YANIT YOK!

Geçenlerde, Balıkesir Barosu Staj Ve Eğitim Merkezi’nde mesleğe yeni adım atacak stajyerlere avukatlık, ülkemiz, hak, hukuk, adalet üzerine bir şeyler anlatmam istendi. Eğitim proğramı gereği anlatılacak bir konumuz vardı elbette ama konunun dışına çıkmadan genç arkadaşlarımın görüşlerini öğrenmek ve karşılıklı paylaşıp öğrenmek adına bir soru sordum. “Meslek mi meslektaş mı? Avukat mı, avukatlık mı?..” Soru buydu. Ve genç arkadaşlarımın yüzlerine tek tek bakıp yanıt vermelerini, bir şeyler söylemelerini bekledim.          Yanıt yok…

Bilmeyi, bilgiyi, çözmeyi ve zamanı gerektiren bir soru olsaydı bu suskunluğu belki anlardım. Oysa soru çok açık ve sadece kişisel görüş isteyen bir soruydu.

Yanıt yok…

Bu yanıtsızlığın nedenini, niçinini ve hatta sonuçlarını düşünmeyi ve anlatmayı sonraya bırakıp başka sorularla ve yanıtsız geçen dakikalarla geçtim hayatın içinden.

İnsanın kendine ve aslında hayata sorduğu sorulara yanıt araması, belki de insanın kendine yapacağı en büyük iyiliktir. Sorular sormakla, sorularına yanıtlar ve sorunlarına çözümler aramakla geçen ya da geçecek bir ömrün gerçek anlamıyla yaşanabilir bir ömür olduğunu biliyor muyuz?..

Günümüz insanının kendine ve hayatına dair gerçek ve değerli sorular sormadığı, sorunlarının neler olduğunu ortaya koymadığı, sorunlarına da çözümler aramadığı zamanlarda yaşıyoruz. Günümüz insanı günlük hayatında işine, gücüne ve derdine kolay çözüm olacak soruların ve yanıtların peşinde nicedir. Ekmeğin kaç para olduğu, doğalgaza, benzine, elektriğe, suya ne kadar zam geldiği, üç günlük tatillerin yedi sekiz güne uzatılıp uzatılmayacağı, cezalara af gelip gelmeyeceği, milyon dolarlık sporcunun ülkemize gelip gelmeyeceği, dizideki olayların ne hal alacağı ve benzer nice örnek soru ve sorun günümüz insanının gerçek gündemini oluşturuyor.

Ekmeğin fiyatının neden bu kadar yüksek olduğu, doğalgazın, benzinin, elektriğin, suyun ve temel ihtiyaç maddelerinin neden sürekli zamlandığı, gidilemeyen tatillerin gün sayısını merak etmenin amacı, suçun ülkemizde neden arttığı, kazaların, ölümlerin, cinayetlerin, tecavüzlerin neden normal vakalar olarak sayıldığı ve sürekli arttığı, sporun ve sporcunun neden ülkemizde gelişmediği, televizyonun akşam dizileri ve gündüz proğramları ile insan beynine yaptığı hasarlar ise insanımızın gündeminde yok. İnsanımızın bu sorunlara dair bir sorusu da sorunu da yok.

Sorular soran, sorunlarına çözüm arayan ve emek veren insan mı; günlük telaşların içinde boğulan, düşünmeyen, sorgulamayan ve yaşayıp giden insan mı?..

Yanıt yok…

Exit mobile version