Yüz günlük suyumuz kaldı a dostlar!

DEDİKODU / MALUM KİŞİ

 

 GEÇENLERDE Ayvalık’a giderken Havran Barajı’na dikkat kesildik.

Kış döneminde karayolunun hemen yanı başına kadar uzanan barajın suları tamamen çekilmiş.. Tepelerin arasında, yoldan görünmeyen yerlerde biraz mavilik.

Gerisi kupkuru.

Orası sulama barajı. Tarlalar sulanıyor. Suyun çekilmesi normal.

Bir de Balıkesir merkezinin içme suyu ihtiyacını karşılayan İkizcetepeler’imiz var.

Barajın üstündeki köprüden geçenler görmüştür; sudan eser yok!

Memleketin orasında burasında bulunan sulama ve içme suyu göletlerinde, barajlarında durum farklı değil.

Yağmur yağmazsa neyle dolacak havzalar?

 

***

EYLÜL ayı ikinci oturumunda, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Erdek’in çamurlu suyu gündeme geldi.

Erdekliler sosyal medyada dalga geçiyormuş artık, “Büyükşehir’in kahve ikramı” diye!..

Çeşmelerden kahverengi su akınca, ne desin millet?

Bunun sebebiyse suyun temizliği için gerekenden daha çok klor kullanılmasıymış.

Fazla klor, eskimiş şebeke borularındaki çamuru, katranı, pisliği söküp alıyormuş. Çeşmeleri açınca akan suyun kahverengi olması bundanmış yani.

Bir de asbestli borular mevzumuz var.

Bu da konuşuldu Büyükşehir Meclisi’nde.

Eski yapıların çoğunda asbestli borular mevcut. Yani kanserojen!

Ne yapmak lazım?

Binalardaki şebeke sistemini yenilemek lazım.

Kır betonları, sök eski boruları, yenilerini göm betona.. Uzun iş.. Pahalı iş…

 

***

BÜYÜKŞEHİR Meclisi’nde, Erdekli Meclis Üyesi Canan Kırdar’ın “çeşmelerden çamur akıyor” diye başlayıp video ile bunu anlatmaya çalıştığı ortamda.. BASKİ Genel Müdürü İzzet Günal neden öyle olduğunu anlatmaya çalıştı.

Yukarıdaki bilgileri verdi.

İzzet Günal, kurduğu onlarca cümlenin arasına kısacık bir cümle daha sıkıştırdı:

“Balıkesir’in yüz günlük suyu kaldı!”

Meclis’te, çoğu dinliyormuş gibi yapıp cep telefonlarını bızıklayan pek kıymetli üyelerden biri bile, “ne yapacağız o zaman” diye sormadı!

Su fiyatlarına zam konusu gündeme gelince hapırıp köpüren arkadaşlar.. Barajın susuzluğuna dair zerre kelâm etmedi.

 

***

BARAJIN dolması için yağmur lazım, kar lazım. İki gıdım yağışla dolmuyor.

İkizcetepeler faaliyete geçtiğinde, yirmi beş yıl su sorunu yaşanmayacağı söyleniyordu.

Yirmi beş yıl çoktan gerilerde kaldı.

Alternatif su kaynakları diyorlar; kaynaklar da kurudu, kuruyacak.

Ne yapalım o zaman?

Barajın kıyısına gidip “yağ yağ yağmur, teknede hamur, tarlada çamur, ver allahım ver, sulu sulu yağmur” şarkısını söyleyelim koro halinde!

 

***

BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın, “su tasarrufu” çağrısına katılıyorum, destekliyorum.

Gereksiz su tüketiminin önüne geçmek lazım.

Tabi bunu, ölümü gösterip sıtmaya razı etmeden yapmak lazım.

“Suya zam yaptık, 5 milyon metreküplük tüketim 1.5 milyon metreküpe düştü” diyor Başkan.

3.5 milyon metreküp tasarruf yapmışız.

Yücel Yılmaz’a göre, “bir şeyin fiyatını arttırırsan değeri de artıyor…”

Su zaten bugün ve yarınların en değerli kaynağı.

Doğruya doğru; biz değersizleştiriyoruz hoyratça kullanarak.

Ne diyor Başkan: “Suyu hoyratça kullanmayın…”

Eh, görüldüğü üzere fiyatını arttırınca, hoyratça kullanımdan vazgeçiyor insanlar.

Bu da bir nevi tehdit aslında.

“Sizi gidi siziiii… Susuzluktan kırılıyoruz, siz hoyratça kullanıyorsunuz… Fiyatını arttırayım da görün bakalım…”

Tarzı değiştirip, daha insani, daha medeni, daha akılcı tasarruf politikaları geliştirmek lazım.

Su tasarrufu çağrısı yapacaksan, bunu gazete, internet, açık hava reklam gereçleri aracılığıyla, el broşürleriyle, ne bileyim diğer reklam materyalleriyle falan yapmak lazım.

Bilboardlardaki “şimdi konuşma zamanı, şimdi bilmem ne zamanı” başlıklı açık hava reklamları yerine, su tasarrufuna dair geliştirilecek slogan ve akılda kalıcı cümleler eşliğinde duyurular yapmakta yarar var.

 

***

Artık bu ülkenin hiçbir yeri için “su sorunu yok” diyemeyiz.

Su her yerde sorun.

Geleceğin savaşları bu yüzden çıkacak. Su havzalarını gözüne kestirenler, ona sahip olmak için çarpışacak.

 

***

BİR DE yağmur sularının depolanması konusu var. BASKİ Genel Müdürü bunun mümkün olmayacağını, teknik açıdan anlatmaya çalıştı Büyükşehir Meclisi’nde.

Tabi vatandaş bireysel olarak yapabilir. Ne bileyim, bahçesine, balkonuna, binasının bir köşesine sistemi kurup yağmur sularını biriktirebilir; eskiden öyleydi ya, evlerin altında sarnıçlar olurdu.

Biriken suyu ister arıt, ister damıt, istersen hiç işlem yapmadan bahçe sulamasında kullan.

BASKİ’nin Balıkesir’in bütünü için böyle bir projeyi yaşama geçirecek gücü yok. Bizim beklentimiz BASKİ’den, sağlıklı kanalizasyon ve içme suyu altyapısı.

 

***

ÖNEMLİ bir sarfiyat olayı da doğalgaz sisteminden kaynaklanıyor.

Hepiniz yaşıyorsunuz; banyoda sıcak suya erişmek için kombiden gelecek sıcak suyu bekliyorsunuz uzun uzun. Bu süre zarfında boşa akıyor çeşmedeki su. Bizim evde banyo üst katta, kombi altta. Suyun ısınması dakikalar sürüyor. Akan suyu kovalara doldur, sonra kullan diyeceksiniz ama, onlarca kovayı nerede depolayacağız küçücük banyoda?

Bu da sıkıntı yani.

Her şeyi milim milim hesaplayan Büyükşehir Belediyesi ve BASKİ, kombiden gelecek sıcak suyu beklerken geçen süreyi ve boşa akan suyun miktarını da hesaplasın.

Su ısınana kadar akan suyun metreküpü üzerinden ortaya çıkacak toplam rakamı doğalgaz şirketinden talep etsin! (Nasıl fikir ama…)

 

***

İŞİN makarası bir yana, su konusunda hepimizin gerçekten tasarruflu olması gerekiyor.

Ne bileyim, az sifon çekin.. Dişinizi fırçalarken çeşmeden su akıtmayın.. Banyoda sabunlanırken suyu kapatın.. Bulaşıkları lavaboda değil makinede yıkayın… Hergün yıkanmayın!

Vesaire vesaire…

 

 

GEÇENLERDE Ayvalık’a giderken Havran Barajı’na dikkat kesildik.

Kış döneminde karayolunun hemen yanı başına kadar uzanan barajın suları tamamen çekilmiş.. Tepelerin arasında, yoldan görünmeyen yerlerde biraz mavilik.

Gerisi kupkuru.

Orası sulama barajı. Tarlalar sulanıyor. Suyun çekilmesi normal.

Bir de Balıkesir merkezinin içme suyu ihtiyacını karşılayan İkizcetepeler’imiz var.

Barajın üstündeki köprüden geçenler görmüştür; sudan eser yok!

Memleketin orasında burasında bulunan sulama ve içme suyu göletlerinde, barajlarında durum farklı değil.

Yağmur yağmazsa neyle dolacak havzalar?

 

***

EYLÜL ayı ikinci oturumunda, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Erdek’in çamurlu suyu gündeme geldi.

Erdekliler sosyal medyada dalga geçiyormuş artık, “Büyükşehir’in kahve ikramı” diye!..

Çeşmelerden kahverengi su akınca, ne desin millet?

Bunun sebebiyse suyun temizliği için gerekenden daha çok klor kullanılmasıymış.

Fazla klor, eskimiş şebeke borularındaki çamuru, katranı, pisliği söküp alıyormuş. Çeşmeleri açınca akan suyun kahverengi olması bundanmış yani.

Bir de asbestli borular mevzumuz var.

Bu da konuşuldu Büyükşehir Meclisi’nde.

Eski yapıların çoğunda asbestli borular mevcut. Yani kanserojen!

Ne yapmak lazım?

Binalardaki şebeke sistemini yenilemek lazım.

Kır betonları, sök eski boruları, yenilerini göm betona.. Uzun iş.. Pahalı iş…

 

***

BÜYÜKŞEHİR Meclisi’nde, Erdekli Meclis Üyesi Canan Kırdar’ın “çeşmelerden çamur akıyor” diye başlayıp video ile bunu anlatmaya çalıştığı ortamda.. BASKİ Genel Müdürü İzzet Günal neden öyle olduğunu anlatmaya çalıştı.

Yukarıdaki bilgileri verdi.

İzzet Günal, kurduğu onlarca cümlenin arasına kısacık bir cümle daha sıkıştırdı:

“Balıkesir’in yüz günlük suyu kaldı!”

Meclis’te, çoğu dinliyormuş gibi yapıp cep telefonlarını bızıklayan pek kıymetli üyelerden biri bile, “ne yapacağız o zaman” diye sormadı!

Su fiyatlarına zam konusu gündeme gelince hapırıp köpüren arkadaşlar.. Barajın susuzluğuna dair zerre kelâm etmedi.

 

***

BARAJIN dolması için yağmur lazım, kar lazım. İki gıdım yağışla dolmuyor.

İkizcetepeler faaliyete geçtiğinde, yirmi beş yıl su sorunu yaşanmayacağı söyleniyordu.

Yirmi beş yıl çoktan gerilerde kaldı.

Alternatif su kaynakları diyorlar; kaynaklar da kurudu, kuruyacak.

Ne yapalım o zaman?

Barajın kıyısına gidip “yağ yağ yağmur, teknede hamur, tarlada çamur, ver allahım ver, sulu sulu yağmur” şarkısını söyleyelim koro halinde!

 

***

BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın, “su tasarrufu” çağrısına katılıyorum, destekliyorum.

Gereksiz su tüketiminin önüne geçmek lazım.

Tabi bunu, ölümü gösterip sıtmaya razı etmeden yapmak lazım.

“Suya zam yaptık, 5 milyon metreküplük tüketim 1.5 milyon metreküpe düştü” diyor Başkan.

3.5 milyon metreküp tasarruf yapmışız.

Yücel Yılmaz’a göre, “bir şeyin fiyatını arttırırsan değeri de artıyor…”

Su zaten bugün ve yarınların en değerli kaynağı.

Doğruya doğru; biz değersizleştiriyoruz hoyratça kullanarak.

Ne diyor Başkan: “Suyu hoyratça kullanmayın…”

Eh, görüldüğü üzere fiyatını arttırınca, hoyratça kullanımdan vazgeçiyor insanlar.

Bu da bir nevi tehdit aslında.

“Sizi gidi siziiii… Susuzluktan kırılıyoruz, siz hoyratça kullanıyorsunuz… Fiyatını arttırayım da görün bakalım…”

Tarzı değiştirip, daha insani, daha medeni, daha akılcı tasarruf politikaları geliştirmek lazım.

Su tasarrufu çağrısı yapacaksan, bunu gazete, internet, açık hava reklam gereçleri aracılığıyla, el broşürleriyle, ne bileyim diğer reklam materyalleriyle falan yapmak lazım.

Bilboardlardaki “şimdi konuşma zamanı, şimdi bilmem ne zamanı” başlıklı açık hava reklamları yerine, su tasarrufuna dair geliştirilecek slogan ve akılda kalıcı cümleler eşliğinde duyurular yapmakta yarar var.

 

***

Artık bu ülkenin hiçbir yeri için “su sorunu yok” diyemeyiz.

Su her yerde sorun.

Geleceğin savaşları bu yüzden çıkacak. Su havzalarını gözüne kestirenler, ona sahip olmak için çarpışacak.

 

***

BİR DE yağmur sularının depolanması konusu var. BASKİ Genel Müdürü bunun mümkün olmayacağını, teknik açıdan anlatmaya çalıştı Büyükşehir Meclisi’nde.

Tabi vatandaş bireysel olarak yapabilir. Ne bileyim, bahçesine, balkonuna, binasının bir köşesine sistemi kurup yağmur sularını biriktirebilir; eskiden öyleydi ya, evlerin altında sarnıçlar olurdu.

Biriken suyu ister arıt, ister damıt, istersen hiç işlem yapmadan bahçe sulamasında kullan.

BASKİ’nin Balıkesir’in bütünü için böyle bir projeyi yaşama geçirecek gücü yok. Bizim beklentimiz BASKİ’den, sağlıklı kanalizasyon ve içme suyu altyapısı.

 

***

ÖNEMLİ bir sarfiyat olayı da doğalgaz sisteminden kaynaklanıyor.

Hepiniz yaşıyorsunuz; banyoda sıcak suya erişmek için kombiden gelecek sıcak suyu bekliyorsunuz uzun uzun. Bu süre zarfında boşa akıyor çeşmedeki su. Bizim evde banyo üst katta, kombi altta. Suyun ısınması dakikalar sürüyor. Akan suyu kovalara doldur, sonra kullan diyeceksiniz ama, onlarca kovayı nerede depolayacağız küçücük banyoda?

Bu da sıkıntı yani.

Her şeyi milim milim hesaplayan Büyükşehir Belediyesi ve BASKİ, kombiden gelecek sıcak suyu beklerken geçen süreyi ve boşa akan suyun miktarını da hesaplasın.

Su ısınana kadar akan suyun metreküpü üzerinden ortaya çıkacak toplam rakamı doğalgaz şirketinden talep etsin! (Nasıl fikir ama…)

 

***

İŞİN makarası bir yana, su konusunda hepimizin gerçekten tasarruflu olması gerekiyor.

Ne bileyim, az sifon çekin.. Dişinizi fırçalarken çeşmeden su akıtmayın.. Banyoda sabunlanırken suyu kapatın.. Bulaşıkları lavaboda değil makinede yıkayın… Hergün yıkanmayın!

Vesaire vesaire…

 

 

Exit mobile version