KAHT-I RİCAL: ADAM KITLIĞI…

Kaht-ı Rical, Arapça kökenli ve günümüze kadar gelmiş Osmanlıca bir sözcük…

Kaht, kıtlık veya kuraklık anlamına geliyor…

Rical ise yetişmiş, liyakat sahibi, elinden iş gelen adamı ifade ediyor. Aslında burada ki adamın cinsiyetle bir alakası yok…

Daha çok Devlet katında kullanılan bir sözcük olduğu için Kaht-ı Rical, Devlet Adamı Kıtlığı anlamına geliyor…

Osmanlı İmparatorluğunu çökerten nedenlerin en başında Kaht-ı Rical yani Devlet Adamı Kıtlığı gelir…

Uzun uzun Osmanlının Çöküşündeki rolü ile ilgili tarih dersi vermektense, Padişah Üçüncü Mustafa’nın, Kaht-ı Ricalden şikayet ettiği şiirini size aktarayım…

Düzeleceğini zannetmeyin, dünya yıkılıp gidiyor;
Alçak felek devleti aşağılık adamlara teslim etti.
Mutluluk kapılarında şimdi bu aşağılık, âdî adamlar dolaşıyor
İşimiz artık Allah’ın merhametine kaldı.

Demiş, Üçüncü Mustafa…

Demiş demesine de, adam padişah, kimi kime şikayet ediyor? Kendisini kendisine şikayet etmiş, kendisine kendisi muhalefet ediyor…

Osmanlı döneminde, gerçeği gören sadece Üçüncü Mustafa değil. II. Abdülhamid’de aynı dertten muzdarip ve memlekette “kaht-ı ricalin” var olduğunu söylüyor…

Osmanlıda durum bu da günümüz Türkiye’sinde durum farklı mı sanki…

Osmanlı tarihinde, halk en azından padişah veya padişah dışında büyük devlet adamlarını gördü…

Cumhuriyet tarihinde ise Atatürk dışında nesiller ne yazık ki iyi bir devlet adamı göremedi…

Hani her şeyin başı eğitim deriz ya; bu sözün doğruluğunu ispatlayanda, Kaht-ı Ricalden şikayetçi olan II. Abdülhamid’dir.

Konumuz dışı olduğu için günahını, sevabını, bir tarafa koyarsak, eğitimin ne denli önemli olduğunu kavrayan II. Abdülhamid, eğitim müesseslerinde reforma giderek çağı yakalamayı hedeflemiştir…

Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Fevzi Çakmak ve daha niceleri işte bu reforma gidilen eğitim müesseslerinde yetişen ve Osmanlının küllerinden Türkiye Cumhuriyetini kuran devlet adamlarıdır…

 

 

Peki, bir Devlet Adamında olması gereken nitelikler nelerdir?

Bu sorunun en güzel tanımını, günümüzden neredeyse 13 asır önce yaşamış ünlü Türk Düşünür ve Bilim Adamı Farabi şu şekilde yapmış…

“ İyi bir Devlet Adamı, yalan ve yalancılardan uzak olmalı, doğruları sevmeli ve doğruluktan ayrılmamalıdır, kavrayışı yüksek ve hafızası güçlü olmalıdır, güzel konuşmalı, zulüm ve zalimlerden nefret etmeli, adaleti ve adilleri sevmeli, yumuşak başlı ve ılımlı olmalı, kendisinden adalet istenince inatçı olmamalı ve kötülük yapması istenince de buna şiddetle karşı koymalıdır.”

Günümüzde var mı böyle devlet adamları?

Hadi bu sorunun cevabını Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak’tan alalım…

Bundan iki ay önce MAG Danışmanlık tarafından yapılan anket sonuçlarını yorumlayan Dilipak, “Aslında bir ‘kaht-ı rical’ dönemi yaşıyoruz” diyor…

Abdurrahman Dilipak haklıysa, yerelden genele, aşağıdan yukarıya, bu ülkenin yönetim kademelerinde Kaht-ı Rical dönemi yaşanıyorsa; yani günümüz Türkçesiyle Yönetici ve Devlet Adamı Kıtlığı yaşanıyorsa;

Söylenebilecek tek söz YÖNETEMİYORSUNUZ olur…

Çözüm?…

Biran önce erken seçim…

Exit mobile version