TAKSİT TAKSİT SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI!

Siyasetçisinden, sanatçısına, sporcusuna toplumda kanaat önderi sayılan isimler mesaj verme yarışına girerek; Evde hayat var, evde kal, hayat eve sığar… mesajları veriyor.
İtalya, Fransa, İspanya, Hindistan ve birçok ülke gibi sokağa çıkma yasağı uygulanması ısrarlarına rağmen Cuma günü kısmi, kontrollü sokağa çıkma uygulamasına geçildi, resmi olarak sokağa çıkma yasağı getiril(e)medi. Bu ısrar geçmişten bugüne sıkıyönetim uygulamalarına olan karşıtlıklarından mıdır yoksa sokağa çıkma yasağının uygulanmasından doğacak ekonomik yükten korktuklarından mıdır? Bir türlü sokağa çıkma yasak kararı alınmadı ama sokağa çıkmak fiilen yasak. Şehirlerarası toplu ulaşım tamamen kaldırıldı. Seyahatler mülki idare amirliklerinden alınacak seyahat izin belgesine bağlandı.
Diğer tedbirlerin taksit taksit uygulandığı gibi sokağa çıkma yasağı da taksit taksit uygulanıyor. Sokağa çıkmak yasak değil; ama hızlı yürümek, spor kıyafetli yürümek, sahile, ormana, piknik alanlarına tek başınıza yürüyüş içinde olsa gitmek yasak. Üzerinizde eşofman sahilde veya yol boyunda hızlı adımlarla yürüdüğünüzü gördüler mi cezayı yiyorsunuz.
Meral Akşener OHAL ilan edilmeli, sokağa çıkma yasağı uygulanmalı diyor.
Bilim Kurulu üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ‘’Çok kritik bir dönemdeyiz. Hastalığın ‘peak’ noktası yani en üst seviyesine ulaşması an meselesi. Bu nedenle önümüzdeki 5 gün hayli önemli. Hastalığı kontrol etmek için tedbirleri daha sıkı almazsak bu noktadan sonra virüsün yayılmasının kontrol edilebilmesi daha güç hale gelebilir. Yani sokağa çıkma yasağı uygulansın OHAL ilan edilsin diyor.
Ama yönetenler; vatandaş kendi OHAL’ini ilan etsin demeye devam ediyor.
Evde kal, hayat eve sığar demek kolay bu önerileri yapanlar kadar hayatın şartlarına evde kalanlar da sahip olabilselerdi, hayat evde kal diyenlere kolay olduğu kadar evde kalmak zorunda kalanlara da kolay olsaydı eğer…
İş derdi. Elektrik, doğalgaz, telefon, internet faturaları ödeme, kira sorunu olmayan.
Gıda ve hayati ihtiyaçlarını uzun süreli stoklayanların evde kal; evde hayat var demesi kolay.
Günlük kazançla ihtiyaçlarını karşılayacak olanlar ne yapsın? Onlar için hayat eve sığmıyor!
Ekranlara yansıdı, kapanan işyerleri sonrası işini kaybedenlerin İŞ-KUR önünde işsizlik maaşı ve kısa çalışma ödeneğine başvuru yapabilmek için uzun kuyruklar oluşturduğunu; bende evden çıkmaya hevesli değilim, bende evde çocuklarımla olmak isterim ama işim, gelirim yok diyeni görmesi gerekenlerin dışında herke gördü.
Kanada Başbakanı Trudeu’nun ‘’Parayı düşünmeyin, işi mi kaybeder miyim diye korkmayın. Siz sağlığınızı düşünün. Para bizim işimiz. Size destek için 83 milyar dolar ayırdık, bu da gelirimizin ancak yüzde üçü’’ dediği.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ‘’Hangi büyüklükte olursa olsun, hiçbir işyeri iflas tehlikesi yaşamayacak, hiçbir Fransız gelirsiz bırakılmayacak, şirketlerle alakalı vergi ve sosyal yükümlülükleri istisnai olarak erteleyerek banka ödemelerini geciktirip, kredi imkanı sağlayacağız. Banka kredileri için 300 milyar avro devlet garantisi vereceğiz. Ekonomik durumu zor olan küçük işletmelerden, vergi ve sosyal güvenlik payı almayacağız. Su, doğalgaz ve elektrik faturaları askıya alınmalı’’ dediği.
Almanya Şansölyesi Angela Merkel’ın halkına benzer şeyleri söylediği gibi söyleseydiniz.
Siz bunlara benzer umutları artıran, geçim kaygılarını giderecek öneriler yaptığınız halde mi insanlar sokağa keyfiden çıkıyor, yoksa zorunluluktan mı çıkıyor.
Açıklanan 100 milyarlık (14 milyar dolar) sözde ekonomik paket derde deva olacak sorunları çözecek bir paket değildi. Açıklanan rakam gelirin sadece yüzde biriydi, paket genişletilmeliydi 250-300 milyara çıkarılmalıydı.
Siz ne yaptınız?

 

DEVLETİN FİTRE VE ZEKATA MUHTAÇ OLDUĞUNU İLAN ETTİNİZ
Bütün ekonomistler tek tek veya grup olarak önerilerini toplumla sürekli paylaşıyor. Merkez Bankası’nın para basması gerektiği, ABD ve birçok ülkenin uyguladığı gibi her bireye doğrudan (Helikopter para) ekonomik yardım yapılması gerektiği önerileri. Ve aralarında Korkut Boratav, Tamer Timur, Bilsay Kuruç Oğuz Oyan ve Mustafa Sönmez’in yer aldığı 14 sosyal bilimcinin salgına karşı halkın karşılanması gereken taleplerini 22 maddeyle duyurdu.
Ülkeyi yönetenler duydu mu, tam aksine halka pamuk eller cebe dedi.
Ak akçe kara gün için derler, demek ki; kara günler için ak akçeler biteli çok olmuş!
Hani biz IMF’ye 5 milyon dolar-avro verebilecek güçteydik? Hani bütün dünya ülkeleri bizi kıskanıyordu?
Dünya ülkeleri tarafından kıskanılan ülkenin yöneticisi; Ramazan’ı beklemeden ‘Fitre ve Zekâtlarınızı’ devlete bağışlayın diyor. Bir ara futbolcularının maaşlarını ödeyemeyen futbol kulüpleri taraftarlarından yardım kampanyaları ile bağış topluyordu.
Şimdi devlet koronovirüsle mücadelede mağdur olan halkına, kapanan iş yerlerine, işini kaybeden emekçilere verecek parası kalmamış ki, para verebilmek için; Biz Bize Yeteriz Türkiye’m adıyla, Korona yaz 8119’a gönder, 10 TL Bağış yap, kampanyası başlattı. Acıklı bir durum!
Muhalefet belediyelerinin başlattığı dayanışmaya alternatif olarak başlatılması, muhalefet belediyelerin hesaplarına bloke konması; sözün bittiği yer, ayrıca yazacağız.
Biz bize yeteriz. Muhalefet belediyeleri üzerinden muhalefete cephe aldığınıza göre; Biz’den kastınız sadece kendiniz misiniz? Peki o biz’inizin içindeki ihaleleri verdiğiniz, zengin ettiğiniz dönem zenginleriniz nerde? Hani her işten-işlemden kaynak transferi yaptığınız vakıflarınız nerde?
En birlik olunması gereken yüzyılın kriz gününde bile toplumu bölmeyi ayrıştırmayı başardınız! Toplum ne olursa olsun hiç umurunuzda değil, tek derdiniz var o da iktidarınızı sonsuza kadar sürdürmek!
Adı konmamış sokağa çıkma yasağında evde kalanlara akıl sağlığı dilerken esas akıl sağlığı dilenmesi gereken ülke yöneticilerine akıl sağlığı dilemeyi unutmuşuz!

Exit mobile version