UĞUR TOPRAK! O BİR STAR…

Bu hafta ki “Engelsiz Yaşamlar” yazısına geçmeden önce küçük bir teşekkür ile başlamak istiyorum…

2 yıl önce Balıkesir’de yaşayan Engelli arkadaşlarımızın duygularını, düşüncelerini, yaşadıkları coğrafyadaki güzellikleri ya da sorunları kaleme dökebilecekleri ve bunları yerel gazetelerde yayınlanması için bir proje başlamıştı. Bunu ilk duyduğumda bu proje hayata geçip yakından tanıdığım arkadaşlarımın paylaşımlarını gördükçe çok mutlu olmuştum. Bende yazabilir miydim? Bu sorunun cevabını bilmeden Politika Gazetesi’nden Güzide Sürmelioğlu’na örnek yazdığım bir yazıyı gönderdim ve projeyi anlattım. Alper sende yapabilirsin ve yazılarında inan bir samimiyet ve içtenlik var sakın yazmayı bırakma dediği o günden beri her hafta bilgisayarın karşısına heyecanla geçip yazmaya başladım. Balıkesir de yıllardır büyük bir mücadele örneği gösteren fakat adını maalesef tam anlamıyla duyurmayı başaramayan Süper Ligin tek takımı Balıkesir Büyükşehir Belediye spor Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımını bu sayfamda daha detaylı anlatma şansı yakaladım. Yıllardır çoğu kişinin bilgi sahibi olamadığı bu takım belki de bu sayfalarda daha fazla dikkat çekmeye başladı. “Engelsiz Hayatlar” yazı dizisine başladığım 3 haftalık dönemde Balıkesir’de belki de bilinmeyen hayatların neleri başarabildiğini sizlere yansıtmaya devam ettim. Bana güvenerek bu yolda ilerlemem için verdikleri cesaretten dolayı Tarık Ağabey ve Güzide Ablama teşekkür ediyorum…

 

 

“Engelsiz Hayatlar” da sizlere aktarmaya çalıştığım kişileri seçerken öncelikle hikayelerinin Balıkesir’de başlamasına ve hikayelerinin benimle kesişmesini kriter olarak aldığımı söyleyebilirim. Zorlu hayatların içinde verilen mücadelelerisizlere aktarırken çok ama çok keyif aldığımı da bilmenizi isterim…

Rahmetli Anneannem ve kardeşim ile beraber yaşadığımız benim çocukluğumun ve tüm anıları barındıran evde yaşarken en büyük sıkıntı evin eski yapısından dolayı asansörünün olmaması ve merdivenlerin biraz da dar olmasıydı. Evden çıkmadığım zamanlarda en büyük keyfimiz güzel havalarda balkonda içtiğimiz kahvelerdi. Balkona çıkışta küçük bir yükseklik en büyük engeldi benim için çünkü sandalye kullanmadaki zayıflığım sebebiyle Pamuşum (Anneannem) arkadan destek ile çıkarırdı balkona ve bir kitap verir hem kahve içer sohbet eder o mutfağa yemek yapmaya girdiğinde saatlerce kitap okurdum.

Böyle güzel bir günde balkonda kahvemi içerken aşağıdan 2 gencin okul kıyafetleri ve sırtlarında çanta ile okula giderlerken gördüm. Dikkatimi ilk çeken bu gençlerden birinin ayağını aksayarak yürümesi olmuştu. Heyecanla ve bağırarak seslendim onlara. Tabi ki 3.katta oturmam ve yoldan geçen arabaların korna sesleri benim sesimi bastırmış ve onlara kendimi duyurmakta zorlanmıştım. Beni fark ettiklerinde yukarı çıkabilmelerinde sorun yoksa beklediğimi söylemeye çalıştım ve Sandalyemi de fark ettikleri için benim ricamı geri çevirmeyip yanıma geldiler. Heyecanla onları bekledim aslında beklediğim kişi aksayarak yürüyen adını o anda öğrendiğim Uğurdu. Zühtü Özkardaşlar Lisesi 2.sınıfta okuduğunu ve engelinin doğuştan olduğunu öğrenmem çok zamanımı almadı. Sarıya yakın saçları masmavi gözleriyle o pozitif enerjisi çok hoşuma gitmişti. Birazda kendimi görmüştüm onda… Basketbol Takımını yeni kurduğumuzu anlattım kısaca ve senin gibi pozitif ve genç bir oyuncuya da çok ihtiyacımız olduğunu söyledim kısa konuşmamızda. Yaşamının çoğu zamanını Annesi ile Hastane odalarında geçirdiğini hastanede kaldığı yıllarda tekerlekli sandalye kullandığını ve buna da alışık olduğunu ilerleyen zamanda ondan öğrenmiştim.

 

 

8 Kişi ile antrenmanlara devam ettiğimiz Takımımız artık 9 kişi olmuştu. İkna kabiliyetimin kuvvetli olması mı yada karşıma çıkan bu pozitif insanların bana olan güveni mi bilmiyordum ama genç ve aktif bir genci salona çekebilmenin mutluluğunu yaşıyordum. Haftada 3 gün Toki de yaptığımız antrenmanlara Uğur’u Zühtü Özkardaşlar Lisesinin ön bahçesinden alarak başladık onunla beraber idmanlara. O zaman Antrenörlüğe yeni başlayan Mustafa Hoca’nın da dikkatini çekmişti Uğurdaki yetenek. Takımın en genci ünvanı artık Uğurdaydı. Lisansı çıkmış puanlaması olmuş ve artık 2008-2009 sezonuna hazırdı Uğur Toprak… Tek eksiği kendi ölçüsüne göre olmayan Spor Sandalyesiydi. Ona rağmen isteği ve idmanlarda ki gayreti hepimizi mutlu ediyordu. Bunların arasında ki en büyük güzellik okuldaki arkadaşlarının Uğur için yaptırdıkları Pankartı her maça getirip onun için yaptıkları tezahüratlardı.

  1. Ligde aramızda katılan Uğurda 1. Lige yükselmemizde ki başrol oyuncularından biri oldu. Takımın kaptanı olarak kaldırdığım kupada sevimliliği ve uzun saçları ile en dikkat çeken oyuncuydu. 1.Ligde oynadığımız ilk senede Uğurun performansı gün geçtikçe artıyor ve Milli Takım Antrenörlerinin dikkatini çekiyordu. Genç milli Takım ile Adana da katıldıkları turnuvada aldıkları derece ile sadece bizim değil tüm camianın dikkatini çekmişti ve artık kimsenin durduramadığı bir yükselişe başlamıştı. 1 yıl kaldığımız birinci Ligten Süper Lige çıkışın en büyük kahramanı olmuştu bu geçen kısa zamanda. Büyük takımlardan teklifler gelmeye de başlamıştı. İlk Galatasaray istemişti sonra Beşiktaş… Süper Lige çıktığımız 2-3 sene sayı yükünü çekmeye devam etti. Çünkü yılmadan çalışıyordu. Salonda yer yoksa evinin oradaki parkta antrenman yapmaktan çekinmiyordu. Amacı daha iyi yerlere gelmek ve hayatına daha yukarılarda devam etmekti. Antrenörlüğe başladığım ilk yıl beraber devam ettik ama gelen teklifler Uğurun artık Balıkesir’den çıkmasını ve burada başlayan basketbol hayatına ve bizlere kattığı değeri daha büyük Takımlarda devam etmesi gerektiğini gösteriyordu. O sene basketbol ’un yanına birde bir yıl boyunca haftanın belli günleri çalışmalara aksatmadan gittiğimiz Engelsiz Düşler Tiyatro çalışmalarında canlandırdığı karakter ile de seyirciden tam not almıştı….

 

 

Uğur artık Balıkesir’den kopmuştu.Beşiktaş ile devam edecekti ve başarılarına A Milli Takıma çağrılması da eklendiğinde o yıl elde edilen Avrupa Şampiyonluğu artık ona tüm kapıları açmıştı. Balıkesir Üniversitesi Spor Akademisi kaydını da İstanbul’a aldırmıştı. Hem Beşiktaş Takımın da ki başarıları hem de Milli takımdaki yükselişi gördükçe gurur duyuyordum. Evimin Balkonundan seslendiğim çocuk artık tüm Türkiye’nin konuştuğu Uğurdu. A Milli Takım ile gittikleri Olimpiyat takımında yer aldığında Balıkesir de oturduğu evinin Balkonu na asılan Pankart ile artık sadece bizim değil Tüm Balıkesir’in gurur kaynağıydı.

En büyük hayalinden biri de tuttuğu takım olan ve T.S Basketbolun da başarıları ile ekol olmuş Galatasaray’a transfer olması da çok uzun sürmedi. Artık hayallerine ulaşmıştı Uğur Toprak… Ama içinde oluşan umutları bitmemiş artık yarım kalan Avrupa hayaline ulaşmak kalmıştı. Milli Takım da ki vazgeçilmez 3 Puanına Almanya’nın en iyi takımından teklif gelmişti. Düşünmeden kabul etti. Ve o artık Türkiye’nin sınırlarını aşan bir yıldız olarak tarihe geçti…

Bu başarı hikayesini sizlere anlatırken o yılları yaşayarak yazdım. Çünkü o mütevaziliğini kaybetmeden basamakları tek tek aşarak bugünlere geldi. Onunla ne kadar gurur duysak azdır….

 

Exit mobile version