><img alt="D35Efcb9 B0B1 42Ec 9F1E 3A4Dd13A6A4A" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/d35efcb9-b0b1-42ec-9f1e-3a4dd13a6a4a.jpg" width="1600" /><img alt="C03Ecee4 Dd52 4226 8544 831B92879Fc4" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/c03ecee4-dd52-4226-8544-831b92879fc4.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENT GÜNDEMİ, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/sindirgi-depreminin-yil-donumunde-depreme-direncli-balikesir-vurgusu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/0955ec3c-b178-414e-8b5a-957328ec10ca.jpg" type="image/jpeg" length="37492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BANDIRMA’NIN YENİ KAÇIŞ NOKTASI: ŞİRİNÇAVUŞ]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bandirmanin-yeni-kacis-noktasi-sirincavus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bandirmanin-yeni-kacis-noktasi-sirincavus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bandırma Belediyesi’nin Şirinçavuş’ta hayata geçirdiği tesis hizmete açıldı. Ücretsiz plaj, 300 kişilik restoran ve karavan parkıyla tesis, doğa ve deniz tutkunlarını buluşturacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Bandırma Belediyesi tarafından Şirinçavuş’ta hayata geçirilen yeni sosyal tesis, düzenlenen törenle vatandaşların hizmetine açıldı. Deniz ve doğayla iç içe bir yaşam alanı sunan tesis, ücretsiz plaj hizmeti, kafe-restoran ve karavan park alanıyla dikkat çekiyor.</strong></p>

<p>Bandırma Belediyesi, kentin sosyal yaşamına yeni bir soluk getirecek <strong>Şirinçavuş Tesisi’ni</strong> vatandaşların hizmetine sundu. Şirinçavuş’un doğal güzellikleri içerisinde hayata geçirilen tesisin açılışı, Bandırma Belediye Başkanı <strong>Dursun Mirza’nın</strong> öncülüğünde gerçekleştirildi.</p>

<p>Doğayla iç içe konumu, denize erişim imkanı ve sosyal donatılarıyla dikkat çeken tesisin, özellikle yaz aylarında Bandırmalılar için önemli bir yaşam ve dinlenme alanı olması hedefleniyor.</p>

<hr />
<h3><strong>ŞİRİNÇAVUŞ’TA 150 ŞEZLONG VE 300 KİŞİLİK RESTORAN</strong></h3>

<p>Bölgenin doğal dokusuna uygun şekilde tasarlanan Şirinçavuş Tesisi, farklı ihtiyaçlara yönelik imkanları bir arada sunuyor.</p>

<p>Tesisin ilk etapta <strong>150 şezlong ve şemsiye kapasitesine</strong> sahip plaj alanı bulunuyor. Bunun yanı sıra <strong>300 kişilik kafe ve restoran</strong>, vatandaşlara yeme-içme ve dinlenme imkanı sağlıyor.</p>

<p>Tesis içerisinde ayrıca karavan turizmine yönelik özel bir alan da oluşturuldu. İlk etapta <strong>50 karavan kapasiteli</strong> olarak planlanan karavan parkının önümüzdeki dönemde genişletilmesi hedefleniyor.</p>

<hr />
<h3><strong>KARAVAN PARKI 100 ARACA ÇIKARILACAK</strong></h3>

<p>Açılışta tesisin gelecekteki yatırımları hakkında da bilgi veren Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza, karavan parkının kapasitesinin artırılacağını açıkladı.</p>

<p>Mirza, mevcut <strong>50 araçlık karavan park kapasitesinin önümüzdeki süreçte 100 araca çıkarılacağını</strong> belirterek, Şirinçavuş’un karavan turizmi açısından da önemli bir merkez haline gelmesini hedeflediklerini ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>PLAJ, ŞEZLONG VE ŞEMSİYE ÜCRETSİZ</strong></h3>

<p>Şirinçavuş Tesisi’nde sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda vatandaşların denizden ücretsiz yararlanabilmesine olanak sağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tesisin <strong>girişi ile plajdaki şezlong ve şemsiye kullanımı tamamen ücretsiz</strong> olacak. Böylece vatandaşların deniz ve plaj imkanlarından ekonomik bir yükle karşılaşmadan faydalanabilmesi amaçlanıyor.</p>

<hr />
<h3><strong>ENERJİSİNİ GÜNEŞTEN ÜRETİYOR</strong></h3>

<p>Şirinçavuş Tesisi, sosyal imkanlarının yanı sıra çevre dostu özellikleriyle de öne çıkıyor.</p>

<p>Tesisin enerji ihtiyacının <strong>tamamen güneş enerjisinden karşılanması</strong>, projenin sürdürülebilirlik yönünü güçlendiriyor. Doğal çevreyle uyumlu olarak tasarlanan tesisin, Bandırma Belediyesi’nin çevre ve sürdürülebilir yaşam hedeflerine de katkı sunması bekleniyor.</p>

<hr />
<h3><strong>BANDIRMA’NIN YENİ BULUŞMA NOKTASI OLACAK</strong></h3>

<p>Şirinçavuş’ta hizmete giren tesisin; plajı, restoranı, karavan parkı ve doğal güzellikleriyle yaz döneminde Bandırmalılar ve bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar için yeni bir buluşma noktası olması bekleniyor.</p>

<p>Bandırma Belediyesi tarafından hayata geçirilen Şirinçavuş Tesisi, <strong>ücretsiz plaj hizmeti ve doğayla iç içe yaşam alanı</strong> anlayışıyla kentin sosyal yaşamına yeni bir alternatif kazandırdı.</p>

<hr />
<p><img alt="F B I M G 1786339763158" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339763158.jpg" width="2048" /><img alt="F B I M G 1786339773795" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339773795.jpg" width="2048" /><img alt="F B I M G 1786339753271-1" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339753271-1.jpg" width="1600" /><img alt="F B I M G 1786339759131" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339759131.jpg" width="1600" /><img alt="F B I M G 1786339748569" class="detail-photo img-fluid" height="941" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339748569.jpg" width="1672" /><img alt="F B I M G 1786339750893" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339750893.jpg" width="1600" /><img alt="F B I M G 1786339744261" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339744261.jpg" width="1600" /><img alt="F B I M G 1786339746233" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339746233.jpg" width="2048" /><img alt="F B I M G 1786339740317" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339740317.jpg" width="2048" /><img alt="F B I M G 1786339742228" class="detail-photo img-fluid" height="1077" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339742228.jpg" width="1587" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bandırma, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bandirmanin-yeni-kacis-noktasi-sirincavus</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/f-b-i-m-g-1786339753271.jpg" type="image/jpeg" length="57799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu'yu parçalama projesi: Sevr karanlığından kurtuluşa uzanan yol!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/anadoluyu-parcalama-projesi-sevr-karanligindan-kurtulusa-uzanan-yol</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/anadoluyu-parcalama-projesi-sevr-karanligindan-kurtulusa-uzanan-yol" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'ni siyasi, askerî ve ekonomik açıdan parçalamayı hedefleyen ağır hükümler içeriyordu. Ancak Anadolu'da başlayan Millî Mücadele, Sevr'i uygulanamaz hale getirerek Türk tarihinin yönünü değiştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>10 Ağustos 1920… Bundan tam 106 yıl önce, Paris’in Sèvres banliyösünde Osmanlı Devleti’nin önüne yalnızca bir barış metni değil, Anadolu’nun siyasi, askerî ve ekonomik geleceğini büyük ölçüde yabancı güçlerin denetimine bırakmayı amaçlayan 433 maddelik ağır bir antlaşma konuldu. Osmanlı Hükümeti antlaşmayı imzaladı; ancak Türk milleti kabul etmedi. Ankara’da yükselen Millî Mücadele, Sevr’in kâğıt üzerindeki hükümlerini savaş meydanlarında boşa çıkardı. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ise Sevr düzeninin yerini aldı.</strong></p>

<hr />
<h2><strong>SEVR NEDİR?</strong></h2>

<p><strong>Sevr Antlaşması, I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Paris yakınlarındaki Sèvres kentinde, dönemin ünlü porselen fabrikasının konferans salonunda imzalandı. Antlaşma 12 bölüm ve 433 maddeden oluşuyordu. Hazırlanması yaklaşık bir buçuk yıl süren Sevr, İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ne yönelik paylaşım ve yeniden düzenleme planlarının hukuki çerçevesini oluşturuyordu.</strong></p>

<p>Bugün, 10 Ağustos 2026 itibarıyla Sevr Antlaşması’nın imzalanmasının üzerinden tam 106 yıl geçti. Ancak burada çok önemli bir ayrıntı vardır: Sevr imzalanmıştı ama yürürlüğe girmedi. Çünkü Osmanlı Meclis-i Mebusanı tarafından onaylanmadı. Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi ise antlaşmayı kesin biçimde reddetti. Bu nedenle Sevr, imzalanmış olmasına rağmen uygulanabilir ve kalıcı bir uluslararası düzen haline gelemedi.</p>

<hr />
<h2><img alt="Sevr Haritasi" class="detail-photo img-fluid" height="320" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/sevr-haritasi.jpg" width="652" /></h2>

<hr />
<h2><strong>SEVR’E GİDEN YOL: OSMANLI NEDEN BU NOKTAYA GELDİ?</strong></h2>

<p>Sevr’i anlamak için 10 Ağustos 1920’ye değil, birkaç yıl geriye gitmek gerekir. Osmanlı Devleti, 19. yüzyıl boyunca toprak, nüfus, ekonomik güç ve askerî kapasite bakımından ciddi kayıplar yaşamıştı. Balkan Savaşları, Trablusgarp Savaşı ve ardından I. Dünya Savaşı, imparatorluğu ekonomik ve demografik açıdan son derece ağır bir tabloyla karşı karşıya bıraktı.</p>

<p><strong>1914’te başlayan I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında savaşa girdi. Çanakkale’de büyük bir zafer kazanıldı. Kafkasya’da, Irak’ta, Filistin-Suriye hattında ve Arabistan’da savaşlar yaşandı. Ancak savaşın sonuna doğru İttifak Devletleri peş peşe yenildi.</strong></p>

<p>1918 yılına gelindiğinde Osmanlı orduları savaşacak ve ikmal edilecek kaynaklar bakımından büyük sıkıntılar içindeydi. Sonunda 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Ve asıl kırılma noktası burada başladı.</p>

<hr />
<h2><strong>MONDROS: SEVR’İN ÖNÜNÜ AÇAN BELGE</strong></h2>

<p>Mondros, görünüşte bir ateşkes anlaşmasıydı. Fakat uygulamada Osmanlı Devleti’nin savunma gücünü büyük ölçüde ortadan kaldıran hükümler içeriyordu. Osmanlı ordusunun terhis edilmesi, silah ve cephanenin teslim edilmesi istendi. Özellikle Mondros’un 7. maddesi, İtilaf Devletlerine güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıktığını ileri sürerek istedikleri stratejik noktayı işgal etme imkânı veriyordu.</p>

<p><strong>Böylece Anadolu’nun işgali için askerî engeller önemli ölçüde kaldırılmış oldu. İtilaf Devletleri kısa süre içerisinde harekete geçti. 13 Kasım 1918’de İtilaf donanması İstanbul’a geldi. İngiliz ve Fransız kuvvetleri Güneydoğu Anadolu ve Çukurova’da ilerledi. İtalyanlar Antalya ve çevresine yöneldi.</strong></p>

<p>Ve ardından tarihin en kritik tarihlerinden biri geldi: 15 Mayıs 1919.</p>

<p>İzmir işgal edildi.</p>

<p>Yunan birliklerinin İzmir’e çıkması, Anadolu’daki Millî Mücadele’nin toplumsal tabanını ve direniş iradesini büyük ölçüde güçlendirdi.</p>

<hr />
<h2><img alt="477626 962153731" class="detail-photo img-fluid" height="911" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/477626-962153731.jpg" width="1368" /></h2>

<hr />
<h2><strong>İSTANBUL İŞGAL ALTINDA, OSMANLI ORDUSU TERHİS EDİLMİŞTİ</strong></h2>

<p>Sevr imzalandığında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu şartları anlamak için tabloyu açık biçimde görmek gerekir.</p>

<p><strong>İstanbul İtilaf Devletlerinin işgali altındaydı. Osmanlı ordusu büyük ölçüde dağıtılmıştı. Silah ve cephanelerin önemli bölümü kontrol altına alınmıştı. Anadolu’nun çeşitli bölgeleri yabancı güçlerin işgali altındaydı. Yunan ordusu Batı Anadolu’da ilerliyordu. Osmanlı maliyesi ağır borç yükü altındaydı. İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletlerinin yoğun baskısı altındaydı. Meclis-i Mebusan dağıtılmıştı. Anadolu’da ise henüz düzenli ve merkezi bir devlet ordusu bulunmuyordu.</strong></p>

<p>16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgal edilmesiyle durum daha da ağırlaştı. İşgal kuvvetleri Meclis-i Mebusan üyelerinden bazılarını tutukladı. Meclis çalışmalarına ara verdi ve 11 Nisan 1920’de padişah iradesiyle kapatıldı.</p>

<p>Artık İstanbul’daki siyasi iradenin ülkenin geleceğini belirleme kapasitesi büyük ölçüde ortadan kalkmıştı.</p>

<hr />
<h2><strong>MİSAK-I MİLLÎ: SEVR’E KARŞI İLK SİYASİ CEVAP</strong></h2>

<p>Fakat İstanbul’da her şey bitmiş değildi.</p>

<p>Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı, 28 Ocak 1920’de Misak-ı Millî’yi kabul etti. 17 Şubat’ta kamuoyuna açıklanan Misak-ı Millî, Millî Mücadele’nin siyasi hedeflerinin temelini oluşturdu.</p>

<p><strong>Misak-ı Millî’nin temel anlayışı Türk milletinin bağımsızlığı, vatanın bütünlüğü ve millî egemenlikti. Bu karar, Sevr’in dayatacağı parçalanma anlayışının tam karşısında duruyordu.</strong></p>

<p>İstanbul işgal edildiğinde artık mücadele için yeni bir merkez gerekiyordu.</p>

<p>Bu merkez Ankara olacaktı.</p>

<hr />
<h2><img alt="3635" class="detail-photo img-fluid" height="487" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/3635.jpg" width="865" /></h2>

<hr />
<h2><strong>MUSTAFA KEMAL PAŞA VE ANADOLU’DA ÖRGÜTLENME</strong></h2>

<p>19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, Millî Mücadele’nin örgütlü aşamasının başlangıç noktalarından biri oldu.</p>

<p>Ardından Amasya Genelgesi geldi. 22 Haziran 1919’da yayımlanan genelge, mücadelenin gerekçesini ve yöntemini ortaya koydu. Daha sonra Erzurum Kongresi toplandı. Temmuz ve Ağustos 1919’da gerçekleştirilen kongrenin ardından 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi yapıldı.</p>

<p><strong>Sivas Kongresi’yle farklı bölgelerde kurulmuş Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin daha geniş bir çatı altında birleştirilmesi sağlandı. Kongrenin amacı artık yalnızca bölgesel savunma değil, ülkenin tamamının kurtarılmasıydı.</strong></p>

<p>Anadolu’da örgütlenme hızlandı. Bir tarafta siyasi teşkilatlanma, diğer tarafta Kuvâ-yı Milliye, öte yanda düzenli orduya geçiş hazırlıkları vardı.</p>

<p>Ve nihayet 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı.</p>

<p>Bu tarih, Sevr’in karşısındaki en önemli siyasi dönüm noktalarından biriydi. Artık İstanbul’da işgal altında bulunan bir hükümetin karşısında Anadolu’da millet iradesine dayanan yeni bir siyasi merkez bulunuyordu.</p>

<hr />
<h2><img alt="Sevr 2" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/sevr-2.webp" width="1000" /></h2>

<hr />
<h2><strong>SEVR HARİTASI NE ANLATIYORDU?</strong></h2>

<p>Sevr haritasına bakıldığında, antlaşmanın neden Türk tarihindeki en ağır barış tasarılarından biri olarak görüldüğü daha açık biçimde anlaşılır.</p>

<p><strong>Sevr’in öngördüğü düzen içerisinde Trakya’nın önemli bölümü Yunanistan’a bırakılıyordu. İzmir ve çevresinde Osmanlı egemenliği kâğıt üzerinde korunuyor gibi görünse de yönetim Yunanistan’a bırakılıyordu. Bölgede belirli bir süre sonra Yunanistan’a katılma ihtimali de öngörülmüştü.</strong></p>

<p>Doğu Anadolu’da Ermenistan’ın kurulması ve sınırlarının belirlenmesi öngörülüyordu. Sevr’in 89. maddesi uyarınca Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis vilayetleriyle ilgili Türkiye-Ermenistan sınırının belirlenmesi konusunda ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın hakemliğine başvurulmuştu.</p>

<p><strong>Sevr’in 62-64. maddelerinde ise Kürtlerin yaşadığı bazı bölgeler için özerklik ve daha sonra bağımsızlık ihtimaline uzanan bir süreç öngörülüyordu.</strong></p>

<p>Boğazlar konusunda da Osmanlı egemenliği ciddi biçimde sınırlandırılıyor, bölgenin askerî açıdan zayıflatılması ve uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılması planlanıyordu.</p>

<p>Osmanlı Devleti’nin Arap toprakları üzerindeki egemenliği de sona erdiriliyordu. Irak, Suriye ve Filistin’de manda sisteminin önü açılmış, Hicaz’ın bağımsızlığı kabul edilmişti.</p>

<hr />
<h2><strong>SEVR SADECE TOPRAK KAYBI DEĞİLDİ</strong></h2>

<p>Sevr’in en önemli özelliklerinden biri, yalnızca toprakları bölmeyi hedeflememiş olmasıydı.</p>

<p>Askerî bağımsızlık da sınırlandırılıyordu. Osmanlı Devleti’nin sahip olabileceği askerî güç ciddi biçimde azaltılacak, ordu büyük ölçüde işlevsiz hale getirilecekti.</p>

<p><strong>Ekonomik bağımsızlık da büyük darbe alıyordu. Osmanlı maliyesini denetleyecek özel bir mali komisyon oluşturulması öngörülüyor, Düyûn-ı Umûmiyye sistemi devam ediyor, kapitülasyonlar genişletiliyordu. Demiryolları, limanlar, ulaşım ve ekonomik kaynaklar üzerindeki yabancı denetim güçlendiriliyordu.</strong></p>

<p>Dolayısıyla mesele yalnızca “Hangi şehir kimin olacak?” sorusu değildi.</p>

<p>Asıl mesele, “Bu coğrafyada bağımsız bir devlet yaşayabilecek mi?” sorusuydu.</p>

<hr />
<h2><strong>SEVR’İ KİMLER İMZALADI?</strong></h2>

<p><strong>Sevr’in tarafları temel olarak İtilaf ve ilgili Müttefik devletler ile Osmanlı Devleti’ydi. Antlaşmanın başlıca Müttefik tarafları arasında İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya ile birlikte Yunanistan, Ermenistan, Belçika, Hicaz, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Devleti ve Çekoslovakya gibi devletler bulunuyordu.</strong></p>

<p>Osmanlı adına ise antlaşmayı Hâdi Paşa, Rıza Tevfik ve Reşad Halis Bey imzaladı.</p>

<p>Osmanlı hükümeti, yoğun baskı altında antlaşmayı kabul etmek zorunda bırakılmıştı. 22 Temmuz 1920’de toplanan Saltanat Şûrası’nda antlaşmanın kabul edilmesi yönünde büyük çoğunluk oluştu. Ardından 10 Ağustos’ta imzalar atıldı.</p>

<hr />
<h2><strong>NEDEN OSMANLI SEVR’İ İMZALADI?</strong></h2>

<p>“Osmanlı Devleti Sevr’i neden kabul etti?” sorusunun cevabı yalnızca siyasi irade meselesi değildir.</p>

<p><strong>İstanbul işgal altındaydı. Osmanlı ordusu dağıtılmıştı. İtilaf kuvvetleri Anadolu’nun çeşitli bölgelerini işgal etmişti. Yunan ordusu Batı Anadolu’da ilerliyordu. Osmanlı hükümeti, antlaşmanın reddedilmesi halinde İstanbul’un ve devletin kalan kısmının da kaybedileceği korkusuyla hareket ediyordu.</strong></p>

<p>İtilaf Devletleri, Osmanlı yönetimine ağır baskı uyguladı. Yunan ordusunun ilerleyişi de bu baskının önemli araçlarından biri oldu.</p>

<p>Ama İstanbul’da imzalanan belge ile Anadolu’daki gerçeklik birbirinden tamamen farklıydı.</p>

<p>İstanbul imzaladı.</p>

<p>Ankara kabul etmedi.</p>

<p>Ve tarihin yönünü belirleyecek olan da bu ikinci gelişme oldu.</p>

<hr />
<h2><img alt="Images (17)-5" class="detail-photo img-fluid" height="371" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-17-5.jpg" width="538" /></h2>

<hr />
<h2><strong>ANKARA’NIN CEVABI: “SEVR’İ TANIMIYORUZ”</strong></h2>

<p>TBMM açısından Sevr hiçbir zaman kabul edilmedi.</p>

<p>Çünkü Ankara’daki millî irade, İstanbul Hükümeti’nin böyle bir antlaşmayı imzalama yetkisini fiilen reddediyordu.</p>

<p>23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla birlikte Sevr’e karşı yalnızca siyasi bir ret değil, alternatif bir devlet iradesi de ortaya çıktı.</p>

<p>Artık Anadolu’da karar veren, mücadeleyi yöneten ve geleceğe ilişkin hedef belirleyen yeni bir merkez vardı.</p>

<p>Bu merkez, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükümetiydi.</p>

<hr />
<h2><strong>SEVR’E KARŞI SAVAŞ: KUVÂ-YI MİLLİYE’DEN DÜZENLİ ORDUYA</strong></h2>

<p>İlk aşamada Anadolu’nun birçok bölgesinde yerel direniş birlikleri kuruldu. Bunlara genel olarak Kuvâ-yı Milliye adı verildi.</p>

<p><strong>15 Mayıs 1919’daki İzmir işgalinden sonra Batı Anadolu’da direniş hızla yayıldı. Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ile Kuvâ-yı Milliye, işgallere karşı toplumsal ve askerî direnişin temel unsurları oldu.</strong></p>

<p><strong>Ancak Kuvâ-yı Milliye’nin dağınık yapısı uzun süreli ve büyük ölçekli savaş için yeterli değildi. Bu nedenle Ankara Hükümeti düzenli orduya geçti.</strong></p>

<p><strong>İnönü Savaşları bunun önemli aşamalarından biri oldu. Birinci ve İkinci İnönü zaferleri, TBMM ordusunun düzenli bir askerî güç haline geldiğini gösterdi.</strong></p>

<p><strong>Ardından 1921 yılında Sakarya Meydan Muharebesi geldi.</strong></p>

<p><strong>Sakarya’da Yunan ordusunun ilerleyişi durduruldu.</strong></p>

<p>Savaşın kaderi değişti.</p>

<p>Fransa, Sakarya zaferinin ardından Ankara Hükümeti ile 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması’nı imzalayarak yeni Türk devletinin siyasi varlığını fiilen tanıyan önemli bir adım attı.</p>

<hr />
<h2><img alt="Images (16)-6" class="detail-photo img-fluid" height="472" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/images-16-6.jpg" width="649" /></h2>

<hr />
<h2><strong>SEVR’İN KIRILMA NOKTASI: BÜYÜK TAARRUZ</strong></h2>

<p>1922 yılına gelindiğinde artık Ankara’nın hedefi yalnızca savunma yapmak değildi.</p>

<p>Hedef işgali sona erdirmekti.</p>

<p><strong>26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı. Yunan ordusu büyük bir yenilgiye uğratıldı.</strong></p>

<p><strong>9 Eylül 1922’de Türk ordusu İzmir’e girdi.</strong></p>

<p>Böylece Sevr’in Batı Anadolu’yu Yunanistan’ın kontrolüne bırakma planı fiilen çöktü.</p>

<p>İşte burada “Sevr’in yırtılması” ifadesinin tarihsel karşılığı ortaya çıkar.</p>

<p>Sevr kâğıt üzerinde imzalanmıştı; fakat onu uygulayacak askerî ve siyasi düzen Anadolu’daki mücadele sonucunda çöktü.</p>

<hr />
<h2><strong>MUDANYA: SAVAŞ MEYDANINDAN MASAYA</strong></h2>

<p>Büyük Taarruz’un ardından mesele artık yalnızca savaş değildi.</p>

<p>İtilaf Devletleri Ankara Hükümeti ile yeniden masaya oturmak zorunda kaldı.</p>

<p><strong>11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Doğu Trakya’nın savaşılmadan Türkiye’ye bırakılmasının yolu açıldı.</strong></p>

<p>Bu gelişme, Ankara Hükümeti’nin yalnızca Anadolu’da askerî başarı kazanan bir hareket olmadığını, uluslararası müzakere masasında da muhatap kabul edildiğini gösterdi.</p>

<p>Ardından çok önemli bir siyasi karar geldi.</p>

<p>1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı.</p>

<p>Artık Lozan’a gidecek heyetin önünde “İstanbul Hükümeti mi, Ankara Hükümeti mi?” sorunu kalmamıştı.</p>

<p>Türkiye’yi TBMM Hükümeti temsil edecekti.</p>

<hr />
<h2><strong>LOZAN: SEVR’İN YERİNE YENİ BARIŞ</strong></h2>

<p>20 Kasım 1922’de Lozan Konferansı başladı.</p>

<p>Görüşmeler zorlu geçti. Türkiye’nin karşısında İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve diğer devletler vardı.</p>

<p>Ancak bu kez masadaki Türkiye, 1920’nin işgal altındaki Osmanlı Hükümeti değildi.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış Ankara vardı.</p>

<p><strong>24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı.</strong></p>

<p><strong>Lozan, Sevr’in Türkiye açısından öngördüğü siyasi ve ekonomik düzeni değiştirdi; Türkiye’nin bağımsızlığı ve yeni devletin uluslararası konumu kabul edildi.</strong></p>

<p>Ve böylece 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr’in yerini 24 Temmuz 1923’te Lozan aldı.</p>

<p>Arada yalnızca yaklaşık üç yıl vardı.</p>

<p>Ama o üç yıl, Türk tarihinin en büyük mücadelelerinden birine sahne oldu.</p>

<hr />
<h2><strong>SEVR NASIL “YIRTILDI”?</strong></h2>

<p>Aslında Sevr bir gün masanın üzerinde makasla kesilerek ortadan kaldırılmadı.</p>

<p>Sevr’i geçersiz kılan süreç üç temel aşamada gerçekleşti.</p>

<p>İlk olarak siyasi ret geldi. TBMM, Sevr’i tanımadı.</p>

<p>İkinci olarak askerî mücadele yürütüldü. Kuvâ-yı Milliye’den düzenli orduya geçildi. İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz ile işgal orduları geri püskürtüldü.</p>

<p>Üçüncü aşamada ise diplomatik başarı geldi. Mudanya ile savaş sona erdirildi ve Lozan’da yeni Türkiye’nin bağımsızlığı uluslararası alanda kabul edildi.</p>

<p>Bu nedenle tarihsel açıdan daha doğru ifade şudur:</p>

<p><strong>Sevr imzalandı ama uygulanamadı; Millî Mücadele’nin askerî ve siyasi başarısı sonucunda hükümleri geçersiz hale geldi ve Lozan ile yeni bir barış düzeni kuruldu.</strong></p>

<p>Sevr’in “ölü doğmuş” bir belge olarak kalmasının temel nedeni de Ankara Hükümeti’nin antlaşmayı kabul etmemesi ve Anadolu’daki Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasıydı.</p>

<hr />
<h2><strong>SEVR’İN EN BÜYÜK DERSİ</strong></h2>

<p>Sevr’in hikâyesi yalnızca bir antlaşmanın hikâyesi değildir.</p>

<p>Aynı zamanda bir devletin askerî yenilgiden siyasi parçalanmaya sürüklenmesi ile bir milletin örgütlenerek yeni bir devlet kurması arasındaki farkın hikâyesidir.</p>

<p>1918’de Mondros vardı.</p>

<p>1919’da işgaller başladı.</p>

<p>19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Samsun’a çıktı.</p>

<p>Erzurum ve Sivas kongreleri yapıldı.</p>

<p>1920’de Misak-ı Millî ilan edildi.</p>

<p>16 Mart 1920’de İstanbul işgal edildi.</p>

<p>23 Nisan 1920’de TBMM açıldı.</p>

<p>10 Ağustos 1920’de Sevr imzalandı.</p>

<p>1921’de Sakarya kazanıldı.</p>

<p>1922’de Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı.</p>

<p>11 Ekim 1922’de Mudanya imzalandı.</p>

<p>1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı.</p>

<p>24 Temmuz 1923’te Lozan imzalandı.</p>

<p>29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.</p>

<p>Bu kronoloji, aslında Sevr’in nasıl kaybedildiğini değil, Anadolu’daki Millî Mücadele’nin nasıl kazanıldığını anlatır.</p>

<hr />
<h2><strong>106 YIL SONRA SEVR</strong></h2>

<p>Bugün 10 Ağustos 2026.</p>

<p>Sevr’in imzalanmasının üzerinden 106 yıl geçti.</p>

<p>106 yıl önce Osmanlı Devleti’nin kalan toprakları üzerinde ağır bir düzen kurulmak isteniyordu.</p>

<p>Bugün ise o antlaşmanın çizdiği siyasi harita yok.</p>

<p>Çünkü tarih, yalnızca masalarda imzalanan belgelerle şekillenmiyor.</p>

<p>Bazen bir antlaşmanın kaderini milletlerin iradesi, siyasi örgütlenme, askerî mücadele ve diplomasi belirliyor.</p>

<p>Sevr’in kâğıdı vardı.</p>

<p>Ama onu uygulayacak güç, Anadolu’nun direnişi karşısında başarıya ulaşamadı.</p>

<p>Lozan ise bu mücadelenin uluslararası hukuk ve diplomasi alanındaki sonucu oldu.</p>

<hr />
<h2><strong>SEVR’DEN LOZAN’A</strong></h2>

<p>Sevr’in imzalandığı gün Anadolu’da savaş henüz bitmemişti.</p>

<p>Osmanlı Devleti siyasi olarak çöküşün eşiğindeydi. İstanbul işgal altındaydı. Ordu dağıtılmıştı. Ekonomi çökmüştü. Topraklar işgal ediliyordu. Ve kâğıt üzerinde Anadolu’nun geleceği büyük güçlerin masasında çiziliyordu.</p>

<p>Fakat Anadolu’da başka bir tarih yazılıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Samsun’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Sivas’a, Sivas’tan Ankara’ya uzanan bir örgütlenme; Kuvâ-yı Milliye’den düzenli orduya uzanan bir askerî mücadele; İnönü’den Sakarya’ya, Sakarya’dan Büyük Taarruz’a uzanan bir savaş ve sonunda Mudanya’dan Lozan’a uzanan bir diplomasi…</strong></p>

<p>Bu nedenle Sevr’in hikâyesini yalnızca “Osmanlı Devleti’nin yok oluş fermanı” olarak anlatmak eksik kalır.</p>

<p>Sevr aynı zamanda Anadolu’da yeni bir devletin doğuşunu hızlandıran tarihsel dönüm noktasıdır.</p>

<p>10 Ağustos 1920’de imzalanan belge, Anadolu’daki millî irade tarafından kabul edilmedi.</p>

<p>Ve üç yıl sonra, 24 Temmuz 1923’te Lozan’da başka bir belge imzalandı.</p>

<p><strong>Sevr kâğıt üzerinde kaldı. Lozan yeni Türkiye’nin uluslararası hukukta tanınmasının yolunu açtı.</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>TARIK SÜRMELİOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, TARİHTE BUGÜN</category>
      <guid>https://www.politikam.com/anadoluyu-parcalama-projesi-sevr-karanligindan-kurtulusa-uzanan-yol</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/tarihi-olaylar-sevr-jpg-650455930-1442857266.jpg" type="image/jpeg" length="29806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avşa Adası'nda cemevi için ilk harç atıldı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/avsa-adasinda-cemevi-icin-ilk-harc-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/avsa-adasinda-cemevi-icin-ilk-harc-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avşa’da Alevi-Bektaşi kültürünün önemli buluşma mekanlarından biri olacak Cemevi için ilk adım atıldı. Temel atma töreninde birlik, dayanışma ve kardeşlik mesajları öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balıkesir’in Marmara ilçesine bağlı Avşa Adası’nda Cemevi projesi için önemli bir adım atıldı. Avşa’da yapımı gerçekleştirilecek Cemevi’nin temeli, düzenlenen törenle atıldı.</strong></p>

<hr />
<p>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın da temel atma töreninde Avşa’daki canlarla bir araya geldi. Akın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cemevi projesinin Avşa için taşıdığı öneme dikkat çekerek birlik, dayanışma ve kardeşlik vurgusu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akın paylaşımında, <strong>“Avşa’mızda canlarımızla bir araya gelerek Cemevimizin temelini hep birlikte attık. Bizim kültürümüzde her daim birlik var, dayanışma var, kardeşlik var”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cemevi’nin Avşa’ya ve tüm canlara hayırlı olmasını dileyen Akın, projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunanlara da teşekkür etti.</p>

<hr />
<h2><img alt="Avşa2-1" class="detail-photo img-fluid" height="834" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/avsa2-1.JPG" width="1250" /></h2>

<hr />
<h2><strong>AVŞA’DA ÖNEMLİ BİR BULUŞMA NOKTASI OLACAK</strong></h2>

<p>Marmara Denizi’nde yer alan Avşa Adası, Balıkesir’in Marmara ilçesine bağlı önemli turizm merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yaz aylarında nüfusu büyük ölçüde artan ada, aynı zamanda farklı kültürel ve sosyal yapıların bir arada yaşadığı bir yerleşim özelliği taşıyor.</p>

<p>Temeli atılan Cemevi’nin tamamlanmasıyla birlikte Avşa’da Alevi yurttaşların ibadet, kültür ve dayanışma faaliyetleri açısından önemli bir buluşma mekanına kavuşması hedefleniyor.</p>

<p>Ahmet Akın’ın paylaşımında öne çıkan <strong>“birlik, dayanışma ve kardeşlik”</strong> mesajı ise Cemevi projesinin yalnızca fiziki bir yapı olarak değil, toplumsal dayanışmayı güçlendirecek bir merkez olarak değerlendirildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Avşa Cemevi’nin yapım sürecinin tamamlanmasının ardından adadaki sosyal ve kültürel yaşama da katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<hr />
<p><img alt="Avşa1" class="detail-photo img-fluid" height="693" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/avsa1.JPG" width="1039" /></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENT GÜNDEMİ, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/avsa-adasinda-cemevi-icin-ilk-harc-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/avsa3-1.JPG" type="image/jpeg" length="75121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marmara Adası’nda edebiyat rüzgârı: “Edebiyat iyileştirir, birleştirir”]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/marmara-adasinda-edebiyat-ruzgari-edebiyat-iyilestirir-birlestirir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/marmara-adasinda-edebiyat-ruzgari-edebiyat-iyilestirir-birlestirir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Adalar Belediyesi, Galimi Çınarlı Kırsal Kalkınma ve Turizm Derneği, Marmara Adası Dostları Kültür Sanat Turizm ve Eğitim Derneği ile Gündoğdu Köyü Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen festival, yazarları, sanatçıları ve edebiyatseverleri bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Marmara Adası’nda bu yıl 5’incisi düzenlenen Marmara Edebiyat Festivali’ne katıldı. Edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücüne dikkat çeken Akın, “Edebiyat, insanla insan arasına kurulmuş en eski köprüdür” dedi.</strong></p>

<hr />
<p>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve eşi Arbil Akın, Marmara Adası’nda bu yıl 5’incisi düzenlenen <strong>Marmara Edebiyat Festivali</strong>’ne katıldı.</p>

<p>Marmara Adalar Belediyesi, Galimi Çınarlı Kırsal Kalkınma ve Turizm Derneği, Marmara Adası Dostları Kültür Sanat Turizm ve Eğitim Derneği ile Gündoğdu Köyü Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen festival, yazarları, sanatçıları ve edebiyatseverleri bir araya getirdi.</p>

<p>Festivale Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın yanı sıra Marmara Adalar Belediye Başkanı Aydın Dinçer, Balıkesir Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden, usta yazarlar, sanatçılar ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<hr />
<h2><strong>“EDEBİYAT İNSANIN EN GÜVENİLİR SIĞINAĞIDIR”</strong></h2>

<p>Festivalde edebiyatın insan hayatındaki yerine değinen Başkan Ahmet Akın, Marmara Adası’nın geçmişten bugüne edebiyatseverler için özel bir buluşma noktası olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Edebiyat, insanın en güvenilir sığınağıdır” diyen Akın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“<strong>Sığınak kelimesini tesadüfen seçmedim. Çünkü edebiyat insanın en güvenilir sığınağıdır.</strong>”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><strong>“EDEBİYAT İYİLEŞTİRİCİ VE BİRLEŞTİRİCİDİR”</strong></h2>

<p>Edebiyatın en önemli gücünün iyileştirici ve birleştirici olması olduğunu belirten Akın, kitapların ve şiirlerin insanların birbirini anlamasına katkı sunduğunu söyledi.</p>

<p>Akın, “Bir şiir, hiçbir reçeteye sığmayan bir yarayı sarabilir. Bir roman, yıllarca adını koyamadığımız bir duyguyu tek bir cümleyle tarif eder ve bize yalnız olmadığımızı hatırlatır” dedi.</p>

<p><strong>Edebiyatın insanları birbirine yaklaştırdığını vurgulayan Akın, “Edebiyat, insanla insan arasına kurulmuş en eski köprüdür. Hiç tanımadığımız birinin hikâyesini okurken onun gibi hissederiz. Hissettikçe ona yaklaşırız, onu anlamaya başlarız” ifadelerini kullandı.</strong></p>

<hr />
<h2><strong>“AYRI COĞRAFYALARI AYNI CÜMLEDE BULUŞTURUR”</strong></h2>

<p>Edebiyatın farklı dilleri ve coğrafyaları aşan evrensel bir güce sahip olduğunu belirten Akın, Marmara Edebiyat Festivali’nin de bu anlamda önemli bir buluşma olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akın, “Ayrı dilleri konuşan, ayrı coğrafyalarda yaşayan insanları aynı cümlede buluşturabilen başka bir güç yoktur. Bugün bu adada, belki de birbirini ilk kez gören yüzlerce insanın aynı satırlarda buluşacak olması bunun en güzel kanıtıdır” diye konuştu.</strong></p>

<p>Festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Akın, “Bu anlayışla festivalin hazırlanmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, tüm sanatçılarımıza ve bizi büyük bir sıcaklıkla karşılayan adalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Festivalimiz hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.</p>

<hr />
<h2><strong>DİNÇER: “MARMARA ADASI ÇOK ÖZEL BİR YER”</strong></h2>

<p>Marmara Adalar Belediye Başkanı Aydın Dinçer de Marmara Adası’nın tarihi, doğal güzellikleri ve kültürel geçmişiyle yüzyıllar boyunca pek çok edebiyatçı ve sanatçıya ilham verdiğini söyledi.</p>

<p><strong>Festivalin adanın köklü edebi ve kültürel mirasının yaşatılmasına önemli katkı sunduğunu belirten Dinçer, usta yazarları, şairleri ve sanatçıları Marmara Adası’nda ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</strong></p>

<p>Dinçer, festivalin coşku içerisinde geçmesini dileyerek organizasyona katkı sunanlara teşekkür etti.</p>

<hr />
<h2><strong>EDEBİYATSEVERLER MARMARA ADASI’NDA BULUŞTU</strong></h2>

<p>Edebiyatın birleştirici gücünü ve Marmara Adası’nın kültürel zenginliğini buluşturan <strong>5. Marmara Edebiyat Festivali</strong>, yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p>Festival kapsamında yazarlar, sanatçılar, vatandaşlar ve edebiyatseverler bir araya gelirken, etkinlik Marmara Adası’nın kültür-sanat yaşamına da önemli bir katkı sundu.</p>

<hr />
<p><img alt="764524243 18362031904211244 877918709849745377 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/764524243-18362031904211244-877918709849745377-n.jpg" width="2732" /><img alt="766662045 18362031616211244 4812577619031233455 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/766662045-18362031616211244-4812577619031233455-n.jpg" width="2732" /><img alt="766207309 18362031943211244 3286705546942885459 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/766207309-18362031943211244-3286705546942885459-n.jpg" width="2732" /><img alt="768619221 18362031934211244 4916750841630859217 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/768619221-18362031934211244-4916750841630859217-n.jpg" width="2732" /><img alt="764539715 18362031913211244 3268313033034726178 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/764539715-18362031913211244-3268313033034726178-n.jpg" width="2732" /><img alt="767191268 18362031961211244 7556715598995096986 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/767191268-18362031961211244-7556715598995096986-n.jpg" width="2732" /><img alt="766194411 18362031979211244 700904009992874385 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/766194411-18362031979211244-700904009992874385-n.jpg" width="2732" /><img alt="765872524 18362032036211244 2424289641194806768 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/765872524-18362032036211244-2424289641194806768-n.jpg" width="2732" /><img alt="767067913 18362031997211244 3773595502245145361 N" class="detail-photo img-fluid" height="1821" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/767067913-18362031997211244-3773595502245145361-n.jpg" width="2732" /><img alt="768679512 18362032063211244 7327490499829580313 N" class="detail-photo img-fluid" height="1820" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/768679512-18362032063211244-7327490499829580313-n.jpg" width="2730" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/marmara-adasinda-edebiyat-ruzgari-edebiyat-iyilestirir-birlestirir</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/768679512-18362032063211244-7327490499829580313-n.jpg" type="image/jpeg" length="12248"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Edremit’te “Bir Yaz Akşamı Söz Gençlikte” buluşması]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/edremitte-bir-yaz-aksami-soz-genclikte-bulusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/edremitte-bir-yaz-aksami-soz-genclikte-bulusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Balıkesir teşkilatı, “Bir Yaz Akşamı Söz Gençlikte Edremit” programında gençlerle Altınkum sahilinde bir araya geldi. Samimi sohbetlerin gerçekleştirildiği buluşmada gençler merak ettikleri soruları doğrudan başkanlara yöneltti. Programda “AK Gençlik Her Anında Hep Yanında” mesajı öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p>AK Parti Balıkesir teşkilatı, gençlerle doğrudan iletişim kurmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda düzenlenen <strong>“Bir Yaz Akşamı Söz Gençlikte Edremit”</strong> programı, Edremit Altınkum sahilinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Programa AK Parti Balıkesir İl Başkanı <strong>Mehmet Aydemir</strong>, İl Gençlik Kolları Başkanı <strong>Mustafa Bilal Dönmez</strong>, AK Parti Edremit İlçe Başkanı <strong>Rifat Ertaş</strong> ve Edremit İlçe Gençlik Kolları Başkanı <strong>Haşim Önen</strong> katıldı.</p>

<hr />
<p><strong>GENÇLER SORDU, BAŞKANLAR YANITLADI</strong></p>

<p>Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada resmi toplantı atmosferinden uzak, sıcak ve samimi bir ortam oluşturuldu. Gençler merak ettikleri konuları, beklentilerini ve düşüncelerini doğrudan teşkilat yöneticilerine aktarırken, başkanlar da gençlerin sorularını yanıtladı.</p>

<p>Program öncesinde AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir’in gençler tarafından meşalelerle karşılanması renkli görüntüler oluşturdu.</p>

<hr />
<p><strong>AYDEMİR: GENÇLERİMİZLE AYNI SOFRADA BULUŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ</strong></p>

<p>AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, gençlerle bir araya gelmenin kendileri açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Aydemir, gençlerin enerjisi, fikirleri ve heyecanının kendilerine güç verdiğini ifade ederek, gençleri yalnızca belirli günlerde değil, hayatın her alanında dinlemeye ve yanlarında olmaya devam edeceklerini söyledi.</p>

<p><strong>Altınkum sahilindeki buluşmanın resmiyetten uzak, samimi bir ortamda gerçekleştiğini belirten Aydemir, “Onlar sordu, biz cevapladık; birlikte düşündük, birlikte planladık. Gençlerimizin sözü bizim için kıymetlidir” dedi.</strong></p>

<p>Aydemir, gençlerle aynı sofrada ve aynı sohbette buluşmaya, gençlerin sesine kulak vermeye devam edeceklerini vurguladı.</p>

<hr />
<p><strong>DÖNMEZ: GENÇLERLE ARAMIZDA MAKAM DEĞİL, GÖNÜL BAĞI VAR</strong></p>

<p>AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Bilal Dönmez de gençlerle iletişimin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Gençlerle yalnızca salonlarda veya resmi programlarda değil, sahilde, sokakta ve hayatın içinde buluşmak istediklerini belirten Dönmez, gençlerin fikirlerinden istifade ettiklerini söyledi.</p>

<p>Dönmez, gençlerin sözünün kendileri için kıymetli olduğunu belirterek, gençlerin geleceğe yön veren bir teşkilat anlayışının merkezinde yer aldığını ifade etti.</p>

<hr />
<p><strong>ERTAŞ: EDREMİT’İN GENÇLERİYLE GURUR DUYUYORUZ</strong></p>

<p>AK Parti Edremit İlçe Başkanı Rifat Ertaş ise Altınkum’daki buluşmada gençlerin gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p><strong>Edremit’in gençlerinin heyecanı, samimiyeti ve geleceğe dair fikirlerinin kendileri için değerli olduğunu belirten Ertaş, gençlerle her zaman yan yana olmaya, onları dinlemeye ve birlikte yol yürümeye devam edeceklerini söyledi.</strong></p>

<hr />
<p><strong>ÖNEN: GENÇLERİMİZİN SESİNE KULAK VERİYORUZ</strong></p>

<p>AK Parti Edremit İlçe Gençlik Kolları Başkanı Haşim Önen de programın gençlerin kendilerini özgürce ifade edebilmeleri açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlerle aynı ortamda sohbet ettiklerini ve onların sorularını dinlediklerini belirten Önen, gençlerin fikirlerine ve beklentilerine önem verdiklerini ifade etti.</p>

<p>Önen, “AK Gençlik olarak her anlarında, hep yanlarında olmaya devam edeceğiz” mesajını verdi.</p>

<hr />
<p><strong>“AK GENÇLİK HER ANINDA HEP YANINDA”</strong></p>

<p>Gençlerin sorularının, karşılıklı sohbetin ve fikir alışverişinin öne çıktığı buluşma, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</p>

<p>AK Parti Balıkesir Gençlik Kolları tarafından yapılan açıklamada, gençlerle buluşmaların farklı ilçelerde sürdürüleceği belirtildi.</p>

<p>Programın ana mesajı ise <strong>“AK Gençlik Her Anında Hep Yanında”</strong> oldu.</p>

<hr />
<p><img alt="I M G 20260808 W A0017" class="detail-photo img-fluid" height="2316" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260808-w-a0017.jpg" width="3088" /><img alt="I M G 20260808 W A0022" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260808-w-a0022.jpg" width="4032" /><img alt="I M G 20260808 W A0024" class="detail-photo img-fluid" height="3000" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260808-w-a0024.jpg" width="4000" /><img alt="I M G 20260808 W A0019" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260808-w-a0019.jpg" width="4032" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SİYASET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/edremitte-bir-yaz-aksami-soz-genclikte-bulusmasi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260808-w-a0020.jpg" type="image/jpeg" length="80867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Polat Çetin’den Balıkesirspor mesajı: “Sonu güzel olacak inşallah”]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/polat-cetinden-balikesirspor-mesaji-sonu-guzel-olacak-insallah</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/polat-cetinden-balikesirspor-mesaji-sonu-guzel-olacak-insallah" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesirspor Teknik Direktörü Polat Çetin, yeni sezon hazırlıkları, takımın mevcut durumu ve hedefleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Balıkesirspor Teknik Direktörü Polat Çetin, sezon öncesi hazırlıkların ilk etabının tamamlanmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Çetin, yeni kurulan kadronun uyum sürecine dikkat çekerken, “Disiplin içerisinde, coşkuyla ve sabırla çok çalışarak beklentilere fazlasıyla karşılık vereceğiz” dedi.</strong></p>

<hr />
<p>Balıkesirspor Teknik Direktörü <strong>Polat Çetin</strong>, yeni sezon hazırlıkları, takımın mevcut durumu ve hedefleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Balıkesirspor gibi köklü ve başarılarla dolu bir camianın parçası olmaktan dolayı büyük heyecan ve gurur duyduğunu belirten Çetin, kendisini ve teknik ekibini göreve layık gören Başkan Mert Acar ve yönetim kuruluna teşekkür etti.</p>

<hr />
<h3><strong>“Büyük camiaların her zaman büyük hedefleri vardır”</strong></h3>

<p>Sezon öncesi hazırlıkların Balıkesir etabını tamamladıklarını ifade eden Çetin, ilk kamp döneminin oldukça verimli geçtiğini söyledi.</p>

<p>Çetin, ilk etapta ağırlıklı olarak fiziksel çalışmalara odaklandıklarını belirterek, oyuncularının çalışma azmi, disiplini ve özverisinden memnun olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Yaklaşık 20 günlük sürecin yalnızca fiziksel hazırlık açısından değil, takım birlikteliğinin sağlanması ve oyuncuların birbirleriyle kaynaşması açısından da olumlu geçtiğini kaydeden Çetin, kampın son gününde oynanan hazırlık maçıyla Balıkesir etabını tamamladıklarını söyledi.</strong></p>

<p>Hafif sakatlığı bulunan Erdal dışında tüm oyuncuların hazırlık maçında forma şansı bulduğunu belirten Çetin, yoğun çalışma temposuna rağmen ciddi ve uzun süreli bir sakatlık yaşanmamasının da kendileri açısından sevindirici olduğunu ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>İkinci etap Afyon'da</strong></h3>

<p>Balıkesirspor'un sezon öncesi hazırlıklarının ikinci etabı 10 Ağustos'ta Afyon'da başlayacak.</p>

<p><strong>İkinci etapta fiziksel çalışmaların yanı sıra oyun planı ve taktik çalışmaların ön plana çıkacağını belirten Çetin, oynanacak 4 hazırlık maçıyla birlikte takımın oyun anlayışını geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.</strong></p>

<p>Çetin, “Oynamak istediğimiz oyunu oturtup, oyun gücümüzü artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<hr />
<h3><strong>“Neredeyse sıfırdan kurulan bir takımız”</strong></h3>

<p>Yeni sezon kadrosunun büyük ölçüde değiştiğine dikkat çeken Polat Çetin, takımın uyum sürecinin zaman alacağını söyledi.</p>

<p><strong>Çetin, farklı takımlarda, farklı oyun sistemleri içerisinde mücadele eden oyuncuların yeni bir oyun planı altında kısa sürede tamamen uyum sağlamasının mümkün olmadığını belirterek, bu süreci sabır ve yoğun çalışmayla aşacaklarını ifade etti.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tecrübeli teknik adam, sezon başlayana kadar eksikleri tamamlamak için çok çalışacaklarını belirterek, amaçlarının hem kendi beklentilerine hem de Balıkesirsporluların beklentilerine karşılık verecek seviyeye ulaşmak olduğunu söyledi.</p>

<hr />
<h3><strong>“Balıkesir ve Balıkesirspor kenetlenmiş durumda”</strong></h3>

<p>Balıkesirspor camiasındaki birlik ve beraberliğe de dikkat çeken Çetin, kulüp yönetiminin genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>Çetin, bürokrasiden siyasete, taraftar gruplarından Balıkesir halkına kadar geniş bir kesimin Balıkesirspor etrafında kenetlendiğini söyledi.</p>

<p>“<strong>Herkes çok istiyor, herkes çok heyecanlı</strong>” diyen Çetin, teknik ekip ve futbolcular olarak bu büyük camianın taşıdığı heyecanın farkında olduklarını ve bu beklentiye karşılık vermek için çalışacaklarını ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>“Sonu güzel olacak inşallah”</strong></h3>

<p>Balıkesirspor taraftarlarına da mesaj gönderen Polat Çetin, takımın disiplin, sabır ve coşkuyla çalışacağını vurguladı.</p>

<p>Çetin, futbolcularına güvendiğini belirterek, “Disiplin içerisinde coşkuyla ve sabırla çok çalışarak futbolcu kardeşlerimin beklentilere fazlasıyla karşılık vereceğinden benim hiçbir şüphem yok. <strong>Sonu güzel olacak inşallah</strong>” dedi.</p>

<p>Balıkesirspor Teknik Direktörü Polat Çetin, son olarak göreve başladıkları ilk günden bu yana kendisine, teknik ekibine ve futbolcularına gösterilen ilgi ve destek nedeniyle tüm Balıkesirspor taraftarlarına teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MANŞET, SPOR</category>
      <guid>https://www.politikam.com/polat-cetinden-balikesirspor-mesaji-sonu-guzel-olacak-insallah</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/polat-cetin1.JPG" type="image/jpeg" length="39358"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
