<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Balıkesir Haberleri</title>
    <link>https://www.politikam.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.politikam.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 10:01:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de 7 Yılda 168 Bin Hektardan Fazla Alan Ağaçlandırıldı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/turkiyede-7-yilda-168-bin-hektardan-fazla-alan-agaclandirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/turkiyede-7-yilda-168-bin-hektardan-fazla-alan-agaclandirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orman Genel Müdürlüğünün 2019–2025 dönemine ait resmî istatistiklerine göre, Türkiye genelinde son yedi yılda toplam 168 bin 682 hektar alanda ağaçlandırma çalışması gerçekleştirildi. En fazla ağaçlandırmanın yapıldığı yıl 2021 olurken, 2025'te çalışmaların en yoğun yürütüldüğü il İzmir oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<hr />
<p>2019–2025 dönemine ait Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ormancılık istatistikleri, Türkiye'de ağaçlandırma çalışmalarının her yıl kesintisiz sürdürüldüğünü ortaya koydu. Resmî verilere göre son yedi yılda toplam <strong>168 bin 682 hektar</strong> alanda ağaçlandırma çalışması yapıldı.</p>

<p>Verilere göre, 2019 yılında <strong>17 bin 871 hektar</strong> alanda gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmaları, 2020'de <strong>28 bin 632 hektara</strong>, 2021 yılında ise <strong>36 bin 887 hektara</strong> yükseldi. Böylece 2021 yılı, son yedi yılın en fazla ağaçlandırma yapılan dönemi olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Ağaçlandırma çalışmaları sonraki yıllarda ise 2022'de <strong>30 bin 183 hektar</strong>, 2023'te <strong>15 bin 488 hektar</strong>, 2024'te <strong>17 bin 759 hektar</strong> ve 2025 yılında <strong>21 bin 862 hektar</strong> olarak gerçekleşti.</p>

<hr />
<h3><strong>2025'te En Fazla Ağaçlandırma İzmir'de</strong></h3>

<p>2025 yılı verilerine göre ağaçlandırma çalışmalarının <strong>21 bin 462 hektarı orman içi alanlarda</strong>, <strong>399 hektarı ise orman dışındaki sahalarda</strong> gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İller bazında en fazla ağaçlandırma yapılan il <strong>İzmir</strong> oldu. İzmir'de <strong>3 bin 125 hektar</strong> alanda çalışma yürütülürken, onu <strong>Manisa (2 bin 386 hektar)</strong>, <strong>Uşak (1.354 hektar)</strong>, <strong>Bilecik (1.239 hektar)</strong> ve <strong>Bursa (1.050 hektar)</strong> izledi.</p>

<hr />
<h3><strong>Veriler Alan Büyüklüğünü Gösteriyor</strong></h3>

<p>Orman Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan istatistiklerde yer alan rakamlar, dikilen fidan sayısını değil, ağaçlandırma çalışması yapılan alanın büyüklüğünü ifade ediyor. Ayrıca endüstriyel plantasyon sahaları da bu kapsamda değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h3><strong>Amaç Sadece Yeni Orman Oluşturmak Değil</strong></h3>

<p>Ağaçlandırma çalışmaları, yeni orman alanlarının oluşturulmasının yanı sıra toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, su kaynaklarının desteklenmesi ve karbon yutak kapasitesinin artırılması açısından da önemli katkılar sağlıyor.</p>

<p><strong>Uzmanlar ise ağaçlandırma çalışmalarının kalıcı bir orman ekosistemine dönüşebilmesi için doğru tür seçiminin yapılması, düzenli bakım çalışmalarının sürdürülmesi ve oluşturulan sahaların uzun yıllar korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</strong></p>

<p>Resmî verilere göre yıllık ağaçlandırma miktarları; çalışma programları, uygun saha durumu, proje hazırlıkları ve uygulama önceliklerine göre değişiklik gösterse de Türkiye genelinde ağaçlandırma faaliyetleri her yıl aralıksız sürdürülmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber  Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/turkiyede-7-yilda-168-bin-hektardan-fazla-alan-agaclandirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/agaclandirma.webp" type="image/jpeg" length="53849"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz Körfez için sivil toplum neler yaptı?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/temiz-korfez-icin-sivil-toplum-neler-yapti-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/temiz-korfez-icin-sivil-toplum-neler-yapti-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20 yılı aşkın süredir çözülemeyen Edremit Körfezi'nin deniz kirliliği... Yapılmayan yatırımlar, ertelenen projeler, siyasi hesaplar ve çevrecilerin yıllara yayılan mücadelesi ilk kez bütün yönleriyle anlatılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<hr />
<p><strong><em>(1. </em></strong><strong><em>Bölüm)</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong>Edremit Körfezi sakinlerini “artık yeter” noktasına getiren deniz kirliliğine son verebilmeyi, 20 yıldır seçimle veya atama ile gelen yöneticiler başaramadılar. Gerekli yatırımlar yapılamadı, sorun da yıllar boyunca artarak büyüdü.</strong> Önce Körfez’in sonundaki bölümü etkileyen kirlilik, bugün neredeyse bütün kıyıları çekilmez kıldı. Yerel yönetimler yapamadı, merkezi yönetim bu işe siyasetin penceresinden baktı ve sonunda ateşten bir top haline gelen kirlilik derdini ele almaktan kaçınanlar, sorumluluğu hep birbirine attılar.</p>

<p><strong>Peki halk ve sivil toplum kuruluşları çözüm için hiç uğraşmadı mı? Doğrusu yıllarca bir hayli emek verdiler bu konuya, sesleri de hep çıktı. Fakat yasanın yatırımla yetkili kıldığı Büyükşehir Belediyesi’nin bazı yöneticileri, bu işe hep seçmen ayırarak bakmayı tercih ettiler. “Oy vermiyorsan hizmet bekleme” yaklaşımı, önceleri kapalı kapılar arkasında söylendi, sonradan aleni hale geldi.</strong> İlçe belediyeleri ise yatırım yetkileri de olmadığı için, ağırlıklarını koymaya hevesli davranmadılar. Hatta onlar için imar değişiklikleri en önemli konu olduğundan, kendilerini Büyükşehir’le iyi geçinmek zorunda hissettiler daima.</p>

<p><strong>Büyükşehir’i nihayet ana muhalefet partisi kazandığında ise hem hazırlıksız geldiler, hem “silkelendiler” ve hem de bölünme tornasına sokulup güç kaybı yaşadılar.</strong> Diğer yandan çoğunluğunu yazlıkçıların oluşturduğu Körfez sakinleri de, kirliliğe karşı aktif destek vermediler. Üstelik Akçay kokarken Altınoluk sustu, Ayvalık isyan ederken Gömeç duymadı. Dinlenmeye gelmek ile hakkın aramak kavramları yan yana buluşamadı. Şikayetler hep çoktu ama STK’larda organize olma gayreti pek yoktu. Yönetenler bu durumu uzun süre kullandı, yatırımlar hep ertelendi, “seneye bakarız” dendi.</p>

<p>Bunların etkisiyle Körfez’in kirliliği için yapılan mücadele bir avuç doğa dostu ve çevrecinin üzerine kaldı. O yurttaşların verdiği emeği, mücadeleyi Ayvalık’tan Küçükkuyu’ya kadar değil ama en bildiğim yer olan Edremit’ten anlatmak isterim. Gereğinde başka ilçelere de biraz dokunurum ama onlardan da birileri çıkıp kendi deneyimlerini aktarsalar, elbette daha yararlı olur. Böylece Körfez’in deniz kirliliğine karşı verdiği mücadelenin çerçevesi bütünleştirilir ve işe de yarar. Çünkü bugün olmasa bile yarın, yaşanan kirliliğin nedenlerini araştırmaya tekrar dönmek, geçmişte yapılamayanlardan ders çıkartmak gerekecek. Zira hala bir “Master Plan” anlayışı yok Körfez’de, konut ve tesis inşası son hızla devam ediliyor ama altyapı hala çok geriden geliyor.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>2014</strong>’de Balıkesir “Büyükşehir” olduktan sonra <strong>BASKİ</strong>’nin de kurulmasıyla su ve kanalizasyon konularında bazı ileri adımlar atılacağı için ümitlenmişti Körfez. Zira o güne kadar, küçük belde belediyelerinin bu işleri gerektiği gibi çözmeleri bir yana, uzman personel istihdam etmeleri bile mümkün olamıyordu. BASKİ’nin çözüm pratiklerini bilen kadrolar çalıştıran ve yöneten bir kurum olması beklentisi yüksekti. Kuruluşta görüldü ki idareci ve çalışanların bir kısmı gerçekten de nitelikli idi. Fakat BASKİ’nin ilk Yönetim Kurulu üyelerinin neredeyse % 80’i sanki “şaka yapar” gibi Yüksek İslam Enstitüsü mezunlarından oluşmuştu! Bu durum bir <strong>“hakkı huzur saltanatı kurulduğu” </strong>düşüncesi yaratıyordu ne yazık ki. Kurumun alanı hakkında uzman olmayanların varlığı, sonradan zamanla düzeltildi. Yine de 2017 yılına kadar, kuruma iletilen Körfez deniz kirliliği şikayetleri ve arıtma tesisi talepleri, her yıl “İller Bankası ödenek vermedi” mazeretiyle geçiştirildi! İlçe belediyeleri ise bu işlerin Büyükşehir’in sorumluluğunda olduğunu ifade etmekle yetiniyorlardı zaten.</p>

<p><strong>2017</strong>’de <strong>“deniz neden kirleniyor, bunun sebepleri neler, arıtma tesisi yapmak kimin görevi”</strong> gibi konular, Körfez’de yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Sonunda “İller Bankası’nı beklemek” seçeneği bir tarafa konulup, konunun yasal ve teknik yönleri iyice araştırılmaya başlandı. Bunun sonucunda da halkın organize olup hakkını araması fikri ağırlık kazandı. Körfez’deki çevre dernek ve platformları 5 Haziran 2017 “Dünya Çevre Günü" için ortaklaşa bir etkinlik kararı alıp, ilk adımı attılar. <strong>Ayvalık, Burhaniye, Akçay, Altınoluk ve Küçükkuyu’da eş zamanlı etkinlikler yapıldı, “Temiz Deniz-Temiz Körfez” ana temasıyla basın açıklamaları okundu ve insan zinciri oluşturuldu.</strong> Doğrusu güzel bir başlangıçtı ve <strong>EDÇEP</strong>’in kuruluşuna da bu önemli çıkış vesile oldu.</p>

<p>Körfez kirliliği konusuna ilginin artması ve halkın çözüm arama girişimleri de hemen somut sonuçlar yarattı. Balıkesir B. Belediyesi tarafından Altınoluk’ta mevcut arıtma tesisine 40 bin kişi kapasiteli bir ilave ve Narlı’ya da Edremit Belediyesi’nin vereceği arazide 40 bin kişi kapasiteli yeni bir arıtma tesisi yatırımları yapılması kararı verildi. Narlı yıllar sonra kanalizasyon hatlarının da yapılmasıyla fosseptikten kurtulacaktı. Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan BASKİ adına kiralanan RV Derinsu gemisi de, 21 Haziran’da Körfez’de zemin çalışmalarına başladı. Bundan nasıl bir sonuç çıkacağı ise o günlerde tam olarak açıklanmadı.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>2018</strong> başında durum ortaya çıktı. BASKİ Körfez’deki mevcut ve olası toplam 5 adet arıtma tesisinden çıkacak ve sadece ön arıtmaya tabi tutulmuş olan atık suları 1.000 ila 2.000 metre boru döşeyip, <strong>“hassas deniz”</strong> statüsündeki Edremit Körfezi’ne boşaltmayı düşünüyordu. Bu sebeple <strong>“Derin Deniz Deşarjı”</strong> diye adlandırdığı projeler hazırlamıştı. Bunu çok pratik, ucuz ve akılcı bir yöntem olarak sundular. Konuyla ilgili bir şeyler yapılması iyiydi ama tesislerde hiçbir teknolojik iyileştirme gerçekleştirmeden yapılacak olması elbette tedirginlik de yarattı. Projeye Ayvalık ve Küçükkuyu çevre grupları rıza göstermekten yanaydılar, “her şeye karşı çıkmayalım” diyorlardı.</p>

<p>Konu hakkında biraz araştırma yapınca, EDÇEP bu girişimin Körfez için idam fermanı olacağını tespit etti. <strong>Henüz “müsilaj” denilen belayla da tanışmamıştık ama bu tespitimiz çok isabetliydi. Çünkü Körfez bir kapalı havzaydı, önerilen projeyle değil, ancak İleri Biyolojik Atık Su Arıtma tesisleri inşasıyla arıtma sorunu giderilebilirdi.</strong> Sonuçta çevre mühendislerine de danışıldı ve onlar aynı yönde görüş bildirince, herkes ikna oldu. Şubat 2018’de BİMER aracılığıyla, bu projenin iptalini isteyen bir kampanya başlatıldı. Sonuç almak mümkün olmayınca Şubat sonunda, Valilik onayıyla “ÇED gerekli değil” kararı verilmiş olan 3 projeye karşı ortak bir yürütmeyi durdurma davası açıldı. Valilik bu durumda diğer 2 dosyaya onay vermeyip, beklemeye almayı tercih etti.</p>

<p>Haziran’da Altınoluk AAT ilave yatırımı ve Narlı AAT ile kanalizasyon hatları yatırımı bitirilip devreye alındı. Ne yazık ki 2014’den sonra bölgenin gördüğü ilk ve son yatırım da bunlar olacaktı. Temmuz ayında ise çevreciler Altınkum ve Turban plajlarındaki "şemsiye - şezlong işgaline" ve deniz kirliliğine karşı bir imza kampanyası başlattılar. <strong>Edremit Kaymakamlığı’na 4.089 imzayla bir dilekçe teslim edildi. "Gerekli hassasiyetin" gösterileceğine dair bir yanıt hemen geldi. Bizzat ilçe Kaymakamı’nın öncülüğünde o sahillere beton bariyerler kondu ve zabıta ile güvenlik güçleri bazı alan düzenlemeleri yaptı.</strong> Böylece vatandaşların kısıtlanmış olan denizden yararlanma hakları iade edildi. Edremit Kaymakamı’na bu konuda bir teşekkür ziyareti yapıldı. Ağustos sonu, deniz kirliliği nedeniyle özellikle çocuk ve yaşlı nüfusta görülen bazı hastalıklara dikkat çekmek, yeni sezonda da bunları yaşamamak için, yerel yönetimi ve kamu kurumlarını uyarmak amacıyla Zeytinli Çayı’nın denize döküldüğü yerde <strong>“Körfez’de Deniz Kirliliği, Sebepleri, Sonuçları ve Alınması Gereken Önlemler”</strong> başlıklı kitlesel bir basın açıklaması yapıldı. Bir Balıkesir milletvekili de bu etkinliğe katıldı.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>2019</strong> yerel seçim yılıydı. Şubat ayında, BASKİ yöneticileri ileride yapmayı düşündükleri Güre AAT projesinden vaz geçip, oradaki atık suları da Altınkum’daki mevcut tesise nakletmek için bazı girişimlerde bulundular. Bu kararın altında, Güre’deki büyük otel sahiplerinin olduğu ve kendilerine yakın bir konumda “kokulu bir tesis istemedikleri” öğrenildi. Zira düşünülen o tesis ileri biyolojik değil, yine basit ön arıtma şeklinde olacaktı. Ancak zaten <strong>Altınkum kokudan ve kirlilikten çok şikayet ederken ve yerinde çözümler üretmek varken, bütün atık su yükünü buraya taşımak da hiç rasyonel değildi. </strong>BASKİ mevcut tesisinin yanındaki 169 dönüm araziyi de Milli Emlak’dan yazıyla talep edince arıtma işlerinin Altınkum’da toplulaştırılması projesine karşı hemen bir imza kampanyası başlatıldı.</p>

<p><strong>Üç günde acilen toplanan 1.091 imza ekine konulmak suretiyle Edremit Kaymakamlığı’na bir dilekçeyle başvuruldu. BASKİ’ye yeni bir kamu arazisi tahsisi yapılmaması, Güre’de inşa edilecek arıtma tesisinden vazgeçilmemesi, oradaki sıvı atıkların Altınkum’a nakledilmemesi, acil olarak yerinde çözüm üretecek Zeytinli ve Güre İleri Biyolojik AAT’lerinin inşası istendi bu dilekçeyle. Seçimi öncesinde bu itirazlar nedeniyle, anılan proje durduruldu, arazi tahsisi de yapılmadı. Seçimde ise AKP’li yeni bir kadro Büyükşehir yönetimine geldi. </strong></p>

<p>Temmuz’da D. D. Deşarjı davasında 7 bilirkişi ittifak halinde <strong>“ÇED Gerekli Değildir kararının uygun olmadığı kanaatine vardık”</strong> raporu verdiler. Bu husus hemen kamuoyuna duyuruldu ve dava sonucu beklenmeye başlandı. Ağustos başında da bir süredir EDÇEP’in üzerinde çalıştığı Edremit Körfezi Çevre Çalıştayı için gerekli hazırlıklara girişildi. Balıkesir Valiliği’ne hitaben imza toplamak için bir metin yazılıp görüşlere açıldı. Körfez’deki diğer çevre dernek ve grupları Çalıştay’ın bu şekilde yapılmasına destek vermediler.</p>

<p>Oysa en ilin büyük mülki amirini muhatap almak ve onun, giderek kronik hale gelen deniz kirliliği konusunu, merkezi iktidara aktarmasını istemek gayet işlevseldi. Sonuçta change.org’la da eş zamanlı olarak <strong>“Daha Geç Olmadan Edremit Körfezi’ni Kurtaralım”</strong> imza kampanyası EDÇEP tarafından başlatıldı. Ay sonuna kadar Edremit Cumhuriyet Meydanı, Akçay İskele Meydanı, Zeytinli Kitap Fuarı, Güre İskele Meydanı ve Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’ndaki stantlarda 13.812 ıslak imza toplandı. Change.org imzaları ise 1.344 oldu. Bu konudaki girişimimiz Edremit Ticaret Odası Başkanı’na ve Edremit Kaymakamı’na da birer ziyaret yapılarak iletildi. 12 Eylül’de de halktan alınan toplam 15.156 imza ile talep dilekçesi Balıkesir Valiliği’ne teslim edildi. Taleplerimiz Edremit Körfezi çevre sorunları için bir Çalıştay düzenlenmesi ve 50 yıllık bir Master Plan hazırlanması için bilimsel çalışmalara başlanmasıydı. Eylül sonunda Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı için yakında görev yeri değişikliği beklendiğine ve Çalıştay talebi ile imzaların “gereği için” Balıkesir B. Belediyesi'ne aktarıldığına dair bir cevap geldi.</p>

<hr />
<hr />
<p><em><strong>2. Bölüm</strong></em></p>

<hr />
<p>Ekim ayında Edremitli çevreciler bu konuya dikkat çekmek için “ileri biyolojik arıtma tesisi talep eden” dilekçelerini Balıkesir B. Belediyesi Beyaz Masa’ya tek tek sıraya girerek teslim ettiler. Aynı günlerde <strong>Balıkesir İdare Mahkemesi de Güre, Zeytinli ve Gömeç’te yapılması planlanan D. D. Deşarjı Projesi davasında "ÇED gerekli değildir" kararının iptaline karar verdi.</strong> Böylece Kasım ayı başına gelindiğinde Balıkesir B. Belediyesi başkanı Y. Yılmaz ile Çalıştay konusunda bir görüşme yapılması zorunlu haline getirildi. Toplantıda Körfez’in bütünlüklü arıtma sorununu Büyükşehir’in tek başına çözemeyeceği, konunun bir master plana bağlanması ve Ankara desteğinin de sağlanması için bu imzaların toplandığı Başkan’a anlatıldı. Çalıştay’ın bu nedenle yapılması gerektiği, buna destek olması istendi.</p>

<p><strong>Aralık başında BASKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı A. Şirvancı, Büyükşehir Çevre Koruma Daire Başkanı V. Yörük ve diğer yetkililer Edremit'e ziyarete geldiler. Kendilerine Edremit'teki kirlilik kaynakları ile bunların denizi nasıl etkilediği sahada gösterildi. Edremit Çayı'nda, atık su kolektör hatlarında, Zeytinli A. A. Tesisi civarındaki kritik noktalar hakkında bilgi verildi. Güre ve Peliköy’de ise kanalizasyon bile olmadığı, vatandaşların fosseptik ve vidanjörden bıktığı söylendi. </strong></p>

<p><strong>2020</strong> yılı Mart başında bu kez EDÇEP tarafından BASKİ’ye bir ziyaret yapıldı. Genel Müdür İ. Günal, Genel Müdür Yardımcısı E. Güzgün, Arıtma Tesisleri Daire Başkanı A. Şirvancı ve diğer yöneticilerle yapılan toplantıda, <strong>Bandırma ve Erdek’ten sonra Edremit Körfezi için de bir proje müjdesi verileceği ifade edildi. Aynı günlerde Danıştay’ın da D. D. Deşarjı davaları için lehimize karar verdiği açıklandı.</strong> Böylece kötü sonuçlara yol açabilecek bir girişim rafa kalktı. Neredeyse Marmara’daki gibi ciddi sorunlar doğuracak bu işe başlansaydı, deşarj derinliğinin insan sağlığına zararlı bakterileri öldürecek olmasına karşın, atıkların rüzgar ve akıntıya göre sürekli sahiller arasında gidip geleceği ve sonunda Körfez’in derin çukurlarına yığılıp, doğal dengeyi yok edeceği kaçınılmazdı. Yöneticilerin o günü kurtarmak adına dört elle sarıldığı, bir mucizevi kolay çözüm olarak gördükleri bu yöntem, zamanla büyük tehlike haline gelecekti.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p>Mart ortasında Körfez Çalıştayı hazırlığı için ilk toplantı Edremit’te BASKİ’yle yapıldı. 16 Mart günü Balıkesir’de Büyükşehir Genel Sekreter yardımcısı ve Balıkesir Kent Konseyi başkanı Mürsel Sabancı ile görüşerek Çalıştay konusu etraflıca ele alındı. Çalıştay’ı Balıkesir Kent Konseyi’nin organize etmesi önerisi kabul edildi, yürütme, çağrı, konu başlıkları, süre ve moderasyonu içeren bir taslak oluşturuldu. Bu arada 2020 Mart’ı dünyada Covit19 Pandemisi’nin de yayılmaya başladığı bir dönemdi ve hızla ülkemize ulaştı.</p>

<p>Mayıs’ta M. Sabancı, Çalıştay konusunda pandemi nedeniyle tereddütlü olduklarını ifade etti, bekleme kararı verildi. 27 Haziran’da ise kontrollü şekilde ve önlem almak suretiyle Çalıştay’ın yapılması ama bir güne indirilmesi gündeme geldi. Temmuz başında Körfez Çevre Çalıştayı yapılacağı kamuoyuna duyuruldu. O andan itibaren, bu konuyu pişirirken hiç katkı vermeyen bir sürü grup ve kişi de o sofraya oturmak için çaba göstermeye başladı.! Edremit başta olmak üzere Körfez ilçelerinin kent konseyleri, sözüm ona siyasi temelli bir atağa geçtiler. Bir milletvekili eşi olan Edremit Kent Konseyi başkanı açılış konuşmasını yapmak için epeyce ısrarcı oldu.</p>

<p>22 Temmuz’da M. Sabancı EDÇEP’e <strong>“siz panel katılımcısı olun, hoş geldiniz konuşmasını başka birine verelim”</strong> diyerek niyet değiştirdi, diğer ilçelerin kent konseyleriyle de temasa geçti. Bu müdahalelere rağmen, önemli olanın işin yapılması olduğunu savunan Edremitliler değişiklikleri kabul etmekte hiçbir sakınca görmediler. Sonunda 27 Temmuz 2020’de Güre Adrina Otel’de <strong>“Körfez Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı”</strong> yapıldı. Açılıştan sonraki panelde EDÇEP sözcüsü yerini alınca, Kazdağları Derneği başkanı ayağa kalkıp “aslında orada bizim oturmamız gerekirdi” diye çiğ bir tepki gösterdi. Sözcü konuşmasını yaparken Körfez Çevre Master Planı’ndan söz etmeye başlayınca da, bu sefer Ayvalık Kent Konseyi’nin değişmez başkanı elindeki dosyayı sallayarak “zaten master plan var, daha ne istiyorsunuz” diyerek müdahale etti. Elindekinin ne olduğu sorulunca, 2 sene önce hazırlanan Turizm Master Planı olduğu görüldü! <strong>Turizm ile çevrenin aynı şeyler olmadığı çok açıkken, bu çıkış da biraz garipti doğrusu. İşin başında sesi çıkmayanlar, Çalıştay boyunca emeğe saygısızlık etmekte hiçbir sakınca görmediler nedense.</strong></p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>Çalıştay’a davet edilmiş olan Körfez belediye başkanlarının ise hiçbiri gelmedi. Çünkü bir gün önce Ankara’da partilerinin kurultayı vardı. Geç saatlere kadar kutlama yaptılar, sabah erken kalkıp Çalıştay’a katılmak için yola çıkmaya takatleri bile kalmadı.</strong> Bu durumda Çalıştay’ın bir bacağı eksik kaldı, AKP’li Y. Yılmaz da haliyle toplantıyı kendi algı çalışmasına uygun bir kıvama getirdi. Yine de öğleden sonra yapılan grup çalışmaları, beyin fırtınası toplantılarıyla pek çok önemli husus dile getirildi ve kayda alındı. Bir güne sıkıştırılmasına rağmen önemli bir etkinlik oldu bu Çalıştay.</p>

<p>Özellikle uzun vadeli plan yapma mantığı, ilgili bütün tarafların kabulü ile kararların alınması, yıllara dağılacak sürekli bir yatırımın projelendirilmesi, bunun da her seçim ve tayine göre değiştirilmeden ısrarla uygulanması gereğinin herkesçe kabul görmesi çok önemliydi. Ancak bu etkinlikte, partilerin arka bahçesi konumunda olan kent konseylerinin yetersizlikleri ve bazı çevre derneklerinin kibirli yaklaşımları da ciddi bir kırılma yarattı. 2017’de başlayan ortak mücadele çizgi bir daha sağlanamayacak şekilde bozuldu. Muhalefet belediyelerinin ise ne uzun vadeli plan gereğini, ne de çevrenin korunması işini önemsemedikleri tamamen anlaşıldı. Çalıştay’ın bir sonucu da bunlardı. EDÇEP toplanmış olan görüşme kayıtlarının redaksiyonu işiyle 27 Ekim’e kadar uğraştı, basıma hazır hale getirip Büyükşehir’e teslim etti. 24 Aralık’ta da matbaada basılan Körfez Çevre Çalıştayı kitapçığı dağıtılmaya başlandı.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>2021</strong> yılıyla birlikte, Körfez’deki eski günleri hasretle anacağımız bir yeni dönem başlatıldı. Çünkü deniz kirliliğini dolaylı yoldan ama çok olumsuz yönde etkileyecek bir konu gündeme sokuldu. <strong>Halkın talep ettiği İleri Biyolojik AAT’nde bir gelişme yoktu ama Büyükşehir yönetimi Dalyan’daki bazı kamu arazilerinin satışıyla yakından ilgilenmeye başladı.</strong> Finans ihtiyacı için Ankara’ya yaptıkları çeşitli ziyaretler sonucunda nakit para alamamışlardı ama Balıkesir’deki 2 milyon m2 Hazine arazisinin Büyükşehir’e şartlı ve süreli olarak devredilip, “bunları satın ve parayı kendiniz temin edin” formülü bulunmuştu. Bu arazilerden en önemlisi de Altınkum’daki 380 dönümdü. Fakat Meclis’te oybirliğiyle karar alınırken hiçbir üye orası satılırsa parasının hangi ilçeye harcanacağını sormamıştı. Üstelik o arazi sulak alan niteliği taşıyan, 1. derece deprem bölgesindeydi. Bu gerekçelerle karara karşı çıkıldı ve uzun bir mücadele başlatıldı.</p>

<p><strong>Sonunda sadece karşı çıkmakla kalmayan, bir alternatif de hazırlayan Edremitli çevreciler Balıkesir B. Belediyesi başkanı Yücel Yılmaz’a 14 Haziran’da bir ziyaret yaptılar ve “Dalyan Doğal Yaşam Parkı” projeleriyle birlikte, buna destek için topladıkları 33.200 imzayı teslim ettiler. O bölgede nüfus yoğunluğu yaratacak arazi satışları yapmak yerine, doğanın olduğu gibi korunmasını isteyip, kendi projelerinin Balıkesir B. Belediyesi Meclisi’nde gündeme alınıp görüşülmesini Başkan’dan talep eden bir de dilekçe verdiler. </strong></p>

<p>Temmuz başında Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü yüzme suyu analiz sonuçlarını yayınladı yine. Bunlar yorumlanarak kamuoyu ile paylaşıldı ama sonuçların sürekli “iyi” çıkmasın karşın fiili durumun epeyce farklı olduğu, deniz suyundan kapılan hastalıkların giderek arttığı da ifade edilip kamuoyu uyarıldı. Edremit Belediye başkanıyla da kıyılarımızın yüzme suyu analizlerini birlikte yaptırmak ve doğru sonuca ulaşmak konusunda telefonla görüşüldü. Olumlu yanıtı üzerine, EDÇEP bu hususu içeren dilekçesini belediyeye verdi. On gün sonra o dilekçeye Zabıta Müdürü tarafından alakasız bir cevap verildi. Durum kamuoyuna aktarıldı, bu ilkesizlik eleştirildi. Temmuz sonunda ise bir basın açıklamasıyla Körfez Çalıştayı üzerinden bir sene geçmesine rağmen, hala hiçbir somut projenin hayata geçirilmediği hatırlatıldı.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p>Büyükşehir Belediye başkanı, beklediğimiz şekilde <strong>Dalyan Doğal Yaşam Parkı</strong> teklifimizi Meclis gündemine almadı. Bu nedenle Ağustos ortasında Meclis’teki iki siyasi partinin grup toplantısına ziyaretçi olarak katılıp önergenin bu kez onların katkısıyla gündeme girmesi için konuşma yapıldı. 18 üyenin imzasıyla konu Büyükşehir B. Meclisi'nin Ağustos ayındaki 1. Bileşimi’ne girdi. Oybirliğiyle kabul edildi ve İmar Komisyonu'na iletildi. Fakat bir daha da o komisyondan dışarı çıkamadı dosya! Eylül ortasında ise Körfez’in sorunları, geciken çözüm adımları için ilgili kuruluş ve yerel yönetimlere yönelik EDÇEP bir basın açıklaması yaptı. Ay sonunda da Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü'nün yüzme suyu analiz sonuçları yorumlanıp yine kamuoyu uyarıldı. Eskiden makul değerler varken, 2021’de altyapıyla ilgili hiçbir iyileştirme olmamasına rağmen, ölçümlerde bir gariplik olduğu kanaatine varıldığı, seneye bu analizlerin özel olarak çevreciler tarafından yaptırılacağı açıklandı.</p>

<p>Kasım sonunda Balıkesir B. Belediyesi 2022 bütçesinin Meclis’te onaylanması üzerine, Edremit’in beklediği arıtma tesisleri inşası için neden bir fasıl konulmadığı soruldu ve bu konuda adım atılması istendi. Aynı günlerde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün ilan ve tescil ettiği, çeşitli düzeylerde koruma getirilen Dalyan arazileri için geniş bir açıklama hazırlanarak kamuoyu bilgilendirildi. Böylece o bölgenin konuta açılmasının sınırlandırılacağı da duyuruldu. <strong>30 Kasım’da ise şiddetli Lodos fırtınası nedeniyle Altınkum’un sahillerini deniz bastı, sular Dalyan’la birleşti. Herkes de böylece deniz basması riskinin ne olduğunu fiilen gördü. Kamuoyuna “doğa kendisinden alınanları geri istiyor” başlığıyla bir basın açıklaması yapıldı,</strong> binlerce yıldır olagelen bu halin doğal olduğu ama insanların bu sahillere binalar dikmesinin doğaya aykırılığı anlatıldı. Aralık ayı başında Dalyan bölgesinde bir tarafta Edremit Belediyesi’nin verdiği Enginkent inşaat izinleri, diğer tarafta Balıkesir B. Belediyesi tarafından arazi satışı çabaları olması hususu eleştirildi ve bir basın açıklamasıyla bu iki kurumun betonlaştırma ısrarlarından vazgeçmesi çağrımıza halkın destek olması istendi.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>2022 yılı başında Edremit Belediyesi’ne ait Çıkrıkçı tarafındaki 111 dönüm tarım arazisinin, yeni bir arıtma tesisi yapmak için BASKİ tarafından istendiği duyuruldu. Oysa bu arazi 2020 yılında bir sözleşmeyle köylünün üretim kooperatifine bırakılmıştı. EÇD 22 Ocak’ta istenen yerle ilgili olarak 10 adet çekince sıralandı, Edremit Belediyesi ve BASKi’ye net bir açıklama çağrısı yapıldı. </strong></p>

<p>Büyükşehir arıtma yerini bedavaya getirmek istiyordu ama orada bir Hazine arazisi de vardı aslında. Mevcut tesisin çalışmakta olduğu 57 dönümlük alanda yüksek teknolojiyle yeni bir yatırım yapmak yerine, Büyükşehir’in arıtmayı çok daha büyük masraflar gerektirecek şekilde Çıkrıkçı tarafına taşıma düşüncesinin altında, imalatın BASKİ tarafından değil özel bir firmaya verilerek yap-işlet-devret şeklinde gerçekleştirilmesi niyeti bulunduğu öğrenildi. Bu yöntem bilindiği üzere, bazı kamu yatırımlarının 1 yerine 5’e mal olması ve halkın yıllarca yükleniciye ödemeler yapmak zorunda kalması prensibi üzerinde çalışıyordu. <strong>“Cebimizden para çıkmadı ama tesisimiz oldu”</strong> denilerek pazarlanan, fakat uzun süre halka külfeti ödetilen bir yöntemdi. “Tesis istiyorsan, araziyi de sen ver” denilmesi ise doğrudan bir zorlamaydı. Oysa Büyükşehir’in takas yoluyla Edremit Belediyesi’nden araziyi alması, kendi bütçesiyle inşasına başlayıp, halkın katkısı ve Ankara desteğiyle gayet güzel tamamlaması da mümkündü elbette. Bu yaklaşım, iş yapmaya gönlü olmayanın, zoru öne koymasıydı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong><em>Devam edecek</em></strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KUBİLAY S. ÖZTÜRK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Edremit</category>
      <guid>https://www.politikam.com/temiz-korfez-icin-sivil-toplum-neler-yapti-3</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/08/edremit-korfez-1.png" type="image/jpeg" length="53062"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğadaki Emoji]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/dogadaki-emoji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/dogadaki-emoji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Japonya’da 1999 yılında arayüz tasarımcısı Shigetaka Kurita tarafından üretilen Emojiler, günümüzde, cep telefonu ve bilgisayar yazışmalarının vazgeçilmez sembolleri oldu. Sevinç, üzüntü, kızgınlık benzeri duygu ve düşünceleri belirtiyor. Japon kökenli emoji resim karakter anlamına geliyor. Japonca’da, e (Resim) ve moji (Karakter) sözcüklerinin birleşmesinden oluşuyor. Android ve İPhone cep telefonlarında her gün milyonlarca insan bu karakterleri kullanıyor. </strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="İsimsiz 1-12" class="detail-photo img-fluid" height="869" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/07/isimsiz-1-12.jpg" width="1308" /></p>

<p></p>

<p>Japon Sanatçının ortaya çıkardığı emojiyi doğa da yaratmış. Balıkesir’in Aslıhantepecik Mahallesinde çiftçilik yapan Ömer Keloğlu, yetiştirdiği domateslerin bakımını yaparken gülümseyen emoji benzeri domatesi görünce, fotoğrafını çekmekten kendini alıkoyamadı. Fotoğraf çekme tutkunu olan Ömer Keloğlu, önce domatesi yeşilken, sonra da kızardığında fotoğraflayıp ölümsüzleştirdi. Keloğlu, “Kış aylarında marul, yaz aylarında domates yetiştiriyorum. Domateslerin otlarını çapayla temizlerken, emojiye benzeyen domatesi görünce çok şaşırdım. Olgunlaşmadan fotoğrafını çektim. Domates kırmızılaşıp olgunlaştığında, doğanın yarattığı gülümseyen emoji domatesin bozulup bozulmayacağını merak ettim. Domates olgunlaştığında da emoji figürü deforme olmadı. Domatesin her iki halde de fotoğrafını çekip arşivimi zenginleştirdim” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 27 At 18.59.48 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1658" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-27-at-185948-1.jpg" width="1320" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HİLMİ  DUYAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/dogadaki-emoji</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 01:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/doganin-emojisi-1-custom.JPG" type="image/jpeg" length="98340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havran'daki Altın Madeni Projesine ÇED Onayı: 10 Bin 711 Ağaç Kesilecek]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/havrandaki-altin-madeni-projesine-ced-onayi-10-bin-711-agac-kesilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/havrandaki-altin-madeni-projesine-ced-onayi-10-bin-711-agac-kesilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Balıkesir'in Havran ilçesindeki Demirtepe Altın Madeni Kapasite Artışı ve Cevher Zenginleştirme Tesisi Projesi için "ÇED Olumlu" kararı verdi. Proje kapsamında 398 hektarlık alanda faaliyet yürütülürken, ikinci aşamada 10 bin 711 ağacın kesilmesi planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Balıkesir'in Havran ilçesinde Bahar Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan <strong>"Demirtepe Altın Madeni Kapasite Artışı ve Cevher Zenginleştirme Tesisi"</strong> projesi için "ÇED Olumlu" kararı verdi. Bakanlığın kararıyla birlikte projeye ilişkin çevresel etki değerlendirme süreci tamamlanırken, faaliyetlerin gerekli izinlerin alınmasının ardından başlaması bekleniyor.</p>

<hr />
<p>Şirket tarafından hazırlanan 2 bin 352 sayfalık Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre proje, Havran ilçesine bağlı Büyükşapçı Mahallesi mevkisinde yaklaşık <strong>398 hektarlık</strong> alanda yürütülecek. Saha; orman, hazine ve şahıs mülkiyetindeki arazilerden oluşuyor.</p>

<p>Projede açık ocak işletmeciliği ve patlatma yöntemi uygulanacak. On yıllık işletme süresi boyunca toplam <strong>16 milyon ton cevher</strong> ile <strong>2 milyon metreküp pasa (atık kayaç)</strong> çıkarılması planlanıyor. Çıkarılan cevher, kırma-eleme ve aglomerasyon işlemlerinin ardından yığın liçi ve ADR proseslerinden geçirilerek altına dönüştürülecek.</p>

<hr />
<p>ÇED raporunda, yığın liçi sahasında kullanılacak seyreltilmiş siyanür çözeltisinin tabanı ve yan yüzeyleri sızdırmaz tabakalarla kaplanmış havuzlar içerisinde dolaştırılacağı, proses suyunun ise kapalı devre sistemiyle yeniden kullanılacağı belirtildi.</p>

<p>Raporda, daha önceki ÇED süreçlerinde yapılan revizyonlara da yer verildi. Buna göre, Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü sınırlarındaki <strong>66,55 hektarlık alan</strong>, Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü sınırlarındaki <strong>30 hektarlık karaçam gençleştirme sahası</strong> ile başka bir enerji şirketine ait ön izin sahası proje sınırlarının dışına çıkarıldı. Orman Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan değerlendirme formunda, yeniden belirlenen proje sınırlarının ormanlar ve ormancılık faaliyetleri üzerinde olumsuz etki oluşturmayacağı görüşüne yer verildi.</p>

<hr />
<p>Raporda ayrıca, Şapdağı Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesiyle çakışan türbin alanları nedeniyle açılan davada mahkemenin maden şirketi lehine karar verdiği, söz konusu RES alanının mevcut ÇED sınırlarının dışında kaldığı ifade edildi. Danıştay 6. Dairesi'nin kararı doğrultusunda ise proje sahasından geçen <strong>154 kV enerji iletim hattının</strong> yerinin değiştirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Proje alanının Balıkesir il merkezine yaklaşık <strong>48 kilometre</strong>, Havran ilçe merkezine ise <strong>15 kilometre</strong> uzaklıkta bulunduğu kaydedildi. ÇED sınırına en yakın yerleşim yerinin ise <strong>1,79 kilometre</strong> mesafedeki Büyükşapçı Mahallesi olduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p>Faaliyet öncesinde yaklaşık <strong>223 bin 870 metreküp nebati toprağın</strong> sıyrılarak özel depolama alanlarında muhafaza edileceği belirtilen raporda, açık işletmenin 5'inci ile 10'uncu yıllarını kapsayan ikinci aşama ile ikinci pasa depolama alanının oluşturulması kapsamında <strong>10 bin 711 ağacın kesileceği</strong> bilgisine yer verildi.</p>

<p>Projeye ilişkin faaliyetlerin, orman izinleri ile tarım dışı kullanım izinlerinin ilgili kurumlardan alınmasının ardından başlatılması planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/havrandaki-altin-madeni-projesine-ced-onayi-10-bin-711-agac-kesilecek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/749981935-1433534541886509-72426295323787060-n.jpeg" type="image/jpeg" length="76473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Körfez’in deniz kirliliğinde 20 yılda nereye geldik?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/korfezin-deniz-kirliliginde-20-yilda-nereye-geldik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/korfezin-deniz-kirliliginde-20-yilda-nereye-geldik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eee Edremit Körfezi ne olacak? 20 senedir kirliliğe çözüm için yatırım bekleniyor ve mevcut iki proje hayata geçse bile, Havran dahil en az 7 adet daha İBAAT projesini tamamlamak gerekiyor önümüzdeki yıllarda. Yoksa Körfez’in hali hal değil. Özellikle de konut imali bu hızla giderse, “ölü Körfez” olması bile mümkün buraların. 20 senenin 12,5 senesi Büyükşehir döneminde geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>KUBİLAY. S. ÖZTÜRK</strong></p>

<hr />
<p></p>

<p>Yerleşim birimlerden çıkan insan kaynaklı iki tür atık var. Bunları katı atıklar (çöp) ve sıvı atıklar (kanalizasyon) olarak grupluyoruz. Çok eski zamanlardan beri insanlar bu iki temel atığı, koku ve hastalık yaratmaması için, yerleşim birimlerinden uzaklaştırmaya çalışmışlar. Kendileri zaten su ihtiyaçları için bir akarsuyun yakınına yerleşmeyi tercih ettiklerinden, her türlü atığı da bu akarsu vasıtasıyla uzaklaştırmayı uygun bulmuşlar. <strong>“Su kiri götürür”</strong> deyişi de buradan kaynaklanıyor zaten.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki nereye götürür? Yer çekimi yasası gereği, her küçük akarsu büyüğüyle birleştirir ve sonunda da gidip daha büyük bir su kütlesi olan göl veya denize dökülür. İnsanlar daha küçük topluluklar halinde yaşarken, deniz veya göl onların atıklarını bünyesine alıp zamanla yok edebiliyordu. Fakat modern zamanlarda nüfus arttıkça, hele de mevsimlik turizm hareketleri başladıkça, doğanın kendi kendisini temizlemesine fırsat bırakmayan bir yoğunluk oluştu ve haliyle teknik önlemler alınması gereği çıktı ortaya.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>Edremit Körfezi’</strong>nde de aynen bunlar yaşandı aslında. Diğerini sonraya bırakıp, sıvı atıklar konusuna biraz daha yakından bakalım mı şimdi? <strong>Edremit’in sıvı atıkları nereye gidiyordu eskiden? Bir kanalizasyon hattı vardı şehrin içinde ama ucu Edremit Çayı’na çıkıyordu. Tabii oradan da Körfez’e ulaşıyordu. </strong>Nüfus yoğunluğunun olmadığı yıllarda, bu sistem çok da fazla sıkıntı yaratmadı.</p>

<p>Fakat 1960’lı yılların sonundan itibaren, Körfez’de yazlık konutlar arttıkça, sıvı atıklar da sorun olmaya başladı ve “arıtma tesisi” konusu gündeme geldi. Çare o zamanki Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ydı, hem finansman ve hem de proje onlar tarafından verildi. Fakat ciddi bir hata da yapıldı. Hassas su alanı tanımına uygun kapalı bir havza olan Edremit Körfezi için, basit ön arıtmalar yapılması yeterli sayıldı. Gerçi sonradan yönetmelik değişikliği yapılıp bu türden körfezlerde <strong>“İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisleri yapılmasının zorunlu olduğu”</strong> hükmü getirildi ama nedense daha önce yapılan tesisleri dönüştürme veya yenilerini bu şekilde yapma yoluna da gidilmedi. Çünkü kirlilik henüz görülür hale gelmemişti, halk ve yöneticiler bir itirazda bulunmuyorlardı. <strong>“Bununla idare ederiz”</strong> görüşü baskın çıktı.</p>

<p>Fakat kaçınılmaz olarak 80’li yılların sonundan itibaren, sahil kesimindeki vatandaşların koku ve kirlilik itirazları başladı. Bunlara karşı yöneticilerin yaklaşımı genellikle “<strong>nasılsa Eylül’de gidecekler, seneye bakarız”</strong> şeklinde, yani geçiştirme şeklindeydi. Belde belediyeleri küçük, mali yapısı ve teknik personel istihdam olanakları sınırlı organizasyonlar oldukları için, çok uzağında kaldılar bütünlüklü önlemler almaktan.</p>

<p>Ancak hepsi de, konut imalinin ve yaz nüfusu artışının devamında bir sakınca yokmuş gibi davrandılar inşaat izni verirken. Zira yoğun talep vardı, üstelik belediye gelirleri de ağırlıklı olarak buradan sağlanıyordu. <strong>Batak araziler dolduruldu, hatta yetmeyince zeytinlikler bile kesildi ve konut inşası engelsiz bir şekilde devam ettirildi. Ne zaman ki Körfez’in son kısmında yaşayan vatandaşlar bağırmaya başladılar, yerel yönetimler de önlem alma gereğini nihayet fark ettiler.</strong></p>

<p>Bir süre de vaziyeti <strong>“İller Bankası bu sene ödenek ayırmadı”</strong> diyerek idare ettiler. Sonunda 1984’de belediyelerin bir araya gelerek oluşturduğu <strong>Edremit Belediyeler Birliği</strong>, Hazine’den bu amaç için verilen bir kamu arazisi üzerinde, <strong>Dalyan bölgesinde Edremit’in ilk atık su arıtma tesisi (AAT) yapıldı ve devreye alındı. </strong>Basit biyolojik arıtma yapan tesisin kapasitesi o vakit 90 bin kişiydi. <strong>Edremit ilçesi ile Kadıköy, Zeytinli, Güre ve Akçay beldeleri ihtiyacını karşılamak için öngörülmüştü. Sonradan yetersiz kalınca, 1998’de bakımdan geçirildi ve ek bir yatırımla kapasitesi 110 bin kişiye çıkarıldı. Bu arada ikinci bir tesisi Altınoluk’ta da 1997 yılında 80 bin kişi kapasiteli olarak inşa edilip devreye alınmıştı. </strong></p>

<hr />
<p>***</p>

<p>Ancak konut yapımı hız kesmedi. Altyapı asla müteahhitlerin hızına yetişemedi. Yöneticiler de tabii ki <strong>“altyapı yetersiz”</strong> deyip inşaat izni vermemezlik etmediler. Üstelik Zeytinli tesisinin yönetiminde Edremit Belediyeler Birliği içinde anlaşmazlıklar da ortaya çıktı ve kısa zamanda sıkıntılar duyulmaya başlandı.</p>

<p>2006 yılında tesisin elektrik borçlarını ödemesi aksayınca, çalışması iki hafta kadar durdu. Koku ve kirlilik Dalyan bölgesi ve Zeytinli 2. köprü civarına kadar yayıldı. Çünkü kanalizasyon Edremit Çayı’ndan doğrudan denize veriliyordu. <strong>Özellikle o dönem hem Edremit Belediyeler Birliği ve hem de Zeytinli Belediye Başkanı olan Şadan Aytaç eleştirilerin odağı oldu. Aslında bu yaşanan bir ilk uyarıydı.</strong></p>

<p>Finansal durum toparlandı, Edremit Belediyesi borcunun taksitlerle UEDAŞ’a ödenmesi kararlaştırıldı, tesis yönetimi de profesyonelleştirildi ve o kriz atlatıldı. Fakat bir güven sıkıntısı doğmuştu, beklentiler de çok olumlu değildi doğrusu. <strong>Nitekim Şubat 2008’de tesisin elektrik borcu anlaşmaya rağmen ödenmediği için, UEDAŞ tarafından enerji verilmesi tamamen kesildi. </strong>Borcun büyük kısmı Edremit’e ait olup hala ödenmediği gerekçesiyle, onların atık suları tesise kabul edilmemeye başlandı! Belediye de 16 Mart’tan sonra atık suyunu Edremit Çayı’na vermeye başladı.</p>

<p><strong>Bir süre jeneratörle çalıştırılmaya da uğraşıldı tesis, sonra finansal nedenlerle tamamen durdu. Doğrudan denize verilen atık sular, Dalyan ve Akçay sahillerini kokudan durulmaz hale getirdi.</strong> Üstelik rüzgarın yönü ve şiddetine göre, kirliliğin kısa sürede tüm Körfez'e yayılacağı da anlaşıldı. <strong>O zamanki Edremit Belediye Başkanı AKP'li Yunus Bozbey, Zeytinli Belde Belediye Başkanı CHP'li Şadan Aytaç'ın yönettiği Edremit Belediyeler Birliği'ni suçladı.</strong> Birlik ise para vermediği için Bozbey’i suçladı tabii ki. Vatandaşlar da hızla yazlıklarını kapatıp bölgeden uzaklaşmayı tercih ettiler o sene. Konu ulusal basında çıktı, tepkiler büyüdü ve etkileri de yıllarca sürdü.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p>O krizi atlatmak için <strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı</strong>'na müracaat edildi. 1 milyon TL ödenek çıktı Birliğin hesabına ve tesis tekrar çalışmaya başladı. <strong>Yönetim anlaşmazlığı nedeniyle Edremit ve Güre, Birliğin dışına çıktılar. Güre kendi tesisini yapmak için girişimde bulundu, sonradan o da yarım kaldı. Edremit ise değişken ve “parası kadar” bir hizmet alma yolu izledi nedense.</strong></p>

<p>Fakat Körfez’de arıtma konusunda imaj bozulmuştu bir kere. Vatandaşların geri dönmesini sağlamak için 2012 sonunda bile, <strong>o zamanki Zeytinli Belediye başkanı S. H. Arslan hala gazetelere demeç verip “valla çalışıyor bu tesis” demekle meşguldü. Zeytinli AAT ve Altınoluk AAT yetersiz kapasitelerine ve arada “gece salma” alışkanlıklarına rağmen çalışmaya devam ettiler.</strong></p>

<p>Derken 30 Nisan 2014 seçimleriyle birlikte Balıkesir ‘de Büyükşehir Belediyesi dönemi başladı. AKP’li <strong>Edip Uğur</strong> başkan olunca, 31 Nisan 2014’te <strong>BASKİ</strong> kuruldu. Atık su işlerinin daha profesyonel bir ekip tarafından yönetilmesi ise biraz zaman aldı. Kadro temini uzadı. Fakat yine de o dönemde Altınoluk AAT için yatırım yapılarak kapasitesi 80 binden 120 bin kişiye çıkarıldı. <strong>Narlı için 40 bin kişi kapasiteli bir yeni AAT yapıldı ve bunlar Mayıs 2017’de devreye alındı. Körfez’de fiilen inşa edilen son yatırımlar da bunlar oldu ne yazık ki.</strong></p>

<p>E. Uğur aslında oldukça adil davrandı, Körfez seçmenini cezalandırmak gibi bir yola asla girmedi. Sonradan görevinden ayrılmaya zorlandı malum, buna da uydu mecburen. O hizmet dönemi <strong>Z. Kafaoğlu</strong> tarafından tamamladı ama yatırım işine de hiç girilmedi.</p>

<p>Yerine seçilen <strong>Y. Yılmaz</strong> ise sahil süsledi, akıllı kavşak yaptı, hatta <strong>Ülkü Yolu</strong> bile yaptı ama AAT işine hep “şartlı” yaklaştı, temel bile atmadı. Tekrar seçilseydi <strong>Çıkrıkçı</strong>’ya arıtma taşımaktan, yap-işlet-devret sistemine kadar kim bilir ne orijinal projeler çıkartacaktı ortaya ama seçmen kendisini tercih etmedi. Onun döneminde, Ülkü Yolu açılışı yapmaya gelen Çevre Bakanı da “arıtma” dedi ama devamını getiremedi. Sonra o Bakan da değişti malum, hatta siyasetten bile ayrıldı.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p>Şimdi Büyükşehir’de <strong>A. Akın</strong> dönemi var. Seçilmeden önce sözler verdi arıtma konusunda ama şimdi <strong>“gel de durumu yakından gör”</strong> davetlerine bile aldırmıyor. <strong>BASKİ ise hiç boş durmadı. Güre (Avcılar ile Akçay Cumhuriyet arası) İBAAT ve merkez Zeytinli İBAAT için projeler hazırlattı. Yer konusu ve zemin etütleri de tamamlandı. Güre dosyası Balıkesir Çevre İl Müdürlüğü tarafından onaylandı. Zeytinli dosyası ise daha hacimli olduğu için Bakanlık’taki ÇED süreci halen devam ediyor. </strong></p>

<p>Sonrasında kredi bulma ve finansman işlerini halletme aşamaları var. Bu arada A. Akın da 27 ayını tamamladı görevinde, bakalım kalan sürede neler yapabilecek veya yapabilecek mi? Zira ülkemizin siyaset arenası da bir hayli karışık ve Bakanlık bu ara CHP belediyelerinden gelen yatırım taleplerine pek de sıcak bakmıyor. Muhtemelen BASKİ’den de önce Erdek İBAAT yatırımını tamamlamasını isteyecekler, malum müsilaj belası var Marmara tarafında.</p>

<hr />
<p>***</p>

<p><strong>Eee Edremit Körfezi ne olacak? 20 senedir kirliliğe çözüm için yatırım bekleniyor ve mevcut iki proje hayata geçse bile, Havran dahil en az 7 adet daha İBAAT projesini tamamlamak gerekiyor önümüzdeki yıllarda.</strong> Yoksa Körfez’in hali hal değil. Özellikle de konut imali bu hızla giderse, <strong>“ölü Körfez” </strong>olması bile mümkün buraların. 20 senenin 12,5 senesi Büyükşehir döneminde geçti.</p>

<p>Okuduğunuz gibi, şimdi yaşanan her şeyin benzerleri, defalarca yaşandı zaten. <strong>20 yılda Körfez’e tek yatırım rahmetli Edip Uğur döneminde yapılanlarla kaldı.</strong> Hem Balıkesir ve hem de tabii ki Ankara bu gerçeğin farkında olmak zorunda. Özellikle de Ankara şunu çok iyi bilmeli ki, bu konut inşa etme hızına ilaveten, Körfez’e birkaç tane de büyük otel inşası falan yapılırsa işi çok ama çok zor olacak ileride.</p>

<p><strong>Bugün harcamaktan kaçındıkları paranın belki de 100 katını, yarın Körfez’i temizlemek, dereleri kirlilik taşımaktan kurtarmak, yeni birçok İBAAT inşa etmek ve denizin dip çamurunu boşaltmak için harcamak zorunda kalacaklar.</strong> Belki de “merhumu nasıl bilirdiniz?” faslına girmeyi gerektirecek kadar kirlenmiş olacak Körfez. 20 senede gele gele, geldiğimiz yer burası. Bakanlık, Valilik, Kaymakamlıklar, Büyükşehir Belediyesi, küçük ilçe belediyeleri, velhasıl atanan veya seçilen tüm yöneticiler bunu böylece bilsinler artık. Duymayan da kalmasın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KUBİLAY S. ÖZTÜRK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/korfezin-deniz-kirliliginde-20-yilda-nereye-geldik</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/edremit-korfez.jpg" type="image/jpeg" length="28816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atikhisar Barajı'nı Tehdit Eden Maden Projesine Mahkeme Freni]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/atikhisar-barajini-tehdit-eden-maden-projesine-mahkeme-freni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/atikhisar-barajini-tehdit-eden-maden-projesine-mahkeme-freni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı havzasında Koza Altın tarafından yapılması planlanan Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Projesi için bir mahkemeden daha yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Çanakkale 2. İdare Mahkemesi, ÇED raporundaki bilimsel ve teknik eksiklikleri gerekçe göstererek itiraz yolu kapalı olmak üzere yürütmenin durdurulmasına hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı'nın orta ve uzun mesafeli koruma alanında, Serçiler ve Terziler köyleri yakınında Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından hayata geçirilmek istenen <strong>S:201001197 ruhsat numaralı Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Projesi</strong> yargıdan bir kez daha olumsuz karar aldı.</p>

<p>Ayvalık Tabiat Derneği, Bergama Çevre Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile yurttaşların açtığı davada Çanakkale 2. İdare Mahkemesi, <strong>itiraz yolu kapalı olmak üzere yürütmenin durdurulmasına</strong> karar verdi.</p>

<p>Ortak açıklamada, duruşmanın ardından "ÇED Olumlu" kararının tamamen iptal edilmesinin beklendiği ifade edildi.</p>

<hr />
<blockquote>
<h2><strong>Mahkeme: ÇED Raporu Bilimsel ve Teknik Açıdan Yetersiz</strong></h2>

<p>Mahkeme kararında, ÇED raporunun teknik ve bilimsel açıdan ciddi eksiklikler içerdiği vurgulandı.</p>

<p>Kararda özetle;</p>

<ul>
 <li>ÇED raporunun teknik ve bilimsel yönden yetersiz olduğu,</li>
 <li>Çevresel risklere karşı alınacak koruma tedbirlerinin nasıl uygulanacağının açık şekilde ortaya konulmadığı,</li>
 <li>Bilirkişi raporunda tespit edilen eksikliklerin ÇED olumlu kararını hukuken sakatlayacak nitelikte bulunduğu,</li>
 <li>Projenin uygulanması halinde çevrede telafisi güç veya imkânsız zararların oluşabileceği, gerekçeleriyle yürütmenin durdurulmasına karar verildi.</li>
</ul>

<p>Mahkeme ayrıca kararın <strong>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca kesin olduğunu ve itiraz yolunun kapalı bulunduğunu</strong> belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<hr />
<h2><strong>Bilirkişi Raporu Çok Sayıda Risk Ortaya Koydu</strong></h2>

<p>Ortak açıklamada bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin de kamuoyuyla paylaşıldığı belirtildi.</p>

<p>Rapora göre;</p>

<ul>
 <li><strong>Maden sahasında öngörülen şev açıları güvenli sınırların üzerinde bulunuyor. Bunun heyelanlara ve iş kazalarına yol açabileceği değerlendiriliyor.</strong></li>
 <li><strong>Bölgenin yoğun fay, kırık ve çatlak sistemine sahip olması nedeniyle oluşabilecek ağır metal içerikli sızıntıların yer altı suları aracılığıyla Atikhisar Barajı'na ve çevredeki tarım alanlarına ulaşma riski bulunuyor.</strong></li>
 <li><strong>Projenin içme suyu havzasında yer almasına rağmen yer altı suyu ve yüzeysel akışlarla oluşabilecek kirlenmenin yeterince değerlendirilmediği ifade ediliyor.</strong></li>
 <li><strong>Asit maden drenajı riski ile uzun yıllar devam edebilecek ocak gölü kirliliğinin su kalitesi üzerinde geri döndürülemez etkiler oluşturabileceği belirtiliyor.</strong></li>
 <li><strong>Tarım alanları üzerindeki olası etkilerin yeterince incelenmediği,</strong></li>
 <li><strong>Korunan alanlar ve sit bölgelerine yönelik etkilerin değerlendirilmediği,</strong></li>
 <li><strong>Fauna ve ekolojik denge açısından geri dönüşü olmayan zararların bilimsel olarak bertaraf edilemediği tespitlerine yer veriliyor.</strong></li>
</ul>

<hr />
<h2><strong>"Projede Kamu Yararı Bulunmuyor"</strong></h2>

<p>Bilirkişi heyeti sonuç raporunda ise dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Raporda, ÇED raporunda bilimsel yaklaşım hataları ve önemli içerik eksikliklerinin bulunduğu, çevresel koruma tedbirlerinin nasıl uygulanacağının belirsiz olduğu, değerlendirmelerin mevzuata uygun ve yeterli şekilde yapılmadığı belirtilerek, mevcut haliyle projenin uygulanmasında <strong>kamu yararı bulunmadığı</strong> görüşüne yer verildi.</p>

<hr />
<h2><strong>"ÇED Kararının İptalini Bekliyoruz"</strong></h2>

<p>Açıklamada, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi'nin verdiği yürütmeyi durdurma kararının memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, yapılacak duruşmanın ardından ÇED olumlu kararının tamamen iptal edileceğine inanıldığı ifade edildi.</p>

<p>Ayrıca, bilimsel ve hukuki açıdan ciddi eksiklikler içerdiği belirtilen projenin, <strong>2009/7 sayılı Genelge gerekçe gösterilerek yeniden gündeme getirilmesine izin verilmeyeceği</strong> vurgulandı.</p>

<hr />
<h2>Ortak Açıklama</h2>

<p>Açıklama, aşağıdaki çevre örgütleri tarafından ortak imzayla kamuoyuna duyuruldu:</p>

<ul>
 <li><strong>Ayvalık Tabiat Derneği</strong></li>
 <li><strong>Bergama Çevre Platformu</strong></li>
 <li><strong>Burhaniye Çevre Platformu</strong></li>
 <li><strong>Ege Çevre ve Kültür Platformu</strong></li>
 <li><strong>Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği</strong></li>
 <li><strong>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği</strong></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/atikhisar-barajini-tehdit-eden-maden-projesine-mahkeme-freni</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/2a5dc65f-fdff-4f55-b6b5-c923cd4fff8f.jpg" type="image/jpeg" length="67637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burası güya Atık Bertaraf Alanı! Atık çok, bertaraf yok...]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/burasi-guya-atik-bertaraf-alani-atik-cok-bertaraf-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/burasi-guya-atik-bertaraf-alani-atik-cok-bertaraf-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edremit Çevre Derneği, Güre'de "Atık Bertaraf Alanı" olarak gösterilen bölgenin modern bir tesis olmadığını, vahşi depolama yöntemiyle işletildiğini öne sürdü. Dernek, çevre ve halk sağlığı açısından risk oluşturan uygulamalara son verilerek kalıcı çözüm üretilmesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<h2><strong>Edremit Çevre Derneği'nden Güre'deki atık alanına tepki</strong></h2>

<p><strong>Edremit Çevre Derneği</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Güre'de bulunan <strong>Atık Bertaraf Alanı</strong>na ilişkin dikkat çeken iddiaları kamuoyuyla paylaştı. Dernek, bazı harita uygulamalarında "Atık Bertaraf Alanı" olarak görülen bölgenin gerçekte modern bir katı atık tesisi niteliği taşımadığını, alanın fiilen vahşi çöp depolama sahası olarak kullanıldığını öne sürdü.</p>

<hr />
<h2><img alt="745334148 2145629226294342 1258529874904350282 N" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/07/745334148-2145629226294342-1258529874904350282-n.jpeg" width="2048" /></h2>

<hr />
<h2><strong>"Bölge halkı buraya çöplük diyor"</strong></h2>

<p>Derneğin paylaşımında, yaklaşık 2,5 yıldır kullanılan alana ulaşımın anayoldan içeride kaldığı belirtilirken, çevre sakinlerinin bölgeyi "çöplük" olarak tanımladığı ifade edildi. Güre köy yolunun iki yanında hızla artan konutlaşmaya dikkat çekilen açıklamada, bölgenin bir atık işleme tesisinden çok düzensiz depolama alanını andırdığı savunuldu.</p>

<hr />
<h2><strong>"Atıklar toprağın altına gömülüyor"</strong></h2>

<p><strong>Edremit Çevre Derneği, Balıkesir'deki işleme tesisine gönderilemeyen bazı katı atıklarla birlikte park ve bahçe atıklarının da bu alana getirildiğini iddia etti. Açıklamada, zaman zaman iş makineleriyle atıkların saha kenarına itilerek üzerinin toprakla kapatıldığı öne sürülürken, bölgede bulunan ve yaz aylarında kuruyan derenin kışın taşıdığı suların denize ulaşmasının çevresel risk oluşturabileceği ifade edildi.</strong></p>

<p>Paylaşımda ayrıca sahada geri dönüşüm amacıyla ayrıştırılmış malzeme miktarının oldukça sınırlı olduğu, alanda yalnızca birkaç kişinin görev yaptığı da iddialar arasında yer aldı.</p>

<hr />
<h2><strong>"Geçici uygulamalar çözüm değil"</strong></h2>

<p>Edremit'in yaz aylarında nüfusunun katlanarak arttığını hatırlatan Edremit Çevre Derneği, mevcut katı atık yönetiminin ilçenin ihtiyacını karşılamadığını savundu. Açıklamada, Büyükşehir Belediyesi tarafından toplanan atıkların yanı sıra bazı atıkların farklı yöntemlerle bertaraf edilmeye çalışıldığı, Güre'deki alanın da bu uygulamalardan biri olduğu ileri sürüldü.</p>

<p><strong>Dernek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde kalıcı ve bilimsel bir çözüm geliştirilmesi gerektiğini belirterek, ilçenin farklı noktalarında bu tür alanların oluşturulmasının sorunu çözmeyeceğini ifade etti.</strong></p>

<hr />
<h2><strong>Yetkililere çağrı</strong></h2>

<p><strong>Edremit Çevre Derneği, paylaşımının sonunda çevreye zarar vermeyecek, sürdürülebilir ve çağdaş bir katı atık yönetim sisteminin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Dernek, "Sorunları halının altına süpürmek yerine gerçek ve kalıcı çözümler uygulanmalı. Bu durum doğaya da, insanlara da zarar veriyor." ifadelerine yer verdi.</strong></p>

<p>Öte yandan, derneğin sosyal medya paylaşımında dile getirilen iddialarla ilgili ilgili belediyeler veya yetkili kurumlardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr />
<blockquote>
<h5><img alt="741408926 1017373671278685 1929548834416548298 N" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/07/741408926-1017373671278685-1929548834416548298-n.jpeg" width="2048" /></h5>

<hr />
<p><em>"Yaklaşık 2,5 senedir çalışmakta olan bu "alana" ulaşmak da biraz zor. Anayoldan biraz içerde kalıyor. Çevrede yaşayanlara sorduğunuzda, “haa çöplük mü demek istediniz?” diye bir karşı soruyla yanıtlıyorlar zaten sizi. Bunu duyunca canınız sıkılabilir, yani iyi kötü çalışan bir katı atık işleme alanı görmeyi umarken, belki ters bir laf gibi gelir bu “çöplük” tanımlaması size..<br />
<br />
Fakat eğer oraya ulaşırsanız, alanı gördüğünüzde muhtemelen şok olursunuz. Zira Güre köy tarafına çıkan yolun her iki tarafı lüks yazlık konutlarla dolu, bir yandan da inşaatlar hala devam ediyor ama Güre'deki bu alan asla bir tesis falan değil, bir “vahşi çöp depolama alanı” sadece. Ne ayrıştırması, vicdana sığmayan bir işlem yapılıyor burada.. Sadece doğa katliamı bu. Balıkesir'deki işleme tesisine gönderilemeyen katı atıkların bir kısmı buraya getiriliyor ama park bahçe atıkları da geliyor. Sonra zaman zaman iş makinesi yardımıyla bunlar sahanın kenarına itilip üzeri toprakla örtülüyor. Yazın kuru olan, akmayan bir dere de var orada. Peki kışın su alıp neleri götürüyor acaba denize? Ayrıştırılıp satışa hazırlanan çok fazla materyal de görülmüyor ortada. Zaten çalışanlar sadece bir aile, evleri de orada olan bu birkaç kişi var sahada.</em></p>

<p><br />
<em>Kağıt üzerinde 175 bin, kışın 400 bin, şimdi 1.200 bin insanın yaşadığı bir ilçe olan Edremit'te, katı atık işlerimiz hiç de “normal” yürümüyor. Büyükşehir’e teslim edilen çöpler var, bir de "kendiniz halledin" denilenler var haliyle. Bu alan, ikinci kapsama giriyor. Zaten hesap da ortada, mümkün değil bu işi böyle halletmek.. Bu reel vaziyete karşı Çevre Bakanlığı nezdinde kalıcı bir çözüm bulmak için girişimde bulunmak yerine, kendi seçtiğimiz yerel yönetimin sadece “durumu idare etmeyi” tercih edip, ilçemizin pek çok yerini bu türden resmi olmayan çöplüklerle doldurması çözüm değil elbette.<br />
<br />
Vallahi yazık.! Bize de yazık, belediye çalışanlarına da, doğaya da, insanlığımıza da.! Yok mu reel bir çözüm arayacak, sorunları halının altına süpürmek yerine, gerçek ve kalıcı bir çözüm uygulayacak birileri? Bu yapılan iş, iş mi sizce?"</em></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/burasi-guya-atik-bertaraf-alani-atik-cok-bertaraf-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/744440724-4359906650928603-4917182543809544129-n.jpeg" type="image/jpeg" length="81323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baro'dan 'kıyılar halkındır' çıkışı: Anayasal hak ihlal ediliyor!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/barodan-kiyilar-halkindir-cikisi-anayasal-hak-ihlal-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/barodan-kiyilar-halkindir-cikisi-anayasal-hak-ihlal-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu, kıyıların ücretsiz ve eşit şekilde halkın kullanımına açık olması gerektiğini belirterek, ücretli giriş uygulamaları ile kıyıya erişimi engelleyen işletmelerin hukuki ve cezai sorumluluk doğurabileceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu, yaz sezonunun başlamasıyla birlikte kıyılarda yaşanan erişim sorunlarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yayımladı. "Kıyılar Halkındır: Kıyılar Ücretsiz Şekilde Halka Açılmalıdır" başlıklı duyuruda, Anayasa'nın kıyılardan eşit ve ücretsiz yararlanma hakkını güvence altına aldığı vurgulanırken, ücretli giriş uygulamaları ve kıyıları fiilen kapatan işletmelerin hukuka aykırı hareket ettiği ifade edildi.</strong></p>

<hr />
<h3><strong>Anayasa Hatırlatıldı</strong></h3>

<p>Komisyon açıklamasında, Anayasa'nın 43. maddesine dikkat çekilerek kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, kamu yararı doğrultusunda herkesin eşit şekilde yararlanmasına açık olması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, kıyıların özel kişilere tahsis edilemeyeceği, vatandaşların denize ulaşım hakkının çeşitli uygulamalarla engellenemeyeceği vurgulandı.</p>

<hr />
<h3><strong>Ücretli Giriş ve Engellemeler Hukuka Aykırı</strong></h3>

<p>İstanbul Barosu, bazı turizm işletmelerinin kıyı şeridini tel, duvar, şezlong, sabit şemsiye veya ücretli giriş uygulamalarıyla kapatmasının yalnızca idari bir sorun değil, aynı zamanda ceza hukuku kapsamında değerlendirilebilecek fiiller olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Komisyon, kıyıya ücretsiz erişimi engelleyen uygulamaların Türk Ceza Kanunu kapsamında "kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi" ve "hakkı olmayan yere tecavüz" suçlarını oluşturabileceğini ifade etti.</strong></p>

<hr />
<h3><strong>Kaçak Yapılar da Suç Kapsamında Değerlendirilebilir</strong></h3>

<p>Açıklamada, kıyılarda mevzuata aykırı şekilde yapılan büfe, duvar, sabit şemsiye ve benzeri yapıların ise "imar kirliliğine neden olma" suçu ile Kıyı Kanunu'na aykırılık kapsamında değerlendirilebileceği kaydedildi.</p>

<p>İstanbul Barosu, bu tür fiiller hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarının resen soruşturma başlatabileceğini, vatandaşların da suç duyurusunda bulunabileceğini hatırlattı.</p>

<hr />
<h3><strong>Kamu Kurumlarına Çağrı</strong></h3>

<p>Komisyon, açıklamasının sonunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarını Anayasa'dan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye davet ederek, kıyılarda yaşanan hak ihlallerinin önlenmesi için gerekli idari ve hukuki tedbirlerin alınmasını istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/barodan-kiyilar-halkindir-cikisi-anayasal-hak-ihlal-ediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/kiyilar-halkindir.jpg" type="image/jpeg" length="84171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnşaat yasağında kim haklı kim haksız? Bu tartışma nasıl çözülür?]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/insaat-yasaginda-kim-hakli-kim-haksiz-bu-tartisma-nasil-cozulur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/insaat-yasaginda-kim-hakli-kim-haksiz-bu-tartisma-nasil-cozulur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edremit Çevre Derneği, yıllardır her yaz yaşanan inşaat yasağı tartışmalarına kalıcı çözüm önerisi sundu. Platform, belediyenin her sezon başında Encümen Kararı alarak çalışma bölgeleri ve saatlerini açıkça ilan etmesini istedi. Yazlıkçıların huzuru, inşaat emekçilerinin mağduriyeti ve müteahhitlerin beklentilerini aynı potada değerlendiren Çevre Platformu, belirsizlik yerine şeffaf ve denetlenebilir bir sistem çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Edremit Çevre Derneği, yaz döneminde uygulanan inşaat yasağına ilişkin kamuoyunda yaşanan tartışmalar üzerine kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Dernek, vatandaşlardan gelen şikâyetleri hem yerel yönetim hem de mülki idare yetkililerine ilettiklerini belirterek, yıllardır süren sorunun kalıcı çözüme kavuşması için yeni bir yönetim modeli önerdi.</strong></p>

<p>Açıklamada, yaz sezonunda inşaat faaliyetlerinin her yıl benzer tartışmalara neden olduğu vurgulanırken, yalnızca yasak kararlarının değil uygulama biçiminin de yeniden ele alınması gerektiği ifade edildi.</p>

<hr />
<h2><strong>İnşaat yasağında değişiklik iddiası araştırılıyor</strong></h2>

<p>Dernek, Balıkesir Valiliği'nin yaz dönemi inşaat yasağında değişikliğe gittiğine ilişkin çok sayıda bilgi aldıklarını ancak bu yönde resmi bir belgeye ulaşamadıklarını açıkladı.</p>

<p><strong>Bazı vatandaşların hafta içi belirli saatlerde çalışma izni verildiği, hafta sonlarında ise yasağın devam ettiği yönündeki iddiaları aktardığı belirtilirken, uygulamanın resmi olarak kamuoyuna duyurulmamasının belirsizliği artırdığı ifade edildi.</strong></p>

<p>Bu nedenle dernek, konuyla ilgili araştırmalarını derinleştirme kararı aldığını duyurdu.</p>

<hr />
<h2><strong>Yaz inşaat yasağının hukuki dayanağı</strong></h2>

<p>Açıklamada, yaz dönemi inşaat yasaklarının, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü'nün 2025/3 sayılı Genelgesi doğrultusunda uygulandığı hatırlatıldı.</p>

<p><strong>Genelgeye göre turizm bölgelerinde kamu huzurunun korunması, çevre düzeninin sağlanması ve turizm faaliyetlerinin olumsuz etkilenmemesi amacıyla belirli dönemlerde ağır inşaat faaliyetlerine kısıtlama getirildiği belirtildi.</strong></p>

<p>Valiliklerin ise yerel koşullara göre başlangıç ve bitiş tarihlerini belirleyebildiği kaydedildi.</p>

<hr />
<h2><strong>Balıkesir'de uygulama 15 Haziran-15 Eylül arasında</strong></h2>

<p>Edremit Çevre Derneği, Balıkesir Valiliği'nin 15 Mayıs-15 Ekim yerine 15 Haziran-15 Eylül tarihlerini kapsayan uygulamayı tercih ettiğini belirtti.</p>

<p><strong>Bu tarihlerle yazlık konut kullanım döneminin büyük ölçüde örtüştüğü ifade edilirken, yasağın Bakanlık genelgesi doğrultusunda uygulandığına dikkat çekildi.</strong></p>

<hr />
<blockquote>
<h2><strong>Yasak hangi çalışmaları kapsıyor?</strong></h2>

<p>Dernek açıklamasında yasak kapsamında;</p>

<ul>
 <li>Hafriyat çalışmaları,</li>
 <li>Beton dökümü,</li>
 <li>Kaba inşaat faaliyetleri,</li>
 <li>Yıkım işlemleri,</li>
 <li>Ağır iş makineleriyle yapılan çalışmalar,</li>
 <li>Gürültü oluşturan dış cephe uygulamalarının bulunduğu belirtildi.</li>
</ul>

<p>Buna karşılık, çevreyi rahatsız etmeyen küçük ölçekli iç mekan tadilatlarının ise ilgili belediyeden izin alınması halinde yapılabildiği ifade edildi.</p>
</blockquote>

<hr />
<h2><strong>Müteahhitler planlama yapmalı</strong></h2>

<p>Dernek, turizm bölgelerinde yaz aylarında inşaat kısıtlamalarının uzun yıllardır uygulandığını hatırlatarak, müteahhit firmaların çalışma takvimlerini buna göre hazırlaması gerektiğini savundu.</p>

<p>İnşaat izinlerinin alınmasının ardından plansız şekilde çalışmaların başlatılmasının kentte düzensizlik oluşturduğu belirtilirken, sektör temsilcilerinin belediyeler ve meslek odalarıyla ortak planlama yapmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<hr />
<h2><strong>İnşaat işçilerinin mağduriyeti de unutulmamalı</strong></h2>

<p>Açıklamada, yasaklardan etkilenen kesimlerden birinin de inşaat sektöründe çalışan binlerce emekçi olduğu vurgulandı.</p>

<p>Kalıpçı, demirci, tesisatçı, betoncu ve diğer iş kollarında çalışanların geçimlerini günlük emekleriyle sağladıkları belirtilerek, bu mağduriyetlerin azaltılması için işverenlerin ve kamu kurumlarının ortak çözümler üretmesi gerektiği ifade edildi.</p>

<hr />
<h2><strong>Yazlıkçılar artan şikâyetlerden rahatsız</strong></h2>

<p>Edremit Çevre Derneği, yaz aylarında ilçeye gelen yazlıkçıların en büyük şikâyetlerinin inşaat gürültüsü, çevre kirliliği ve düzensiz çalışma ortamı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Açıklamada ayrıca altyapı eksiklikleri, arıtma tesisi yatırımlarının gecikmesi, deniz kirliliği ve temizlik hizmetlerine ilişkin sorunların da vatandaşların tepkisini artırdığı ifade edildi.</p>

<p>Dernek, kontrolsüz yapılaşmanın Körfez'in geleceğini tehdit ettiğini savundu.</p>

<hr />
<h2><strong>Çözüm önerisi: Belediye Encümen Kararı alsın</strong></h2>

<p>Edremit Çevre Derneği'nin en dikkat çeken önerisi ise yaz inşaat yasağının belediye tarafından her sezon başında Encümen kararıyla ayrıntılı şekilde düzenlenmesi oldu.</p>

<p>Öneriye göre;</p>

<ul>
 <li><strong>Mahalle veya bölgelere göre farklı uygulamalar belirlenebilecek.</strong></li>
 <li><strong>Çalışma saatleri açık şekilde ilan edilecek.</strong></li>
 <li><strong>Hafta sonu ve hafta içi kuralları ayrı ayrı düzenlenecek.</strong></li>
 <li><strong>Yasak kapsamındaki bölgeler kamuoyuna önceden duyurulacak.</strong></li>
 <li><strong>Zabıta ekipleri denetimlerini Encümen kararına göre gerçekleştirecek.</strong></li>
 <li><strong>Vatandaşlar da hangi bölgede hangi kuralların geçerli olduğunu önceden bilecek.</strong></li>
</ul>

<p>Dernek, bu modelin hem vatandaşlar hem müteahhitler hem de belediye açısından belirsizlikleri ortadan kaldıracağını ifade etti.</p>

<hr />
<h2><strong>"İnşaat kaosu yerine ortak kurallar"</strong></h2>

<p>Edremit Çevre Derneği, açıklamasının sonunda tüm vatandaşlara çağrıda bulunarak, belediyeden bu yeni modelin hayata geçirilmesini talep etmelerini istedi.</p>

<p>Dernek, yıllardır devam eden tartışmaların ancak şeffaf, denetlenebilir ve herkes için geçerli kurallarla sona erebileceğini belirterek, belediyenin sorumluluk üstlenmesi ve hesap verebilir bir uygulama geliştirmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<hr />
<section dir="auto">
<blockquote>
<p><em>Değerli Edremitliler,</em></p>

<p><em>Yaz dönemindeki <strong>inşaat yasağı</strong> kararı ve sahadaki uygulamalarına dair sizlerin Edremit Çevre Platformu’na ilettiği tüm sıkıntıları, yasağı destekleyen ya da eleştiren görüşleri hem yerel yönetim hem de mülki idaredeki yetkililere doğrudan aktardık. Elbette onlar da sorunların varlığından haberdar. Çünkü kurumlarına ulaşan çeşitli şikâyetlerin konu başlıkları kendilerine sürekli iletiliyor.</em></p>

<p><em>Ancak bu görüşmelerde kalıcı ve tüm tarafları tatmin edecek bir sonuç da ortaya çıkmadı. Zaten yıllardır her yaz döneminde inşaat sorunu devam ediyor. Eğer ortak bir çözüm bulunabilseydi, herhâlde bugüne kadar uygulanmış olurdu.</em></p>

<p><em>Biz bu aşamadayken, Balıkesir Valiliği'nin inşaat yasağı kararını değiştirdiği söylenmeye başlandı. Bunu pek çok kişi ve yetkiliden duyduk. Hatta bir takipçimiz sayfamıza, "Yeni bir uygulama devreye girdi. Valilik tarafından hafta içi 09.00-17.00 saatleri arasında çalışılabilecek, ancak hafta sonları kesinlikle yasak." diye yazdı.</em></p>

<p><em>Ancak bu değişikliğe ilişkin herhangi bir resmî belgeye ulaşamadık. Değişen karar sanki hem var hem de kamuoyuna açık biçimde duyurulmak istenmiyor gibiydi.</em></p>

<p><em>İşte bu nedenle inşaat yasağı konusundaki araştırmalarımızı biraz daha derinleştirmeye karar verdik. Tespitlerimizi şimdi sırasıyla açıklayacak, ulaştığımız sonuçları ve somut önerimizi paylaşacağız.</em></p>

<hr />
<h2><em>Yasağı Koyan Kim?</em></h2>

<p><em>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan <strong>2025/3 sayılı İnşaat Faaliyetleri Genelgesi</strong> hükümleri uyarınca turizm bölgelerinde 2026 yaz dönemi inşaat yasakları uygulanıyor. Bu genelge, önceki tarihli genelgeleri de yürürlükten kaldırdı.</em></p>

<p><em>Yasağın gerekçesi; turistik alanlarda kamu huzurunun, çevre düzeninin ve turizm sezonunun olumsuz etkilenmesini önlemek olarak açıklanıyor. Kıyı ve turistik bölgelerde genellikle <strong>15 Mayıs-15 Ekim</strong> tarihleri arasında ağır inşaat ve hafriyat faaliyetlerine kısıtlama getiriliyor. Ancak yereldeki yoğunluğa ve turizm potansiyeline göre valilikler ve belediyeler, başlangıç ve bitiş tarihlerini farklı dönemler olarak da belirleyebiliyor.</em></p>

<hr />
<h2><em>Yasak Kapsamı Nedir?</em></h2>

<p><em>Bu dönemde gürültü kirliliği oluşturan, ağır iş makinelerinin kullanıldığı hafriyat, beton dökümü, kaba inşaat ve yüksek sesli yıkım çalışmaları kesinlikle yasaklanıyor. Yani gürültü, görüntü kirliliği ve çevreyi kirletme birlikte değerlendiriliyor.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Bu kapsamda dış cephe çalışmaları ve diğer gürültülü faaliyetler de yasak kapsamında yer alıyor. Buna karşılık çevreyi rahatsız etmeyen küçük ölçekli iç mekân tadilatlarına, ilgili belediyelerden izin alınması şartıyla izin verilebiliyor.</em></p>

<hr />
<h2><em>Balıkesir'in Kararı Neydi?</em></h2>

<p><em>Balıkesir Valiliği, inşaat yasağı süresini <strong>15 Mayıs-15 Ekim</strong> yerine <strong>15 Haziran-15 Eylül</strong> olarak belirledi. Bu karar, sahil kesimlerindeki yazlık konutların daha çok okulların kapanması ile açılması arasındaki dönemde kullanıldığı gerçeğiyle uyumluydu.</em></p>

<p><em>Yasağın kapsamı da Bakanlığın belirlediği çerçeve doğrultusunda oluşturuldu. Valilik; Kültür ve Turizm Bakanlığı genelgeleri doğrultusunda yasağı uygulamak, güncel durum ve izin talepleri konusunda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile koordinasyonu sağlamakla görevli.</em></p>

<p><em>Valilik, yasağı mülki idareye, yerel yönetimlere, basına ve kamuoyuna duyurdu. Bazı meslek kuruluşları da bu kararı üyelerine iletti.</em></p>

<hr />
<h2><em>Turizm Bölgeleri Nedir?</em></h2>

<p><em>Ülkemizin her yöresinde bu tanım farklılık gösterebiliyor. Ziyarete gelen yabancı turistlerin yoğun olduğu Kapadokya, Efes ve Didim gibi bölgelerde 2025/3 sayılı Genelge'deki uzun süreli yasak istisnasız uygulanıyor.</em></p>

<p><em>Yaz turizmi amacıyla inşa edilmiş otel ve motellerin yanı sıra, yerli turizm kapsamında yapılan site ve yazlık konutların yoğun bulunduğu alanlar da turizm bölgesi olarak değerlendiriliyor.</em></p>

<p><em>Belediyeler, yazlıkçılar ve müteahhit firmalar arasında yaşanan tartışmalar ise daha çok bu bölgelerde ortaya çıkıyor. Ancak sonuç bölümünde açıklayacağımız gibi bunun da bir çözümü bulunuyor.</em></p>

<p><em>Belediyeler hangi bölgelerin yazlıkçılar, hangilerinin sürekli ikamet eden vatandaşlar tarafından kullanıldığını zaten çok iyi biliyor.</em></p>

<hr />
<h2><em>Müteahhit Firmaların Durumu</em></h2>

<p><em>Bu meslek grubu, pandemi gibi istisnai dönemler dışında turizm bölgelerinde yaz aylarında inşaat yasağı uygulandığını zaten biliyor. Bu nedenle meslek kuruluşları ve ticaret odaları aracılığıyla belediyelerle bir araya gelip çalışma programlarını buna göre planlamaları gerekiyor.</em></p>

<p><em>İmar Müdürlüğünden ruhsatı alır almaz herkes temel kazmaya başlarsa ve kendi planına göre hareket ederse ortaya kaçınılmaz olarak bir kaos çıkar.</em></p>

<p><em>Bu nedenle "Edremit'te sadece kışın mı çalışacağız?" sorusu da tek başına anlamlı değil. Çünkü burada restoranlar, oteller ve benzeri işletmeler de yılın sadece belirli dönemlerinde yoğun çalışabiliyor. Demek ki her meslek grubunun sezonluk yoğun ve durgun dönemleri bulunuyor. Bu da bir sahil kentinin gerçeği.</em></p>

<p><em>Müteahhitler daha organize bir grup oldukları için sorunlarını mülki idareden yerel yönetime kadar her kademeye iletebiliyor. Hatta faaliyetlerine zaman zaman göz yumulduğu ve çeşitli kolaylıklar sağlandığı yönünde kamuoyunda yaygın bir kanaat de oluşmuş durumda.</em></p>

<p><em>Çünkü faaliyet alanlarını ve ilçede yaşayanları dikkate almadan çevreyi kirlettiklerine ilişkin çok sayıda şikâyet bulunuyor.</em></p>

<hr />
<h2><em>İnşaat Çalışanlarının Durumu</em></h2>

<p><em>Kalıpçı, demirci, betoncu, duvar ustası, tesisatçı ve diğer emekçilerden oluşan geniş bir istihdam alanındaki binlerce insan da bu yasaklardan doğrudan etkileniyor.</em></p>

<p><em>Çalışarak geçimini sağlayan bu insanların mağdur olmaması için önce işverenlerin, ardından da yerel ve mülki idarenin gerekli önlemleri alması gerekiyor.</em></p>

<p><em>Örneğin kamu yatırımlarında dışarıdan iş gücü getirilmesi yerine ilçede yaşayan vatandaşlara öncelik verilebilir.</em></p>

<p><em>Yazlıkçı hemşerilerimizin inşaatlarla ilgili şikâyetlerinin artması ve bizim de konuyu gündeme taşımamız en çok bu kesimi rahatsız etti. Kendilerine göre haklı gerekçeleri var.</em></p>

<p><em>Ancak ortak çözüm üretilebilmesi için diğer toplumsal kesimlerin beklentileri de dikkate alınmalı. Çözüm, bir tarafın diğerine üstünlük kurmasıyla değil, birlikte düşünerek bulunabilir.</em></p>

<hr />
<h2><em>Yazlıkçıların Durumu</em></h2>

<p><em>İnşaat faaliyetlerinden en fazla rahatsız olan kesim yazlıkçı hemşerilerimiz.</em></p>

<p><em>Yüksek bedeller ödeyerek konut sahibi olan bu insanlar, denizin giderek daha fazla kirlendiğini, arıtma tesisi yatırımlarının hâlâ başlamadığını, bazı bölgelerde fosseptik sisteminin devam ettiğini, ulaşım ve temizlik hizmetlerinin ise her yıl daha da yetersiz hâle geldiğini görüyor.</em></p>

<p><em>Dinlenmek için geldikleri bölgede bütün bu sorunlara bir de inşaat gürültüsü ve kuralsızlığının eklenmesini istemiyorlar.</em></p>

<p><em>Çünkü belediyeye ve zabıtaya yaptıkları şikâyetlerden çoğu zaman kesin bir sonuç alamıyorlar. Ortak kanaatleri, belediyenin inşaat faaliyetlerine yeterince müdahale etmediği yönünde.</em></p>

<p><em>Oysa Körfez'de inşaata dayalı bir kalkınma modelinin sürdürülebilir olmadığı artık açıkça görülüyor. Altyapısı tamamlanmadan gerçekleşen yoğun yapılaşmanın ilk sonucu kirlenen deniz oluyor.</em></p>

<p><em>Eğer insanların burada konut satın alma nedeni olan deniz de bir gün yaşanamaz hâle gelirse, bu bölgenin cazibesi nasıl korunacak?</em></p>

<hr />
<h2><em>Çözüm Nedir?</em></h2>

<p><em>Bakanlık ve Valilik önümüzdeki yıllarda da yaz dönemi inşaat yasağı kararları almaya devam edecek. Peki biz ne yapacağız? Kendi aramızda tartışmayı mı sürdüreceğiz?</em></p>

<p><em>Herkesin kendince haklı olduğu bu sorunun yalnızca iyi niyetle çözülebileceği de ortada görünmüyor.</em></p>

<p><em>Bu nedenle Edremit Belediyesi'nin, Türkiye'nin birçok yerinde uygulandığı gibi, her sezon başında bir <strong>Encümen Kararı</strong> alarak yaz dönemi inşaat uygulamasını kendisinin ilan etmesinden başka gerçekçi bir çözüm kalmıyor.</em></p>

<p><em>Elbette bu kararın çerçevesi Bakanlık düzenlemeleriyle uyumlu olmalı.</em></p>

<p><em>Örneğin; "Şu bölgede yaz boyunca hiçbir inşaat faaliyeti yapılamaz, burada çalışmalar 10.00-19.00 saatleri arasında kontrollü yürütülür ve hafta sonu yasaktır, başka bir bölgede ise hafta içi 08.00-19.00, hafta sonu 10.00-19.00 saatleri arasında izin verilir." gibi açık kurallar belirlenebilir.</em></p>

<p><em>Bu kararların gerekçeleri yerel basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulursa; hangi bölgenin hangi kurallara tabi olduğu vatandaşlar, müteahhitler ve konut almayı düşünen herkes tarafından açıkça bilinir.</em></p>

<p><em>Böylece "Kadıköy'de yasak var mı?", "Altınkum neden serbest?" gibi tartışmaların da önüne geçilebilir.</em></p>

<p><em>Meclis kararı yerine Encümen Kararı alınması ise, haklı itirazlar doğrultusunda değişikliklerin daha hızlı yapılabilmesini sağlar.</em></p>

<p><em>Sonuçta onay ve itiraz mercii belediye olur. Zabıta da çağrıldığında karara aykırı faaliyet gösteren inşaatlara rahatlıkla yaptırım uygulayabilir.</em></p>

<p><em>Vatandaş ise görevini yapmayan zabıtayla karşılaşırsa durumu güvenlik güçlerine tutanak altına aldırabilir, isterse Çevre İl Müdürlüğüne başvurarak denetim talebinde bulunabilir.</em></p>

<p><em>Bu çözümü hayata geçirmek elbette kolay değil. Ancak yıllardır süren inşaat kaosunu yaşamaya devam etmek yerine çözüm üretmeye katkı sunmak çok daha değerlidir.</em></p>

<p><em>Üstelik Encümen Kararları istikrarlı biçimde uygulanır ve takip edilirse zamanla tüm tarafların üzerinde uzlaşabileceği ortak bir çerçeve oluşacaktır.</em></p>

<p><em>Böylece belediyeler "İdare ediverin kardeşim." demek yerine hesap verebilir bir yönetim anlayışını benimsemek zorunda kalacaktır.</em></p>

<p><em>Artık yıllık ya da beş yıllık belediye programları da halkın katkı ve katılımıyla hazırlanabilecektir.</em></p>

<p><em>Bu görevleri yurttaşların yerine getireceğine inanıyoruz. Ancak bunun için önce belediyenin açık kurallar koyması ve sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor.</em></p>

<p><em>Şimdi herkese çağrımız şudur:</em></p>

<p><em>Yurttaşlık haklarınızı kararlılıkla kullanın ve tıpkı bizim yaptığımız gibi <strong>Edremit Belediyesi'nden bu yeni modelin uygulanmasını talep edin.</strong></em></p>
</blockquote>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KEVSER YOLDAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Edremit</category>
      <guid>https://www.politikam.com/insaat-yasaginda-kim-hakli-kim-haksiz-bu-tartisma-nasil-cozulur</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/insaat.jpg" type="image/jpeg" length="48195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yangının fitili kuru otlar!]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/yanginin-fitili-kuru-otlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/yanginin-fitili-kuru-otlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarıyla birlikte yangın tehlikesi büyürken, kavşaklarda uzayan yabani otlar sürücülerin görüşünü kapatıyor. Değirmenboğazı girişindeki yetersiz aydınlatma da özellikle gece saatlerinde vatandaşların güvenliğini tehdit ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>Geçtiğimiz günlerde <strong>Balıkesir'i</strong> adeta işgal eden açık hava reklamlarını, gelişigüzel dikilen reklam tabelalarının oluşturduğu görüntü kirliliğini bu köşeden gündeme taşımış, yetkililere çağrıda bulunmuştuk. <strong>Ayvalık Belediyesi'nin</strong> reklam tabelalarına yönelik başlattığı temizlik çalışmasının yalnızca bir ilçeyle sınırlı kalmaması, <strong>Balıkesir'in</strong> tamamında benzer bir düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiğini de hatırlatmıştık.</p>

<p>Bugün ise kentin belki de çok daha önemli, çok daha acil çözüm bekleyen başka bir sorununa dikkat çekmek istiyoruz.</p>

<p>Yaz sıcaklarının etkisiyle kuruyan ve sararan yabani otlar...</p>

<p><strong>Şehrin neresine bakarsanız bakın aynı manzarayla karşılaşıyorsunuz. Mahalle aralarındaki boş arsalar, yıllardır el değmemiş metruk alanlar, ana arterler, orta refüjler, kavşaklar... Bahar aylarında yağışlarla birlikte hızla büyüyen otlar, yazın gelişiyle birlikte adeta birer yangın fitiline dönüşmüş durumda.</strong></p>

<p>Kent estetiği açısından kötü bir manzara. Ama ondan önce ciddi bir trafik güvenliği meselesi...</p>

<hr />
<p>Özellikle kavşaklarda ve ana yollara çıkış noktalarında uzayan yabani otlar, sürücülerin görüş açısını kapatıyor. Sağdan ya da soldan gelen araçları görmek güçleşiyor. Birkaç saniyelik görüş kaybı ise telafisi olmayan kazalara davetiye çıkarabiliyor.</p>

<p>Şehir merkezindeki tablo buysa, kırsal mahallelerde durumun çok daha vahim olduğunu söylemeye bile gerek yok.</p>

<p>Ne yazık ki belediyelerin yabani ot temizliği konusunda yeterli bir çalışma yürüttüğünü söylemek mümkün görünmüyor. Zaman zaman vatandaşlardan gelen talepler üzerine yapılan sınırlı müdahaleler dışında kapsamlı, planlı ve sürekli bir temizlik çalışması göremiyoruz.</p>

<hr />
<p>Oysa bugünlerde en büyük risk yangın...</p>

<p>Kuru ot, birkaç saniyede tutuşabilen ve rüzgârın etkisiyle çok geniş alanlara yayılabilen en tehlikeli yanıcı unsurlardan biri. Son günlerde neredeyse her gün itfaiye sirenleri duyuyoruz. Orman yangınları, tarla yangınları ve anız yangınları peş peşe yaşanıyor.</p>

<p>Tam da hasat sezonunun içerisindeyiz.</p>

<p>Biçerdöverlerden sıçrayabilecek küçük bir kıvılcımın bile büyük felaketlere yol açabileceği unutulmamalı. Bu nedenle hasat yapan üreticilerimizin de gerekli tüm tedbirleri alması büyük önem taşıyor.</p>

<hr />
<p>Meselenin bir de kent estetiği boyutu var.</p>

<p><strong>Balıkesir'in</strong> dört bir yanında büyümüş, kurumuş ve sararmış otlarla karşılaşmak artık sıradan bir görüntü haline geldi. Refüjlerde yükselen kuru otlar, bakımsız boş arsalar ve ihmal edilmiş yeşil alanlar kentin görüntüsünü olumsuz etkiliyor.</p>

<p>Üstelik belediyeler her yıl peyzaj çalışmalarına ciddi bütçeler ayırıyor.</p>

<p>Refüjlerdeki süs bitkileri, çalılar, ağaçlar ve yeşil dokunun düzenli bakımının yapılması gerekiyor.</p>

<p>Örneğin <strong>Vasıf Çınar Caddesi'nden</strong> geçenler mutlaka fark etmiştir. Kent peyzajının önemli unsurlarından biri olarak oluşturulan doğal yeşil duvarların önemli bölümü kurumuş durumda. Bir zamanlar kente estetik kazandıran o yeşil görüntünün yerini sararmış, bakımsız yüzeyler almış.</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin</strong> ilgili birimleri ile ilçe belediyeleri bu görüntüleri gerçekten görmüyor mu?</p>

<p>Elbette belediye ekiplerinin zaman zaman çim biçtiğini, ağaç budadığını, sulama yaptığını ve bazı bölgelerde temizlik çalışmaları gerçekleştirdiğini görüyoruz. Kimsenin "hiç çalışılmıyor" deme niyeti yok.</p>

<p>Ancak bugün çıkıp <strong>Balıkesir'i</strong> baştan sona dolaşsanız, bu yazıda anlattıklarımızın çok daha fazlasını kendi gözlerinizle görmeniz mümkün olacaktır.</p>

<hr />
<p><strong>DEĞİRMENBOĞAZI'NDA KARANLIK TEHLİKESİ</strong></p>

<p>Şimdi gelelim bir başka önemli konuya...</p>

<p>Yaz sıcaklarında serinlemek isteyen <strong>Balıkesirliler</strong> için neredeyse alternatifsiz tek adres <strong>Değirmenboğazı</strong>.</p>

<p>Özellikle akşam saatlerinde bölgedeki araç yoğunluğu bunu açıkça gösteriyor. Her gün yüzlerce, hatta binlerce kişi birkaç saat nefes almak, piknik yapmak ve ailesiyle vakit geçirmek için <strong>Değirmenboğazı'na</strong> gidiyor.</p>

<p>Ancak burada uzun süredir görmezden gelinen, belki de görülmeyen önemli bir sorun bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Değirmenboğazı'nın giriş ve çıkış noktası gece saatlerinde adeta zifiri karanlığa gömülüyor.</strong></p>

<p>Gece bölgeden ana yola çıkmaya çalışan sürücüler önlerini görmekte zorlanıyor. Yolun kenarında bir yaya mı var, bir motosiklet mi geliyor, park etmiş bir araç mı bulunuyor; seçebilmek neredeyse imkânsız hale geliyor.</p>

<p>Bu durum ciddi bir trafik güvenliği riski oluşturuyor.</p>

<p>Üstelik yalnızca giriş noktası değil, <strong>Değirmenboğazı</strong> istikametindeki orta refüj aydınlatmalarının önemli bölümünün de çalışmadığı görülüyor.</p>

<p>Burada dikkat çeken başka bir gerçek daha var.</p>

<p><strong>Değirmenboğazı</strong>, <strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin</strong> sorumluluğunda bulunuyor. Bölgeye giriş yapan vatandaşlardan ücret alınıyor. Ayrıca içeride hizmet veren <strong>ONHANN Gurme Restoran</strong> da özellikle akşam saatlerinde oldukça yoğun ilgi görüyor.</p>

<p>Yani belediyenin hem giriş ücretlerinden hem de bölgedeki işletmelerden önemli bir ekonomik hareketlilik sağladığı bir alandan söz ediyoruz.</p>

<p>Hal böyleyken binlerce insanın kullandığı bu güzergâhta temel bir aydınlatma sorununun hâlâ çözülememiş olması düşündürücü.</p>

<p>Umarız bu yazı, yalnızca bir eleştiri olarak kalmaz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ÜMMET ŞENGÜL</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, MANŞET</category>
      <guid>https://www.politikam.com/yanginin-fitili-kuru-otlar</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 01:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/kuru-otlar.jpeg" type="image/jpeg" length="91842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Misakça Lagünü Uyarısı: “Her Kuruyan Sulak Alan Bir Ekosistem Kaybıdır”]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/misakca-lagunu-uyarisi-her-kuruyan-sulak-alan-bir-ekosistem-kaybidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/misakca-lagunu-uyarisi-her-kuruyan-sulak-alan-bir-ekosistem-kaybidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bandırma’daki Misakça Lagünü’nün su seviyesindeki ciddi düşüş nedeniyle ekolojik risk altında olduğu uyarısı yapılırken, eski CHP Balıkesir Milletvekili Av. Namık Havutça lagünün yeniden canlandırılması için ilgili kurumlara çağrıda bulundu. Havutça, “Bilimsel restorasyon çalışmaları ivedilikle başlatılmalı” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<hr size="2" width="100%" />
<p><strong>Balıkesir’in Bandırma ilçesi sınırlarında yer alan Misakça Lagünü’nün kuruma tehlikesi yeniden gündeme geldi. Eski CHP Balıkesir Milletvekili ve çevre gönüllüsü Av. Namık Havutça, yaptığı açıklama ve ilgili kurumlara ilettiği resmi yazıyla lagünün korunması ve yeniden yaşatılması için acil müdahale çağrısında bulundu.</strong></p>

<hr />
<p>Havutça, Misakça Lagünü’nün yalnızca bir su kütlesi olmadığını, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türü için yaşam, beslenme ve üreme alanı olduğunu vurgulayarak, su seviyesindeki ciddi düşüşün bölgedeki biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini ifade etti.</p>

<hr />
<p><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.politikam.com/vidyome/embed/61151" webkitallowfullscreen=""></iframe></p>

<hr />
<p>Lagündeki su azalmasının son yıllarda kritik seviyelere ulaştığını belirten Havutça, bunun yalnızca yerel bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ekosistem dengesi açısından da ciddi bir kayıp olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Havutça tarafından ilgili kurumlara gönderilen yazıda; T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne hitaben, lagünü besleyen su kaynaklarının bilimsel olarak incelenmesi, su rejiminin yeniden sağlanması ve kurumanın nedenlerinin araştırılması talep edildi.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="D127A84E 291B 4C33 880B 20B1B3Fff2E1-1" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/07/d127a84e-291b-4c33-880b-20b1b3fff2e1-1.jpeg" width="828" /></p>

<hr />
<p>Ayrıca yazıda, sulak alanların yalnızca kuşlar için değil; yer altı sularının beslenmesi, iklim dengesinin korunması ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik ekosistemler olduğuna dikkat çekildi. Bu kapsamda bölge için uzun vadeli bir koruma ve yönetim planı hazırlanması gerektiği de vurgulandı.</p>

<p>Havutça, Misakça Lagünü’nün yeniden suya kavuşmasının yalnızca doğa için değil, gelecek nesiller açısından da hayati önem taşıdığını belirterek, sürecin gecikmeden başlatılması gerektiğini ifade etti.</p>

<hr />
<blockquote>
<p><img alt="Eb71C9E4 4967 424F A2C4 6343Adc4B8A1" class="detail-photo img-fluid" height="442" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/07/eb71c9e4-4967-424f-a2c4-6343adc4b8a1.jpeg" width="828" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong><em>Misakça Lagünü’nün korunması ve yeniden yaşatılması talebi</em></strong></p>

<p><em>"Balıkesir ili Bandırma ilçesi sınırlarında yer alan Misakça Lagünü, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün yaşam, beslenme ve üreme alanı olmasının yanı sıra bölgenin biyolojik çeşitliliği açısından büyük önem taşıyan değerli bir sulak alandır. Ancak son yıllarda su seviyesindeki ciddi azalma nedeniyle lagün büyük ölçüde kurumuş, ekolojik dengesi bozulmuş ve doğal yaşam ciddi tehdit altına girmiştir.</em></p>

<p><em>Sulak alanlar yalnızca kuşların değil, tüm canlıların ortak yaşam alanlarıdır. Aynı zamanda yer altı sularını besleyen, iklim dengesine katkı sağlayan ve doğal çevrenin sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez ekosistemlerdir. Misakça Lagünü’nün kuruması, yalnızca bölge için değil, ülkemizin doğal mirası açısından da önemli bir kayıptır.</em></p>

<p><em>Bu nedenle lagünü besleyen su kaynaklarının bilimsel olarak incelenmesini, su rejiminin yeniden sağlanmasına yönelik restorasyon çalışmalarının başlatılmasını, kurumanın nedenlerinin araştırılmasını ve gerekli koruma tedbirlerinin ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Ayrıca bölgenin düzenli olarak izlenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik uzun vadeli bir yönetim planının hazırlanması ve ilgili kurumların iş birliği içerisinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.</em></p>

<p><em>Misakça Lagünü’nün yeniden hayat bulması, yalnızca flamingoların değil, tüm doğal yaşamın korunması anlamına gelecektir. Doğal mirasımızın gelecek nesillere aktarılması için gerekli çalışmaların gecikmeksizin başlatılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz."</em></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KEVSER YOLDAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/misakca-lagunu-uyarisi-her-kuruyan-sulak-alan-bir-ekosistem-kaybidir</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/07/8dfb642d-1a74-484a-9cb4-161154d88f04.jpeg" type="image/jpeg" length="66255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atikhisar Altın Madeni davasında çifte yargı kararı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/atikhisar-altin-madeni-davasinda-cifte-yargi-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/atikhisar-altin-madeni-davasinda-cifte-yargi-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı koruma alanında planlanan altın madeni projesine karşı açılan davalarda mahkemelerden çevre lehine kararlar geldi. Çanakkale 1. İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını iptal ederken, başka bir dosyada yürütmeyi durdurma kararı verildi. Çevre örgütleri, sürecin iptal kararıyla sonuçlanmasını bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı koruma mesafesinde KOZA AŞ tarafından planlanan altın madeni projesine karşı açılan davalarda mahkemelerden çevre lehine kararlar çıktı. Çanakkale 1. İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını iptal ederken, aynı süreçte başka bir davada yürütmeyi durdurma kararı verildi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p>Çanakkale’nin içme suyu açısından tek kaynağı olan Atikhisar Barajı havzasında planlanan altın madeni projesine ilişkin hukuki süreçte çevre örgütleri ve yerel yönetimlerin açtığı davalarda önemli kararlar alındı.</p>

<p>KOZA AŞ tarafından yürütülmek istenen altın madeni projesine verilen “ÇED Olumlu” kararına karşı üç ayrı dava açılırken, süreçte farklı mahkemelerden iptal ve yürütmeyi durdurma kararları geldi.</p>

<hr />
<p><span style="color:#c0392b"><strong>ÇED Olumlu Kararı İptal Edildi</strong></span></p>

<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan davada, Çanakkale 1. İdare Mahkemesi, söz konusu ÇED olumlu kararını iptal etti.</p>

<p><strong>Karar, Atikhisar Barajı’nın içme suyu güvenliği açısından kritik önem taşıdığı yönündeki itirazların yargı nezdinde karşılık bulması olarak değerlendirildi.</strong></p>

<hr />
<p><span style="color:#c0392b"><strong>Çanakkale Belediyesi’nin Davasında Yürütmeyi Durdurma</strong></span></p>

<p>Yürütmeyi durdurma ve duruşma istemiyle Çanakkale Belediyesi tarafından açılan ve yurttaşların da müdahil olduğu davada ise aynı mahkeme, projenin uygulanmasına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi.</p>

<p>Bu karar, proje faaliyetlerinin hukuki süreç tamamlanana kadar askıya alınması anlamına geliyor.</p>

<hr />
<p><strong><span style="color:#c0392b">Çevre Platformları: “Hukuki Mücadele Sürüyor”</span></strong></p>

<p><strong>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği öncülüğünde; Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Bergama Çevre Platformu ve Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile yurttaşların açtığı bir diğer davada ise süreç Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde devam ediyor.</strong></p>

<p>Bu davada da yürütmeyi durdurma ve duruşma talebi bulunurken, çevre örgütleri duruşma sonrası iptal kararı beklendiğini ifade ediyor.</p>

<hr />
<p><strong><span style="color:#c0392b">“Doğa, Atikhisar ve Çanakkaleliler Kazandı”</span></strong></p>

<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan açıklamada, alınan yargı kararlarının çevre mücadelesi açısından önemli bir kazanım olduğu vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><strong>“Emeği geçen tüm uzmanlarımıza ve avukatlarımıza teşekkür ederiz. Doğa kazandı, Atikhisar kazandı, Çanakkaleliler kazandı.”</strong></p>

<hr />
<p><strong><span style="color:#c0392b">Hukuki Süreç Devam Ediyor</span></strong></p>

<p>Atikhisar Barajı çevresindeki maden projesine ilişkin dava süreci farklı mahkemelerde sürerken, çevre örgütleri ve yurttaşlar bölgenin içme suyu havzası olarak korunması gerektiğini savunmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/atikhisar-altin-madeni-davasinda-cifte-yargi-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/atikhisar-baraji.webp" type="image/jpeg" length="37874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Edremit Çevre Derneği’nden Ahmet Akın’a sert çıkış: ‘Yıllardır uğraştıkları şey şimdi ortaya çıktı’”]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/edremit-cevre-derneginden-ahmet-akina-sert-cikis-yillardir-ugrastiklari-sey-simdi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/edremit-cevre-derneginden-ahmet-akina-sert-cikis-yillardir-ugrastiklari-sey-simdi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, Altınkum’daki eski Turban tesisleri alanında gündeme gelen otel ve ticaret merkezi projesine tepki gösterdi. Öztürk, geçmişteki imar tartışmalarını hatırlatarak “Körfez’in altyapısı bu yükü kaldırabilecek mi?” sorusunu gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin Altınkum’daki eski Turban tesisleri alanıyla ilgili gündeme gelen yatırım planlarına ilişkin sert açıklamalarda bulundu.</strong></p>

<hr />
<p><img alt="725923971 122250597212138429 4530522628215424271 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/725923971-122250597212138429-4530522628215424271-n.jpg" width="1280" /></p>

<hr />
<p>Öztürk, geçtiğimiz günlerde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a Körfez’deki çevre sorunları, deniz kirliliği, koku ve sivrisinek sorunlarını yerinde görmesi için çağrıda bulunduklarını hatırlatarak, bu çağrı sonrası yaşanan gelişmelerin kendilerinde soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Başkan Akın’ın daha önce doğrudan iletişim kurulması zor bir yönetim anlayışı sergilediğini savunan Öztürk, “Aradığınızda genellikle sekreter dönüş yapar, görüşme talepleri için detaylı bilgiler istenir, randevu almak kolay olmazdı. Ancak bu kez yaptığımız çağrıya 25 dakika sonra bizzat kendisi dönüş yaptı” dedi.</strong></p>

<p>Akın’ın davetten memnuniyet duyduğunu ve ilk fırsatta bölgeye geleceğini söylediğini aktaran Öztürk, görüşmede arıtma tesisleri konusunda da umut veren ifadeler kullanıldığını belirtti.</p>

<hr />
<h2><img alt="726432603 122250597908138429 7580294163650046249 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/726432603-122250597908138429-7580294163650046249-n.jpg" width="1280" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Siyasi dengeler değişince kamuoyu desteği mi arandı?”</strong></h2>

<p>Öztürk açıklamasında, bu hızlı dönüşün ardından bazı soru işaretleri yaşadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>“Başkanın tavrı mı değişti, yoksa siyasi gelişmeler sonrası kamuoyu desteğinin azalması nedeniyle mi böyle davranıldı?” diyen Öztürk, iktidar kanadıyla belediyeler arasındaki ilişkiler ve arıtma yatırımlarının finansmanı üzerinden değerlendirmelerde bulundu.</strong></p>

<p>Arıtma projelerinin hazır olduğunu ancak finansman konusunda ilerleme sağlanamadığını belirten Öztürk, bugüne kadar yaşanan süreç nedeniyle kaygılı olduklarını söyledi.</p>

<p><strong>Öztürk, bu süreçte Balıkesir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün duyuru sayfalarını yakından takip ettiğini ifade ederek, yeni bir imar planı değişikliği başvurusu yapılmasından endişe duyduğunu aktardı.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="727243681 122250598358138429 5058304364503183825 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/727243681-122250598358138429-5058304364503183825-n.jpg" width="1280" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Sivil toplumdan gizli bir ziyaret yapıldı”</strong></h2>

<p>Ahmet Akın’ın 20 Haziran’da Edremit Körfezi’ne gerçekleştirdiği ziyarete de değinen Öztürk, ziyaretin hızlı gerçekleştiğini ve sivil toplum kuruluşlarına bilgi verilmediğini savundu.</p>

<p><strong>Akın’ın Altınoluk ve Güre sahillerinde incelemelerde bulunduğunu, yerel yöneticilerle birlikte kısa ziyaretler yaptığını belirten Öztürk, “Yolda karşılaştıkları vatandaşlarla sohbet edilip fotoğraflar çekildi, ancak çevre sorunlarını takip eden sivil toplum kuruluşlarıyla bir görüşme yapılmadı” ifadelerini kullandı.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="727490783 122250598454138429 8593877498365174630 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/727490783-122250598454138429-8593877498365174630-n.jpg" width="1280" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Altınkum’daki proje endişelerimizi artırdı”</strong></h2>

<p>Öztürk, ziyaretin ardından Altınkum’daki yaklaşık 41 dönümlük eski Turban tesisleri alanında büyük ölçekli otel ve ticaret merkezi yatırımı planlandığı yönündeki haberlerin gündeme geldiğini söyledi.</p>

<p>Bu gelişmenin geçmişte yaşanan imar tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirten Öztürk, söz konusu alanla ilgili önceki dönemlerde de önemli plan değişikliği girişimleri olduğunu hatırlattı.</p>

<p><strong>Yücel Yılmaz döneminde yaklaşık 1.065 dönümlük alan için imar planı değişikliği gündeme geldiğini, Ahmet Akın döneminde ise alanın yaklaşık 1.708 dönüme çıkarılmasının planlandığını öne süren Öztürk, bu süreçte açtıkları davalar ve yaptıkları girişimler sonucunda bazı adımların geri çekildiğini söyledi.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="726269974 122250598124138429 7820476347806879139 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/726269974-122250598124138429-7820476347806879139-n.jpg" width="1280" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Bu kez işi Ankara üzerinden çözmeye çalışıyorlar”</strong></h2>

<p>Öztürk, son süreçte yerel idareler yerine Bakanlık üzerinden ilerleyen yeni bir yol izlendiğini iddia ederek, yatırımın arıtma tesisi tartışmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>“Bu otel projesi sayesinde arıtma için de kaynak gelir denilebilir. Ancak asıl mesele Körfez’in taşıma kapasitesidir” diyen Öztürk, bölgedeki nüfus yoğunluğu ve altyapı kapasitesi arasındaki dengenin bozulabileceğini ifade etti.</strong></p>

<hr />
<h2><img alt="727680981 122250598412138429 8521664578689220680 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/727680981-122250598412138429-8521664578689220680-n.jpg" width="1280" /></h2>

<hr />
<h2><strong>“Vatandaş istemediği sürece bu mücadele bitmeyecek”</strong></h2>

<p>Edremit Körfezi’nin mevcut çevre sorunlarının üzerine yeni yükler getirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><strong>“Yeni yapılacak arıtma tesisi bile mevcut ihtiyaca ancak cevap verecekken, yeni bir büyük yatırımın getireceği yük ayrıca değerlendirilmelidir. Bu projeye onay verilmesi halinde nüfus yoğunluğu ile altyapı dengesinin göz ardı edildiğini düşüneceğiz. Vatandaş istemediği sürece bu mücadele bitmeyecek.”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<blockquote>
<p><img alt="727481205 122250598016138429 9121748938396683765 N" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/727481205-122250598016138429-9121748938396683765-n.jpg" width="1280" /></p>

<hr />
<p><em><strong>SONUNDA YILLARDIR NEDEN BU KADAR UĞRAŞTIKLARINI AÇIKÇA ORTAYA KOYDULAR İŞTE..</strong><br />
<br />
"Değerli dostlar,<br />
Hatırlarsanız sayfamızdan 14 Haziran’da Balıkesir B. Belediyesi Başkanı Ahmet Akın’a bir çağrı yaparak, kendisini sahillerimizin herhangi birinde misafir etmek istediğimizi söylemiştik. Biraz latifeli bir dille yaptığımız bu çağrıyla Körfez’in kirliliği, koku sorunu, sivrisinek derdi birlikte sunulmuş ve "gelin yerinde görün" demiştik. Kendisine bu çağrıyı ayrıca yazılı olarak da gönderdik elbette.<br />
<br />
<strong>Ahmet Akın, doğrudan diyalog kurulması zor bir başkan oldu hep. Ararsınız ama sekreteri döner genel olarak size. Derdinizi anlatısınız ama görüşme talebiniz için detaylı bilgi isterler, randevu almak bile çok sıkıntılıdır. Fakat bu sefer farklı oldu.! Mesajımızı gönderdikten 25 dakika sonra bizzat kendisi aradı. Davetimize sevindiğini, ilk fırsatta geleceğini, görevlilerin de bizi arayacağını ifade etti. Hatta arıtma tesisleri için ümitli şeyler bile söyledi.</strong><br />
<br />
Başkan’ın huyu mu değişti, yoksa Ankara’daki malum siyasi gelişmelerden sonra kendisine kamuoyu desteğinin bir anda azalması nedeniyle mi böyle davranıyor diye epeyce düşündüm doğrusu. Artık siyasi dengeler farklı hale geldi ya, iktidarın arıtmalar konusunda eli sıkıyken, aniden para musluklarını açması için geçerli bir sebep olması lazımdı. <strong>Projeler tamam, ÇED süreci yürüyor ama finansman işi yerinde sayıyordu. Bugüne kadar yaşadıklarımızdan da gayet iyi biliyoruz ki, iktidar tarafı almadan verme yanlısı değildir asla. Bu nedenle, o günden beri de aslında içimde biraz huzursuzluk vardı.</strong> Her gün sıkıntıyla Balıkesir Çevre Ş. ve İ. D. İl Müdürlüğü’nün “duyuru” sayfasına sık sık bakıyor, “yeni ve büyük bir imar planı değişikliği müracaatı olmasın artık” diye merak ediyordum.<br />
<br />
<strong>20 Haziran’da ise A. Akın aniden ilçemize geldi ve bizim belediye başkanı ve diğer yöneticilerle Altınoluk ve Güre sahillerine hızlı bir ziyaret yaptı. Sivil topluma haber bile verilmedi. Yolda rastladıkları ile ayaküstü hal hatır sorup, fotoğraflar çektirildi falan. Aynı gün Gömeç ve Burhaniye sahillerinde de bazı ziyaretler ve bir açılış yaptı ve döndü. Ne yalan söyleyeyim A. Akın’ın bu tarz bir acele ile ilçemize gelip hemen geri kaçma hali, beni daha da tedirgin etti.</strong><br />
<br />
Nihayet bu akşamüstü durumlar ortaya serildi.! Altınkum’daki 41 dönümlük eski Turban tesisleri üzerinde büyük bir otel ve ticaret merkezi yatırımı için bir proje başlatıldığı haberi yayıldı. Bu türden yatırımları takip eden “turizmnews.com” ve “turizmaktuel.com” gibi sitelerde konu kamuoyuna iletildi!<br />
<br />
<span style="color:#c0392b"><strong>Yücel Yılmaz zamanında 1.065 dönümlük imar planı değişikliği yapılmak istenen, sonra Ahmet Akın’ın bu sefer 1.708 dönüm olarak imar planını değiştirmek istediği bu alanda, son perde de böyle oldu. Bu konuda Y. Yılmaz’a karşı 2 dava kazandık ve girişimlerimiz sonucunda A. Akın da imar değişikliği talebini geri çekmek zorunda kaldı. Fakat ne yapıp ettiler, Balıkesir İl Müdürlüğü aradan çıkartıldı ve işi Ankara’dan, Bakanlık’tan bitirmeye yöneldiler bu kez. Üstelik inanın şimdi hepimize dönüp “bu otel projesi sayesinde, arıtma için para da verirler artık” bile diyecekler.!</strong></span><br />
<br />
Ne arıtması kardeşim'? Edremit'e bu diyeti ödettikten sonra aynı Bakanlık tarama gemilerini de getirip, İzmit ve İzmir’deki gibi denizin dip balçığını bile taşıtır buradan.!<br />
<br />
<strong>Ne sermayeymiş be.! "Haklısın abi, birisi daha da zengin olacak diye, biz imarla niye uğraşalım ki" diyen Ahmet Akın, şimdi bu duruma ne diyeceksin? Ne oldu bak, arkadan dolandılar ve sen de başından beri biliyordun şirketin ne yapacağını. Bu yaptığın hiç olmadı.!</strong><br />
<br />
Hiç şüpheniz olmasın dostlar, Edremitliler.. Vatandaş bitti demeden, bu iş asla bitmez! Yapılacak olan yeni arıtma tesisinin projesi zaten bize bile yetmeyecekti, şimdi bir de bu otel mi yük olacak üstümüze? Bu projeye "evet" derse Ankara, nüfus yoğunluğu ile arıtma tesisi dengesinin bozulmasına da sesini çıkartmayacak demektir. Buna bizlerin razı olacağını sanan varsa, çok yanılır."</em></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Edremit</category>
      <guid>https://www.politikam.com/edremit-cevre-derneginden-ahmet-akina-sert-cikis-yillardir-ugrastiklari-sey-simdi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/729016187-978077868376702-340648101816619218-n.jpeg" type="image/jpeg" length="84880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balya’da Altın Madeni Tartışması: Keşifte Arkeolojik Bulgu İddiası]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/balyada-altin-madeni-tartismasi-kesifte-arkeolojik-bulgu-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/balyada-altin-madeni-tartismasi-kesifte-arkeolojik-bulgu-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir’in Balya ilçesinde planlanan Altın-Gümüş Madeni Projesi için verilen ÇED olumlu kararına karşı açılan davalarda keşif yapıldı. İnceleme sırasında, 1. derece sit alanında antik dönem tuğlası bulunduğu iddia edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balya ilçesine bağlı Karlık ve Söbücealan mahalleleri mevkiinde planlanan Altın-Gümüş Madeni Projesi için verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davalarda keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi. İnceleme sırasında, şirket tarafından varlığı tartışma konusu yapılan sit alanında davacılar tarafından antik dönem tuğlası bulundu.</strong></p>

<hr />
<p>Limak Holding bünyesindeki Altınordu Madencilik A.Ş. tarafından hayata geçirilmek istenen proje hakkında açılan iki ayrı dava kapsamında 10 Haziran’da Balıkesir 2. İdare Mahkemesi tarafından keşif yapıldı. <strong>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Balıkesir Çevre Platformu ve Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği</strong> üyelerinin açtığı dava ile TEMA Vakfı’nın açtığı dava birlikte incelendi.</p>

<hr />
<p><strong>KEŞİFTE ÇED RAPORUNA SERT ELEŞTİRİLER</strong></p>

<p>Keşif sırasında davacı taraflar, proje ve ÇED raporuna ilişkin kapsamlı itirazlarını mahkeme heyetine sundu. Davacılar, projede ekonomik olmayan kayaç miktarının çok yüksek olduğunu, ortaya çıkacak atık miktarının bölge ekosistemi açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Ayrıca proje sahasının yerleşim alanlarına çok yakın olduğu, Karlık, Söbücealan ve Yaylacık mahallelerinin ruhsat alanı içinde kaldığı, bu durumun köylerin yaşam koşullarını olumsuz etkileyeceği ifade edildi.</p>

<hr />
<p><strong>SU KAYNAKLARI VE TARIM ALANLARI İÇİN UYARI</strong></p>

<p>Davacılar, projede günlük yaklaşık 1.971 metreküp su kullanılmasının planlandığını, bu miktarın yaklaşık 10 bin kişilik nüfusun günlük su tüketimine eşdeğer olduğunu vurguladı. Suyun yeraltı kuyularından sağlanmasının kuraklık ve susuzluk riskini artıracağı savunuldu.</p>

<p>Manyas Gölü’nü besleyen su havzalarının proje alanıyla bağlantılı olduğuna dikkat çeken çevre örgütleri, bölgedeki göletler, tarım alanları ve içme suyu kaynaklarının tehdit altında olduğunu ileri sürdü.</p>

<hr />
<p><strong>SİYANÜR VE DİĞER KİMYASALLAR GÜNDEME GELDİ</strong></p>

<p>Projede altın zenginleştirme işleminin tank liçi yöntemiyle yapılacağı, bu süreçte siyanür başta olmak üzere çeşitli kimyasalların kullanılacağı belirtildi. Davacılar, hava, su ve toprak kirliliği riski nedeniyle çevre ve insan sağlığının tehlikeye gireceğini savundu.</p>

<p>Ayrıca cevher içinde bulunan civanın kurutma işlemleri sırasında atmosfere karışabileceği ve bunun ayrı bir çevresel risk oluşturduğu ifade edildi.</p>

<hr />
<p><strong>ORMANLAR VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ENDİŞESİ</strong></p>

<p>ÇED alanının büyük bölümünün orman ve tarım arazilerinden oluştuğunu belirten davacılar, raporda yaklaşık 19 bin ağacın kesileceğinin belirtildiğini, gerçek sayının daha yüksek olabileceğini öne sürdü.</p>

<p>Flora ve fauna çalışmalarının yetersiz olduğu, gözlem sürelerinin bilimsel açıdan yeterli kabul edilemeyeceği de dile getirilen itirazlar arasında yer aldı.</p>

<hr />
<p><strong>SİT ALANINDA ANTİK DÖNEM TUĞLASI BULUNDU</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keşif sırasında taraflar, proje alanına yaklaşık 1,3 kilometre uzaklıkta bulunan ve "Söbücealan Yerleşimi ve Nekropolü" olarak tescilli 1. derece arkeolojik sit alanının da incelenmesini talep etti.</p>

<p>Davacılara göre şirket temsilcileri bölgede böyle bir yerleşimin bulunmadığını savundu. Ancak mahkeme heyeti ve bilirkişiler koordinatlar üzerinden alana giderek inceleme yaptı.</p>

<p><strong>İnceleme sonrasında bölgeden ayrılınırken davacılar tarafından yerde antik dönem tuğlası olduğu değerlendirilen bir parça bulundu. Buluntu, bilirkişi heyetine ve mahkeme hakimine gösterildi. Arkeolog bilirkişinin ise buluntuyu kayıt altına almadığı belirtildi.</strong></p>

<hr />
<p><strong>MUHTARLARDAN MADENE DESTEK</strong></p>

<p>Keşif sırasında söz alan Karlık ve Söbücealan mahalle muhtarları ise projeyi desteklediklerini belirterek, maden faaliyetinin ülke yararına olduğunu düşündüklerini ifade etti.</p>

<p>Muhtarlar, çevresel kaygıları anladıklarını ancak projenin ekonomik açıdan önemli olduğunu savundu.</p>

<hr />
<p><strong>RAPOR BEKLENİYOR</strong></p>

<p>Keşif ve bilirkişi incelemesinin tamamlanmasının ardından tutanak taraflarca imzalandı. Sürecin bundan sonraki aşamasında bilirkişi heyetinin hazırlayacağı rapor mahkemeye sunulacak.</p>

<p>Çevre örgütleri, bilirkişi raporunun bilimsel ve tarafsız biçimde hazırlanmasını beklediklerini belirtirken, mahkemeden yürütmenin durdurulması yönünde karar verilmesini talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/balyada-altin-madeni-tartismasi-kesifte-arkeolojik-bulgu-iddiasi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/2-a519-a39-d-b8-42-f-f-a-e-a5-b-e-f9169-a1-a-b-c.JPG" type="image/jpeg" length="96017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8 Haziran Marmara Denizi Günü: Marmara için zaman daralıyor]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/8-haziran-marmara-denizi-gunu-marmara-icin-zaman-daraliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/8-haziran-marmara-denizi-gunu-marmara-icin-zaman-daraliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin sanayi, ticaret ve yaşam merkezi olan Marmara Denizi, yıllardır artan kirlilik, arıtılmadan bırakılan atıklar, kirli nehirler ve iklim krizinin etkileriyle mücadele ediyor. 2021'de tüm dünyanın dikkatini çeken müsilaj felaketi, denizin taşıyamadığı yükün bir sonucu olarak ortaya çıktı. Uzmanlar, Marmara'nın hâlâ kurtarılabileceğini ancak bunun için acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<h2><strong>Neden Marmara Denizi Günü?</strong></h2>

<p>8 Haziran, yalnızca Dünya Okyanuslar Günü değil, aynı zamanda <strong>Marmara Denizi'</strong>nin karşı karşıya bulunduğu çevresel tehditlere dikkat çekmek amacıyla "Marmara Denizi Günü" olarak da anılıyor. Son yıllarda yaşanan müsilaj felaketleri, deniz ekosistemindeki bozulmalar ve artan kirlilik, Marmara'nın korunmasını ulusal bir çevre meselesi haline getirdi.</p>

<p>Türkiye'nin en yoğun nüfuslu bölgelerini çevreleyen Marmara Denizi; İstanbul, Kocaeli, Bursa, Yalova, Balıkesir, Çanakkale ve Tekirdağ gibi kentlerin ekonomik ve sosyal yaşamının merkezinde yer alıyor. Ancak bu yoğun kullanım beraberinde ağır bir çevresel yükü de getiriyor.</p>

<hr />
<h2><img alt="Marmara Denizindeki Kirlilik Ihalarla Denetlenecek 659 E" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/marmara-denizindeki-kirlilik-ihalarla-denetlenecek-659-e.jpg" width="1280" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Marmara Denizi Neden Bu Kadar Önemli?</strong></h2>

<p>Marmara Denizi, Karadeniz ile Ege Denizi arasında doğal bir köprü görevi görüyor. İstanbul ve Çanakkale boğazları aracılığıyla iki büyük denizi birbirine bağlayan Marmara, dünya deniz ticaretinin de en önemli geçiş güzergâhlarından biri.</p>

<p>Bunun yanında;</p>

<ul>
 <li><strong>Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri Marmara Havzası'nda yaşıyor.</strong></li>
 <li><strong>Sanayi üretiminin önemli bölümü bu bölgede gerçekleştiriliyor.</strong></li>
 <li><strong>Balıkçılık faaliyetleri açısından büyük önem taşıyor.</strong></li>
 <li><strong>Binlerce canlı türüne ev sahipliği yapıyor.</strong></li>
</ul>

<p>Ancak aynı zamanda Türkiye'nin en fazla çevresel baskıya maruz kalan denizi durumunda.</p>

<hr />
<h2><img alt="1914808" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/1914808.jpg" width="1200" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Marmara'nın Sessiz Çığlığı: Müsilaj Nedir?</strong></h2>

<p>Kamuoyunda <strong>"deniz salyası"</strong> olarak bilinen müsilaj, denizde yaşayan mikroskobik alglerin aşırı çoğalması sonucu ortaya çıkan yapışkan organik bir madde.</p>

<p>Normal şartlarda doğada görülebilen bu oluşum, bazı çevresel koşulların etkisiyle kontrolsüz şekilde büyüyerek büyük bir felakete dönüşebiliyor.</p>

<p>Müsilaj;</p>

<ul>
 <li><strong>Deniz yüzeyini kaplıyor,</strong></li>
 <li><strong>Güneş ışığının su altına ulaşmasını engelliyor,</strong></li>
 <li><strong>Balıkların ve diğer canlıların yaşam alanlarını yok ediyor,</strong></li>
 <li><strong>Oksijen seviyelerini düşürüyor,</strong></li>
 <li><strong>Deniz tabanında toplu canlı ölümlerine neden oluyor.</strong></li>
</ul>

<p>2021 yılında Marmara Denizi'ni kaplayan müsilaj, dünyanın en büyük deniz kirliliği olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.</p>

<hr />
<blockquote>
<h2><strong>Müsilaj Neden Oluşuyor?</strong></h2>

<p>Bilim insanlarına göre müsilajın ortaya çıkmasının üç temel nedeni bulunuyor:</p>

<h3>1. Aşırı Kirlilik</h3>

<p>Evsel atıklar, sanayi kaynaklı kirleticiler ve tarımsal faaliyetlerden gelen azot-fosfor yükü denizde aşırı beslenmeye neden oluyor.</p>

<h3>2. Yetersiz Arıtma</h3>

<p>Birçok bölgede atık sular yalnızca ön arıtmadan geçirilerek denize deşarj ediliyor. Bu durum organik yükün Marmara'da birikmesine yol açıyor.</p>

<h3>3. İklim Krizi ve Deniz Suyu Sıcaklığı</h3>

<p>Küresel ısınma nedeniyle deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi, müsilaj oluşumunu hızlandırıyor. Uzmanlar sıcaklığın arttığı yıllarda riskin de büyüdüğünü belirtiyor.</p>
</blockquote>

<hr />
<h2><img alt="Marmara Denizi Oluyor" class=" detail-photo img-fluid" height="360" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/marmara-denizi-oluyor.jpg" width="650" /></h2>

<hr />
<h2><strong>Marmara Denizi'ni Kirleten Kaynaklar</strong></h2>

<h3><strong>Sanayi Atıkları</strong></h3>

<p>Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgelerinin önemli kısmı Marmara çevresinde bulunuyor.</p>

<p>Kocaeli, İstanbul, Bursa, Tekirdağ ve Yalova başta olmak üzere birçok sanayi merkezi, yıllardır Marmara üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.</p>

<p>Kimya, metal, otomotiv, tekstil ve petrokimya tesislerinden kaynaklanan kirleticiler deniz ekosistemini tehdit ediyor.</p>

<h3><strong>Evsel Atıklar</strong></h3>

<p>Milyonlarca insanın yaşadığı Marmara Havzası'nda oluşan evsel atık suların tamamı ileri biyolojik arıtma sistemlerinden geçirilemiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Tarımsal Kirlilik</strong></h3>

<p>Tarım alanlarında kullanılan gübre ve pestisitler yağışlarla birlikte akarsulara, oradan da Marmara Denizi'ne ulaşıyor.</p>

<hr />
<h2>Nehirler Kirliliği Marmara'ya Taşıyor</h2>

<p>Marmara'nın en büyük sorunlarından biri de havza genelindeki nehir ve derelerin taşıdığı kirlilik.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li><strong>Ergene Nehri</strong></li>
 <li><strong>Susurluk Havzası</strong></li>
 <li><strong>Nilüfer Çayı</strong></li>
 <li><strong>Simav Çayı</strong></li>
 <li><strong>Gönen Çayı</strong></li>
</ul>

<p>sanayi, evsel ve tarımsal kaynaklı kirleticileri denize taşıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre Marmara'nın kirlenmesi yalnızca kıyı şehirlerinin değil, tüm havzanın ortak sorunu.</p>

<hr />
<h2>Marmara'nın Zengin Canlı Dünyası Tehlike Altında</h2>

<p>Marmara Denizi;</p>

<ul>
 <li><strong>Lüfer,</strong></li>
 <li><strong>Palamut,</strong></li>
 <li><strong>Hamsi,</strong></li>
 <li><strong>Sardalya,</strong></li>
 <li><strong>Tekir,</strong></li>
 <li><strong>İstavrit,</strong></li>
 <li><strong>Kalkan,</strong></li>
 <li><strong>Denizatı,</strong></li>
 <li><strong>Süngerler,</strong></li>
 <li><strong>Mercan toplulukları</strong></li>
</ul>

<p>gibi çok sayıda canlıya yaşam alanı sunuyor.</p>

<p>Ancak kirlilik ve oksijen azalması nedeniyle birçok türün popülasyonunda ciddi düşüşler yaşanıyor.</p>

<p>Bilim insanları bazı bölgelerde deniz tabanındaki yaşamın büyük ölçüde zarar gördüğünü belirtiyor.</p>

<hr />
<h2>Marmara Denizi Nasıl Korunuyor?</h2>

<p>Müsilaj krizinin ardından çeşitli önlemler devreye alındı.</p>

<p>Bunlar arasında;</p>

<ul>
 <li><strong>Marmara Denizi Eylem Planı,</strong></li>
 <li><strong>Arıtma tesislerinin geliştirilmesi,</strong></li>
 <li><strong>Deniz deşarjlarının denetlenmesi,</strong></li>
 <li><strong>Sürekli izleme sistemleri,</strong></li>
 <li><strong>Koruma alanlarının artırılması</strong> yer alıyor.</li>
</ul>

<p>Ancak çevre örgütleri ve bilim insanları, alınan önlemlerin yeterli olmadığını ve uygulamanın daha kararlı sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<hr />
<h2><strong>Marmara Denizi Nasıl Kurtulur?</strong></h2>

<p>Uzmanların ortak önerileri şu başlıklarda toplanıyor:</p>

<h3><strong>İleri Biyolojik Arıtma Zorunlu Hale Getirilmeli</strong></h3>

<p>Tüm belediyelerde ve sanayi tesislerinde ileri biyolojik arıtma sistemleri kurulmalı.</p>

<h3><strong>Kirleten Öder İlkesi Uygulanmalı</strong></h3>

<p>Çevreyi kirleten işletmelere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.</p>

<h3><strong>Havza Bazlı Yönetim Modeli Oluşturulmalı</strong></h3>

<p>Marmara'yı kirleten tüm nehirler ve akarsular birlikte ele alınmalı.</p>

<h3><strong>Tarımsal Kirlilik Azaltılmalı</strong></h3>

<p>Kimyasal gübre ve pestisit kullanımı denetlenmeli.</p>

<h3><strong>Deniz Koruma Alanları Genişletilmeli</strong></h3>

<p>Ekolojik açıdan hassas bölgeler koruma altına alınmalı.</p>

<h3><strong>İklim Krizine Karşı Mücadele Güçlendirilmeli</strong></h3>

<p>Karbon emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir üretim modelleri teşvik edilmeli.</p>

<hr />
<h2><strong>Marmara İçin Son Şans</strong></h2>

<p>Marmara Denizi yalnızca bir su kütlesi değil; milyonlarca insanın yaşam kaynağı, geçim kapısı ve doğal mirasıdır.</p>

<p><strong>Bugün alınacak önlemler yarının Marmara'sını belirleyecek. Eğer kirlilik kontrol altına alınmaz, atık deşarjları azaltılmaz ve ekosistemin kendini yenilemesine fırsat verilmezse, müsilaj felaketi gelecekte çok daha ağır sonuçlarla geri dönebilir.</strong></p>

<p>8 Haziran Marmara Denizi Günü, kutlamadan çok bir farkındalık günü olarak görülmeli. Çünkü Marmara'nın kurtuluşu yalnızca devlet kurumlarının değil, sanayicilerin, yerel yönetimlerin ve vatandaşların ortak sorumluluğudur.</p>

<p>Marmara yaşarsa, kıyılarındaki şehirler de yaşayacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/8-haziran-marmara-denizi-gunu-marmara-icin-zaman-daraliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/deniz-salyasi-1584449-1.jpg" type="image/jpeg" length="82709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balıkesir’in Yeşil Geleceği İçin Bir Fidan Bin Umut]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/balikesirin-yesil-gelecegi-icin-bir-fidan-bin-umut</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/balikesirin-yesil-gelecegi-icin-bir-fidan-bin-umut" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çamlık Tepesi’nde düzenlenen fidan dikim etkinliğinde konuşan Başkan Ahmet Akın, çevre bilincini güçlendiren projelerle daha temiz, daha yeşil ve daha güçlü bir Balıkesir hedeflediklerini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin Dünya Çevre Günü kapsamında Çamlık Tepesi’ndeki “Bir Fidan Bin Umut” etkinliğine katılan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, gelecek nesillere daha temiz bir Balıkesir bırakmak için çevre yatırımlarını sürdüreceklerini söyledi.</strong></p>

<hr />
<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Dünya Çevre Günü</strong> etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Bir Fidan Bin Umut" ve Dünya Çevre Günü Açılış Programı”na katıldı. Çamlık Tepesi’nde düzenlenen törende konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, çevreyi korumanın bir tercih değil herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtirken,<strong> “Çevre bize emanet. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak çevre koruma çalışmalarını her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Hedefimiz, gelecek nesillere daha temiz, daha yaşanabilir ve daha güçlü bir Balıkesir bırakmaktır.” </strong>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>“ÇEVRE EĞİTİM VE BİLİM MERKEZİ’NE BÜYÜK İLGİ”</strong><br />
Göreve geldikleri günden bu yana başlattıkları döngüsel enerji ve atık yönetimiyle çevre konusunda yeni bir toplumsal bilinç oluşturmayı hedeflediklerinin altını çizen Akın, bu kapsamda çocuklara çevre bilincini kazandırmak için Çevre Eğitim ve Bilim Merkezi’ni hayata geçirdiklerini söyledi. Merkezi açıldığı günden bu yana binlerce kişinin ziyaret ettiğinin bilgisini paylaşan Akın, <strong>“Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı, yani SECAP çalışmalarımızı başlattık. Şehrimizin karbon salınımını azaltmak, enerji verimliliğini artırmak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak için kapsamlı bir yol haritası oluşturuyoruz. Su kaynaklarımızı korumak da öncelikli görevlerimiz arasında yer alıyor. Bu nedenle Balıkesir Kent Konseyimizle birlikte düzenlediğimiz “Balıkesir’in Su Varlığı Çalıştayı”nda akademisyenlerimizi, uzmanlarımızı ve paydaşlarımızı bir araya getirdik. Çünkü su varsa hayat vardır. Su varsa tarım vardır. Su varsa gelecek vardır.” </strong>şeklinde konuştu.</p>

<hr />
<p><strong>“DOĞAMIZI, SUYUMUZU, HAVAMIZI VE GELECEĞİMİZİ KORUMAKTA KARARLIYIZ”</strong><br />
Balıkesir’in çevre alanındaki çalışmalarından dolayı uluslararası düzeyde takdir görmesinin kendilerini gururlandırdığını belirten Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü: <strong>“Birleşmiş Milletler Çevre Programı kapsamında verilen İstanbul Çevre Dostu Şehirler Ödülleri’nde çevreci ve sürdürülebilir politikalarımızla ikincilik ödülüne layık görüldük. Bu başarı, sadece belediyemizin değil; çevresine sahip çıkan tüm hemşehrilerimin başarısıdır. Biz bu sorumluluğumuzun farkındayız. Kuvayımilliye’nin başkenti Balıkesir’imize yakışan da budur. Nasıl ki atalarımız bu toprakları korumak için mücadele ettiyse bugün de bizler doğamızı, suyumuzu, havamızı ve geleceğimizi korumak için aynı kararlılıkla çalışıyoruz. Tüm hemşehrilerimin Dünya Çevre Günü’nü kutluyor; daha yeşil, daha temiz ve daha yaşanabilir bir Balıkesir için emek veren herkese teşekkür ediyorum.”</strong><br />
Törenin ardından Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, çocuklarla birlikte fidan dikimi gerçekleştirdi.</p>

<hr />
<p><img alt="B874Dba8 Bad5 4634 824B 25E1C52Eff36-1" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/b874dba8-bad5-4634-824b-25e1c52eff36-1.jpeg" width="1600" /><img alt="E7D90A98 9171 4860 856E 89545Fafb36F" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/e7d90a98-9171-4860-856e-89545fafb36f.jpeg" width="1600" /><img alt="C9868953 D31C 41De Bb46 A54B278D39F5" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/c9868953-d31c-41de-bb46-a54b278d39f5.jpeg" width="1600" /><img alt="2483A78D Af37 4Ac7 A5Ae F5D5765Aa4E7" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/2483a78d-af37-4ac7-a5ae-f5d5765aa4e7.jpeg" width="1600" /><img alt="70Aa97Ac 90B8 40A2 Bfc1 21D7Ed825F0C" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/70aa97ac-90b8-40a2-bfc1-21d7ed825f0c.jpeg" width="1600" /><img alt="04B194A6 Eec4 4269 9698 688Fad7Cc772" class="detail-photo img-fluid" height="1052" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/04b194a6-eec4-4269-9698-688fad7cc772.jpeg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/balikesirin-yesil-gelecegi-icin-bir-fidan-bin-umut</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/b874dba8-bad5-4634-824b-25e1c52eff36.jpeg" type="image/jpeg" length="30680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Edremit Çevre Derneği'nden Dünya Çevre Günü'nde 'Temiz Körfez' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/edremit-cevre-derneginden-dunya-cevre-gununde-temiz-korfez-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/edremit-cevre-derneginden-dunya-cevre-gununde-temiz-korfez-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada iklim krizinden Körfez'in kirliliğine, yetersiz altyapıdan arıtma tesislerine kadar birçok konuda önemli uyarılarda bulundu. Öztürk, "Artık kutlama değil, çözüm zamanı" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı kapsamlı basın açıklamasında hem küresel çevre sorunlarına hem de Edremit Körfezi'nin giderek büyüyen çevresel problemlerine dikkat çekti. Öztürk, çevre konusunda yıllardır yapılan uyarıların karşılık bulmadığını belirterek, özellikle Körfez'de altyapı ve arıtma yatırımlarının artık ertelenemeyeceğini vurguladı.</strong></p>

<hr />
<h3><strong>DÜNYA ORTAK ÇÖZÜM ÜRETEMİYOR</strong></h3>

<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1972 yılında ilan edilen Dünya Çevre Günü'nün bu yıl 54'üncü kez kutlandığını hatırlatan Öztürk, geçen yıllara rağmen çevre sorunlarının giderek derinleştiğini söyledi.</p>

<p>Küresel karbon salımının atmosferde sera etkisi yaratarak iklim krizini tetiklediğini ifade eden Öztürk, bunun sonucunda dünyanın birçok bölgesinde kuraklık, aşırı sıcaklıklar, seller ve doğal afetlerin arttığını dile getirdi.</p>

<p>İnsan nüfusundaki hızlı artışın doğal yaşam alanları üzerinde büyük baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, küresel iş birliği yerine ülkeler arasında güç mücadelelerinin ve bölgesel savaşların sürdüğüne dikkat çekti. Bu durumun çevre sorunlarını daha da ağırlaştırdığını kaydeden Öztürk, su, enerji ve gıdaya erişimin giderek zorlaştığını söyledi.</p>

<hr />
<h3><strong>BM'NİN TEMASI: “İKLİM EYLEMİ”</strong></h3>

<p>Birleşmiş Milletler'in bu yılki Dünya Çevre Günü temasını <strong>“İklim Eylemi”</strong> olarak belirlediğini hatırlatan Öztürk, odak noktasının ise <strong>“Doğadan İlham Al / İklim İçin / Geleceğimiz İçin”</strong> yaklaşımı olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin bu yıl düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olmasının da çevre konularını daha önemli hale getirdiğini belirten Öztürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın yerel temayı <strong>“Dünya Bize Emanet”</strong> olarak açıkladığını ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>“YILDA BİR GÜN ÇEVRE DEMEK YETMİYOR”</strong></h3>

<p>Çevre konusunda yapılan toplantıların ve etkinliklerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Öztürk, asıl ihtiyacın zihniyet değişikliği olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Türkiye'de kömür temelli enerji politikalarının ve doğayı tahrip eden madencilik faaliyetlerinin temel çevre sorunları arasında bulunduğunu belirten Öztürk, alternatif enerji kaynaklarına geçişin hızlandırılması gerektiğini ifade etti.</strong></p>

<p>Öztürk, mevcut politikaların çevreyi korumaktan çok ekonomik çıkarları öncelediğini savunarak, doğayı tahrip eden enerji ve madencilik anlayışının terk edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<hr />
<h3><strong>EDREMİT VE KÖRFEZ İÇİN ENDİŞE VEREN TABLO</strong></h3>

<p>Edremit Körfezi'nde yıllardır süren çevre sorunlarının artık kritik noktaya ulaştığını belirten Öztürk, özellikle deniz kirliliği ve altyapı yetersizliklerinin ciddi risk oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p>Edremit'in yaz aylarında büyük bir nüfus baskısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Öztürk, ilçenin yaklaşık 175 bin kişilik yerleşik nüfusa göre planlanan altyapısının yaz dönemlerinde 1 milyon 200 bin kişiyi aşan nüfusu taşımakta zorlandığını söyledi.</p>

<hr />
<h3><strong>ALTYAPI YETERSİZ KALIYOR</strong></h3>

<p>Öztürk açıklamasında;</p>

<p><strong>• Trafik, içme suyu, kanalizasyon, arıtma ve halk plajlarının yetersiz kaldığını,</strong></p>

<p><strong>• Yağmur suyu drenaj sistemlerinin çok kötü durumda olduğunu,</strong></p>

<p><strong>• Her kuvvetli yağış sonrasında birçok mahallede su baskınları yaşandığını,</strong></p>

<p><strong>• İtfaiye ekiplerinin günlerce su tahliyesi yapmak zorunda kaldığını</strong> ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>“DENİZİMİZ CAN ÇEKİŞİYOR”</strong></h3>

<p>Edremit Körfezi'nin yıllardır kirlilik baskısı altında olduğunu söyleyen Öztürk, denizi kirleten en önemli unsurların başında yetersiz kapasiteye sahip arıtma tesislerinin geldiğini belirtti.</p>

<p>Körfez için acilen bir <strong>“Körfez Atıksu Yönetimi Stratejik Planı”</strong> hazırlanması gerektiğini vurgulayan Öztürk, Edremit Körfezi'nin hassas su alanı ve kapalı havza niteliği taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>Bu nedenle bölgede <strong>İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri'nin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini</strong> ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>ÖZEL ARITMA TESİSLERİ DE DENETLENMELİ</strong></h3>

<p>Kamuya ait tesislerin yanı sıra siteler, oteller ve turizm tesislerine ait özel arıtma sistemlerinin de sıkı denetlenmesi gerektiğini belirten Öztürk, yıllardır fosseptik sistemleriyle idare edilen yazlık konut ve işletmelerin kanalizasyon altyapısına kavuşturulmasının zorunlu olduğunu söyledi.</p>

<hr />
<h3><strong>DERELER DE KORUNMALI</strong></h3>

<p>Körfez kirliliğinin yalnızca denizle sınırlı olmadığını ifade eden Öztürk, derelere bırakılan atıkların da doğrudan denize ulaştığını belirtti.</p>

<p>Dereleri kirleten tüm unsurların ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Öztürk, kirlenen suyun sonradan temizlenmesinin çok daha zor ve maliyetli olduğuna dikkat çekti.</p>

<hr />
<h3><strong>SAHİLLERDE TİCARİLEŞME UYARISI</strong></h3>

<p>Öztürk, denizdeki kirlilik sürerken sahillerdeki ticarileşmenin de hız kazandığını söyledi.</p>

<p>Plajların kiralanması ve ücretli hale gelmesinin vatandaşlar açısından önemli bir sorun oluşturduğunu belirten Öztürk, kıyıların herkes için erişilebilir olması gerektiğini ifade etti.</p>

<hr />
<h3><strong>DALYAN'A DOĞAL YAŞAM PARKI ÇAĞRISI</strong></h3>

<p>Mevcut imar uygulamalarının doğal yaşam üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, doğa dostu planlamaların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dalyan'daki kamu arazilerinin halkın beklentileri doğrultusunda değerlendirilmesini isteyen Öztürk, bölgede bir <strong>Doğal Yaşam Parkı</strong> oluşturulması çağrısında bulundu.</p>

<p>Sulak alanların korunmasının da öncelikli hedefler arasında yer alması gerektiğini kaydetti.</p>

<hr />
<h3><strong>“BU YAZ KÖRFEZ YİNE KOKABİLİR”</strong></h3>

<p>Kurban Bayramı tatilinde Körfez'de erken kirlilik belirtilerinin görüldüğünü belirten Öztürk, okulların kapanması ve yazlıkların dolmasıyla birlikte nüfus yoğunluğunun yeniden artacağını söyledi.</p>

<p>Bu yıl beklenen yüksek sıcaklıkların da etkisiyle Körfez'de koku ve kirlilik sorununun yeniden yaşanabileceğini ifade eden Öztürk, denize girmenin zorlaşabileceği uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h3><strong>BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE ÇAĞRI</strong></h3>

<p>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin görev süresinde 25 ayı geride bıraktığını hatırlatan Öztürk, proje aşaması tamamlanan arıtma yatırımlarının artık uygulamaya geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Sürecin hangi aşamada tıkandığının kamuoyuna açıklanmasını isteyen Öztürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın da konuya kayıtsız kalmaması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Gerekirse halkın da sürece dahil edilerek çözüm arayışının büyütülmesi gerektiğini belirten Öztürk, Körfez halkının yıllardır aynı sorunları yaşadığını ve artık somut adımlar görmek istediğini dile getirdi.</p>

<hr />
<h3><strong>“ARTIK HER GÜN ÇEVRE GÜNÜ OLMALI”</strong></h3>

<p>Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı:</p>

<p><strong>“İklimin değiştiği, yaz nüfusunun ve kirliliğin arttığı Körfez'de artık Edremit Belediyesi, ilçe belediyeleri ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi için her gün Çevre Günü olmak zorundadır. Kaybedecek zamanımız kalmadı. Yıllardır süren sorunların çözülmesini ve gelecekte 5 Haziran'ları çevre sorunlarını değil, çevre başarılarını konuşarak kutlamayı istiyoruz.”</strong></p>

<hr />
<blockquote>
<p><strong><em>DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI</em></strong></p>

<p><em>Değerli basın mensupları, çevre dostları ve Edremitliler,</em></p>

<p><strong><em>Bugün pek çok ülkede “5 Haziran Dünya Çevre Günü” etkinlikleri yapılıyor. 1972’de Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen bu özel gün, gezegenimizin korunmasını vurgulamak, çevre sorunlarına dikkat çekmek, halkın katılımını sağlamak ve karar alıcıları uyarmak üzere, bu yıl 54. kez tekrarlanıyor. Ancak birçok uluslararası toplantılar ve küresel planlar da yapılmasına rağmen, hala Dünya’daki her ülkenin uyacağı ortak kuralların konulamadığı ortada. Dünya, çevre için birlikte davranamıyor ne yazık ki.</em></strong></p>

<p><em>Üstelik küresel çevre sorunlarını giderebilme şansımızı da yitirildiğimiz bir noktaya geldik neredeyse. Karbon salımı öyle bir boyuta ulaştı ki, atmosferi kaplayarak gezegenimize bir sera etkisi yaratıyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliği sürecinin temel sebebi bu. Sonuçları ise her yerde yaşanmakta olan iklim felaketlerinin meydana gelmesi oluyor. Üstelik insan türü hızla çoğalıyor ve diğer doğal yaşam türlerinin alanlarına baskı yaparak beslenmeden sağlığa kadar çok çeşitli sorunlar yaratıyor. Bütün bunlara ortak çözüm bulmak varken, bazı ülkeler ise hiç aldırmadan gezegenin geleceğine hakim olma mücadelesi sürdürüyor. Lokal ve bölgesel savaşlar son hızla devam ediyor. Doğadaki muazzam dengenin bozulmasının etkileri her alanda bu denli büyükken, buna bir de savaşın yıkımı ekleniyor. Giderek su ve enerji sorunu kadar, gıdaya ulaşım da zorlaşıyor.</em></p>

<hr />
<p><strong><em>Bu nedenlerle, Birleşmiş Milletler bu seneki Dünya Çevre Günü temasını “İklim Eylemi” olarak duyurdu. Odak noktası ise “Doğadan İlham Al / İklim İçin / Geleceğimiz İçin” denilerek belirlendi. İklim krizinin ekosistemler üzerindeki etkisi ve ülkelerin doğa temelli çözümlerle rotasını değiştirme gereği vurgulandı. Türkiye ise bu seneki İklim Değişikliği Zirvesi (COP31)’ne ev sahipliği yapacağı için, Dünya Çevre Günü’ne de özel önem veriyor. O yüzden de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yerel tema “Dünya Bize Emanet” olarak belirlendi. Çeşitli kurum ve kuruluşlar bu çerçevede toplantılar, etkinlikler, seminer ve açık oturumlar yapıyorlar bugün.</em></strong></p>

<p><em>Oysa böyle toplanıp dağılmalar, senede bir gün “çevre” deyip sonra unutmalar, ülkemizin bu konudaki temel rotasını değiştirmiyor. Bunu yıllardır gördük, yaşadık. Muhtemelen zihniyet değişimi olmadıkça da yaşamaya devam edeceğiz. Çeşitli vadelerdeki planlar ve projeler, havamızı, suyumuzu ve toprağımızı korumaya yönelik bir çerçevede oluşturulmadığı sürece de, kirlenmeye ve kirletmeye devam edeceğimiz anlaşılıyor. Ülkemizde kömürün yoğun olarak enerji üretiminde kullanılması ve doğayı acımasızca yaralayan maden çalışmaları en önemli temel sorunlar. Alternatif enerji üretimine hızla bir dönüşüm geliştirmek, geleceğimiz için acil kararlar almak yerine; mevcut kömür madeni ve termik santrallerin biraz daha para kazanmasına fırsat yaratan planlar, kamulaştırmalar ve kayırma kararları alınıyor. Bu tarz tamamen bırakılmalıdır. Sadece enerji ve madeni öne alan, ancak daha fazla kirlenmeye yol açmaktan başka yararı olmayan, kazancı ise anı kurtarma bile yetmeyen, doğayı yok eden bu temel tercih rotası, hemen sona erdirilmelidir.</em></p>

<hr />
<p><strong><em>Durumun özeti bu ve bizler Çevre Günü’nde “kutlama” yapmak yerine, bir kez daha bu yanlışlara dikkat çekmek zorunda hissediyoruz kendimizi. Bu yıl yine sorunları hatırlatmak, bunlara ilgi çekmek ve gereken yasal düzenlemeler ile altyapı yatırımlarını talep etmek durumundayız. Dünya ve Türkiye için olduğu kadar, Balıkesir, Edremit ve Körfez için de ciddi kaygılarımız olduğu için, buna zorunluyuz. Aldırmazlıklarla dolu olan bu genel halin son bulması, artık hepimiz için çok önemli. Zaten yaşam alanımızda süregelen çevre sorunları nedeniyle Edremit sakinleri, çevreye duyarlı yurttaşlar ile sivil toplum kuruluşları, dernek ve platformlar 5 Haziran 2017’deki Dünya Çevre Günü’nden bu yana, her yıl alanlara çıkarak veya faklı etkinlikler yaparak bunlara dikkat çekmeye çalışıyorlar. Fakat bütün uyarılarımıza rağmen hem çevre kirliliği hızla artıyor, hem de kalıcı çözüm üretecek adımlar atılmıyor, yatırımlar yapılmıyor.</em></strong></p>

<p><em>Durumumuz hiç de iç açıcı değil. Edremit’te önemli çevre sorunlarımız var. Bunların büyük bir kısmı da, denizle ve Körfez’le ilgili.</em></p>

<p><strong><em>- Yazın turizm sezonunda, ilçemizin nüfusu 1.2 milyon kişiyi geçiyor. Fakat alt yapımız, sürekli oturan 175 bin nüfusa göre inşa edilmiş eski tesislerden oluşuyor.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Yaşam alanlarımız, bir sahil beldesi olmaktan çıkıp hızla şehir olmaya koşuyor. Trafik, su, kanalizasyon, arıtma ve halk plajları artık yetmiyor. Yağmursuyu drenajı çok kötü. Her sağanak yağmurdan sonra pek çok mahallemizde, itfaiye en az bir hafta su boşaltmakla uğraşıyor.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Denizimiz ise can çekişiyor. Yıllardır şikayet konusu bu durum. Denizi kirleten faktörlerin başında, kapasite ve kabiliyeti yetersiz kalan arıtma tesisleri geliyor.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Bölge için acilen bir “Körfez Atıksu Yönetimi Stratejik Planı” gerekiyor. Edremit Körfezi “hassas su alanı” özelliği taşıyan bir deniz ve kapalı bir havza olduğu için, İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri’nin zaman geçirilmeden inşası zorunlu.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Kamuya ait tesisler kadar Körfez’deki sitelere, otellere ait özel arıtma tesislerinin de disiplin altına alınması şart. Ayrıca yıllardır fosseptikle idare eden yazlık konut ve işletmelerin de, bu durumdan kurtarılması gerekiyor. Arıtma tesislerinin inşasına paralel olarak, bu bölgelerin kanalizasyon sorunu da nihayete erdirilmeli.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Derelerimizi kirleten tüm faktörler de bertaraf edilmeli. Zira derelere karışan her türlü kirlilik, sonuçta denize gidiyor. Hiçbir dereyi, bir arıtma tesisine sokup temizledikten sonra denize dökmek ise mümkün bile değil.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Kirlenmekte olan denize rağmen, sahillerimiz de hızla ticarileşiyor. Plajlardaki kiralama sorunu ve para vererek denize girilme usulü, vatandaşlar için önemli bir dert haline gelmiş bulunuyor.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Mevcut imar plan ve uygulamalarının, tüm canlılar için yıkım anlamına gelmesini de önlenmek gerekiyor. İmar planlarının akılcı ve doğa dostu olması için gerekli tüm değişiklikler hızlandırılmalı, olduğu gibi korunması gereken alanların varlığı kabul edilerek, sulak alanın korunması için de zorunlu önlemler alınmalı.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Dalyan’daki kamu arazileri, halkın talebi doğrultusunda ve sadece kamusal ihtiyaçlar için değerlendirilmeli, Doğal Yaşam Parkı yapılmalı. İnsanlar ve tüm canlılar, yeşilin içinde yeşile hasret kalmamalı.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Edremit Körfezi elden gitmeden, bu hedefler doğrultusunda belediyeler ile kamu kurum ve kuruluşları koordineli bir çalışma yürütmeye başlamalı. Küresel iklim değişikliği dikkate alınarak, mevcut acil eylem planları da güncellenmeli.</em></strong></p>

<hr />
<p><em>Dostlar, sorunlar çok ve geleceğe odaklanmak şart. Geçtiğimiz Kurban Bayramı tatili bir erken kirlilik yarattı Körfez’de. Bu ay sonu da okular kapanacak, yazlıklar dolacak ve nüfus yoğunluğu tekrar artacak. Bu yaz ise hava sıcaklığı olağanüstü boyutlarda olacak. Bütün bunlar bir araya gelince Körfez yine kötü bir şekilde kokmaya başlayacak, denize de girilmez hale gelecek. Bunca yazlık konutları dolduran vatandaşlar, sürekli yaşayanlar ve turizm sektörünün tüm unsurları için ortak gündem budur. Gerekli yatırımların yapılması Balıkesir B. Belediyesi’nin görevi ve 25 ayı tamamladılar. Artık hiç olmazsa projesi onaylanan arıtma yatırımlarının temellerinin atılması gerekiyor. Süreç nerede tıkanıyorsa açıklaması gerekiyor. Çevre Bakanlığı bu duruma seyirci kalamaz. “Para” ise konu sadece, farklı yollar bulması gerekiyor. Körfez’de yaşayanlar bu sorunun çözümü için bütünlüklü bir açıklanma bekliyorlar. “Muhalefet belediyesi” olmak ise konu, halka bunu tüm açıklığıyla aktarmak ve engelleri ifade etmek gerekiyor. Lüzum ettiğinde, halkın katılımını da talep edip Çevre Bakanlığı’nın kapısını çalmak gerekiyor. Bunlar Büyükşehir Belediye Başkanı’nın görevleridir. Bu derdi zaten halk biliyor, çekiyor ve yatırımlarla sonlandırılmasını istiyor. Onların yeni baştan keşfedecekleri bir şey yok. Zaten bu nedenle, çözüm üretmeyenlerin elinden yetkiyi alıp, söz verenleri getirdiler Büyükşehir yönetimine. Ahmet Akın’ın bunu unutması gerekiyor.</em></p>

<hr />
<p><em>Bizler uzun süredir sıkıntılarımızı dile getiriyoruz. Altyapı yatırımlarının daha fazla ihmal edilmesine halkın sabrı kalmadığını söylüyoruz. İklimin değiştiği, yaz yoğunluğu ve kirliliğinin ise giderek arttığı Körfez’de, şimdi Edremit Belediyesi ve diğer ilçe belediyeleri ile Balıkesir B. Belediyesi için, artık her gün “Çevre Günü” olmak zorunda. Kaybedecek zamanımız kalmadı. Yıllardır çözülmeyen sorunlarla her sene yeniden boğuşup, çözüm için çığlık atmaktansa, artık bizler de bu dertlerden temelli kurtulmak ve 5 Haziran’da sadece çevre kazanımlarımızı kutlamak istiyoruz. Sahip olduğumuz doğamızı, dağımızı, suyumuzu, ovamızı, zeytinimizi, denizimizi tadıyla, keyfiyle, doyasıya yaşamak istiyoruz.</em></p>

<p><em><strong>Temiz Dünya, temiz gelecek..!</strong></em></p>

<p><em><strong>Temiz Körfez, temiz Edremit..!</strong></em></p>

<p><em><strong>05.06.2026 / EDREMİT ÇEVRE DERNEĞİ</strong></em></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>OSMAN KANTARLIOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/edremit-cevre-derneginden-dunya-cevre-gununde-temiz-korfez-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/edremit-korfezi-130592-e15ac.jpg" type="image/jpeg" length="50017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fidan Dikiminden İklim Çalıştayına: Balıkesir’de Çevre Seferberliği]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/fidan-dikiminden-iklim-calistayina-balikesirde-cevre-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/fidan-dikiminden-iklim-calistayina-balikesirde-cevre-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, 5-9 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenleyeceği Dünya Çevre Günü etkinlikleriyle çevre bilincini artırmayı hedefliyor. Fidan dikimi, eğitim atölyeleri, Marmara Denizi Günü programı ve Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı Çalıştayı gibi birçok etkinliğin yer aldığı program kapsamında vatandaşlar doğayla buluşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, 5-9 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenleyeceği Dünya Çevre Günü etkinlikleriyle çevre bilincini artırmayı hedefliyor. Fidan dikimi, eğitim atölyeleri, Marmara Denizi Günü programı ve Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı Çalıştayı gibi birçok etkinliğin yer aldığı program kapsamında vatandaşlar doğayla buluşacak.</strong></p>

<hr />
<p>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Dünya Çevre Günü'nü doğaya karşı sorumluluk bilincini güçlendirecek kapsamlı etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. "Daha temiz, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir gelecek" hedefiyle hazırlanan program kapsamında kent genelinde çevre farkındalığını artıracak etkinlikler gerçekleştirilecek.</p>

<hr />
<p><strong>Açılış Fidan Dikimiyle Yapılacak</strong></p>

<p>Etkinliklerin açılışı 5 Haziran 2026 tarihinde Karesi ilçesindeki Çamlık Tepesi'nde gerçekleştirilecek. Saat 10.30 ile 12.00 arasında düzenlenecek fidan dikimi ve Dünya Çevre Günü Açılış Programı'nda vatandaşlar doğaya yeni nefesler kazandıracak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>Çevre Eğitimleri ve Atölyeler Düzenlenecek</strong></p>

<p>6 ve 7 Haziran tarihlerinde Balıkesir Çevre Eğitim ve Bilim Merkezi'nde (ÇEBİM) çeşitli atölye etkinlikleri düzenlenecek. Karesi ilçesinde bulunan merkezde gerçekleştirilecek programlarda özellikle çocuklar ve gençlerin çevre bilinci kazanmasına yönelik uygulamalı eğitimler verilecek.</p>

<hr />
<p><strong>Marmara Denizi İçin Farkındalık Etkinliği</strong></p>

<p>Programın önemli başlıklarından biri de 8 Haziran Marmara Denizi Günü etkinliği olacak. Bandırma Sahil Bandı'nda saat 10.00 ile 12.00 arasında gerçekleştirilecek etkinlikte Marmara Denizi'nin korunması, deniz kirliliğiyle mücadele ve ekosistemin sürdürülebilirliği konularında farkındalık oluşturulacak.</p>

<hr />
<p><img alt="714885436 1330552655929069 6450705144110706787 N" class="detail-photo img-fluid" height="1350" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/714885436-1330552655929069-6450705144110706787-n.jpg" width="1080" /></p>

<hr />
<p><strong>İklim Değişikliği Çalıştayı Düzenlenecek</strong></p>

<p>Etkinlikler, 9 Haziran tarihinde Balıkesir Kent Konseyi'nde gerçekleştirilecek "Balıkesir Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı Çalıştayı" ile sona erecek. Saat 13.00 ile 17.30 arasında düzenlenecek çalıştayda, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yerel yönetimlerin, uzmanların ve paydaşların görüşleri değerlendirilecek.</p>

<hr />
<p><strong>"Çevre Bilincini Hep Birlikte Büyütüyoruz"</strong></p>

<p>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan çağrıda, Dünya Çevre Günü'nün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda doğaya karşı sorumlulukların hatırlandığı önemli bir farkındalık dönemi olduğu vurgulandı. Belediye yetkilileri, fidan dikiminden atölye çalışmalarına, Marmara Denizi Günü etkinliklerinden iklim değişikliği çalıştayına kadar uzanan programlarla çevre bilincini toplumun her kesimine yaymayı amaçladıklarını belirterek tüm Balıkesirlileri etkinliklere davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/fidan-dikiminden-iklim-calistayina-balikesirde-cevre-seferberligi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/agacdikimi.png" type="image/jpeg" length="98220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marmara'nın Dibinden İki Futbol Sahası Büyüklüğünde Ölüm Tuzağı Çıkarıldı! Görenler İnanamadı]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/marmaranin-dibinden-iki-futbol-sahasi-buyuklugunde-olum-tuzagi-cikarildi-gorenler-inanamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/marmaranin-dibinden-iki-futbol-sahasi-buyuklugunde-olum-tuzagi-cikarildi-gorenler-inanamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mavi Atlas uygulaması kapsamında Marmara Adası açıklarında yapılan 4 günlük operasyonla 15 bin metrekarelik dev hayalet ağ denizden çıkarılarak geri dönüşüme kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Marmara Denizi'nin derinliklerinde yıllarca adeta birer ölüm tuzağı olarak bekleyen ve ekosisteme telafisi imkansız zararlar veren sahipsiz av araçlarına yönelik tarihi bir kurtarma operasyonu tescil edildi. </strong></h2>

<p></p>

<p>Deniz biyolojisi ve çevre koruma tüzüğü kapsamında siber ihbar hatlarından gelen verileri değerlendiren ekipler, su altı dünyasını esir alan devasa bir kirliliği ortadan kaldırdı.</p>

<p>Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen "Mavi Atlas" projesi kapsamında, Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında 4 gün süren operasyonla 6 farklı noktadan devasa büyüklükte bir hayalet ağ kütlesi çıkarıldı.</p>

<p>Topağaç köyü meydanına serilen ve yaklaşık 2 futbol sahasından daha büyük bir alanı kaplayan bu ölümcül ağların, İstanbul'un simge yapılarından <strong>Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağıya bütünüyle örtebilecek boyutlarda</strong> olduğu tescil edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr />
<p><strong>10 Ay Önce Başlayan "Mavi Atlas" Siber İhbarı Düğmeye Bastırdı</strong></p>

<p>Türkiye'nin denizel biyoçeşitliliğini bilimsel siber verilerle kayıt altına almayı ve vatandaş katılımıyla deniz koruma tüzüğünü güçlendirmeyi amaçlayan "Mavi Atlas" mobil uygulaması, 10 ay önce Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü koordinesinde hayata geçirilmişti. Vatandaşların konum ve derinlik bildirerek oluşturduğu biyoçeşitlilik haritası, bu kez Marmara Adası sakini bir dalıcı olan Ömer Altuncu’nun siber ihbarıyla dev bir operasyon formülüne dönüştü.</p>

<p>3-4 yıl önce gördüğü ağların deniz canlısı popülasyonunu yok ettiğini ve ağların hâlâ aktif olarak ölüm saçtığını fark eden Altuncu'nun tescilli ihbarı üzerine kurtarma ekipleri zorlu hava şartlarına rağmen harekete geçti.</p>

<p></p>

<p></p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.politikam.com/vidyome/embed/56540" webkitallowfullscreen=""></iframe></div>

<p></p>

<hr />
<p><strong>25 Knot Rüzgar ve Yağmur Altında 12 Saatlik Tehlikeli Yolculuk</strong></p>

<p>Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, sanayi dalgıcı Engin Ege Gencer, gönüllü dalıcı Yener Kuşculuoğlu, tekne kaptanı Şahin Tuna ve Gizem Ece’den oluşan uzman kurtarma kadrosu; kaldırma balonları, kesici ekipmanlar ve su altı siber görüntüleme sistemlerini teknelere yükleyerek yola çıktı.</p>

<p>Yaklaşık 25 knotu bulan sert rüzgar ve yoğun yağış altında, olumsuz deniz koşullarında 12 saat boyunca yol kat eden ekip gece saatlerinde adaya ulaştı. Operasyona <strong>Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü</strong> ekipleri de fiziki ve idari olarak eşlik etti. Deniz tabanına indirilen su altı kameralarıyla yapılan keşif tüzüğünde, ağların kayalık yarıklarına ve oyuklara adeta görünmez birer tuzak gibi dolandığı saptandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img alt="A A 20260602 41553793 41553778 M A R M A R A D E N I Z I N D E N C A M L I C A K U L E S I N I B A S T A N A S A G I O R T E B I L E C E K B U Y U K L U K T E H A Y A L E T A G C I K A R I L D I" class="detail-photo img-fluid" height="761" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/06/a-a-20260602-41553793-41553778-m-a-r-m-a-r-a-d-e-n-i-z-i-n-d-e-n-c-a-m-l-i-c-a-k-u-l-e-s-i-n-i-b-a-s-t-a-n-a-s-a-g-i-o-r-t-e-b-i-l-e-c-e-k-b-u-y-u-k-l-u-k-t-e-h-a-y-a-l-e-t-a-g-c-i-k-a-r-i-l-d-i.jpg" width="1200" /></p>

<hr />
<p><strong>Su Altında Dramatik Kurtarma: "Yavrusuna Sarılan Keşiş Yengeci"</strong></p>

<p>4 gün boyunca 6 farklı lokasyonda gerçekleştirilen toplam 7 zorlu dalışta, sismik ve biyolojik tüzüğü korumak adına zamana karşı yarışıldı. AA kameraları tarafından su altında anbean tescil edilen operasyonda, ağların içinde mahsur kalan çok sayıda canlı suyun altında dikkatlice kesilerek özgürlüğüne kavuşturuldu. Operasyonun en dramatik anlarından birini aktaran Volkan Narcı şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><em>"Son dalışımızda yuvaya sıkışmış oldukça büyük bir dişi mığrı ve birçok deniz canlısı vardı. Küçük bir keşiş yengeci bulduk. O kadar büyük bir korku ve panik hali vardı ki, kolunun birine yavrusu sıkıca tutunmuştu. Su altında onları incitmeden ağdan cımbızla kurtardık. Belki de suyun altında bir aileyi ölümden kurtardık. İnsan eliyle kirletilen bir yeri yine insan eliyle temizlemek en büyük mutluluğumuz."</em></p>
</blockquote>

<p>Ağların içerisinden canlı olarak çıkarılan kalamar yumurtaları, deniz yıldızları, deniz patlıcanları ve yengeçler ölçümleri tescil edilerek yeniden Marmara'nın mavi sularına bırakıldı; yaşamını yitiren yüzlerce canlının verisi ise siber "Mavi Atlas" sistemine işlendi.</p>

<p><strong>Deniz Dip Raporu: Çıkarılan Malzemelerin Teknik Dökümü</strong></p>

<p>Yürütülen hummalı arama-kurtarma tüzüğü neticesinde deniz tabanından temizlenen atıkların tam listesi şu şekilde tescil edildi:</p>

<ul>
 <li><strong>Hayalet Ağ:</strong> ~15.000 metrekare</li>
 <li><strong>Misina Ağ kütlesi:</strong> 200 metrekare</li>
 <li><strong>Kurşun Ağırlık:</strong> 225 kilogram</li>
 <li><strong>Halat:</strong> 30 metre</li>
 <li><strong>Trol Kapı Halatı:</strong> 50 metre</li>
</ul>

<p></p>

<hr />
<p><strong>Sıfır Atıktan Döngüsel Ekonomiye: Ağlar Güneş Gözlüğü Olacak</strong></p>

<p>Denizden çıkarılan bu devasa plastik hammadde kütlesi, doğada 100-150 yıl boyunca yok olmadan kalarak katliam yapmaya devam edecekti. Ancak uygulanan çevre tüzüğü doğrultusunda bu atıklar çöpe gitmeyecek.</p>

<p>TMSF ve Sıfır Atık tüzüklerine örnek teşkil edecek bir döngüsel ekonomi modeliyle; toplanan ağlar geri dönüştürülerek <strong>özel tasarım güneş gözlüklerine dönüştürülecek</strong>. Bu gözlüklerin sap kısımlarına ise deniz yaşamını sembolize eden mercan, pina, deniz yıldızı, orka ve vatoz figürleri tescil edilecek, ayrıca ağların denizden çıkarıldığı tam coğrafi koordinat bilgileri siber olarak işlenecek. Volkan Narcı, bu entegre çevre modelinin Türkiye'nin <strong>COP31</strong> yolculuğundaki küresel çevre vizyonunu dünyaya kanıtlamak adına tarihi bir tescil adımı olduğunu vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.politikam.com/marmaranin-dibinden-iki-futbol-sahasi-buyuklugunde-olum-tuzagi-cikarildi-gorenler-inanamadi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/06/a-a-20260602-41553793-41553783-m-a-r-m-a-r-a-d-e-n-i-z-i-n-d-e-n-c-a-m-l-i-c-a-k-u-l-e-s-i-n-i-b-a-s-t-a-n-a-s-a-g-i-o-r-t-e-b-i-l-e-c-e-k-b-u-y-u-k-l-u-k-t-e-h-a-y-a-l-e-t-a-g-c-i-k-a-r-i-l-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="69055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu sıradan bir çınar ağacı değil! Tam 854 yaşında]]></title>
      <link>https://www.politikam.com/bu-siradan-bir-cinar-agaci-degil-tam-854-yasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.politikam.com/bu-siradan-bir-cinar-agaci-degil-tam-854-yasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Bu sadece bir çınar değil, kökleri geçmişten bugüne uzanan, zamanın tanığı, doğanın mirası anıt ağaç. Tabiatımızın emanetlerine gözümüz gibi bakıyoruz"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Muğla'nın Yatağan ilçesinde bulunan 854 yaşındaki anıt ağacın hikayesini paylaştı.</strong></p>

<hr />
<p>Bakan Kurum NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, <strong>"Bu sadece bir çınar değil, kökleri geçmişten bugüne uzanan, zamanın tanığı, doğanın mirası anıt ağaç. Tabiatımızın emanetlerine gözümüz gibi bakıyoruz"</strong> ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p>Paylaşımda, Doğal Sit Alanları ve Tabiat Varlıklarını Koruma Daire Başkanı Çağlar Alsancak ile Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Bilal Söğüt'ün, anıt ağaca ilişkin bilgileri ve hikayesini anlattığı görüntülere yer verildi.</p>

<hr />
<p><img alt="A A 20260530 41534278 41534273 B A K A N K U R U M K O R U M A A L T I N A A L I N A N 854 Y A S I N D A K I A N I T A G A C I N H I K A Y E S I N I P A Y L A S T I" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://politikamcom.teimg.com/politikam-com/uploads/2026/05/a-a-20260530-41534278-41534273-b-a-k-a-n-k-u-r-u-m-k-o-r-u-m-a-a-l-t-i-n-a-a-l-i-n-a-n-854-y-a-s-i-n-d-a-k-i-a-n-i-t-a-g-a-c-i-n-h-i-k-a-y-e-s-i-n-i-p-a-y-l-a-s-t-i.jpg" width="3840" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.politikam.com/bu-siradan-bir-cinar-agaci-degil-tam-854-yasinda</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://politikamcom.teimg.com/crop/1280x720/politikam-com/uploads/2026/05/a-a-20260530-41534278-41534275-b-a-k-a-n-k-u-r-u-m-k-o-r-u-m-a-a-l-t-i-n-a-a-l-i-n-a-n-854-y-a-s-i-n-d-a-k-i-a-n-i-t-a-g-a-c-i-n-h-i-k-a-y-e-s-i-n-i-p-a-y-l-a-s-t-i.jpg" type="image/jpeg" length="36807"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
